Haber: Hilal SOLMAZ
(İZMİR)- Gastronomi ve sinemayı bu yıl Çeşme'de buluşturan Uluslararası Gastronomi Film Festivali, üç gün süren etkinliklerin ardından sona erdi. Film gösterimlerinden söyleşilere, ustalık sınıflarından imza günlerine uzanan festival, yalnızca yemek ve sinemayı değil; kültürü, edebiyatı, yerel değerleri ve hikâye anlatıcılığını da aynı sofrada buluşturdu.
Çeşme Belediyesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen festivalin merkezi, kentin simge mekânlarından Altın Yunus Otel oldu. Üç gün boyunca yönetmenler, oyuncular, şefler, akademisyenler, yazarlar ve gastronomi profesyonelleri bir araya gelirken, salonlarda film gösterimleri ve paneller düzenlendi, koridorlarda ise sinema ile gastronominin ortak dili üzerine sohbetler yapıldı.
Festivalin Kurucu Direktörü Gülper Ergün, bir filmin ya da bir lezzetin insanın belleğinde uzun yıllar yaşamaya devam ettiğini belirterek festivali de bu düşünceyle kurguladıklarını söyledi. Ergün, yerelden beslenen kültürel üretimin önemine dikkat çekerek Çeşme'nin festival ruhuna güçlü bir katkı sunduğunu ifade etti.
Festivalin öne çıkan etkinliklerinden biri, Güven Kıraç, Erkan Can ve Ebru Köktürk Koralı'nın katıldığı 'Kamera Kadrajındaki Lezzet Keşfi' söyleşisi oldu. Sinemanın yemekle kurduğu ilişki ve setlerden anılar, izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli'nin de katıldığı söyleşide, gastronomi temalı filmlerin yalnızca yemek kültürünü değil; kentlerin hafızasını, üretim biçimlerini, yerel değerleri ve insanların sofra etrafında kurduğu bağları görünür kıldığı vurgulandı. Sinema ve gastronominin ortak anlatı gücüne dikkat çekilen söyleşide, Çeşme'nin yerel mutfak kültürüyle bu buluşmaya güçlü bir zemin sunduğu ifade edildi. Levon Bağış ve Ercan Kesal'ın gerçekleştirdiği 'Fermente Filmler' söyleşisinde ise sinema, hayat ve insan hikâyeleri üzerine sohbet edildi.
Festival programında edebiyat da önemli bir yer tuttu. Oyuncu, yönetmen ve yazar Fadik Sevin Atasoy, gazeteci Hakan Çelik moderatörlüğünde gerçekleştirdiği söyleşide 'Fadik ve Kırmızı Bavul' kitabının ortaya çıkış hikâyesini anlattı. Yazar ve oyuncu Murat Aygen, 'Sesten Az Önce' kitabı üzerine okurlarıyla buluşurken, yazar Irmak Zileli de 'Şimdi Buradaydı' kitabı ekseninde özellikle kadınların yaşam deneyimlerini ve mücadelelerini ele aldığı söyleşisiyle dikkat çekti.
Festivalin danışma kurulu üyelerinden oyuncu ve yönetmen Fadik Sevin Atasoy, gastronomi ile sinemanın ortak noktasının duyular ve hikâye anlatıcılığı olduğunu vurgularken, Festival Artistik Direktörü Ferdinando Maddaloni de gastronomi ve sinemanın doğal olarak birbirini besleyen iki alan olduğunu belirtti. Maddaloni, gelecekte hikâyeler aracılığıyla sinema ve gastronomiyi daha güçlü biçimde bir araya getiren uluslararası bir platform oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
Festival boyunca Anadolu mutfağının köklerinden gastronomi turizmine, sürdürülebilirlikten kentlerin kendilerini dünyaya anlatma biçimlerine kadar pek çok konu ele alındı. Katılımcılar yalnızca film izlemek ya da panel takip etmekle kalmadı; Çeşme'nin sokaklarını, yerel lezzetlerini ve Ege kültürünü de deneyimleme fırsatı buldu.
Üç gün süren festival sonunda Çeşme'den ayrılanların yanında yalnızca izledikleri filmler ve tattıkları lezzetler değil; kurulan yeni dostluklar, paylaşılan hikâyeler ve Ege kıyısında geçirilen unutulmaz anlar da kaldı. Sinema ve gastronomiyi aynı sofrada buluşturan festival, Çeşme'nin kültür ve sanat takviminde kendine özgü bir yer edinerek ilk yılını tamamladı.




