ABD’nin Hawaii eyaletinde 1962 yılında avcılık amacıyla doğaya bırakılan 67 kalij sülünü, yıllar içerisinde adanın geniş bir bölümüne yayıldı. Başlangıçta küçük bir ormanlık alanda yaşamlarını sürdüren kuşların, zamanla istilacı bitkilerin tohumlarını taşıyarak bölgedeki ekolojik dengeyi etkileyebileceği belirlendi.
Himalayalar’a özgü olan kalij sülünlerinin yayılışını ve beslenme alışkanlıklarını inceleyen araştırmacılar, kuşların yalnızca yeni yaşam alanlarına yerleşmekle kalmadığını, aynı zamanda adaya sonradan getirilen bazı bitki türlerinin yayılmasında da rol oynayabileceğini ortaya koydu.
1962 yılında adaya 67 sülün bırakıldı
Kalij sülünleri, 1962 yılında Hawaii Adası’ndaki Puu Waawaa Çiftliği sahipleri tarafından yürütülen av hayvanı yetiştirme ve doğaya bırakma programı kapsamında bölgeye getirildi.
ABD’nin Michigan ve Texas eyaletlerindeki üretim çiftliklerinden temin edilen toplam 67 kuş, adadaki belirli bir ormanlık alana bırakıldı.
Kuşlar ilk yıllarda bırakıldıkları bölgeden fazla uzaklaşmadı. Yaklaşık beş yıl boyunca, adaya dışarıdan getirilmiş ağaç türlerinin oluşturduğu küçük bir korulukta yaşamlarını sürdürerek çoğaldılar.
Araştırmacılar, Hawaii Adası’nda günümüzde bulunan kalij sülünlerinin bu ilk 67 kuştan türemiş olabileceğini değerlendiriyor.
Her yıl yaklaşık 8 kilometre yayıldılar
İlk yıllarda sınırlı bir bölgede yaşayan kalij sülünleri, zaman içerisinde adanın farklı kesimlerine ulaşmaya başladı.
1984 yılında yayımlanan araştırmaya göre kuşların yayılma hızı yılda yaklaşık 8 kilometreye ulaştı.
Sülünler, deniz seviyesinden 450 metre ile 2 bin 150 metre arasındaki yükseltilerde bulunan başlıca ormanlık alanların büyük bölümüne yerleşti.
Popülasyonun giderek genişlemesi sonucunda kuşlar, Hawaii Adası’ndaki Volcanoes Ulusal Parkı çevresinde de yaygın olarak görülmeye başlandı.
Kalij sülünleri, 1977 yılında Hawaii’de yasal olarak avlanabilen hayvan türleri arasına alındı.
Asıl sorun beslenme alışkanlıklarında ortaya çıktı
Araştırmacıların dikkatini çeken önemli bulgulardan biri, kalij sülünlerinin tükettiği besinlerin büyük bölümünün Hawaii’ye özgü olmayan türlerden oluşması oldu.
İncelenen 44 sülünün yüzde 82’sinin midesinde, banana poka olarak bilinen istilacı sarmaşık türünün meyveleri ve tohumları tespit edildi.
Çarkıfelekgiller ailesine ait olan banana poka, Hawaii’deki yerel bitki örtüsünü tehdit eden istilacı türler arasında gösteriliyor.
Araştırmada, sülünlerin tükettiği bitkisel besinlerin yüzde 63’ünün adaya dışarıdan getirilmiş türlerden oluştuğu belirlendi.
Kuşların başlıca hayvansal besinlerinin ise yüzde 83’ünün yine Hawaii’ye özgü olmayan canlılardan meydana geldiği kaydedildi.
Bu veriler, kalij sülünlerinin adaya sonradan getirilen bitki ve hayvan türleriyle yoğun biçimde beslendiğini gösterdi.
Bir kuşta yüzlerce istilacı bitki tohumu bulundu
Araştırma kapsamında kuşların sindirim sistemleri de incelendi.
Bazı sülünlerin taşlıklarında 100’den fazla banana poka tohumu tespit edildi. Bunun yanı sıra başka bir istilacı bitki türüne ait birkaç bin tohumun da tek bir kuşta bulunabildiği belirlendi.
Kuşların beslenme sırasında tükettiği tohumların tamamı sindirim sisteminde parçalanmıyor.
Bazı tohumlar zarar görmeden sindirim kanalından geçerek dışkıyla doğaya bırakılabiliyor.
Bu durum, kuşların beslendikleri bitkilerin tohumlarını farklı bölgelere taşımasına ve uygun koşullarda yeni bitkilerin yetişmesine olanak sağlayabiliyor.
İstilacı bitkilerin yayılmasına katkıda bulunabilirler
Kalij sülünlerinin geniş alanlarda hareket etmesi ve istilacı bitkilerin meyveleriyle beslenmesi, araştırmacılar tarafından önemli bir ekolojik risk olarak değerlendirildi.
Özellikle banana poka gibi yerel bitki örtüsü üzerinde baskı oluşturabilen türlerin tohumlarının taşınması, bu bitkilerin yeni alanlara ulaşmasını kolaylaştırabiliyor.
Araştırmacılar, sülünlerin istilacı bitkilerin yayılmasına katkıda bulunabileceği uyarısında bulundu.
Bu nedenle başka bölgelere taşınacak kalij sülünlerinin, banana poka bitkisinin bulunmadığı alanlardan seçilmesi önerildi.
Böylece istilacı bitki tohumlarının kuşlarla birlikte yeni yaşam alanlarına taşınması riskinin azaltılması amaçlandı.
Hawaii’nin doğal yaşamı nasıl etkileniyor?
Hawaii, coğrafi olarak izole bir ada ekosistemine sahip olması nedeniyle kendine özgü çok sayıda bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor.
Adalara dışarıdan getirilen türler, yeni yaşam alanlarında doğal rakiplerinin veya popülasyonlarını sınırlayan unsurların az olması durumunda hızla çoğalabiliyor.
Kalij sülünleri örneğinde ise yalnızca kuşların çoğalması değil, beslenme yoluyla başka istilacı türlerin yayılmasına yardımcı olma ihtimali de gündeme geliyor.
Ancak araştırmacılar, kalij sülünlerinin Hawaii ekosistemine verdiği zararın toplam boyutunun kesin olarak belirlenemediğini ifade ediyor.
Bu nedenle kuşların istilacı bitkilerin yayılmasında rol oynayabileceğine ilişkin bulgular, doğrudan bütün ekolojik değişimlerin bu türden kaynaklandığı anlamına gelmiyor.
64 yıl önce başlayan süreç araştırmalara konu oldu
1962 yılında yalnızca 67 kuşun doğaya bırakılmasıyla başlayan süreç, yıllar içerisinde Hawaii’nin geniş ormanlık alanlarına yayılan bir popülasyonun oluşmasına neden oldu.
1984 yılında yayımlanan araştırma, kalij sülünlerinin yayılma hızını ve beslenme alışkanlıklarını ortaya koyarken istilacı bitki tohumlarının taşınması ihtimaline de işaret etti.
Bugün yeniden gündeme gelen araştırma bulguları, bir bölgeye dışarıdan getirilen hayvanların zaman içerisinde yalnızca kendi popülasyonlarıyla değil, beslendikleri bitki türleri üzerinden de ekosistemi etkileyebileceğini gösteriyor.




