(AYDIN) - CHP Cumhurbaşkanlığı Ofisi (CAO) Genel Koordinatörü Bülent Tezcan, Koçarlı Belediye Başkanı Özgür Arıcı'nın AK Parti'ye geçeceği iddialarına ilişkin 'Belediye başkanımız, Koçarlı halkının güveniyle Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanı olarak seçilmiştir ve görevine devam etmektedir. Herhangi bir disiplinlik eylemi, işlemi de yoktur. Öyle bir düşüncemiz de yoktur' dedi.
CHP Aydın İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Kazanan çiftçi, büyüyen Türkiye buluşmaları' kapsamında CHP Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı, CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Genel Koordinatörü ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, PM üyesi Emine Uçak Erdoğan ile Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, üreticilerle bir araya geldi.
Toplantıda konuşan Bülent Tezcan, CAO'nun çalışmaları hakkında bilgi vererek, Türkiye'de ilk kez 15,5 milyon kişinin oy kullandığı bir süreçle Cumhurbaşkanı adayının belirlendiğini söyledi. Tezcan, Ekrem İmamoğlu'nun adaylığının ardından yaşanan sürece değinerek, bunun siyasi rekabet açısından önemli bir kırılma olduğunu ifade etti.
Erken seçim talebine dikkat çeken Tezcan, milyonlarca vatandaşın imza vererek sandığın önlerine gelmesini istediğini belirtti. İBB davalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Tezcan, davanın gizli tanık ve iddialar üzerine kurulduğunu öne sürerek sürecin çöktüğünü savundu.
'18 bakanlığın muadili Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde var'
Tezcan, 'Biz bir taraftan bu mücadeleyi sürdürürken, Genel Başkanımız Özgür Özel Türkiye'nin bir yanında demokrasi, özgürlük, hak, adalet, hukuk, ekmek kavgasını büyütürken; başta Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu olmak üzere tutsak arkadaşlarımız da içeride direnişlerine ve mücadelelerine devam ediyorlar. İşte Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi, siyasetin bu gerilimli, tartışmalı alanının dışında, toplumun gerçek gündemine odaklanmak üzere, pozitif gündeme odaklanmak üzere, Türkiye'yi nasıl düzelteceğimizi, nasıl düze çıkaracağımızı, nasıl yöneteceğimizi anlatmak üzere kurgulanmış bir ofis. Burada 18 politika başkanımız var, 18 gölge bakanımız var. Mevcut kabinenin iz düşümü olarak görevlendirilmiş arkadaşlar. Tarım ve Orman Politikası Başkanımız burada. Millî eğitim, sağlık, sanayi, teknoloji, ticaret: Bildiğiniz bütün 18 bakanlığın muadili Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde var. Bu başkanlarımızın altında politika kurulları var. O politika kurulları da çok sayıda gönüllü, değerli, birikimli arkadaşın katkısıyla Türkiye'de tarım nasıl olacak, ticaret nasıl olacak, emeklilerle sosyal yardımlar, sosyal hizmetler nasıl olacak, kadın, gençlik, aile, sağlık, eğitim: Bütün bu alanlarda ne yapacağız, çok ciddi ve esaslı bir çalışma yürütüyor' dedi.
'Küçük dokunuşlar çok hızlı yol kat etmemize belki sebep verecektir'
'Türkiye'nin gıda egemenliği için şantaj yapamadığı bir Türkiye inşa etmek istiyoruz'
O kadar battık ki daha katma değerli bir ürünle önümüzdeki sene risk alalım deyip sürekli riskini büyüttüğü bir sistemin içerisindeyiz. Bizim yol haritamız çok belli ama bu yol haritasını sadece uzun uzun anlatmaktansa çiftçilere dokunup onlarla bir araya gelip onların da anlayıp anlamadıklarını sahadan görmek gerektiği kanaatindeyiz. Tüm Türkiye'yi gezip gerekirse köy kahvesi kahvesi nasıl olması gerektiğini insanlara izah ettiğimiz zaman şunla karşılaşıyoruz: 'Ya gerçekten biz niye böyle yapıyoruz?' diye soruyorlar. Bunun bir tane sebebi var; liyakatsizlik. Türkiye'de ne yazık ki tarım liyakatsiz ellerde. Mevcut iktidar geldiği zaman Türkiye'de Türk çiftçisinin ortalama yaşı 44 mertebesindeydi. Şu anda aradan 25 yıl geçiyor ve bu ortalama 58-59'lara dayanmış durumda. Dolayısıyla evet, başka alternatif olmayan bu yolda, bu kumarhanede şansını denemeye devam ediyor ama gençlerimiz asla bu işin içine girmiyor. Türkiye'nin gıda egemenliği için, Türkiye'nin kimseye muhtaç olmaması için; siyasal olarak dış ülkelerin 'şunu yapmazsanız size et göndermeyiz, tavuk göndermeyiz, yumurta göndermeyiz, buğday göndermeyiz' diyerek şantaj yapamadığı bir Türkiye inşa etmek istiyoruz.
'Biz olması gereken Türkiye'yi inşa etmek için kolları sıvadık'
Bunun için yetkiye ihtiyacımız var. En geç iki sene içerisinde seçim yapılacak. Bu seçim ne kadar erken yapılırsa o kadar iyi. Hazırız. Komisyonlarımız, yönetmeliklerimiz hazırlanıyor. Sanki bugün iktidardaymışız gibi hangi kanunlar, hangi yönetmelikler değişmeli ise bunların hepsinde komisyonlar kuruldu ve çalışılıyor. Merasından suyuna, hayvancılığından ıslah programlarına kadar her alan çalışılıyor. Gıda güvenliği de tüm bu kaosun içerisinde haliyle insanları kuşkuya sevk eden, manipülatif hareketlerin gözlendiği bir alan haline geldi. İnsanlar artık manava gittiği zaman 'Acaba bunda pestisit kalıntısı var mı' diye endişe ediyor. Biz bunların hepsini nasıl düzelteceğimizi, kimlerle yapacağımızı ve hangi zaman çizelgesi içerisinde yapacağımızı tespit ettik. Zaten Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin asli görevi de bu. Biz sadece söylem olarak değil, fiili eylem olarak da gerekli çalışmaları yapıp en geç iki sene sonra iktidara geldiğimizde hazır bir şekilde vatandaşlarımıza hizmet etmek istiyoruz. Uçaktan inip 'Acaba hangi bakan oldum' diyen, saraydan çıkarken 'Ben ulaştırma bakanı olurum diye düşünüyordum ama Tarım Bakanı olmuşum' diyen bakanlardan Türkiye'nin derhal kurtulması lazım. 'Kepek ekin' diyen insanların tarımı yönetmesinin sonucunun nereye geldiğini hepimiz görüyoruz ve yaşıyoruz. Başka bir Türkiye mümkün. Biz olması gereken Türkiye'yi inşa etmek için kolları sıvadık. Üreticilerimizle yerelde çalışıyoruz. Destekleme programı açıklayıp sonra bunu lütuf gibi dağıtan bir anlayış değil; Van'ın, Konya'nın, Aydın'ın hatta ilçe bazında farklı ihtiyaçlarını analiz eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Dolayısıyla yolumuz uzun, çalışmalarımız çetin ama Türkiye çok büyük bir ülke. Bugün Türkiye'nin Avrupa'nın gerisinde kalmasının sebeplerinden bir tanesi kesinlikle tarımdır. Biz tarımda ve gıdada çok büyük potansiyele sahipken net ithalatçı konumuna düşmüş durumdayız. Bu günler geçecek. Daha aydınlık, daha güzel günler bizi bekliyor.'
'Özgür kardeşimiz, belediye başkanımız olarak görevine devam edecektir'
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bülent Tezcan, Koçarlı Belediye Başkanı Özgür Arıcı'nın AK Parti'ye geçeceği iddialarına ilişkin soru üzerine şunları söyledi:
'Belediye başkanımız Özgür kardeşimiz görevindedir. Bunu 'direkten dönme' diye tarif etmeyi ve bu tabiri doğru bulmuyoruz. Belediye başkanımız, Koçarlı halkının güveniyle Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanı olarak seçilmiştir ve görevine devam etmektedir. Herhangi bir disiplinlik eylemi, işlemi de yoktur. Öyle bir düşüncemiz de yoktur. Bu konuda şu bir gerçektir: Son günlerde yaşananlar da bunu göstermiştir. İktidarın, AK Parti'nin Türkiye'nin her yerinde Cumhuriyet Halk Partili belediyelere, belediyelerimize ve belediye başkanlarımıza yönelik özellikle baskı, şantaj ve kirli pazarlık operasyonları devam ediyor. Burada bu masada Aydın halkının 344 bin oyunu kumar masası gibi pazarlık masasına koyup çalıp kaçanları biliyoruz. Aydın halkının bunlara öfkesini de biliyoruz. İlk seçimde bunun cevabını vereceklerini de biliyoruz.
Topuklayıp kaçanlara karşı, mesela Bursa'da hiçbir şantaja boyun eğmeden 'Ben halkın bana verdiği desteği sizin pazarlık masanıza meze yapmam' deyip aslanlar gibi direnen ve cezaevine girmeyi göze alan Mustafa Bozbey başkanımız var. Bir tarafta böyle duranlar var, bir de topuklayıp kaçanlar var. Bu çerçevede, bu baskıların belediye başkanlarımız üzerinde; İller Bankası'ndan gelecek paralarını kesmek, 'silkelemek' Sayın Cumhurbaşkanı'nın tabiriyle, bütçe imkânlarını ortadan kaldırmak, soruşturma tehditleriyle üzerlerine gitmek, hapse atma tehdidiyle üzerlerine gitmek ve 'Gel, oturalım pazarlık yapalım; eğer bize gelirsen senin önündeki engelleri aşarız ve mali sorunlarını da çözeriz' diyerek kirli pazarlıklar teklif edip milletin verdiği oyu pazarlık malzemesi yapma ahlaksızlığının siyasette yaygın olduğunu, iktidar eliyle yaygınlaştırıldığını görüyoruz. Ama bütün bu ahlaksız tekliflere karşı arkadaşlarımızın onur ve ahlakla mücadele etmeye ve görevlerini yapmaya devam ettiklerini de görüyoruz. Özgür kardeşimiz, belediye başkanımız olarak görevine devam edecektir.'





