Haber: İleyda ÖZMEN
(ANKARA) - Görevinden uzaklaştırılan tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in avukatı Enver Baltürk, Oya Tekin'in tutukluluğunun devam etmesinin Türkiye hukuk tarihinde bir ilk olduğunu, müvekkiline özel bir uygulama yapıldığını belirterek, 'Türkiye hukuk tarihinde hiçbir zaman rüşvet suçundan bir kişi yargılanıp tutuklu olarak istinafa gitmemiştir. Burada 8 yıl 4 ay alan müvekkilim rüşvet suçundan tek eylemden yargılanan müvekkilim istinaf aşamasına tutuklu olarak gönderilmiştir. Bu Türkiye tarihinde bir ilk. Müvekkilim ve eşine haksız bir uygulama yapıldığını düşünüyoruz. Bu dosya kapsamında müvekkilime özel bir uygulama yapılmakta' dedi.
Aziz İhsan Aktaş davasında yargılanan ve yaklaşık 15 aydır Silivri'de tutuklu bulunan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in avukatı Enver Baltürk, dava sürecini ve tutukluluğun devamı yönündeki kararı ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi. Baltürk, şunları kaydetti:
'Müvekkilim avukat Oya Tekin ve eşi avukat Celal Tekin, 31 Mayıs 2025 tarihinde irtikap suçlamasıyla gözaltına alındılar. Sonrasında 4 Haziran'da irtikap suçlamasıyla tutuklandılar. 2025'in Ekim ayında rüşvet suçundan dava açıldı. İlk duruşma 27 Ocak'ta görüldü. 27 Ocak'tan sonra yaklaşık birer aylık üç sekans halinde duruşmalar görüldü ve neticede 24 Ağustos'ta mahkeme bir karar verdi. Yaklaşık iki hafta kadar önce kamuoyunun da bildiği üzere. Kamuoyu bu davayı Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilmekte. Ancak bu yargılamanın sonunda 24 Ağustos'taki duruşmada mahkeme Aziz İhsan Aktaş suç örgütü diye bir örgüt olmadığı şeklinde bir karar verdi.
'OYA TEKİN 31 MAYIS 2025'TEN BU YANA TUTUKLU'
Buradan geriye gidelim. 27 Ocak'taki duruşmada Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in İstanbul'da yargılanmaması gerektiğini bu dosyanın Adana'da yargılanması gerektiğini dosyanın tefrik edilerek Adana'ya gönderilmesi gerektiğini ifade ettik. Bu yönde yetki itirazında bulunduk. Ancak mahkeme heyeti duruşmada yetkisizlik talebimizi reddetti ve dedi ki 'Biz burada bir suç örgütü yargılıyoruz. Suç örgütü yargıladığımız için yetkisizlik itirazını reddediyoruz' dedi. İtirazımızda özellikle Kütahya Belediyesi yönündeki soruşturmanın tefrik edilerek Kütahya savcılığına gönderildiği şeklinde bir tespit vardı dosyada. Biz bu itirazları öne sürdük ancak Kütahya Belediyesi'nin dosyası halen yargılama aşamasına gelmedi. Müvekkilim 31 Mayıs 2025 tarihinden bu yana gözaltında ve tutuklu durumunda.
'SEYHAN BELEDİYESİ'YLE İLGİLİ YARGILANAN İKİ KİŞİ SERBEST KALMADI'
27 Ocak'tan itibaren duruşmalar başladı ve 24 Ağustos'ta karar verildi. Kararın böyle geleceğini aslında biz ilk duruşmada gördük. Aziz İhsan Aktaş'ın avukatı katılan vekilin olduğu karşı taraftaydı. Biz bunun doğru olmadığını sanki bir savcı olarak karşı taraftan duruşmayı yönetmeye çalıştığını ifade ettik ve sonraki duruşmada Aziz İhsan Aktaş'ın avukatının bizim sanık avukatlarının olduğu tarafa geldiğini gördük. Ancak 24 Ağustos'taki kararın o tarihte verileceği üç aşağı beş yukarı belliydi. İddianamede 63 eylem var. Müvekkilim sadece 59 nolu eylemden yargılanıyor. Aziz İhsan Aktaş 63 eylemin 63'ünden de yargılanıyor, ayrıca suç örgütü iddiasıyla yargılanıyor. Aziz İhsan Aktaş dahil hiçbir suç örgütü üyesi tutuklu değildi. Şimdi bu duruşma yaklaşık olarak 36 tutuklu sanıkla başladı. Geldi finalde en son beş tutuklu vardı. İki tutuklu tahliye edildi ve üç tutuklu kaldı dosyada. Bunların biri avukat Oya Tekin, biri avukat Celal Tekin, diğeri de Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat. Şimdi mahkeme aşama aşama geldi ve Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddiası ile hiç kimseyi tutuklamadı. Ancak dosyada Seyhan Belediyesi'yle ilgili yargılanan iki kişiyi de hiçbir zaman serbest bırakmadı ve tutuklu olarak bıraktı.
'MÜVEKKİLİME ÖZEL BİR UYGULAMA YAPILMAKTA'
Duruşmada heyete şunu söyledim: Bu dosyada Aziz İhsan Aktaş suç örgütünden hiçbir tutuklu yok dedim. Dosyada sadece 59 nolu eylemden iki tutuklu var dedim. Ve tutuklu oranlamasına bakarsanız o o tarihte yedi tutuklu vardı. Tutuklu oranlamasına bakarsanız bu dosyanın adı Seyhan Belediyesi dosyası olması gerektiğini söyledim. Aziz İhsan Aktaş suç örgütü ile yargılanan dosyada tutuklu sayısı en fazla olan 59 nolu eylemde müvekkilim Oya Tekin ve eşi Celal Tekin olarak kaldı. Şimdi burada netice olarak 8 yıl 4 ay ceza verildi. 8 yıl 4 ayın yatarı 4 yıl 2 ay. Yani halk dilinde yatar olarak bilinen koşullu salıverme süresi 4 yıl 2 ay. Bunun 1 yıl denetimli serbestlikten düştüğümüzde 3 yıl 2 ay kalıyor. Genel hatlarıyla baktığımızda 10 yılın altında ceza alan bir kişinin kapalı cezaevinde yatma süresi kesinleştiğinde yatma süresi 1 ay. Sadece 1 ay. Ancak müvekkilim 31 Mayıs 2025 tarihinden bu yana tutuklu olarak yatmakta. Cezası kesinleşmediği için açık cezaevine gidememekte. Bu dosya kapsamında müvekkilime özel bir uygulama yapılmakta.
'TÜRKİYE TARİHİNDE BİR İLK'
Bu dosya üzerinde müvekkilime yapılan bir diğer haksız uygulama da şu: Türkiye hukuk tarihinde hiçbir zaman rüşvet suçundan bir kişi yargılanıp tutuklu olarak istinafa gitmemiştir. 8 yıl 4 ay ceza alan müvekkilim rüşvet suçundan tek eylemden yargılanan müvekkilim istinaf aşamasına tutuklu olarak gönderilmiştir. Bu, Türkiye tarihinde bir ilk. Bunu herkesin dikkatine sunmak istiyorum. Burada müvekkilim ve eşine haksız bir uygulama yapıldığını düşünüyoruz. Müvekkilim ve eşinin üç çocukları var. Biri 16 yaşında. Anayasada devlete yüklenmiş pozitif yükümlülükler vardır. Çocukları olan kişilerin tutuksuz yargılanması yönünde uluslararası sözleşmelere de Türkiye imza atmıştır. Burada anne baba ikisi de tutuklu olarak yargılanan bir dosyada anne veya babadan birinin serbest bırakılmaması dahi tek başına bir hak ihlalidir. En azından birinin serbest kalması vicdanın gereğidir. Türk hukukunda hakimler vicdanına göre karar verir. İnfaz sisteminde şöyle bir uygulama da var: Kişi hükümlüyken belli yaşta çocuğu varsa cezası ertelenmesi bile mümkündür. Burada üç çocuğu olan kişinin tutuklu bırakılması haksız bir uygulama olduğunu ortaya koymakta.
'DOSYA İÇERİSİNDE BİLE HEYET BİR EŞİTLİK SAĞLAYAMAMIŞTIR'
Aynı dosya içerisinde iki farklı eylem daha var. Burada müvekkilimin aldığı 8 yıl 4 ay ceza ve mahkeme müvekkilimin yarglandığı 59 nolu eyleme ilişkin olarak ekonomik suç iddiası var. Bunun tutarı dolar cinsinden iddia edilmiş Aziz İhsan Aktaş tarafından. Yine iki farklı eylemde de bu iddia TL cinsinden ifade edimiş. Ancak bu iki farklı eyleme ilişkin suç tarihi itibariyle eylemin o tarih itibariyle kurunu baz aldığımızda müvekkilimin yargılandığı eylemden daha yüksek bir tutara ulaştığını gördük. Müvekkilime atfedilen eylemden yaklaşık 200 bin dolar daha yüksek olan bir eylemden 6 yıl 3 ay ceza verildi. Yine 150 bin dolar daha yüksek olan bir eylemden yine 6 yıl 3 ay ceza verildi. Müvekkilim ve eşine mahkemenin kendi karar içeriğinde bile bir haksız uygulama yapıldığını gördük. Dosya içerisinde bile heyet eşitlik sağlayamamıştır. Bu çok açık ve nettir. Biz bunun iddianamedeki eylem tarihlerine o tarihteki Merkez Bankası kurlarına göre tek tek tespitini yaptık. Bunun çok önemli olduğu kanaatindeyiz. Bir dosya içerisinde dahi bu şekilde bir yanlış uygulamanın yapılmış olmasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını kanaatindeyiz.
'TUTUKLULUK HALİNİN SONLANACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ'
Şimdi mahkeme buradan son olarak kararını verirken dedi ki 'Biz adli kontrolün yetersiz olacağına kanaat getirdik' dedi. Müvekkilim seçilmiş bir belediye başkanı. Seyhan, Türkiye'nin en büyük sekizinci ilçesi. 26 ilden daha büyük bir ilçe. Yaklaşık yüzde 50 oy almış bir siyasetçiden bahsediyoruz. Müvekkilim kovulsa dahi ülkeyi terk etmeyecek bir kişi. Müvekkilimin hangi gerekçelerle kaçma şüphesi olacağı açıklanamamıştır. Bu dosyada birçok belediye başkanı tahliye edilmiştir. Hepsi duruşmaları takip etmiştir. En son karar duruşmasını takip etmeyen, dosyada yargılanan tek kişi Aziz İhsan Aktaş'tır. Mahkemenin gerekçesinin de soyut ve basmakalıp olduğu kanaatindeyiz. Biz bu aşamada tutukluluk halinin sonlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Biz tutukluluk halinin sonlanması için İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne bir itiraz dilekçesi sunduk. Biz bu aşamada tutukluluk halinin sonlanacağını düşünüyoruz. Ancak aksi bir durumda dosyanın istinaf aşamasına gittiğinde istinaf dairesinin tahliye kararı vereceğini düşünüyoruz. Buna da inanmak istiyoruz ve inanıyoruz.
'EN KISA SÜREDE MÜVEKKİLİMİ SEYHAN HALKINA KAVUŞTURACAĞIZ'
2005 yılında yeni Ceza Muhakemeleri Kanunu ve Ceza Kanunu yürürlüğe girdi. Bu kanunlar içerisinde en fazla değişikliğe uğrayan madde CMK'nın 100. maddesi. Bu maddeye o kadar çok eklemeler yapıldı ki, en son şöyle bir şey dedi kanunda: 'Kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut olgu' dendi. Şimdi burada 'kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut olgu' dediğimiz şey bir metadır. Elde bir veridir. Yani bu dosya özelinde bir paradır. Rüşvet verdiği iddia edilen para yakalanamamıştır. Seri numarası alınmamıştır. Hesaplarda ele geçmemiştir. Burada somut olgu nerededir? Bir etkin pişmanlık ifadesiyle insanlar ve siyasetçiler, aileleri haksızlığa uğramaktadır. Bunun son 15-20 yıllık yargı pratiğinde olumsuz sonuçlarını gördük. Bunun bir şekilde en kısa sürede sonlanmasını istiyoruz. Müvekkilim seçilmiş belediye başkanı. Seyhan'ın seçilmiş kadın belediye başkanı. En kısa sürede özgürlüğüne kavuşacağına ve bu dosyadan beraat edeceğine inancımız tam. Müvekkilimi tahliye ettikten sonra Seyhan halkıyla buluşturmak için çaba sarf ediyoruz. Bunu çok istiyoruz. En kısa sürede müvekkilimi Seyhan halkına kavuşturacağız.'




