Haber: Melis YILDIRIM

(TBMM) - Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, TBMM Dışişleri Komisyonu'nda NATO'nun Türkiye'de Çok Uluslu Kolordu Karargahı ile Deniz Unsur Komutanlığı kurma sürecine ilişkin, 'Montrö, bizim geçmişteki diplomatlarımıza, devletimize büyük bir şükranla borçlu olduğumuz bir düzenleme. Bunun delinmemesi için her türlü düzenleme bizim bir güvencemiz. Ne tür düzenleme olursa olsun, bunun delinmeden yapılması gerekiyor. Çünkü öbür türlü çok farklı bir ortam ortaya çıkabilir. Çok Uluslu Karargah ve diğer konular da kontrolün bizde olmasını istediğimiz düzenlemeler içine girmek istiyoruz' ifadelerini kullandı.

TBMM Dışişleri Komisyonu, bugün Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı. Komisyon'a Dışişleri Bakan Yardımcıları Mehmet Kemal Bozay ve Musa Kulaklıkaya katıldı. Oktay'ın konuşmasıyla başlayan Komisyon'da uluslararası anlaşmalarla ilgili uygun bulma kanun teklifleri görüşüldü.

TBMM'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma sonuçları: 'Çocukların yüzde 27'si uygun bir rehabilitasyon görürse büyük olasılıkla cezaevine dönmeyecek'
TBMM'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma sonuçları: 'Çocukların yüzde 27'si uygun bir rehabilitasyon görürse büyük olasılıkla cezaevine dönmeyecek'
İçeriği Görüntüle

Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay, 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi', 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi Arasında Askeri Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi', 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Brezilya Federatif Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Notalarla Birlikte Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi', 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-HABITAT) Tarafından Temsil Edilen Birleşmiş Milletler Arasında Doğu Avrupa ve Orta Asya Ülkeleri İçin Türkiye Cumhuriyeti'nde BM-HABİTAT Bölge Ofisi Kurulmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi', 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı Arasında OECD İstanbul Merkezi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptının Yenilenmesine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi' ve 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Sırbistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin bilgilendirme yaptı. Kanun teklifleri kabul edildi.

'Savaş İsrail'in savaşı olmasına rağmen, bedelini tüm dünya ödedi'

Oktay, açış konuşmasının başında Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanan Milli Futbol Takımı'nı tebrik etti. Türkiye'nin etrafındaki ateş çemberinin giderek genişlediğini belirten Oktay, 'İsrail ve ABD'nin mart ayı başında İran'a saldırmasıyla başlayan savaş, Irak, Lübnan ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Diğer taraftan, Hürmüz Boğazı'nda başta enerji olmak üzere ticaret ve ulaşım koridorları kapanmış, enerji fiyatları yükselmiş ve küresel ekonomi son derece olumsuz etkilenmiştir. Savaş İsrail'in savaşı olmasına rağmen, başta bölge ülkeleri olmak üzere, ne yazık ki bedelini tüm dünya ödemiştir' ifadelerini kullandı. Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

'İsrail ve ABD'nin İran'a karşı başlattıkları saldırıların hukuki bir meşruiyeti yoktur. Barışçıl bir çözüm bulunmasına yönelik müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleştirilen bu saldırılar, yalnızca bölgesel barışı değil, aynı zamanda uluslararası hukuku ve diplomasiyi de ağır biçimde yaralamıştır.

İran'ın kendisini İsrail ve ABD'ye karşı savunma hakkı bulunmaktadır. Ancak komşu ülkelere yönelik saldırılarda bulunması, bu ülkelerde sivil yerleşimleri ve altyapı tesislerini hedef alması doğru değildir. Bu strateji, İsrail'in arzu ettiği Körfez ülkelerinin İran'a karşı birleşerek İsrail tarafından savaşa dahil olmalarına hizmet edecektir. Benzer şekilde, ABD ve İsrail'in, İran'da sivil halkın hayatını sürdürmesi için elzem olan, elektrik, su arıtma tesisleri gibi hedefleri vurması yanlıştır, uluslararası hukuka aykırıdır. Uluslararası düzenin neredeyse yok olduğu bir dönemde, sadece güçlünün haklı olduğu bir sistemden, uluslararası hukuka herkesin uymak durumunda olduğu adaletli bir düzene geçişe ihtiyaç vardır.

'İran'dan ateşlendiği belirlenen füzelerin hava sahamızı ihlal etmesi hiçbir şekilde kabul edilemez' 

İran'dan ateşlendiği belirlenen füzelerin hava sahamızı ihlal etmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Ülkemizin egemenlik alanlarına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tedbirler kararlılıkla ve tereddütsüz bir şekilde hükümetimizce, devletimizce  alınmıştır, alınmaktadır. Türkiye olarak temel hedefimiz, bu savaşın bir an önce sona ermesidir. Bu doğrultuda ülkemiz, bazı dost ülkelerle birlikte yoğun bir diplomatik çaba ortaya koymaktadır.'

'Gazze gündemden düşmemeli'

İsrail'in Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürdüğü ve Lübnan'da Litani Nehri'nin güneyini işgal etme girişimi içinde olduğunun görüldüğünü kaydeden Oktay, İsrail'in Kudüs ve Batı Şeria'daki saldırı ve işgal girişimlerinin devam ettiğini dile getirdi. Oktay, 'Mescid-i Aksa'nın ibadete kapalı olması ve ilk defa bir ayram namazının kılınmasına izin verilmemesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Batı ülkeleri de bu duruma sessiz kalmamalıdır. İsrail'in uluslararası hukuka ve tüm değerlere aykırı bu tutumu sadece Müslümanlara karşı değil, işgali altında bulunan bölgelerdeki Hristiyanlar için de geçerlidir. İsrail'in Gazze'de yol açtığı insanlık dışı dram devam etmektedir. İran'daki savaşın ön plana çıkması nedeniyle Gazze gündemden düşmemelidir' diye konuştu.

'Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ediyoruz'

Oktay konuşmasında, Suriye'deki gelişmelerin Türkiye ve bölge açısından önemini koruduğuna dikkat çekerek, 'Temennimiz, istikrarın muhafaza edilmesi ve 911 kilometre sınırı paylaştığımız Suriye'nin bir an önce huzur ve refaha kavuşmasıdır. İsrail'in saldırıları, yeni işgal girişimleri ve SDG ile ilgili hususlar başta olmak üzere, Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ediyoruz' dedi.

'İsrail'in elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları bir an önce tasfiye edilmeli'

Rusya-Ukrayna savaşı bağlamındaki tüm gelişmeleri yakından izlediklerini kaydeden Oktay, 'Karadeniz'de özellikle ekonomik bölgemizde deniz ticaretine yönelik saldırıların yaşanmaması için tüm tarafları uyarıyoruz' ifadesini kullandı. Oktay, konuşmasında şunları kaydetti:

'Savaş kaynaklı Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığı bahane ederek, Netanyahu'nun Körfez petrol ve doğal gazının Kızıldeniz ve İsrail limanları üzerinden Akdeniz'e taşınması yönündeki önerisi ile, Gazze'de yaşanan işgal ve katliamları ve İran ve Körfez'e yönelik saldırıları bir arada değerlendirilmelidir. Buradaki amaç enerji ve ticaret yollarının İsrail üzerinden uluslararası pazarlara açılmasıdır. Körfez ve bölge asla ülkeleri böyle bir oyuna kesin olarak gelmemelidir.  

Nükleer silah edinmeye çalışmakla suçladığı İran'a saldıran ve sorumsuzca davranan İsrail'in, 1960'lı yıllardan bu yana elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları da bir an önce tasfiye edilmelidir. Savaşan taraflarca su arıtma tesislerine, elektrik santrallerine ve her türlü sivil altyapıya yönelik saldırılar, her kimden gelirse gelsin uluslararası hukuka ve evrensel insani değerlere aykırıdır. Bu tehdidi savuran ve fiili saldırılarda bulunan her kim olursa olsun, bu savaş suçudur.'

'Türkiye'ye yönelik Kongre'deki kısıtlamaların kaldırılması beklentimizi dile getirdik'

Oktay, Komisyon'un faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi. 9-14 Şubat'taki Washington ziyaretine ilişkin Oktay, 'Temaslarımızda iki ülke liderleri ve hükümetleri arasında gelişen olumlu diyaloğun sonucunda oluşan pozitif gündemin Kongre'ye de yansıtılması gerektiğini görüştük. Türk dış politikasının temel ilkeleri olan, ülkelerin toprak bütünlüğüne, bağımsızlığına ve egemenliğine saygı temelinde, Türkiye ile ABD arasında iş birliğinin artırılmasının hem iki ülkenin hem de bölge ülkelerinin yararına olacağını karşılıklı değerlendirmelerimizde müşahade ettik. NATO üyesi ülkeler arasında savunma sanayine ilişkin yaptırımların aslında hiç olmaması gerektiğini vurguladık. Bu alanda Türkiye'ye yönelik Kongre'deki kısıtlamaların bir an önce kaldırılması beklentimizi dile getirerek bu hususta nasıl bir yol haritası izlenebileceğini hep birlikte istişare ettik. Tüm bu hususlarda, parlamentolar arası diyaloğun geliştirilmesinin önemli olduğu hususunda da mutabık kaldık' dedi.

Bugünkü toplantıda müzakere edilmesi öngörülen altı teklif dışında Komisyon'da görüşülmeyi bekleyen toplam 25 teklifin bulunduğunu anımsatan Oktay, 'Komisyonumuzda kabul edilmiş olup TBMM Genel Kurulu gündeminde yer alan teklif sayısı ise 113'tür. Bu tekliflerin bir an önce Genel Kurul'da görüşülerek kanunlaşması büyük önem taşımaktadır. Çifte vergilendirmenin engellenmesi, yatırımların teşviki, suçluların iadesi, güvenlik iş birliği gibi vatandaşlarımıza hak ve kolaylıklar sağlayan ve ülkemizin menfaatine hükümler içeren bu teklifler içinde bulunduğumuz 28. Yasama Dönemi'nde Genel Kurul'dan geçmemesi halinde kadük hale gelecek ve büyük bir emek zayi olacaktır' şeklinde konuştu.

'Tıkanıklıklar görülünce Türkiye davet edildi'

'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi Arasında Askeri Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi' görüşmesi esnasında CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre'nin Türkiye'nin stratejik ortağı olduğu Üç Deniz Girişimi ile ilgili soru üzerine Bozay, girişimin AB tarafından başlatıldığını belirtti. Bozay sözlerini şöyle sürdürdü:

'Tıkanıklıklar görülünce Türkiye de davet edildi. Özellikle Polonya burada bize destek oldu. Çünkü bu Üç Deniz dediğinizde o Üç Deniz'den biri de Karadeniz. Bugün Karadeniz'deki durum Türkiye'nin güvenliği sağlamaması halinde iki deniz ile kalır. Ama Türkiye'yi devreye soktuğumuzda bu beş denize çıkıyor, Hazar Denizi'ne kadar uzanıyor. Bu yapılan toplantılarda bu bağlantısallıkla ilgili toplantılarda birçok şey konuşuluyor. Sonuçta bizim şirketlerimiz Taşkent'ten Trabzon'a bir güzergah düzenleyebiliyor.

Balkanlar ile bağlantısı şöyle. Osmanlı döneminde İnce Donanma var. Bu İnce Donanma'yı aslında üç denize ulaşmak için kuruyor Osmanlı. Tuna Nehri üzerinden akan, ince olmasının sebebi gemilerin daha ince, daha küçük tonajlı gemilerin ya da o dönemdeki yelkenlerin gidişi dolayısıyla İnce Donanma denmiş. Orada korsanlık faaliyetleri yapılıyor. Yani bugün üç deniz çevresinde meydana gelebilecek güvenlik unsurlarını bizim o dönemde kendi topraklarımızda sağlarken bugün Karadeniz'de aynı şekilde sağlıyoruz.

Stratejik ortaklık denmesinin sebebi de Türkiye olmadan üç deniz açılımlarının sadece kıta içinde kalabileceği ama Türkiye'yi dahil ettiğinizde üç denizi bizim iç denizimizden Ege'den Akdeniz'e taşıyabilmek veya Romanya'nın Köstence, Bulgaristan'ın Varna limanları üzerinden Samsun'a, İstanbul'a bağlanarak akışları sağlayabilmek. Biz bunu stratejik görüyoruz.'

'Paşalimanı'nın modernizasyonunu yaptık'

AK Parti İstanbul Milletvekili Oğuz Üçüncü'nün Paşalimanı Deniz Üssü'ne ilişkin sorusunu Bozay, 'Modernizasyonunu yaptık Paşalimanı'nın. Son dönemde bu limanla ilgili hukuki statüyü daha kuvvetlendirmeye çalışıyoruz. Bizim aslında bu anlaşmadan bir hedefimiz de limanı anlaşma üzerinden daha aktif nasıl kullanabiliriz, iş birliği kapasitemizi nasıl arttırırız' yanıtını verdi.

'Çok Uluslu Karargah ve diğer konular da kontrolün bizde olmasını istediğimiz düzenlemeler içine girmek istiyoruz'

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer'in NATO'nun Çok Uluslu Kolordu Karargahı ile Deniz Unsur Komutanlığı kurma sürecinin hukuki zemini ve Montrö Sözleşmesi ile çelişip çelişmeyeceği sorusu üzerine Bozay, şu değerlendirmeyi yaptı:

'Montrö, bizim geçmişteki diplomatlarımıza, devletimize büyük bir şükranla borçlu olduğumuz bir düzenleme. Bunun delinmemesi için her türlü düzenleme bizim bir güvencemiz. Ne tür düzenleme olursa olsun, bunun delinmeden yapılması gerekiyor. Çünkü öbür türlü çok farklı bir ortam ortaya çıkabilir. Çok Uluslu Karargah ve diğer konular da kontrolün bizde olmasını istediğimiz düzenlemeler içine girmek istiyoruz. Yarın öbür gün bölgede ihtiyaç olduğunda, malumunuz Karadeniz'de son sıralarda bir sürü taciz oluyor. Gemiler, insansız deniz araçları, diğer şeyler geliyor ama bizim  NATO yükümlülüklerimizi yerine getirirken, hiçbir şekilde, ayrı bir düzenlemeyle kendi güvenliğimize halel getirecek bir yaklaşım içinde değiliz.

Bütün bunlar daha bir tartışma aşamasında işin doğrusu. Belli bir yere gelmeleri vakit alacaktır. Bizim asıl amacımız bölgesel aidiyet. Türkiye'nin kendi bölgesinde, kendi iç sularında; burada bizim bir Kalpgah olarak Türkiye'yi görürsek bunun bir iç hilali var, karasularımız, diğer yerler. Dış hilalimiz münhasır ekonomik bölgemiz ve diğer alanlar. Bütün bunları düzgün şekilde kontrol edebileceğimiz bir düzenleme dışında başka bir seçenek olamaz. Ama bir başka sefer bunu daha ayrıntılı da sunarız, daha olgunlaştıkça.'

 'CAATSA'ya yönelik çalışmalarımız devam ediyor'

Çakırözer'in 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Brezilya Federatif Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Notalarla Birlikte Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri esnasında ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) yaptırımlarındaki son duruma ilişkin sorusu üzerine Bozay, 'CAATSA'ya yönelik çalışmalarımız devam ediyor.  Şu anda kamuoyuna açıklayabileceğimiz bir durumda değiliz. Bunların çalışmaları devam etmekle birlikte onun belli bir süreci var' dedi. Komisyon Başkanı Oktay ise Washington ziyaretlerini anımsatarak şöyle konuştu:

'KAAN motorları yaptırım kapsamında değil' 

'Bu konu ana gündemlerden birisiydi Komisyon ziyaretimizde de. Bunu hem Senato hem Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu'nun Başkanlarıyla da ilgili üyelerle de çok net konuştuk. Bizdeki izleme şu: KAAN motorları zaten yaptırım kapsamında değil ama Kongre'nin onayı gerektiği ve orada bir sorun yaşamayacağız gibi gözüküyor. Bunun için de zaten ilişkilerin sıcak tutulması önemli düşünüyorum.

CAATSA boyutu da, 1,5 yıl önce oradaydık. O zamanki yaklaşımla son ziyaretimizdeki yaklaşım arasında çok farklı, çok daha pozitif anlamda farklı bir yaklaşım sergilendiğini gördük. Dolayısıyla hükümetler arasındaki özellikle Devlet Başkanları arasındaki ilişkinin de burada son derece kıymetli olduğunu görüyoruz. Şu anda zaten ikili görüşmelerde, teknik anlamda hem CAATSA hem de diğer yaptırımla alakalı ikili görüşmeler, teknik görüşmeler devam ediyor. Birtakım teknik sorunlar var. Onlarda da ciddi ilerlemeler olduğunu görüyoruz aslında. Ümit ediyoruz bunları geride bırakırız.'

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşa ilişkin bilgilendirme kapalı oturumda yapıldı

Uygun bulma kanun tekliflerinin kabul edilmesinin ardından Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu Başkanı Seda Gören, Alt Komisyon'un çalışmaları konusunda sunum yaptı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kulaklıkaya, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş ve savaşın bölgesel etkilerine ilişkin komisyonu kapalı oturumda bilgilendirdi.

 

Kaynak: ANKA