(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Bağcıoğlu, 'Savunma sanayi Cumhuriyet hükümetlerinin eseridir. Sizden istirhamımız, savunma sanayinin sahipliğini gündeme getirenlere ve 'CHP savunma sanayini akamete uğratır' diyenlere, 'İHA'lar uçmayacak, gemiler yüzmeyecek' diyenlere 'siz müfterisiniz, iftiracısınız' demelisiniz. Çünkü en basit tabirle bu iftiradır. Savunma sanayi CHP döneminde daha da ileri gidecektir, bunu da taahhüt ediyorum. Milli güvenlik konusu günlük siyasi kazanımlara, siyasi rantlara bırakılmayacak bir konudur' dedi.
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu ve İşveren Örgütleri, Meslek Birlikleri ve STK'lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bihlun Tamaylıgil'in katılımıyla Tekirdağ'da 'Ekonomik Sorunların Var Bir Çaresi Buluşması' düzenlendi.
'Doğrudan yurttaşlarımıza gidiyoruz hem onların derdini dinliyoruz hem de çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz'
Buluşma öncesi açıklama yapan Gökçen, CHP'li belediyelere yönelik operasyonlara ve CHP'nin çalışmalarına dair bilgi verdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in çağrısıyla 4 Mayıs'ta 81 il ve 973 ilçede sokağa indiklerini söyleyen Gökçen, 'Bir taraftan karşılaştığımız hukuksuzluklar, Türkiye'de yaşanan yargı sorunları, yargı krizleri başta olmak üzere birçok krizle hep beraber mücadele ederken diğer yandan da sahada vatandaşımızla doğrudan sorunun muhataplarıyla bir araya geliyoruz. Sivil toplum örgütleri, demokratik kitle örgütleri, odalar, meslek örgütleri, varsa vatandaşlarımızın oluşturduğu platformlar, hak mağdurlarıyla bir araya geliyoruz. Doğrudan yurttaşlarımıza gidiyoruz ve onların hem derdini dinliyoruz hem de daha önce hazırlığını yapmış olduğumuz çözüm önerilerimizi de kendileriyle paylaşıyoruz' dedi.
Üç Genel Başkan Yardımcısı olarak 4 Mayıs'tan bu yana Kırklareli ve Edirne'nin ardından Tekirdağ'da çalışma yürüttüklerini söyleyen Gökçen, CHP'nin iktidara en yakın parti olduğunu belirterek, '2024 seçimlerinde Türkiye'nin birinci partisi olduk. Bütün anketlerde o günden bugüne hâlâ birinci partiyiz. Ve vatandaşımızın sorunlarının çözümünde adres olarak gördüğü Cumhuriyet Halk Partisi eğer son seçimleri kazanmamış olsaydı hepimiz biliyoruz ki bugün bu yargı süreçlerini yaşamıyor olacaktı. Hem kurumsal olarak hem Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları hem de bütün belediye başkanlarımıza yapılan baskılar açısından, yerel yönetimlerimize yapılan baskılar açısından bürokratların ve siyasetçilerin haksız yere cezaevinde bulunması gerçekleşmemiş olacaktı' ifadelerini kullandı.
Gökçen'den Siyasi Etik Yasası ve ara seçim çağrısı
İBB Davası'na dair de konuşan Gökçen, bir dizi iddianın ortaya atıldığını ancak bunların büyük bölümünün iddianamede yer almadığını belirtti. CHP Lideri Özel'in dava konusunda iki çağrı yaptığını hatırlatan Gökçen, şunları kaydetti:
'Bunlardan birincisi; dedik ki madem bu iddialar ortaya atılıyor o zaman siyaseti tertemiz bir hale getirmek istediğimize dair samimiyetimizi hepimiz gösterelim. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi göstermesin. Ve muhalefet partilerini ziyaret ettik genel başkanımızla birlikte ve bir çağrı yaptık. Dedik ki siyasi etik kanunu kabul edilsin. Daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan siyasi etik kanunu isteyen partililere 'eğer bu kanun kabul edilirse ilçe başkanı bile bulamayız' diyerek reddetmişti. Ve biz diyoruz ki bu siyasi etik kanununu çıkaralım hep beraber. Ve bundan ne yerel yöneticiler hariç olsun ne parti genel başkanları muaf olsun, ne belediye başkanları muaf olsun ne de bakanlar muaf olsun. Yani Akın Gürlek de mal varlığını açıklasın, bizim bütün yöneticilerimiz de mal varlığını açıklasın. Bütün milletvekillerimiz, bütün belediye başkanlarımız, bütün bürokratlarımız. Hodri meydan diyoruz. O günden bugüne, bu çağrıyı yaptığımız günden bugüne, 10'dan fazla siyasi parti bu çağrıya desteğini açıklamıştır bugün itibarıyla ve iktidar cephesinden bu konuda hiçbir yanıt henüz gelmedi. O yüzden siyasi etik kanunu çağrımızı yineliyoruz.
Diğer taraftan Anayasa'nın 78'inci maddesi emredici bir hüküm içeriyor. 78'inci maddeye göre eğer Meclis'teki koltuklarda boşalma olursa o zaman ara seçim yapılır. Ve şimdi 8 koltuk boş diyorlar. Bir koltuk Can Atalay'a ait ve Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadığı için Can Atalay görevine dönemedi. Sadece bir idari işlem, sadece bir talimat, sadece bir imzaya bakıyor. Can Atalay görevine iade edilsin. Can Atalay görevine iade edilmiyorsa o zaman eğer kendi partisi ve kendisi de takdir ediyorsa Hatay dahil olmak üzere ara seçimlere gidelim. Anayasa'nın emredici hükmünü yerine getirmiş olalım. Ve böylece bu arada bu 8 ilde, 8 seçim çevresinde en son genel seçimlerde AKP birinci parti çıkmıştı ve birinci parti çıktıkları yerde bile seçimden kaçan bir anlayış var karşımızda şu anda. Diyoruz ki ara seçim talebimizden vazgeçmemizin bir koşulu var sadece. Eğer erken genel seçim olursa vatandaşımızın da isteği budur zaten, o zaman ara seçime gerek kalmaz. Ama onun dışında bu bir anayasal zorunluluk diyoruz.'
'Şehit aileleri ve gazilerin özlük ve sosyal haklarına yönelik kanun tekliflerimiz 2 yıldır gündeme alınmadı'
CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, milli güvenlik konusunun siyaset dışı olması gerektiğini, ülkenin bekasının ve güvenliğinin politik tartışmaların dışında tutulması gerektiğini belirtti.
CHP Parti Programı'nda yer alan milli savunma başlıklarına değinen Bağcıoğlu, CHP'nin verdiği 18 kanun teklifinin TBMM Milli Savunma Komisyonu'nda bekletildiğini belirterek, '2 yıldır gündeme alınmadı. Ne bekleniyor bilmiyorum. Bir şeyle bağlantı kurulup ondan sonra mı bu kanun teklifleri Genel Kurula getirilecek, bu da en büyük saygısızlık olur. Biz şu anda açık söylüyoruz: Milletvekillerimiz hangi partiden gelirse gelsin şehit aileleri ve gazilerin özlük ve sosyal haklarına yönelik iyileştirmeleri içeren bu kanun teklifini desteklemeye hazırdır' dedi.
Savunma sanayinin Türk milleti ve tüm Cumhuriyet hükümetlerinin ortak eseri olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu, 'Savunma sanayi hiçbir iktidarın, hiçbir siyasi partinin ürünü değildir. 'Milli muharip sanayi' diyen rahmetli Bülent Ecevit'in, ağır sanayi hamlesini başlatan rahmetli Necmettin Erbakan'ın, savunma sanayi müsteşarlığını kuran rahmetli Turgut Özal'ın eseridir. Yani tüm Cumhuriyet hükümetlerinin eseridir. Sizden istirhamımız, savunma sanayinin sahipliğini gündeme getirenlere ve 'CHP savunma sanayini akamete uğratır' diyenlere, 'İHA'lar uçmayacak, gemiler yüzmeyecek' diyenlere 'siz müfterisiniz, iftiracısınız' demelisiniz. Çünkü en basit tabirle bu iftiradır. Cumhuriyet Halk Partisi'ne atılan bir iftiradır. Savunma sanayi Cumhuriyet Halk Partisi döneminde daha da ileri gidecektir, bunu da taahhüt ediyorum. Milli güvenlik konusu günlük siyasi kazanımlara, siyasi rantlara bırakılmayacak bir konudur. 103 yıllık Cumhuriyet geleneği, bin yıllık devlet geleneği toplumsal hassasiyetlere dikkat edilmesini ve sessiz çığlık olanlara kulak verilmesini zorunlu kılmaktadır. Herkesin yaptığı açıklamalara da çok dikkat etmesi gerekmektedir' dedi.
'Tekirdağ devlet yatırımlarında reva görülen payı hak etmiyor'
Son olarak söz alan CHP İşveren Örgütleri, Meslek Birlikleri ve STK'lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bihlun Tamaylıgil, Tekirdağ'ın sanayi, turizm, tarım ve hizmet sektörünün varlığıyla, deniz ve kara yolu ulaşımı ile Avrupa'ya açılan bir kapı olduğunu vurguladı. Tekirdağ'a yapılan yatırımların eksikliğine dikkat çeken Tamaylıgil, 'Tekirdağ büyüklük açısından ve ekonomiye katma değer açısından baktığımızda Türkiye'de ilk 10 şehir içinde. Ama devlet yatırımlarına baktığımızda da son 10 şehir içerisinde. Yani bu kadar büyük bir katma değeri olan şehir acaba bu sondaki devlet yatırımlarında reva görülen payı hak ediyor mu? Hak etmiyor' dedi.
Trakya'da yaptıkları ziyaretlerde özellikle tarım alanındaki sorunların öne çıktığını, dünyada gıda güvenliğinin tartışıldığını vurgulayan Tamaylıgil, şunları söyledi:
'Bugün Türkiye'de çiftçi çiftçi olmaktan dolayı sanki cezalandırılır konuma gelmiş durumda. Ve bu işlevinden dolayı karşılaştığı desteksizlikle bugün bakıldığında, kanuni olarak çiftçiye milli gelirin yüzde 1'i destek olarak verilmek zorunda. Ama mevcut iktidar ve tarım politikalarındaki plansızlık; ürün deseninden üretim gereçlerine, araçlarına ve tohuma kadar ortaya konulan, ayrıca ürünün pazarlanması ve rekabetiyle ilgili teknolojik ve uluslararası pazarda bizi rekabette öne götürmek yerine rakiplere karşı ithalatla onların karşısında güçsüzleştirilen bir tarım politikasıyla bugün Türkiye'de, ne yazık ki yine Tekirdağ'da ve bütün Trakya'da olduğu gibi çiftçi artık 'biz artık bu işi yapmasak mı?' noktasına gelmiş durumda. Bence bu çok büyük bir tehlikedir. Çünkü önümüzdeki süreçlerde, dünyanın içinde olduğu şartlar ve değişen iklimden ticari ilişkilerdeki rekabete kadar gıda güvenliği denen bu başlıkta tarımın ve tarımın içinde görev yapan herkesin çok büyük bir önemi var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak yeni programımızda tarımsal kalkınma, planlı tarım ve bunun getirdiği ürün politikalarında; ürün fiyatı, üretim süreçleri, tedarik süreçleri ve yurt dışında destek alarak üreten farklı ülkelerin çiftçileri değil, Türkiye'de bu topraklarda üretim yapan çiftçinin desteklenmesi yönünde kapsamlı bir hedef ortaya koyduk.'
'4 senedir savaşan Rusya'nın yıllık enflasyonu yüzde 4,9, Ukrayna'nın yıllık enflasyonu yüzde 7,8'
Ekonomik kriz nedeniyle yurttaşların büyük bölümünün yosulluk sınırı altında yaşamaya çalıştığını, iktidarın enflasyonu düşüremediğini söyleyen Tamaylıgil, şunları kaydetti:
'Bakın 2 gün önce bu ülkede aylık enflasyon rakamı açıklandı. Aylık yüzde 4,2'lik bir enflasyon rakamı. Bu enflasyon rakamı, çoğu Avrupa ve pek çok hatta Afrika ülkesinde bile yıllık enflasyon bile değil. Ve biz bunu aylıkta yaşıyoruz ve deniyor ki 'etrafımızda savaş var, bu geçici bir enflasyondur ama bu düzelecek' diye değerlendirmeler yapılıyor. Biz bu savaş şartları ve dönemsel şartlara maalesef kırılgan ekonomi yönetimi ve sonuçlarıyla geldik. Ve o yüzden de en ağır etkileri yaşayan bugün maalesef ki Türkiye'dir. Çünkü neden Türkiye'dir? Bakın 4 senedir Ukrayna ve Rusya arasında malumunuz bir savaş devam ediyor. Ama 4 senedir savaşan, yaptırımlarla yaşayan Rusya'nın yıllık enflasyonu yüzde 4,9. Yine aynı şekilde savaş şartlarında olan Ukrayna'nın yıllık enflasyonu yüzde 7,8. Ama biz maalesef yıllık bazda baktığımızda son 12 aydaki enflasyonumuz yüzde 34. Peki yıllık yine baktığımızda ortaya konulan planlar ve programlar, artı memur ve emekli maaşlarındaki zam oranlarının temelini teşkil eden hedef enflasyon rakamı kaç? Yüzde 16. Yani memura ve emekliye yılbaşında zam yapılacakken baz alınan enflasyon hedef ve rakamlarıyla uzaktan yakından ilişkisi olmayan bir sonuca doğru gidiyoruz.
Ki bu açıklanan enflasyon rakamları da üzerinde birçok sorgu olan, yani doğruluğu mutfaktaki, çarşıdaki, pazardaki enflasyonu ne kadar yansıtıyor denilen enflasyon rakamı. Bugün enflasyon bir ülkede hem çok ağır bir vergidir hem de toplumsal ve sosyal huzursuzlukların temelini oluşturan ana konulardan biridir. Ve yıllardır enflasyonla mücadele edilip denip maalesef ve maalesef sonuca ermeyen bir süreçtir. Bugün artık Türkiye'nin doğru, iyi, doğru rakamlarla, doğru tespitlerle, doğru hedeflerle planlanması çok iyi yapılmış ve o planlamaya uygun olarak sektörel dağılımı, iş dağılımı, emek dağılımı ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin de ortaya koyduğu plan ve programında ve hükümet programında açıkladığı da bu yöndedir hedeflerde.'




