(TBMM) - CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin bankalara ve finans kuruluşlarına 1,5 trilyon lira borcu bulunduğunu belirterek, artan girdi maliyetlerinin bu tabloyu ağırlaştırdığını söyledi. Girdi maliyetlerinin düşük gösterilmesinin alım fiyatlarını da aşağı çektiğini vurgulayan Gürer, 'TÜİK verileri üzerinden yapılan hesaplamalar çiftçinin gerçek maliyetini yansıtmıyor' dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) tarımsal üretime ilişkin verilerini değerlendirdi.
Gürer, 'Tarım kesiminin tarımsal üretim yaparken kullandıkları tohum, gübre, ilaç, mazot, yem, elektrik gibi mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişimi gösteren tablo, içerik olarak geneli kapsayan ama veri olarak çiftçinin hissettiğini yansıtmayan bir tablo oldu. 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 3.10'luk artış, 2025 yılı Aralık ayına göre yüzde 7.8'lik artış, 2025 yılının aynı ayına göre yüzde 31.5'lik artış ve son 12 aylık ortalama artışa göre yüzde 33.4 artış TÜİK tarafından gerçekleştiği belirtildi. Dikkat çeken, tarım ilaçları, gübre ve toprak geliştiricilerdeki artışın orana düşük yansımasıydı. Esas olan, çiftçi o ay hangi ürünü ihtiyaç olarak kullanıyorsa onun ortalaması alındığında bu rakamların değişkenlik göstermesi olasıdır' diye konuştu.
'Verilerin nasıl okunduğu önemli'
Veteriner hizmetlerindeki yüzde 41.37'lik artışa dikkati çeken Gürer,' Son dönemlerde yapılan istatistiklerde bu bağlamda veteriner hizmetleri ile ilgili artış yüksek olarak ortalamaya yansımakta. Oysa alana gittiğimizde veteriner hizmetlerine yönelik biz hayvancılık yapanlardan ya da besicilerden böyle şikayetler almıyoruz. Genelde yem fiyatlarının artışını belirtiyorlar ve bu bağlamda özellikle ithalatların her ay düzenli bir artış gösterdiğini, 1 kilo 1 litre süt satarak 1,5 kilo yem alamadıklarını ifade etmektedirler. Burada ortaya çıkan tablo herhalde veterinerlerin ücretlerine yönelik bir değerlendirme esas alınıyor olmasıdır. Çünkü veteriner hizmetlerinin önemli bölümü de kamu tarafından karşılanıyor. Veyahut da bazı yerlerde aşı ve veteriner hizmetlerinin düşük gerçekleşen oranlarda fiyatlandırmayla gerçekleştiği ifade ediliyor. Hayvan yemindeki artış ise yüzde 37.7 olarak gösteriliyor. Süt yemi, arpa, yonca, saman, silaj, pamuk tohumu küspesi, soya gibi yem fiyatlarının artışı dikkate alındığında yemdeki bu artış da düşük bir rakamı ifade ediyor. Verilerin bu bağlamda nasıl okunduğu da önemli. Çünkü farklı örneklere baktığımızda verilerin doğru ama gerçekte yaşananlarla örtüşmediğini görüyoruz' dedi.
'Pestisit kalıntılarından dolayı yurt dışından da ürünlerimizin bir kısmı geri geliyor'
Tarım ilaçlarında pestisit kullanımında dünya ortalamasının hektara 2.6 kilogram olduğunu, Türkiye'de ise Bakanlığın bu verileri hektara 2.1 kilogram olarak açıkladığını söyleyen Gürer, 'Oran olarak bazen 2.3 kilograma kadar çıktığını belirtiyor. Rakam olarak söylenen doğru. Ama bir de işin öbür boyutu var. O da ülkemizde 10 tane üretimi yüksek ili ele aldığımızda bu veri 6.7 kilograma çıkıyor. Konya'yı 10 ilin içinden ayrı tuttuğumuzda 9 ilde, yani Akdeniz'de, Çukurova'da özellikle sebze üretimi yapılan bölgeleri dikkate aldığımızda bu kez hektara 9.5 kiloya kadar çıktığını görüyoruz. Yani dünya ortalaması 2.6'nın kilogram olarak altında görünüp 2.3 kilogram hektara tarım zehiri Türkiye'de kullanılıyor dersek genel ortalama doğruyu yansıtıyor. Ama üretim bölgelerini değerlendirmeye alırsak bu kez 9.5 kiloya hektarda çıkıyor ki bu dünya ortalamasının çok çok üzerinde. O nedenle de pestisit kalıntılarından dolayı yurt dışından da ürünlerimizin bir kısmı geri geliyor' diye konuştu.
Gürer, hayvan varlığına ilişkin istatistiklerin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini belirterek, TÜİK ve Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2025 yılı için büyükbaş hayvan varlığında yüzde 4,3'lük artış öngörüldüğünü, toplam sayının 17 milyon 709 bin baş olarak açıklandığını aktardı. Küçükbaş hayvan sayısının da yüzde 5,4 artışla 57 milyon 874 bine ulaştığının ifade edildiğini söyleyen Gürer, Cumhurbaşkanlığı yıllık programında 2024 yılı için büyükbaş hayvan varlığının 16 milyon 824 bin baş olduğunun yer aldığını hatırlatarak, 2025 yılında 739 bin baş ithal hayvan geldiğini, buna rağmen yüzde 4'lük artışın 'iddialı' olduğunu vurguladı.
'Büyükbaşta birinci olmak, toplam hayvan varlığında birinci olduğumuz anlamına gelmiyor'
2025 yılında şap hastalığı nedeniyle yaklaşık 2 milyon hayvanın telef olduğunu ya da kesime gittiğini öne süren Gürer, Kurban Bayramı'nda 1 milyon, yıllık tüketimde ise yaklaşık 2 milyon büyükbaş hayvan kesildiğine dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 'Avrupa'da büyükbaş hayvan varlığında birinciyiz' açıklamasını da değerlendiren Gürer, Avrupa'da domuz eti tüketiminin yaygın olduğunu belirterek, 'Büyükbaşta birinci olmak, toplam hayvan varlığında birinci olduğumuz anlamına gelmiyor' dedi.
Çiftçinin bankalara ve finans kuruluşlarına 1,4 trilyon lira, toplamda ise yaklaşık 1,5 trilyon lira borcu bulunduğunu belirten Gürer, artan girdi maliyetlerinin bu tabloyu ağırlaştırdığını söyledi. Girdi maliyetlerinin düşük gösterilmesinin alım fiyatlarını da aşağı çektiğini vurgulayan Gürer, 'TÜİK verileri üzerinden yapılan hesaplamalar çiftçinin gerçek maliyetini yansıtmıyor' dedi.




