(İSTANBUL) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, '160 kız çocuğu Amerikan bombasıyla, İsrail bombasıyla öldürülmüştür. Batı buna susmakta, bu haberlere karartma uygulamaktadır. İran'da ölümler bini geçmiştir. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Erdoğan'dan farklı olarak gücümüzü Trump'tan almadığımız için, Netanyahu'ya laf söyleyince Trump kızar mı diye endişe etmediğimiz için, tam bağımsız Türkiye'yi savunduğumuz için Amerikan'ın da İsrail'in de karşısında cesaretle duruyoruz. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi. Kahrolsun İsrail'in soykırımları. Yazıklar olsun bunlara, susanlara ve teslim olanlara' dedi.
CHP'nin Silivri'de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebiyle düzenlediği 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerinin 94'üncüsü Eyüpsultan-Kağıthane'de yapıldı.
Birçok yurttaşın evlerinin balkonlarından ve pencerelerden izlediği mitingde konuşan Özgür Özel, 19 Mart 2025'ten bu yana neredeyse bir yıldır mücadele ettiklerini belirterek, 'Ben size bakınca görüyorum ki karanlık hiçbir zaman kazanamayacak. Güneş doğacak, gün doğacak, aydınlık kazanacak. Zulmedenler değil, zulme direnenler kazanacak. Korkaklar değil, cesurlar; direnen, cesaretli insanlar kazanacak. Sizi görünce görüyorum ki biz kazanacağız. Biz kazanacağız. Biz kazanacağız' dedi.
CHP'nin Eyüpsultan Belediyesi'ni 35 yıl sonra kazandığını söyleyen Özel, Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen'in seçildikten sonra, '7 kreş, 1 emekli lokali, aile sağlık merkezi ve 4 yeni park' açtığını yenileri içinde çalıştığını belirterek, ''Sosyal yardımları CHP keser' demişler; o beş katına çıkarmış' dedi.
CHP'nin Kağıthane Belediyesi seçimlerinde yüzde 36 oy aldığını ancak belediyeyi kazanamadıklarını hatırlatan Özel, sözlerine şöyle devam etti:
'Yüzde 36 oy alarak kazanamasak da artık buranın siyasetinde en güçlü alternatif olduğumuzu, gelecek seçime umutla baktığımızı, seçimlerde buradan çok önemli sonuçlar beklediğimizi gösterdik. Şüphe yok, örgütümüzle birlikte bu başarının mimarı adayımız Tonguç Çoban'dı. Bu gece burada yok. Çünkü o başarılı bürokrat, arkadaşlarımız içeri alındıktan sonra İBB'de koordinasyonu sağlayan, çalışan, bizde olan olmayan tüm ilçelere ayrım gözetmeden hizmet götüren arkadaşımıza da bir kulp taktılar. Onu da Silivri zindanına attılar. Tonguç Çoban'ı da buradan sevgiyle selamlıyorum. Toplamda 14 belediye başkanımız tutuklu. İkinci bölgeden Beşiktaş Belediye Başkanımız sevgili Rıza Akpolat 411 gündür tutuklu. Şişli Belediye Başkanımız kardeşim Emrah Şahan 345 gündür tutuklu. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız sevgili, canım kardeşim Hakan Bahçetepe 272 gündür tutuklu. Beyoğlu'nun yiğit evladı, sevgilisi İnan Güney 196 gündür tutuklu. Bayrampaşa'nın çalışkan öğretmeni, her şeyini Bayrampaşa'ya veren Hasan Mutlu 168 gündür tutuklu. Ayrıca Hakan'la, İnan'la, Hasan Mutlu'yla beraber Büyükçekmece ve Şile Belediye Başkanlarımız maalesef aylardır iddianame bekliyorlar. Onları alıp içeri koyanlar iddianameyi yazmıyorlar, zulmü sürdürüyorlar. Buradan tüm başkanlarımızı selamlarken iddianameyi bekliyoruz. Yargılanmak için değil, iftiralarınızı yargılamak için bekliyoruz. İçeride olan arkadaşlarımızdan istenen cezayı alsalar yatarı olmayanlar tutuklu. İstenen cezayı zaten yapmış olanlar tutuklu. Bir yandan haklarında hiçbir iddia olmayan, iddianame bekleyenler tutuklu. Bu sebepten bu milletin vicdanına, tarihin bu en acımasız sistemini, en haksız sistemini, AK Parti'nin kara düzenini şikâyet ediyoruz. Ve şunu söylüyoruz ki bu zulme direneceğiz. Bu zulmü yeneceğiz. Teslim olmayacağız. Ama eninde sonunda biz kazanacağız.'
'Attıkları yalanın altında kaldılar'
İktidarın, Ekrem İmamoğlu'na yönelik, 'terör örgütü mensubu, terör örgütüne yardım ediyor, bu PKK'lı', 'evrakta sahtecilik yaptı, diploması sahte', 'ajanlık, casusluk yaptı', 'seçimlerde hile yaptı', 'yolsuzluk yaptı' gibi iddialarda bulunduğunu kaydeden Özel, AK Partili ve MHP'li seçmenlere seslenerek, şunları söyledi:
'Düşünün, bir insan aynı zamanda hem seçimlerde hile yapmış, hem diploması sahte, hem hırsız, hem terörist, hem casus, hem de ajan olabilir mi? Bunların hepsi bir kişide olmayacağına göre, bunların hepsini birden bir kişiye yüklediklerine göre karşı karşıya olduğumuz mesele, tarihte rakibinden en çok korkan bir anlayıştır. Vallahi, billahi ben ömrümde rakibinden bu kadar çok korkan birisini görmedim. Bütün mesele Recep Tayyip Erdoğan'ın Ekrem İmamoğlu korkusudur. Buradan AK Parti'nin, MHP'nin değerli seçmenine söylüyorum: Bir kişiye her suçu atıp hiçbirini ispat edemiyorsan o kişide bir şey yok ama sen iftiracısın demektir. 'Yok, ben iftira atmadım, ben ispat ederim' diyorsan; bir kere bunları TRT'de yayınlayıp ya da televizyonlarda yayınlayıp bütün bir yaz, sonbahar boyunca üzerinde tepinip sonra iddianameye yazmamak olmaz. Çünkü bir şeyi iddia ediyorsan televizyonda anlatmayacaksın; karşında bunu söyleyecek, savunacak kimse yok A Haber'de, TGRT'de, TRT'de. Bunu çıkacaksın, iddianameye yazacaksın, cevabını alacaksın. İşte bu yüzden buradan açıkça söylüyoruz: Biz ilk gün durduğumuz yerdeyiz. Bu haksızlığa karşı tutuksuz yargılamayı savunuyoruz. Bu iftiralara karşı televizyonlardan canlı yayın istiyoruz. Canlı yayın. İstanbul'a soruyorum, İstanbul'a: Hatırlıyor musunuz? Devlet Bey 'canlı yayın' dedi. Erdoğan, 'Devlet Bey öyle diyorsa münasiptir' dedi. Ama şimdi 9 Mart geldi, kanun teklifini verdik, AK Parti oylarıyla reddedildi. Buradan soruyorum: Bu yargılamayı televizyondan canlı verebilirler mi? Veremezler. Çünkü attıkları yalanın altında kaldılar. '560 milyar yolsuzluk var' dediler. 560 kuruş ispat edemediler. 'Bin 200 cep telefonu dağıtıldı' dediler. Bir tanesini bile ispat edemediler.
'İBB'de parkelerin altında milyon dolarlar vardı, bulurken kayda geçirdik, video çektik' dediler, yalan çıktı. Bir otoparkta Türkiye'nin en pahalı arabalarını çekip 'İmamoğlu'nun' dediler; MHP'li bir milletvekilinin çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesi'ne gittiler. Başkan odasını aradılar. Gizli bir kasa buldular. Kasayı açtılar. Ekrana 'Gaziosmanpaşa'nın gizli kasası' yazdılar. Dolarları çıkardılar. Bu kardeşiniz inanmadı. 'Allah bir deseler şüphe ederim' dedim. 'Acil acil getirin bakalım' dedim. 'Getirin bakalım arama tutanağını. Nasıl olur Gaziosmanpaşa Belediyesi'nde para kasası, nasıl içinden dolarlar çıkar? Bu nasıl olur?' dedim. Tutanak geldi. Belediyenin kasasından sadece mühür çıktı. Arayın TRT'yi. 'Bu ne görüntü?' dedim. 'Elimizde arama görüntüsü yoktu, stoktan kullandık. Yanlışlıkla bunlar çıktı' dediler. Yani dünyanın en büyük iftiralarını attılar. Pırıl pırıl insanların çocuklarını, analarını, babalarını sokakta, mahallede, okulda zor durumda bıraktılar. Onlara belki de etrafı 'yolsuzun, hırsızın evladı' diye baktı. Çocuklar kahroldu. Buradan bir teşekkürüm var: Kim ne derse desin, siz evlatlarınıza, kardeşlerinize inandınız. Bu kumpaslara karşı onları yalnız bırakmadınız. Bu meydanları doldurdunuz. Bugünlere geldik. Kumpaslar çöktü, yalanlar çöktü. Siz haklı çıktınız. Siz güvendiniz. Siz başardınız. Helal olsun size. Arkadaşlarımızın haysiyetine sahip çıkan bu meydanın karşısında saygıyla eğiliyorum.'
'Emekliler dünyanın en büyük vefasızlığıyla karşı karşıyadır'
19 Mart operasyonu nedeniyle Türkiye'nin demokrasisinin de ekonomisinin de kan kaybettiğini, yargıya duyulan güvenin yüzde 18'e düştüğünü ve Türkiye ekonomisinin 160 milyar dolar kaybettiğini ifade eden Özel, emeklilere verilecek bayram ikramiyesine zam yapılmamasını eleştirdi. Özel, şöyle konuştu:
'Bayram yaklaşmaktadır. Bayramda emeklilere ikramiye Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2015 seçim vaadidir. 2018'de verilen bin liradan beri bugüne kadar devam etmektedir. Emekliler, 2018'de verilen ilk bayram ikramiyesiyle, o bin lirayla ramazan bayramında bayram sofrası için kuşbaşı et alsa 24 kilo kuşbaşı et almaktaydılar. Bugün o bayram ikramiyesi 4 bin liradır. Bu sene için AK Parti'nin açıklaması: 'Kasada para yok, 4 bin lirayı arttırmayacağız. Geçen senekinin aynısını vereceğiz' demektedir. İşte böyle olunca, o 4 bin lira 4 kilo kuşbaşı eti zor almaktadır. Bakın, sadece 7 yıl önce 24 kilo et alan bayram ikramiyesi, şu anda 4 kilo ete düşmüştür. Dünyada emeklisine; o emekli, elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük numaraları büyümüş: Artık 'Sen çok çalıştın, biz sana bakacağız' diye devletin çalıştırmadığı, emekli ettiği insanlar dünyanın en büyük vefasızlığıyla karşı karşıyadır. Sefalet ücretiyle karşı karşıyadırlar. Çünkü para kalmamıştır. Çünkü 19 Mart darbesi, yani Erdoğan'ın kendinden sonraki cumhurbaşkanına mani olmak için Erdoğan hükümetinin, kendinden sonraki Cumhuriyet Halk Partisi hükümetine engel olmak için yaptığı darbe, ülkeyi bu hale getirmiştir. Ne emeklimiz, ne emekçimiz, ne esnafımız, ne çiftçimiz halinden memnun değildir. Hepsi birden sürüklenmekte, sürünmektedir.'
'Trump ve Netanyahu İran'a demokrasi getiremezler'
Özel, ABD ve İsrail'in İran'a saldırısıyla başlayan ve hızla bölgeye yayılan savaşa ilişkin ise şunları kaydetti:
'Malum, cumartesi günü sabahleyin bir kalktık, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail, İran'a saldırmışlar. Biz her ne kadar İran'daki rejime, kadınlara muamelelerine, hak ihlallerine karşı olsak da İran'a demokrasi gelmesini, demokratik bir cumhuriyet olmasını, başta kadın ve insan haklarına saygılı olmasını beklesek de bu işi yapacak olan İran'dır; İranlıların kendisidir. Elinde Irak Savaşı'ndan 1,5 milyon Müslümanın kanı olanlar, Gazze'de 76 bin Müslümanın çoğu çocuk ve kadın kanı olanlar, Netanyahu gibi bir savaş suçlusuna savaş kahramanı diyen küstah Trump ve Netanyahu İran'a demokrasi getiremezler. Attıkları füzelerle, İran'a yaptıkları saldırılarla uluslararası hukuk ayaklar altındadır. Ve buna sessiz kalan herkes bu suçun ortağıdır.
Dünyanın herhangi bir yerinde 160 civciv ölse, bu tehlikeli ve üzüntülü bir durumdur. Üzülürsün, yanarsın, sebebini ararsın. 160 kız çocuğu Amerikan bombasıyla, İsrail bombasıyla öldürülmüştür. Batı buna susmakta, bu haberlere karartma uygulamaktadır. İran'da ölümler bini geçmiştir. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Erdoğan'dan farklı olarak gücümüzü Trump'tan almadığımız için, Netanyahu'ya laf söyleyince Trump kızar mı diye endişe etmediğimiz için, okyanus ötesinde meşruiyet aramadığımız, Trump'ın oğluna taviz sözü verip görüşme koparmadığımız için tam bağımsız Türkiye'yi savunduğumuz için Amerikan'ın da İsrail'in de karşısında cesaretle duruyoruz. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi. Kahrolsun İsrail'in soykırımları. Yazıklar olsun bunlara, susanlara ve teslim olanlara.'
İktidarın bir yandan savaşa karşı 'iç cephe' çağrısı yaptığını bir yandan da Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı tutukladığını belirten Özel, Özcan'ın tutuklanmasının gerekçesini şöyle anlattı:
'Olayın gerçeği şu: Bolu'da bir vakıf kuruluyor. Vakfın görevi, Bolulu yoksul öğrencilere burs vermek. Tanju Başkan var, AK Partili Başkanvekili var, MHP'li var, esnaf odaları var. Bolu'da Tanju'nun bir derdi var. Üç harfli marketler geliyor, Bolu'nun her sokağına açılıyorlar, esnafı batırıyorlar, parayı Bolu'dan kazanıyorlar; ondan sonra gidip vergiyi başka yerde veriyorlar. Bolu'ya hiçbir faydaları yok. Diyorlar ki: 'Siz bu vakfa yardım yapacaksınız, karşılığında da bu reklam panolarına isimlerinizi yazacağız.' Böylelikle Bolu'nun yoksul çocukları üniversitede kolay okuyacak ya da Bolu'ya gelen yoksul çocuklara bakılacak. Bakın, bunun dışında bir soru yok.
'Dünya ve bölgemiz bu haldeyken 19 Mart darbesini sürdürmek, bu ülkeye ihanet etmektir'
Ben bütün soruları, verilen cevapları bizzat okudum. Tanju'nun suçu, yoksul çocuk okutmak için üç harflileri bağış yapmaya yönlendirmek. Ve bunu sorarak, aslında Kartalkaya yangınında AKP'lileri haklamak ve başkalarını suçlamak isteyen başsavcıyı Tanju şikayet etti diye, o husumetle buradan Tanju'ya suç bulup neleri neleri araştırmış, bir şey bulamamış, vakıf üzerinden suç bulup güya Tanju'yu suçlayacak, Tanju'yu utandıracak, Tanju'yu küçük düşürecek. Dün kendisini ziyaret ettim. Tanju'nun gözünün içine baka baka dedim ki: 'Senin suçun buysa, bütün Cumhuriyet AKP'liler seninle gurur duyuyoruz kardeşim. Gurur duyuyoruz.' Nerede bu yordum bolluğu, Erdoğan? Nerede? Bu işlerin patenti sende: Bütün vakıfların yönetimi ailende. Oraya TÜRGEV'e, TÜGVA'ya, Okçuluk Vakfı'na paraları milletten yatırtmayı bırak; belediyelerden aktaran sensin. O vakıflar sadece burs vermiyor, her türlü imtiyazı kullanıyor; bunun için kanunlar çıkaran sensin. Vakıf ve vakıfa zorla bağışlayınca bu işin patenti Erdoğan'da. Her vakıfın başında ya bir evlat, ya eşi, ya gelini, ya damadı utanmadan kalkıyor; sormaya hesabı Tanju gibi sadece yoksulu düşünen çocuklara. Buradan sesleniyorum: Hem o üç harflilere, hem Erdoğan'a, tutukluluğa yapıldığı itiraz benim derdim değil; Tanju'nun özgürlüğü sizin derdiniz. Aklınızı başınıza alacaksınız, bu yanlıştan döneceksiniz; yoksa bu millet hesabını teker teker soracak sizden. Dünya ve bölgemiz bu haldeyken 19 Mart darbesini sürdürmek, bu ülkeye ihanet etmektir.
Ben buradan başta Ekrem Başkan, içeride tutuklu 14 belediye başkanımız, meclis üyelerimiz, bürokratlarımıza her birine ayrı ayrı sesleniyorum: Hepinizin, hepinizin ne için içeride olduğunuzu biliyoruz. Erdoğan'ın hazımsızlığını biliyoruz, yapılan haksızlıkları biliyoruz. Siz bizim yiğit evlatlarımızsınız.'
(Sürecek)




