(ANKARA) - YENİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, belediyelerin genel aydınlatma giderlerine katılım payının üç katına çıkarılmasına ve artışın 1 Ocak 2026'dan itibaren geriye dönük uygulanmasına tepki göstererek, 'Sandıkta yönetimini alamadığınız belediyelerin bütçesini merkezi kararlarla daraltmak istiyorsunuz. 31 Mart'ın hesabı belediye bütçelerinden sorulamaz' dedi.
YENİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, belediyelerin genel aydınlatma giderlerine katılım oranlarını üç katına çıkaran ve geçmiş aylara ilişkin farkların da belediyelerin gelirlerinden tahsil edilmesinin önünü açan düzenlemeye ilişkin yazılı açıklama yaptı. Öztürk, yapılan değişikliğin boyutunun anlaşılması için mevzuatın nasıl değiştirildiğine bakılması gerektiğini belirterek, '6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun geçici 6'ncı maddesi genel aydınlatma giderlerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi ile belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri payından birlikte karşılanmasını düzenliyor. Bu maddeye dayanılarak çıkarılan 2014/6784 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla büyükşehirlerdeki belediyeler aydınlatma giderlerinin yüzde 20'sini, diğer belediyeler ise yüzde 10'unu karşılıyordu. Yıllardır uygulanan sistem buydu' dedi.
'KANUNU TEMMUZDA ÇIKARIP OCAKTAN BAŞLATTINIZ'
İktidarın 31 Temmuz 2026'da çıkardığı 7590 sayılı Kanun'la bu dengeyi değiştirdiğini ifade eden Öztürk, şöyle devam etti:
'7590 sayılı Kanun'un 23'üncü maddesiyle belediyelerin üzerindeki temel oranı bir anda üç katına çıkardınız. Büyükşehirlerde yüzde 10 olan kanuni oranı yüzde 30'a, diğer belediyelerde yüzde 5 olan oranı yüzde 15'e yükselttiniz. Bununla da kalmadınız. Aynı Kanun'un 31'inci maddesinin (e) bendine bir hüküm koyarak temmuz sonunda çıkardığınız düzenlemeyi 1 Ocak 2026'dan itibaren geçerli hale getirdiniz. Yani kanunu temmuzda çıkarıp hesabı ocaktan başlattınız.
9 Ağustos'ta 11573 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı çıkarıldı. Kanunun Cumhurbaşkanına verdiği iki katına kadar artırma yetkisi sonuna kadar kullanıldı. Böylece büyükşehir ve büyükşehir ilçe belediyelerinin payı yüzde 60'a, diğer belediyelerin payı yüzde 30'a çıktı. Dün aynı aydınlatma giderinin yüzde 20'sini karşılayan belediye bugün yüzde 60'ını karşılıyor. Yüzde 10 ödeyen yüzde 30 ödüyor. Bunun Türkçesi çok açık: Belediyelerin yükünü üç katına çıkardınız. Yani yüzde 200 artırdınız.'
'YÜZDE 200 ARTIRDIĞINIZ YÜKÜ BİR DE GERİYE YÜRÜTÜYORSUNUZ'
Artışın yalnızca bundan sonraki dönem için uygulanmadığını vurgulayan Öztürk, şunları kaydetti:
'Belediye ocak ayında bütçesini yüzde 20'lik mevcut yükü bilerek yaptı. Şubat, mart, nisan, mayıs, haziran geçti. Siz temmuz sonunda kanunu değiştirdiniz, ağustosta oranı yüzde 60'a çıkardınız ve ardından belediyeye 'Ocaktan bu yana aslında yüzde 60 ödeyecektin, aradaki farkı da şimdi ver' dediniz. Bu nasıl bütçe yönetimidir? Belediyenin aylar önce yaptığı harcamayı, verdiği hizmeti, kurduğu mali planı sonradan değiştirdiğiniz bir kuralla cezalandırıyorsunuz.'
Yeni oranların 1 Ocak 2026'dan itibaren uygulanması nedeniyle biriken farkların belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri paylarına topluca yansıtılabileceğini belirten Öztürk, bu yöntemin belediyelerin nakit dengesini doğrudan bozacağını söyledi. Personel ödemesinden temizliğe, yol bakımından sosyal desteklere kadar yerel yönetimlerin asli hizmetleri için kullanacağı kaynağın bu kesintiler nedeniyle azalacağına dikkat çekti.
'31 MART'TA SANDIKTA KAYBETTİĞİNİZ BÜTÇEYİ ŞİMDİ ANKARA'DAN YÖNETMEYE KALKIYORSUNUZ'
Öztürk, düzenlemenin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından oluşan siyasi tablodan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Öztürk, '31 Mart'ta millet kararını verdi. Muhalefet Türkiye'de birinci parti oldu, büyükşehirlerin ve nüfusun önemli bölümünün yönetimini muhalefet belediyelerine verdi. Vatandaş size 'Bu kentlerin bütçesini siz yönetin' demedi. Belediye başkanlarını seçti, meclislerini seçti ve kendi kentinin parasını kimin yöneteceğine karar verdi. Şimdi sandıkta yönetimini kaybettiğiniz belediyelerin gelirlerini merkezi yönetimin aldığı kararlarla daraltıyorsunuz. 31 Mart'ta yönetemediğiniz belediye bütçesini Ankara'dan kesintilerle yönetmeye kalkıyorsunuz. Bunun mali sonucu da siyasi sonucu da ortada' ifadelerini kullandı.
'BÖYLE BİR SİYASET ANLAYIŞINI KABUL ETMİYORUZ'
Öztürk, özellikle sosyal belediyecilik uygulamalarının bu kesintilerden doğrudan etkileneceğini de belirterek şunları söyledi:
'Belediyenin kasasındaki para belediye başkanının şahsi parası değil. O para vatandaşındır. Kreş olacak, öğrenci bursu olacak, kent lokantası olacak, emekliye destek olacak, yol olacak, temizlik olacak, sosyal yardım olacak. Siz belediyenin aydınlatma yükünü yüzde 200 artırdığınızda parayı bir belediye başkanından almıyorsunuz; doğrudan vatandaşa sunulacak hizmetten alıyorsunuz. Bize göre 31 Mart sonrasında belediyelerin kaynaklarını sistematik biçimde daraltan bu yaklaşımın amacı da sonucu da sosyal belediyeciliğin hareket alanını sekteye uğratmaktır. Önce belediyenin kaynağını keseceksiniz, sonra vatandaşa dönüp 'Bakın belediye hizmet üretemiyor' diyeceksiniz. Böyle bir siyaset anlayışını kabul etmiyoruz.'
'KENDİ ÜZERİNİZDEKİ YÜKÜ BELEDİYE BÜTÇESİNE AKTARAMAZSINIZ'
Genel aydınlatmanın merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında paylaştırılmış kamusal bir gider olduğunu hatırlatan Öztürk, iktidarın yaptığı düzenlemeyle merkezi bütçenin üzerindeki yükün daha büyük bölümünü belediyelerin sırtına aktardığını söyledi. Öztürk şöyle devam etti:
'6446 sayılı Kanun zaten Bakanlık bütçesini de bu finansmanın içine koymuş. Peki siz ne yapıyorsunuz? Belediyenin payını yüzde 20'den yüzde 60'a çıkararak merkezi bütçenin üstleneceği kısmı azaltıyor, aradaki yükü yerel yönetime aktarıyorsunuz. Merkezi bütçeyi rahatlatırken belediye bütçesini sıkıştırıyorsunuz. Kendi bütçenizden karşılamanız gereken payı azaltmak için vatandaşın yerel hizmet bütçesine el uzatamazsınız. Ankara'nın hesabını Bursa'nın bütçesine yazamazsınız.'
Öztürk, Bursa açısından sistemin bir başka yönüne de dikkat çekti. Öztürk, genel aydınlatma giderlerine ilişkin faturaların dağıtım şirketlerinden geldiğini, TEDAŞ'ın bu faturaları denetlediğini ve ödeme mekanizmasının dağıtım şirketlerine yapılan ödemeler üzerinden işlediğini belirtti. Öztürk, 'Bursa'da vatandaşın hizmetine gitmesi gereken belediye kaynağını kesip, aydınlatma finansmanı üzerinden özel dağıtım sisteminin tahsilatına aktarıyorsunuz. Üstelik Bursa'daki dağıtım grubunun çoğunluk sahibi ABD merkezli bir yatırım fonu. Ben şimdi soruyorum: Sosyal yardıma, kreşe, öğrenciye, emekliye, yola gitmesi gereken belediye kaynağını neden daha fazla kesiyorsunuz? Merkezi bütçenin yükünü azaltıp faturayı niçin Bursa'nın belediyelerine çıkarıyorsunuz' ifadelerini kullandı.
'ÖNCE YÜZDE 200 ARTIRDINIZ, SONRA GEÇMİŞİN PARASINI İSTEDİNİZ'
Kesintilerin hesabının da tüm ayrıntılarıyla açıklanmasını isteyen Öztürk, 'Hangi belediyeden hangi tüketim dönemi için ne kadar kesilecek? Hangi fatura esas alındı? Daha önce ödenmiş tutarlar tam olarak mahsup edildi mi? Belediyelerin itirazları değerlendirildi mi? Hangi tutar ne zaman Bakanlığa, Hazine'ye veya İLBANK'a bildirildi? Bunların tamamını açıklamak zorundasınız' dedi.
Öztürk, 'Önce belediyenin yükünü yüzde 200 artırıyorsunuz. Sonra bu artışı yedi ay geriye yürütüyorsunuz. Sonra da aylar boyunca biriken farkı belediyenin gelirinden topluca kesiyorsunuz. Üç ayrı kararla aynı bütçeye üç ayrı darbe vuruyorsunuz. Bu para gökten gelmiyor. Belediyeden kestiğiniz her lira o kentte yaşayan vatandaşın cebinden, hizmetinden, sosyal desteğinden eksiliyor' ifadelerini kullandı.
'SANDIKTA ALAMADIĞINIZ BELEDİYELERİN BÜTÇESİNİ MERKEZİ YÖNETİM KARARIYLA TESLİM ALAMAZSINIZ'
İktidara 2025 yılında fiilen uygulanan oranlara geri dönme, geriye dönük artıştan kaynaklanan farkları kaldırma ve geçmiş dönem borçlarının topluca kesilmesine son verme çağrısı yapan Öztürk, Anayasa'nın 127'nci maddesinin mahallî idarelere görevleriyle orantılı gelir kaynakları sağlanmasını öngördüğünü de hatırlatarak şunları kaydetti:
'Belediyeye görev vereceksiniz ama gelirini keseceksiniz; vatandaştan hizmet beklemesini isteyeceksiniz ama o hizmetin bütçesini Ankara'dan daraltacaksınız. Sonra buna mali düzenleme diyeceksiniz. Olmaz. 31 Mart'ta millet sandıkta kararını verdi. Sandıkta alamadığınız belediyelerin bütçesini merkezi yönetim kararlarıyla teslim alamazsınız. Yönetemediğiniz bütçeyi kesemezsiniz. 7590 sayılı Kanun'la getirdiğiniz yüzde 200'lük ek yükü geri çekin. 11573 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla oranları üç katına çıkaran düzenlemeden vazgeçin. Temmuzda çıkardığınız kanunu ocaktan başlatarak oluşturduğunuz geriye dönük faturayı belediyelerin sırtından kaldırın. Merkezi yönetimin maliyetini belediyelere, belediyelerin üzerinden de vatandaşa yıkmayın. Sokakları aydınlatacağım derken kentlerin hizmet bütçesini karartmayın.'




