Haber: Burcu ÖZKAYA GÜNAYDIN

(HATAY) - Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ) Türkiye Ülke Direktörü Robert Kunne, 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen yaklaşık üç yılda büyük ölçekli yatırımların hayata geçirildiğini, konut inşaatlarının gerçekleştirildiğini belirterek, 'Bununla birlikte, gelinen aşamada bir sonraki kritik adımın, ekonomik toparlanmayı sistematik ve stratejik bir biçimde yönlendirmek olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, yatırımların ekonomik iyileşmeye kanalize edilmesi ve yeni istihdam olanaklarının oluşturulması büyük önem taşımaktadır' dedi. 

Kunne, Avrupa Birliği (AB) tarafından desteklenen 'Yerel Kamu Hizmetleri İçin Katılımcı, Kapsayıcı ve Yeşil İyileştirme Projesi' (PACE)  kapsamında düzenlenen ve 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerin toparlanma süreçlerinin ele alındığı etkinlik dolayısıyla bulunduğu Hatay'da ANKA Haber Ajansı'na açıklama yaptı.

PACE projesinin AB ve Alman hükümeti tarafından finanse edildiğini belirten Kunne, programın Türkiye'deki ulusal ve yerel paydaşlarla tam bir eşgüdüm içinde yürütüldüğünü vurguladı. Kunne, projenin temel misyonunu şu sözlerle aktardı:

'PACE, Şubat 2023 depremleri sonrasında ağır şekilde etkilenen bölgelerin iyileşme sürecini desteklemeyi amaçlayan temel programlardan biridir. Söz konusu bölgeler, depremin yarattığı yıkımın etkilerini hâlen yoğun biçimde hissetmekte olup, program aracılığıyla bu bölgelerde yaşayan insanların ekonomik olarak toparlanmaları, yeni istihdam olanaklarına erişmeleri, yatırım fırsatlarının oluşturulması ve bölgelerde yeniden ekonomik kalkınmayı mümkün kılacak bir çerçeve ile ortamın tesis edilmesi hedeflenmektedir.'

Acil müdahaleden stratejik yatırıma

Depremin üzerinden geçen üç yıllık süreçte önceliklerin değiştiğine dikkati çeken Kunne, ilk aşamada can kaybını önlemeye yönelik acil müdahalelerin yapıldığını, ancak bugün daha stratejik bir yaklaşımın gerektiğini ifade etti. Kunne, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Depremlerin hemen ardından gerçekleştirilen acil müdahale faaliyetleri, öncelikle insanların hayatta kalmasını sağlamak, can kayıplarını önlemek ve temel iyileşme süreçlerini başlatmak üzerine odaklanmıştır. Günümüzde ise depremlerin üzerinden yaklaşık üç yıl geçmiş olup, bu süreçte önemli gelişmeler kaydedilmiştir; büyük ölçekli yatırımlar hayata geçirilmiş ve konut inşaatları gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte, gelinen aşamada bir sonraki kritik adımın, ekonomik toparlanmayı sistematik ve stratejik bir biçimde yönlendirmek olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, yatırımların ekonomik iyileşmeye kanalize edilmesi ve yeni istihdam olanaklarının oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca sürdürülebilirlik ve kapsayıcı yeşil iyileşme kavramları da bu sürecin temel bileşenleri arasında yer almaktadır.'

'Karar alma süreçleri katılımcı olmalı'

Robert Kunne, iyileşme sürecinin başarısı için sadece kamu otoritelerinin değil, toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Katılımcı yaklaşımın bir fırsat olduğunu belirten Kunne, 'Bu çerçevede mevcut dönem, karar alma süreçlerinin daha katılımcı bir yaklaşımla yeniden yapılandırılması açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Yalnızca kamu otoritelerinin değil; şehirlerde, köylerde ve bölgelerde yaşayan bireylerin, sivil toplum kuruluşlarının, ticaret ve sanayi odalarının ve çeşitli ekonomik aktörlerin birlikte hareket ederek yatırım önceliklerini belirlemesi teşvik edilmektedir. Bu aktörlerin ortaklaşa yürüttükleri istişare, değerlendirme ve bilgi alışverişi süreçleri sayesinde, bölgelerin nasıl gelişmesi gerektiği, mevcut kaynaklarla hangi alanlara öncelikli yatırım yapılması gerektiği ve kalkınma stratejilerinin nasıl şekilleneceği belirlenmektedir' şeklinde konuştu.

İklim riski ve yeşil iyileştirme

Programın en temel unsurlarından birinin 'Yeşil İyileşme' olduğunu kaydeden Direktör Kunne, bölgedeki iklim risklerine dikkati çekti. Kunne, 'İklim değişikliği etkilerinin giderek arttığı gözlemlenmekte olup, özellikle Hatay gibi bölgelerde yoğun yağışlar, sel olayları ve yılın diğer dönemlerinde kuraklık gibi iklim kaynaklı riskler açıkça görülmektedir. Bu nedenle, ekonomik ve tarımsal faaliyetlerin iklim değişikliğine dayanıklı hale getirilmesi, gelecekte ortaya çıkabilecek risklere karşı toplumun dirençli kılınması açısından büyük önem taşımaktadır' dedi.

CHP'li Tanrıkulu'ndan Bakan Çiftçi'ye: 'Polislerin görev yükünün azaltılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik bir reform planı bulunmakta mıdır?'
CHP'li Tanrıkulu'ndan Bakan Çiftçi'ye: 'Polislerin görev yükünün azaltılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik bir reform planı bulunmakta mıdır?'
İçeriği Görüntüle

Sahada doğrudan temas ve gerçek ihtiyaç analizi

Proje ekiplerinin depremden etkilenen 11 ilde aktif olarak çalıştığını belirten Kunne, ihtiyaçların masa başında değil, sahada belirlendiğini vurguladı.

Kunne, şunları kaydetti:

'Depremden etkilenen 11 ilin hangi ihtiyaçlara sahip olduğunun belirlenmesi programın önemli bir bileşenidir. Yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde sahada aktif olarak çalışılmakta ve program ekipleri ilgili bölgelerde düzenli olarak bulunarak paydaşlarla doğrudan temas kurmaktadır. Yerel otoriteler, sivil toplum kuruluşları, gençlik ve kadın gruplarının temsilcileri ile gerçekleştirilen bu doğrudan etkileşimler sayesinde, en acil ve öncelikli ihtiyaçların ne olduğu belirlenmekte ve uzun vadeli destek mekanizmaları buna göre şekillendirilmektedir. Bu yaklaşım, yalnızca en yüksek sesle dile getirilen taleplere değil, gerçek ihtiyaçların kapsamlı biçimde analiz edilmesine dayanmaktadır.'

Kırılgan gruplar ve kadınların ekonomiye katılımı

Alman hükümeti adına yürütülen tüm programlarda 'kapsayıcılık' ilkesinin ön planda olduğunu belirten Robert Kunne, kadınlar, gençler, engelliler ve mülteciler için yürütülen çalışmaları şu sözlerle anlattı:

'Özellikle kadınlarla yakın iş birliği kurulmakta; onların ihtiyaçları, karşılaştıkları engeller ve ekonomik hayata katılımlarını mümkün kılacak koşullar detaylı biçimde analiz edilmektedir. Kadınların sahip oldukları bilgi birikimi, beceri ve deneyimlerin ekonomik sektörlere etkin biçimde kazandırılması hedeflenmektedir. Benzer şekilde gençler, engelliler ve mülteciler gibi kırılgan grupların da ekonomik ve toplumsal süreçlere dahil edilmesi öncelikli hedefler arasında yer almaktadır. Bu grupların yalnızca ekonomik faaliyetlere katılımı değil, aynı zamanda müzakere süreçlerinde ve belediyeler tarafından sunulan hizmetlerde de yer almaları sağlanmaya çalışılmaktadır.'

Kaynak: ANKA