Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 3 yaşındaki bir kız çocuğunun kuduz nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından olayın kamuoyuna aktarılma biçimi tartışma konusu oldu.

Gazeteci ve araştırmacı Talha Kaçar, olayla ilgili yaptığı araştırmada Sur İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, Sur Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ve Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü ile görüştüğünü belirterek, özellikle kuduzun bulaş kaynağının kesin olarak ortaya konulmadan haberlerde doğrudan kedinin işaret edilmesini eleştirdi.

Diyarbakır Valiliği, 14 Ağustos’ta yaptığı açıklamada 3 yaşındaki N.K.’nin yaklaşık dört ay önce bir kedi tarafından tırmalandığını, 10 Ağustos’ta rahatsızlanarak hastaneye başvurduğunu ve 13 Ağustos itibarıyla kuduz testinin pozitif çıktığını duyurmuştu. Valiliğin açıklamasında kedi tırmalaması ile pozitif kuduz testi birlikte aktarılırken, virüsün kesin bulaş kaynağının söz konusu hayvan olduğuna ilişkin ayrıca bir laboratuvar tespitine yer verilmedi.

Çocuk, devam eden tedavisinin ardından 30 Ağustos’ta hayatını kaybetti.

“Bulaş kaynağı ile kuduz teşhisi birbirinden ayrılmalı”

Kaçar, Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğünde ismini vermek istemeyen bir yetkiliyle görüştüğünü ve kendisine çocuğun kuduz nedeniyle hayatını kaybettiğinin, ancak hastalığın hangi hayvandan veya nereden bulaştığının belirlenemediğinin aktarıldığını söyledi.

Kaçar, bu ayrımın haberlerde açık biçimde ortaya konulması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Burada çok önemli bir ayrım var. Çocuğun kuduz nedeniyle hayatını kaybetmiş olması başka bir konu, kuduzun kesin olarak bir kedi tarafından bulaştırılmış olması başka bir konu. Eğer bulaş kaynağı tespit edilememişse, bunun doğrudan ‘kedi tırmalaması sonucu kuduz oldu’ şeklinde kesin bir ifadeyle sunulması ciddi bir doğrulama sorunu doğurur.”

Sur’daki hayvanlarda kuduz tespitini araştırdı

Kaçar, araştırması kapsamında Sur İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile de iletişime geçtiğini söyledi.

İsmini açıklamak istemeyen bir yetkilinin kendisine bölgede kedi, köpek veya besi hayvanlarında tespit edilmiş bir kuduz vakasının bulunmadığını aktardığını belirten Kaçar, hayvanlara yönelik aşılama çalışmalarının sürdürüldüğü bilgisini aldığını ifade etti.

Kaçar ayrıca Sur Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğünde görüştüğü bir başka yetkilinin de ilçede kedi veya köpek kaynaklı tespit edilmiş bir kuduz vakası bulunmadığını söylediğini aktardı.

Bu ifadeler Kaçar’ın yaptığı görüşmelere dayanıyor. Diyarbakır Valiliğinin resmi açıklamasında ise 3 yaşındaki çocukta kuduz virüsünün tespit edildiği kesin olarak duyuruldu ve bölgede sağlık ile veterinerlik çalışmalarının başlatıldığı bildirildi.

Haberlerdeki zamanlama farklılıklarına dikkat çekti

Kaçar, olayın bazı yayın organlarında farklı zaman aralıklarıyla aktarılmasına da tepki gösterdi.

Tutuklu Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Çakır'dan mektup: Binlerce çocuğun yüzü gülüyor, onun için cezaevinde yatmak onurdur
Tutuklu Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Çakır'dan mektup: Binlerce çocuğun yüzü gülüyor, onun için cezaevinde yatmak onurdur
İçeriği Görüntüle

Bazı haberlerde tırmalama olayının iki veya üç ay önce gerçekleştiğinin ileri sürüldüğünü belirten Kaçar, bilgilerin hangi kaynaklardan elde edildiğinin açıklanması gerektiğini söyledi.

Diyarbakır Valiliğinin 14 Ağustos tarihli resmi açıklamasında ise çocuğun yaklaşık dört ay önce bir kedi tarafından tırmalandığı bilgisi yer alıyor.

Kaçar, “Ortada tek bir olay varsa, kedinin çocuğu ne zaman tırmaladığı gibi temel bir bilginin dahi farklı aktarılması ciddi bir soru işaretidir. Bu bilgilerin hangi kaynağa dayanılarak verildiği açıklanmalıdır” dedi.

“Hayvanları hedef haline getirebilir”

Kuduzun yalnızca kedi ve köpeklerden bulaşabilen bir hastalık olmadığını hatırlatan Kaçar, haber dilinin toplumdaki hayvan algısı üzerinde doğrudan etkili olabileceğine dikkat çekti.

“Bir haberde ‘kedi tırmalaması sonrası kuduz’ ifadesi kullanıldığında vatandaşın zihninde doğal olarak kedinin kuduz olduğu ve virüsü çocuğa bulaştırdığı algısı oluşuyor. Ancak kedinin kuduz olduğuna ilişkin doğrulanmış bir bilgi yoksa veya bulaş kaynağı kesin olarak belirlenmemişse bu anlatım hayvanları doğrudan hedef haline getirebilir.”

Kaçar, bir çocuğun hayatını kaybetmesinin son derece acı olduğunu vurgularken bu acının doğrulanmamış bilgilerle belirli bir hayvan türünün hedef gösterilmesine dönüşmemesi gerektiğini söyledi.

“Gazetecilik doğrulanmış bilgiyle yapılır”

Haber kuruluşlarına doğrulama çağrısı yapan Kaçar, sağlık ve hayvan hakları gibi hassas konularda kaynak kontrolünün daha büyük önem taşıdığını belirtti.

“Gazetecilik vatandaşın duymak istediğini söylemek değildir. Gazetecilik araştırmaktır, doğrulamaktır, farklı taraflara ulaşmaktır. Bir iddia varsa muhatabına sorarsınız, resmi kurumlara ulaşırsınız, farklı kaynaklardan bilgi alırsınız ve ardından elde ettiğiniz bilgileri karşılaştırırsınız.”

Kaçar, doğrulanmamış bilgilerin özellikle sosyal medyada kısa sürede geniş kitlelere ulaşabildiğini belirterek vatandaşlara da gördükleri haberlerin kaynağını kontrol etme çağrısı yaptı.

Dezenformasyonla mücadele çağrısı

Talha Kaçar, kamuoyunda büyük hassasiyet oluşturan olaylarda ilgili kurumların ayrıntılı ve hızlı bilgilendirme yapmasının önemine dikkat çekti.

Kuduz vakasının doğrulandığını ancak bulaş kaynağı konusunda kamuoyuna daha ayrıntılı bilgi verilmesi gerektiğini savunan Kaçar, haber kuruluşlarının da “kedi tırmalaması” ile “virüsün kesin kaynağı” arasındaki farkı gözetmesi gerektiğini söyledi.

“Gazeteciler olarak görevimiz toplumu korkutmak, panik yaratmak veya herhangi bir canlı grubunu hedef göstermek değildir. Görevimiz doğru bilgiyi araştırmak ve tarafsız biçimde halka ulaştırmaktır.”

Kaçar, olayın bulaş kaynağının bilimsel olarak açıklığa kavuşturulması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini belirterek konunun takipçisi olacağını ifade etti.