(ANKARA) - CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne ilişkin yaptığı açıklamada, 'Neresinden baksanız Türkiye'de basın özgürlüğü çok kötü durumda, vahim durumda. Basın özgürlüğünün olmadığı bir ortamda demokrasi olamaz. Biz halkın haber alma hakkı için mücadele veren cesur gazetecilerin, cesur basın kuruluşlarının sonuna kadar yanındayız ve bu mücadeleyi hem demokrasi mücadelemizi hem de basın mücadelemizi kazanacağız' ifadelerini kullandı.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, sosyal medya hesabında, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne ilişkin açıklama yaptı. Çakırözer, videolu açklamasında, şu ifadelere yer verdi:
'Bugün 3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü Günü ama Türkiye'de özgürlük hayal çünkü gazeteciler zindanlarda. İşte Merdan Yanardağ 188 gündür, Alican Uludağ 72 gündür Silivri zindanında. İsmail Arı 42 gündür Sincan'da, Pınar Gayıp 87 gündür Bakırköy Cezaevi'nde. Onlarca gazeteci tutuklu, mesleklerinden, özgürlüklerinden, sevdiklerinden aylardır mahrum durumdalar. Dünyada 180 ülke arasında 163. sıradayız basın özgürlüğünde. Bizim nisan ayı basın özgürlüğü raporumuz çıktı. Gazeteciler haberlerini, paylaşımlarını savunmak için tam 75 kez hakim karşısına geçtiler. En fazla yargılanılan madde dezenformasyon için çıkarıldığı söylenen sansür maddesi. Tolga Şardan, Zafer Arap Kirli, Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Timur Soykan nisan ayında hep bu madde yüzünden hapis cezasına çarptırıldılar. Yine bu sansür maddesi nedeniyle e Şanlıurfa'da yine meslektaşımız Mehmet Yetim baskın yapıldı, evine gözaltına alındı ve sonra da tutuklandı. Bu madde son üç yılda gazetecilerin kabusu haline dönüştü. 83 gazeteci 114 kez bu madde nedeniyle soruşturmaya uğradı, 39 dava açıldı. Onlarca gazeteci tutuklandı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak işte biz bugün bu maddenin sansür kılıcına dönüşen bu kanun maddesinin iptali, kaldırılması için kanun teklifimizi veriyoruz.
En kısa sürede Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülmesi için de elimizden gelen çabayı ortaya koyacağız. Koyacağız ki artık dezenformasyon gerekçesiyle gazetecilerin haberleri sansür edilmesin, gazeteciler cezaevine konmasın. Yine nisan ayında gazetecilere yönelik soruşturmalar bitmedi. Bakın T24'ten Can Öztürk ödüllü haberi iki ödül kazandı. Skandal bir istismar haberi nedeniyle o haberine yeni bir soruşturma daha açıldı. Nefes Gazetesi'nden Mahir Bağış aynı haber için üç ayrı dava açıldı. Hazal Ocak beraat etmişti yaptığı haber nedeniyle ama şimdi tazminat cezasına mahkum edildi. Erişim engelleri basın özgürlüğü önünde büyük bir kısıtlama olmaya devam ediyor. AKP'li milletvekilleri, bakanlar, onların yakınlarına ilişkin her türlü usulsüzlük, görev kötüye kullanma haberine erişim engeli getiriliyor. Getiriliyor ki okunmasın, bilinmesin, duyulmasın diye. Türkiye'de Tele1 bakın gasp edildi, resmen el kondu. TMSF tarafından şimdi yok pahasına satışa çıkarılıyor. RTÜK, Halk TV'ye, Sözcü TV'ye ceza kesti. Para cezaları ne için? Siyasetçiler orada normal haklarını kullanıp eleştiride bulundular diye. Neresinden baksanız Türkiye'de basın özgürlüğü çok çok kötü durumda, vahim durumda. Basın özgürlüğünün olmadığı bir ortamda demokrasi olamaz. Biz halkın haber alma hakkı için mücadele veren cesur gazetecilerin, cesur basın kuruluşlarının sonuna kadar yanındayız ve bu mücadeleyi hem demokrasi mücadelemizi hem de basın mücadelemizi kazanacağız.'