(ANKARA) - Türkiye Komünist Partisi (TKP) Anıtpark'ta 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü kutlamak için miting düzenledi. Konuşmacılar arasında yer alan inşaat işçisi Murat Tanksavar, hesap soran, boyun eğmeyen, sarı sendikaların yazdığı metne kanmayan, kendi yüzüyle hesap soran 1 Mayıs'ı yaşamaya geldiğini belirterek 'İş cinayetinde kaybettiğimiz, katilleri olan patronlardan hesap soruncaya dek ant içtik. Biz boyun eğmeden dimdik duracak, onlar o yarattığı karanlıktan gömülünceye kadar duracağız' dedi. TKP Merkez Komite Üyesi Ali Ufuk Arikan da, 'Emeğimize, yaşamımıza, hayatımıza çöken arsız bir düzen bizi sömürüyor, öldürüyor. Bugün ülkemizde geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31,5'a çıkmış durumda. 12 milyon 850 bin işsiz var' diye konuştu.

TKP, Anıtpark'ta 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü kutlamak için miting düzenledi. Mitingde, Grup Günyüzü sahne aldı. Programda konuşan işçiler Cansu Köysüren ve Sefa Yarar, 1 Mayıs'a ilişkin bir manifesto okudular. 

Manifestoda, şunlar kaydedildi:

'Patronlar bizden daha zeki oldukları için mi kasaları doluyor? Örneğin Türkiye'nin en zengin yüzde 1'lik kesimi nasıl oluyor da toplam zenginliğin yüzde 40'ına sahip oluyor? Bu oluyor çünkü biz işçiler, emekçiler çalışıyoruz. Onlar zenginleşiyor. Bu kadar basit. Bizim sırtımızdan kasaları doluyor ve buna 'serbest piyasa ekonomisi' diyorlar. Sömürü serbestliği, emek hırsızlığı serbestliği. Biz bu serbestliği reddediyoruz. Patronların bizden çalışkan ya da zeki olduğu iddiasını da reddediyoruz. Bize verdikleri kırıntılarla yaşamayı da reddediyoruz. Bu eşitsizlik ve adaletsizliğe boyun eğmeyeceğiz. Eşitsizliğin ve adaletsizliğin nedenlerini ortadan kaldıracağız. Fabrikaların, bankaların, madenlerin, büyük holdinglere değil emekçilere ait olduğu bir toplumsal düzeni kuracağız. Eğitim ve sağlığın ticaret konusu olmadığı, insanların ısınma, barınma, haberleşme, ulaşım ve temiz besin maddelerine erişiminin güvence altına alındığı gelişkin bir düzen kuracağız. Bu düzenin adı sosyalizmdir.

Sosyalizm, cumhuriyeti bugünkü halinden çıkarmanın da tek yoludur. Laikliği ortadan sömürü sürsün diye kaldırdılar. NATO'ya halkımızın uyanışı engellensin diye girdiler. Egemenliğimizi çok uluslu tekellerin çıkarlarına terk ettiler. Bugün işçi ve emekçi sınıflar meseleye el koymadığı takdirde Türkiye'nin sanayileşmiş, laik, bağımsız, egemen bir ülke olması mümkün değildir. Biz toplumun büyük bir çoğunluğuyuz. Biz kadın ve erkek işçileriz. Biz emeklileriz. Biz hem okuyup hem çalışan öğrencileriz. Biz işsiz bırakılanlarız. Biz yoksul köylüleriz. Biz üreten ve yaratan bir sınıfız. Etnik kökenlerimiz ne olursa olsun aynı aynı çıkarlara sahip olan milyonlarız. Hakkımızı istiyoruz. Ülkemizi istiyoruz. İktidarı istiyoruz. İstediğimizi alacağız ki sevgili ülkemiz memleketi Türkiye karanlıktan çıksın. Hırsızlardan, soygunculardan, katillerden, zorbalardan arınsın. Yurttaşlarına refah, kardeşlik, özgürlük ve gurur versin. İşte bunun için yaşasın 1 Mayıs.'

Tanksavar: İş cinayetinde kaybettiğimiz, katilleri olan patronlardan hesap soruncaya dek ant içtik'

İnşaat işçisi Murat Tanksavar, hesap soran, boyun eğmeyen, sarı sendikaların yazdığı metne kanmayan, kendi yüzüyle hesap soran 1 Mayıs'ı yaşamaya geldiğini belirterek, 'İş cinayetinde kaybettiğimiz, katilleri olan patronlardan hesap soruncaya dek ant içtik. Biz boyun eğmeden dimdik duracak, onlar o yarattığı karanlıktan gömülünceye kadar duracağız. Size sözümüz var yoldaşlar. Bu karanlık düzeni yıkacağız. Yeni, güzel, aydın bir dünya inşa edeceğiz. Fabrikalardan, tarlalardan siyasi iktidara her şey emeğin oluncaya dek yaşasın 1 Mayıs' dedi.

Karataş: Bizler emekliler ve kadınlar, yaşamaktan utanmak istemiyoruz

Emekli Özdan Karataş da emekli ve kadın olmanın bu düzende ne demek olduğunu herkesin çok iyi bildiğini belirterek 'Bizler bu ülkenin yollarını, fabrikalarını yapanlarız. Bizler bu ülkenin okullarını, hastanelerini kuranlarız. Bizler bugünün gençlerini yetiştirenleriz. Bizler üreten, var eden, sahip çıkanlarız. Bugün ise bu düzende yaşadığımız yalnızca yoksulluk değil. Aldığımız nefesi yük görüyorlar. Bizi kullanamıyorlarsa yaşamayı da hak görmüyorlar. Hele bir de kadınsak nasıl nefes alacağımıza da karar vermek istiyorlar. Sevgili dostlar, bizler emekliler ve kadınlar yaşamaktan utanmak istemiyoruz' dedi.

Torunları, çocukları büyütmek, bu aydınlık mücadelesine katılabilmek, el açmadan omuz vermek istediklerini belirten emekli Karataş, şu ifadelere yer verdi:

'Ulusun ücra sokaklarındaki otel odalarında yaşamaya zorlanıp lütufmuş gibi verdikleri otobüs kartları bir tecrit planına dönüştü. Otobüs kartı kullanma zamanları dışında toplu taşımalarda yadırganıyoruz. Barınma hakkı yok. Ulaşım hakkı yok. Yaşam hakkı yok. Bu düzenin yarattığı haksızlıkları, yoksulluğu emekli kardeşlerim tek öğünü olan poğaçayı yanına içecek alamadan yerken kaybettiğimiz emekli dostumuzu hatırlayın. Öldürülen onlarca kadını hatırlayın. Biz hiç unutmuyoruz. Bu sebeple öfkeliyiz ama buradaki bu kararlı kalabalığa bakınca öfkemiz umuda dönüşüyor. Bu sebeple bu kürsüye bize reva görülen yaşama anlatmaya çıkmadım. Bize çocuklarımıza ait olanı geri almak için bu düzenden hesap sormaya kararlı olduğumuzu paylaşmak istedim. Korksunlar bizden dostlar. Şaltere uzanan elden korktukları gibi milli mücadelede sırtında top mermi taşıyanlardan korktukları gibi korksunlar. Haziran'da şehirleri aşıp gelenlerden korktukları gibi Eskişehir'den yürüyen madencilerin ayağa kalkmaları ve hakkını aramalarından korktukları gibi korksunlar. Bizler emekli halde çalışmaya devam ediyoruz.'

Arikan: Emeğimize, yaşamımıza, hayatımıza çöken arsız bir düzen bizi sömürüyor, öldürüyor

TKP Merkez Komite Üyesi Ali Ufuk Arikan da sınıfa karşı açık bir savaş olduğunu kaydederek 'Emeğimize, yaşamımıza, hayatımıza çöken arsız bir düzen bizi sömürüyor, öldürüyor. Bugün ülkemizde geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31,5'a çıkmış durumda. 12 milyon 850 bin işsiz var. Kadınlarda bu oran yüzde 40'ın üzerinde. Çalışmaktan umudunu kesen 7 milyonlar geri kalan 5 milyon 500 bin kişi iş bulmak için umutsuzca mücadele etmeye devam ediyor buradakiler gibi... Bu bir tarafa bir yandan da çalışanlar, buradaki kürsü sözünü kullanan işçiler var' dedi.

Asgari ücretin 28 bin lira olduğunu hatırlatan Arikan, '20 bin  lira emekli maaşı... Dostlar, bu memlekette bugün açıkladılar. Açlık sınırı sadece 4 kişilik dahilinin yaşam sınırı 34 bin lira. Yoksulluk sınırı 112 bin lira, 20 bin lira emekli maaşı verecekler, 28 bin maaş verecekler. Susup oturmamızı bekleyecekler. Bir yandan bunu istiyorlar ama aynı sırada milyonlarca emekçi bunları yaşarken kendileri neler yaşıyorlar? Bu memleketi AKP'ye bu iktidarı teslim edenlerin başında olanlardan Koç Grubu. Geçtiğimiz yıl yüzde 1127 kar açıkladılar' diye tepki gösterdi.

Arikan, emekçilerin ödediği brüt ücretinden verginin yüzde 15 olduğunu belirterek 'Bu alçaklar gelirlerinin yüzde 1'ini vergi olarak veriyorlar. Hem hayatlarımıza, hem yaşamlarımıza çöküyorlar. Hem de bizim üstümüzden büyük bir sefa sürüyorlar. Bugün bu yüzden kavga günü dostlar' ifadelerini kullandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Eskişehir Kırka'da Eti Maden Bor İşletmesi'ni ziyaret etti
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Eskişehir Kırka'da Eti Maden Bor İşletmesi'ni ziyaret etti
İçeriği Görüntüle

Oyan: Toplumun yüzde 75'i milli gelirin yüzde 35'inden fazlasına çıkamıyor

Sözlerine Prof. Dr. Korkut Boratav'ın selamını ileterek başlayan THTM Yürütme Kurulu Üyesi Oğuz Oyan, Türkiye'de ücretli emek artık çalışanların yüzde 75'inden fazlasını oluşturduğunu söyleyerek 'Toplumun büyük bölümü ücretli emek statüsünde gerek mavi gerek beyaz yakalı ama biz bu ayrımı yapmıyoruz. Hepsi emekçi. Toplumun yüzde 75'i milli gelirin yüzde 35'inden fazlasına çıkamıyor. Bazen yüzde 25'ine kadar iniyor. Milli gelirde ücretin payı, ücret gelirlerinin payı üçte biri pek aşmıyor. Bu nasıl bir düzen? Bunun adı kapitalist düzen tabii ki. Bir taraftan yüzde 75,  yüzde 30'larda bir milli gelir payı alıyor ama öbür taraftan aynı ücretliler gelir vergisinin yüzde 80'de ödüyorlar. Bu nasıl adalet? İşte bu, bu düzenin adaleti' diye konuştu.

Varlıklı kesimlerin vergi ödemediğine dikkat çeken Oyan, 'Toplumun en az gelire sahip ücretli kesimleri ve ücretli bile olmayan kesimler vergi yükünde birinci sırada yer alıyorlar. Ama öbür taraftan da Türkiye yeni dolar milyarderleri kazanıyor. Her yıl daha fazla dolar milyarderi oluşuyor. Bir tarafta yoksulluk büyürken bir taraftan da o varlıklı kesimlerin varlıkları büyümeye devam ediyor. Milyoner olmak yetmiyor artık milyarderler üretiyoruz. Bununla övünenler de var tabii. Kendileri pek varlıklı olmayıp da 'bak ne güzel ülkemizde milyarderler yetişiyor' diye övünenler var. Bunlar tabii iktidarın eteklerinde makam ya da başka türlü rant parsellerine talip olanlar, onların peşinde olanlar' dedi.

 'Yüz madenci Türkiye'yi dize getirdi hem sermayeyi hem bu sermayenin iktidarını'

Oyan, yeniden bir varlık barışının geldiğini belirterek şöyle konuştu:

'Varlık barışında sıfır vergiyle ya da yüzde 1 gibi ufak vergilerle bütün kirli paraların aklanacağı yeni bir düzen kuruluyor. Her iki yılda bir varlık barışlarıyla. Emekçiler ancak mücadele ettikleri sürece amaçlarına, hedeflerine ulaşabilirler. Bu Doruk Madencilik olayında ortaya çıktı. Emekçiler mücadeleyi Ankara'ya taşıdıkları için başarılı oldular. Bu emekçiler Eskişehir'de mücadeleye devam etseler, orada sürdürseler bu başarıyı elde edemeyeceklerdi. Çünkü burada aslında dize getirilen şey patronun kendisi olmaktan ziyade iktidar oldu. Daha büyük bir hedefi dize getirdiler. Sermayenin kendisi de kalsa muhtemelen geri adım da atmayabilirdi çünkü arkasında sermayenin iktidarı vardı fakat çok rahatsız oldular. Yıldızlar Holding değil ama sermaye kesiminin tamamı çok rahatsız oldu. Yüz madenci Türkiye'yi dize getirdi. Hem sermayeyi hem bu sermayenin iktidarını. Bu yayılır mı diye çok korktular. Korktukları için taviz verdiler. Geri adım attılar. Dikkat edin, geri adım attılar ama Yıldızlar Holding'e yeni teşvikler vererek geri adım attırdılar o sermayeye.'

Miting, Grup Günyüzü şarkıları ile sonlandı. 

 

Kaynak: ANKA