(TBMM) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul'daki İsrail Başkonsolusluğu'na yönelik saldırı girişimine ilişkin, 'Her türlü silahlı saldırıyı, şiddeti kınıyoruz. Hangi gerekçeyle ve kime yönlendirilirse yönlendirilsin kınıyoruz. Yüreğimiz ağzımıza geldi. Kahraman polisimiz etkisiz hâle getirdi. 2 polisimiz hafif yaralı. Allah'tan şehidimiz yok. Bir kez daha Polis Haftası'nda kahraman Türk Polisi'ni sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz' dedi.
Özel, TBMM'de partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Belediyelerdeki bazı mülklerin Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmesini 'hazımsızlık' olarak tarifliyen Özel, şöyle konuştu:
'Tabii, bu işler böyle olunca, İzmir de hizmet yoluna girince, tartışma bitince, memnuniyet yükselince hazımsızlık da yükseldi. Biliyorsunuz, burada Sayın Grup Başkan Vekillerimiz önemli bir mücadele verdiler, kıymetli grubumuzla birlikte, geçtiğimiz kasımda. Neydi, bu işler nereden geldi, hatırlayayım. İstanbul'da tek maksat var; belediyeyi çalıştırmamak, gelirlerini durdurmak. İstanbul'da başta Galata Kulesi ve çok kötü durumda olan Yerebatan Sarnıcı'nın, İBB tarafından çok iyi bir şekilde restore edilip inanılmaz bir yabancı ve yerli turist akınıyla önemli bir gelir getirdiğini görenler, Galata Kulesi'ni hukuki bir süreçte kaybettiğini görenler, tuttular bir kanun maddesi getirdiler. Efendim, bir yapının geçmişinde, şu anda hayatta olmayan bir vakfın bir çivisi varsa, bu mülkiyet Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne geçer. Ve bunun üzerinden Yerebatan Sarnıcı'nı, AKP'nin deyimiyle söylüyorum, kendileri hakikaten böyle kaderine terk etmişti; kokuyordu, pisti, korkunçtu. Şimdi içinde filmler çekiliyor, reklamlar çekiliyor, turistler giriyor, bayılıyor, çıkmıyor. AKP o tarafıyla ilgilenmiyor, övünülecek kısmıyla. 'Para basıyorlar burada' diyor. 'Para basıyorlar.' Galata Kulesi'nde para basılıyormuş. Yerebatan'da da. Ya kardeşim, para basılmıyor. Türkiye'nin şanı, şerefi, itibarı yürüyor. Bu hizmetin karşılığını da yabancı turist ödüyor. Sana ne? O paranın peşindeler. Buna çok uğraştık, şimdi Anayasa Mahkemesi sürecinde.
Tabii buradan istifade, bu kanun çıkar çıkmaz İzmir'de Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi, Namazgâh Hamamı'na ve Gasilhaneye de Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne tapularını geçirmek suretiyle çökmeye çalışıyorlar. Meslek Fabrikası'nın durumu daha da özel. Bu kanuna da uygun değil. Bina yapıldığında vakıf ayakta değil. Yani bunun için mahkemeye gidiliyor. Mahkeme, şak diye yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Sonra geçen gün yürütmeyi durdurmayı kaldırıyor. O kadar çok üzerine gidilmiş ki mahkemenin, neler neler olmuş; o detay iktidarımıza kalsın, o gün anlatılsın. Ve paldır küldür polis eliyle operasyon yapılmış. Şafak vakti Meslek Fabrikası'nı ele geçiriyor AK Parti. Meslek Fabrikası'nda ne var biliyor musunuz? Bu Meslek Fabrikası, Atatürk tarafından, Atatürk'ün imzasıyla İzmir Belediyesi'ne bırakılmış vaktiyle. Metruk kalmış yıllarca. Sayın Aziz Kocaoğlu bunu görmüş. 'Biz bunu alalım ve topluma kazandıralım' demiş. Demişler ki tapusunda bir vakıf şerhi var. Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne yazmış. Tamamen bizim olması açısından ne istersiniz demiş. O zaman Vakıflar Genel Müdürlüğü bir tutar belirlemiş. O tutar ödenmiş. İşte o zamanın parası 1 milyar bilmem kaç milyon falan. Tapu alınmış. Üstüne muhteşem bir restorasyon yapılmış. Ve o dönem başlatılıyor. Tunç Soyer aynen veya güçlendirerek devam ediyor. Cemil Tugay da yeni bölümler ekliyor. O gün bugün 10 yılı aşkın zamandır Meslek Fabrikası'nda 5 bin 800 kurs açılmış, 145 bin kursiyer meslek sahibi yapılmış arkadaşlar. Bu bina buna kullanılıyor. Dün polis girdiğinde de içeride kursiyerler var. Örneğin içerideki kursiyerlerden yeni bitmiş olanlar var. Dijital Gençlik Merkezi açılmış oraya. Şubat 2025'ten bugüne 14 ayda 385 genç, yeni dijital becerileri geliştirildiği için istihdam edilmiş, çeşitli şirketlerde. Buraya saldırıyorlar, burayı alıyorlar.
'İstanbul'da Adalar İskelesi'ni veren, İzmir'de Alsancak İskelesi'ne mi acıyacak?'
Şimdi, İzmir'de bir yerel seçim yaşadık. Yerel seçimde, 'Efendim, yaşam biçimine müdahale etmeyeceğiz, İzmir'i üzmeyeceğiz, AK Parti'ye şans verin, İzmir'i CHP'den daha iyi yöneteceğiz genel yönetimin yetkileriyle' falan, geziyor bunlar ortalıkta. Gittim İzmir'e, mitingler yaptım, anlattım onlara. 'Bakın' dedim, 'İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni AK Parti'ye verdiniz İstanbul'da. Ne oldu İstanbul'da? Mesela size dünyanın en muhteşem manzarasını tarif ediyorum. İstanbul'da Büyükada'ya gidin. Dünyanın en güzel yeri, karşısında dünyanın en güzel şehri. Büyükada'da iskelesi var. Alttan vapur kalkıyor, üst tarafı koca iskele. Koca iskelenin üstü dünyanın en iyi manzarası değil mi? Karşıda İstanbul var, adadan bakıyorsun. Oraya ne yaparsın? Hani para getirsin desen, lokantalara kiraya versen, dünyanın en iyi lokantaları gelir, en yüksek kirasını öder, o prestijli yere gelir, değil mi? Düşün, oradaki lokantalardan ne para kazanılır. Adalardaki ne yoksul çocuklar büyütülür, ne burslar verilir.' Ne yapmış AK Parti orayı biliyor musunuz? 25 yıllığına bedelsiz TÜGVA'ya vermiş. Adalar İskelesi'nin ikinci katı, 25 yıl, bedelsiz. TÜGVA orada ne yapıyor? Dedim ki İzmirlilere, AK Parti gelirse, ki hepsi TÜGVA'cı, TÜRGEV'ci, hepsi o vakıfların bir yerlerinde, hele şimdi bir tanesi var, Cemil Tugay'la güya uğraşıyor. Adını anmayayım. Vasıfsız, niteliksiz, beceriksiz, işi gücü kavga; o takip ediyor bu işi. Dedim, 'Ver oyu AK Parti'ye, versin Alsancak İskelesi'ni TÜRGEV'e, versin karşıdaki iskelesini TÜGVA'ya 25 yıllığına, versin asansörü Okçular Vakfı'na.' Bunları yapar dedik. Zaten İzmirliler bunlara pas vermez. Bunlar o gün itiraz ediyordu: 'Niyetimiz yok.' Ha, niyetiniz yok değil mi? İstanbul'da Adalar İskelesi'ni veren, İzmir'de Alsancak İskelesi'ne mi acıyacak?
'Bir harami zihniyeti var. Bir çökme zihniyeti var'
Şimdi kanunu değiştirdiler. Meslek Fabrikası'nı alıyor. Demiyor 145 bin hemşehrin burada meslek öğrenmiş. Oraye çökmek için valiyle, o tuhaf zihniyetteki adam, her gün polise 'oraya girin, dışarı atın, belediye başkanlarını dışarı atın' diyor. İzmirliler orada bir mücadele veriyorlar. Meselenin kendisi şu: Binayı yarın alırlar, direniriz, alamazlar; mahkeme öyle der, böyle der. Eninde sonunda bu işler değişir. Ama görülmesi gereken bir mevzu var: Bir tarafta o Meslek Fabrikası'nı alıp da milletin hizmetine sokanlar, bir tarafta milletin bu hizmetini durdurup kendileri alıp orada at koşturmak isteyenler. Bir harami zihniyeti var. Bir çökme zihniyeti var. Bir cumhuriyetle, değerleriyle ve milletin kendisiyle didişme zihniyeti var. Ben bütün İzmirlilere ve Türkiye'deki herkese bu harami zihniyetine, bu didişme zihniyetine karşı bugünleri unutmamayı, hesabı sandıkta sormayı emanet ediyorum.'
'Türk Polisi'ni sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz'
Özgür Özel, sözlerinin devamında 6-12 Nisan Polis Haftası'na ve İstanbul'daki İsrail Başkonsolusluğu'na yönelik saldırı girişimine değindi ve şunları söyledi:
'Her türlü silahlı saldırıyı, şiddeti kınıyoruz. Hangi gerekçeyle ve kime yönlendirilirse yönlendirilsin kınıyoruz. Yüreğimiz ağzımıza geldi. Kahraman polisimiz etkisiz hâle getirdi. Biri ölü ele geçirilmiş, 2'si yaralı. 2 polisimiz hafif yaralı, öyle bilgi aldım. Allah'tan şehidimiz yok. Bir kez daha Polis Haftası'nda kahraman Türk Polisi'ni sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz CHP olarak. Maç olur, polis çalışır. Eylem olur, polis çalışır. Konser olur, polis çalışır. Pandemi olur, millet canıyla uğraşır, polis çalışır. Miting olur, polis çalışır. Sokağa çıkmak yasak olur, millet sokağa çıkmasın diye sokakta yine polis çalışır. Kimse çalışmaz, polis çalışır ama emeğinin karşılığını alamaz. Öyle ki saatlerce görev yapar, kumanya gelmez. Mesai yapar, ücret ödenmez. İntihar ederler, bunalıma girerler, 'araştırılsın' denir, buna bile tahammül edilmez. Sendika hakkı alırlar, sendika hakkı alanlar meslekten atılırlar. Bununla ilgili asla polisin sesini duymazlar. Hele hele bu son dönemde kanunsuz emirler, anayasaya aykırı emirlerle olmadık işlere zorlanırlar ve inanılmaz derecede zor bir görevi icra ediyorlar. 260 saat mesai, mobbing, ekonomik çıkmaz. Bunların hepsine son vermek gerekiyor. 12/24, 12/36 çalışma bitmeli, fazla mesai ödemeli bir sisteme geçilmeli. Gece mesaisi 8 saati geçmemeli. Sendikal haklar tanınmalı. Mülakat kalkmalı, liyakat olmalı. En önemli sorun lojman ve kreş hakkı. Bilhassa büyük şehirlerde ve kiraların çok pahalı olduğu turizm şehirlerinde, hatta turizm ilçelerinde, beldelerinde bu meseleler lojman sorunuyla çözülmeli. Emekli polis sefalete sürükleniyor. O yüzden intibak sorunu mutlaka çözülmeli. Biz CHP olarak şöyle bir taahhüdün sahibiyiz: CHP iktidarında polis, bir partinin kolluk kuvveti gibi görev yapmak, bir partinin aldığı kararları uygulamakla mükellef olmayacak. Polis, devletin, milletin polisi olacak. Bir partiyle ilişkisi kalmayacak.'
'CHP iktidarında ne polise ne jandarmaya bir partinin kolluk kuvveti muamelesi yapılmayacak'
Özel, Zonguldak'ta İl Genel Meclisi seçimlerinde yaşanan gerginliğe dair İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye seslenerek, şöyle konuştu:
'Kendisi Erzurum Valiliği'nden sonra bu göreve geldi. Önceki İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi'yken Üsküdar'da işgalden kurtarmak istediğinde belediye, ki şu anda Üsküdar'ın bu hâlini görüyorsunuz, su da basmıyor, denizi de görüyorsunuz, o işgalci yapılar da gitti oradan. Ama Büyükşehir Belediyesi'nin zabıtalarına saldırdılar, vurdular, kırdılar. Polis o gün zabıtanın karşısına geçmişti. Çünkü o gün sizden önceki İçişleri Bakanı, o gün işgalci AK Partililerin menfaatini koruyordu. Zabıtaya görevini yaptırmıyordu. Büyük mücadeleler sonucunda Üsküdar işgalden kurtarıldı. Adalar İskelesi'nde mahkeme kazanılmış, TÜGVA çıkmıyordu. Zabıta iskeleyi almak istedi, Adalar zabıtasının karşısına polisi diktiler. CHP'nin il binasına 5 bin tane polis soktular. Ve bu tip örneklerle biz çok büyük kavgalar ettik İçişleri Bakanı'yla. Ama ona dedim: 'Bu söylediklerimi, bu yazdıklarımı görevden alındığın gün oku ve bana cevap yaz.' Okuyamadı, yazamadı. Gün gelecek, şahsen değil ama Atatürk'ün kurduğu partinin başındaki genel başkan sorumluluğuyla, baba ocağına yaptığı saldırının, Üsküdar'a yaptığı, Adalar'a yaptığı, özellikle de öğrencilere yaptırdığı saldırıların tamamının hesabını teker teker kanun önünde ondan soracağım.
Şimdi Sayın yeni bakana şunu hatırlatmak isterim: Zonguldak'ta İl Genel Meclisi seçimi var. Krize gebe mi? Gebe. Niye? 16-16 berabere. 16 CHP'de İl Genel Meclisi üyesi var, 16 tane de Cumhur İttifakı'nın, AK Parti'nin İl Genel Meclisi üyesi var. Sonuç: Seçim yapılıyor, 16-16 berabere çıkıyor. Seçimi yapan mevcut İl Genel Meclisi Başkanı ve aday. Ve oylardan 2 tanesini geçersiz ilan edip kendini yeniden seçilmiş ilan etmeye çalışıyor. Oylar tek tek videoları çekilmiş. Tek birinde kusur yok. Hatta AK Parti'ninkinde var. Yani tarafsız birine 'burada 2 tane iptal edeceksin' dese, AK Parti'yi iptal eder. Burada 'okuyacağız' falan: Meclis içinde gerginlik çıkıyor. Okursun, okumazsın. Salonun bir tarafında AK Partililer, bir tarafında CHP'liler. Genel Başkan Yardımcısı, milletvekillerimiz, il başkanımız, belediye, il genel meclisi üyelerimiz direniyorlar. Karşılığında da muhatapları var. Buraya rap rap rap jandarma. Bakın, eski alışkanlıklar bunlar. Siz eskisinin devamı gibi yapmayacağınızı, şafak operasyonları yapmayacağınızı, haysiyet cellatlığına aparat olmayacağınızı ifade ettiğiniz için şimdi bu ilk vakayı görüyoruz. Ne işi var jandarmanın orada? Ne yapmaya gelmiş? AK Partili İl Genel Meclisi Başkanı'nın sonucu ilanı için bizimkileri iteklemeye kalkıyor. Olacak iş değil. Elbette izin vermedik. Ama bir partiyle diğer parti arasına jandarma sokulmaz. Aklınızı başınıza alın. Öbür taraftan İzmir'de polis gelmiş, fabrikanın içine sabahın köründe operasyon yapmış. Belediye başkanlarını, meclis üyelerini, kursiyerleri itekliyor. Bu işler Türkiye'ye de kazandırmaz. Bundan önce bu işlere kalkışan İçişleri Bakanları'na da kazandırmadı. Aynı şekilde yapılırsa size de kazandırmaz. Ancak bu konuda biz diyaloğa açık bir şekilde: Çünkü iş şöyle bir şey: Verdiğiniz emirler, milletin polisiyle, bizim kardeşlerimizle, jandarmamızla bizi karşı karşıya getirmeye yönelik. Bunu doğru bulmuyoruz. Bunun için buradan bir kez daha söylüyorum: CHP iktidarında ne polise ne jandarmaya bir partinin kolluk kuvveti muamelesi yapılmayacak. Buna niyet eden, ilk başta karşısında genel başkanı bulacak. Polis, jandarma görevini yapacak, insani şartlarda çalışacak. Anasının ak sütü gibi helal hakkını da söke söke alacak.
Bu arada şunu söyleyeyim: Zonguldak'taki 16-16 beraberliği 'ben kazandım' diye ilan eden arkadaşa şunu hatırlatırız. İstanbul'da Bayrampaşa'da seçimler yapıldı ve CHP kazandı. Mahkemeye gitti AK Parti. Dediler ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin başkan adayı, meclis başkan vekili olup, kural da öyle orada onun yönetmesi gerekiyor. Meclis başkan vekili olduğu için kendi kazandığı seçimi yönettiği gerekçesiyle Bayrampaşa seçimini iptal ettiler. Sonra 50 tane alengirli iş çevrilerek, beraberlik, kuraydı bilmem neydi derken Bayrampaşa Belediyesi CHP'nin elinden alındı. Şimdi Bayrampaşa kararı, 'birisi aday olduğu seçimi yönetemez' kararı AK Parti'nin lehine olunca uygulanıyor da CHP'nin lehine olunca uygulanıyor mu, uygulanmıyor mu, Zonguldak'ta göreceğiz. Meseleyi en yakından takip ediyoruz.'
(SÜRECEK)





