Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) - CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nda savunma yapan Ulaş Yılmaz'ın avukatı Enes Hikmet Ermener, 'İBB'ye suç örgütü diyen iddia makamları yarın öbür gün bakanlıklara da diyebilir. Bunun yolunu açarsınız. Belediye hiyerarşisinin suç örgütü olarak gösterilmesi, müvekkilimin suç örgütü üyesi olarak suçlanması hukuka aykırıdır' dedi. 

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 17. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.

İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz'ın savunmasının ardından avukatı Hüseyin Ersöz söz aldı.

Müvekkili Yılmaz'ın savcılık sorgusu sırasında yaşanan bir olayı anlatan Ersöz, dijital verilere dayanan davalar sürecini bu ülkenin geçmişte çokça yaşadığını, bugün ise isimleri değişmiş olsa da benzer soruşturma ve yargılama süreçleriyle karşı karşıya olduklarını söyledi.

CHP-DEVA Partisi görüşmesi: Özgür Özel: 'Ara seçimi Meclis zemininde tartışmaya devam edeceğiz'
CHP-DEVA Partisi görüşmesi: Özgür Özel: 'Ara seçimi Meclis zemininde tartışmaya devam edeceğiz'
İçeriği Görüntüle

Ulaş Yılmaz'ın, 30 Ekim 2025 tarihinde gözaltına alınıp 31 Ekim 2025 tarihinde savcılık ifadesine girdiğinde, ifadesini alan savcının, 'Bakın, Eylem 13 ile ilgili müvekkilinize isnat edilen bu suçlama benim en önemsediğim konu; ben bu konuyu bizzat kendim çalıştım' dediğini aktaran Hüseyin Ersöz, şöyle devam etti:

'Savcılık makamı, kolluktan gelen birtakım veri sızıntıları sebebiyle bazı bilgilerin kamuoyuyla paylaşıldığı yönünde bir kanaate sahip olduğunu ve bilgilerin servis edildiğini düşündüğünü belirterek, aynen şu şekilde ifade etti, 'Ben bunu kollukla bile paylaşmadım. Müzekkerelerini bizzat ben yazdım, tahkikatını bizzat ben yürüttüm ve bu konuyla ilgili tüm değerlendirmeleri de ben yaptım.' Bu sözleriyle Eylem 13'e özel bir önem atfettiğini açıkça ortaya koydu. O sırada, yanımda Avukat Enes Ermaner ile Avukat Burcu Şahin de bulunuyordu. Savcının bir başka ifadesi daha oldu, onu da sayın müvekkilim hatırlayacaktır, 'Avukat bey, ben sizi de tanıyorum; daha önce de bir ifadenizde bulunmuştuk. Benim yöntemimi de biliyorsunuz, bu sebeple müvekkilinize yükselemiyorum' dedi. Ben de 'Sayın Savcım, 'yükselmek' ne demek?' diye sordum. Bunun üzerine, 'Benim bir sorgu usulüm var, o usulü uygulayamıyorum' anlamında bir açıklama yaptı. Ben de kendisine, 'Ben sorgu usulünün hukuka uygun olup olmadığına bakarım. Bunun dışında 'yükselmek' gibi bir tabir benim hukuk lügatimde yer almıyor, devam edelim' dedim ve sorgu işlemine bu şekilde devam ettik.'

'Kurt kuzuyu yemeyi kafasına koymuş, 'suyumu bulandırma' demiş'

Hayatını kaybeden ve Fetullahçı Terör Örgütü'nün kumpas davalarında yargılanan Prof. Dr. Yalçın Küçük'ü anan Hüseyin Ersöz, Ergenekon kapsamında ilk kez gözaltına alınıp itiraz üzerine serbest bırakıldıktan sonra Küçük'ün, Oda TV'ye ilişkin davada tutuklu yargılandığını hatırlattı. 

Ersöz, 'Duruşma salonunda Doğan Yurdakul ve Müyesser Yıldız gibi duayen gazeteciler ile Sait ve Coşkun isimli iki genç akademisyen de bulunuyordu. Yalçın Hoca orada şu tespiti yaptı. 'Yanılmıyorsam, kapatılan 10. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimi İbrahim Balık'tı. Hakim, 'Ne diyorsunuz Yalçın Hocam, savunmanız nedir?' diye sorduğunda, Yalçın Hoca'nın cevabı şu oldu, 'Hakim bey, kurt kuzuyu yemeyi kafasına koymuş, 'suyumu bulandırma' demiş. Bizi tutuklayacaksınız, ben bunu biliyorum; ama bari şu Sait ve Coşkun'u serbest bırakın.' İşte ben de bu yargılama sürecini biraz buna benzetiyorum' diye konuştu. 

Hüseyin Ersöz, kişisel veri suçlamalarında, belki de en uzun ve tek tutukluluğun yaşandığı bu dosya göz önüne alındığında, Eylem 13 ile ilgili mahkeme tarafından ivedi bir değerlendirme yapılmasını talep ederek, 'İnfaz rejimi ve hükümleri çerçevesinde, aslında tek bir gün bile kapalı ceza infaz kurumunda kalmaması gereken bu kişilerin özgürlüklerinin iade edilmesi zarureti vardır' dedi. 

'İddianame için bugüne kadar 'iftiranane' dendi, 'terfiname' dendi, ben de 'suçlama aşuresi' diyorum'

Sanık Yılmaz'ın bir diğer avukatı Enes Hikmet Ermaner ise savunmasında, şunları kaydetti:

'Emniyet Genel Müdürlüğü müvekkilimi Google Tag Manager ile ilgili gözaltına aldı. Emniyetin kendi internet sitesinde de Google Tag Manager kullanılmaktadır. Uğur Mumcu'nun 'Sakıncalı Piyade' kitabındaki 'düşünce aşuresi' tanımlamasından alıntı yaparak söylüyorum, iddianame için bugüne kadar 'iftiranane' dendi, 'terfiname' dendi, ben de 'suçlama aşuresi' diyorum. İBB'ye suç örgütü diyen iddia makamları yarın öbür gün bakanlıklara da diyebilir. Bunun yolunu açarsınız. Belediye hiyerarşisinin suç örgütü olarak gösterilmesi, müvekkilimin suç örgütü üyesi olarak suçlanması hukuka aykırıdır.'

Mahkeme Başknanı'na seslenen Ermaner, 'Siz iki gün önceye kadar eylem 13'ün ne olduğunu bilmiyordunuz. Daha Emrah Yüksel çıktığında söylediniz. Bilmediğiniz bir eylemde suçun vasıf ve mahiyetini müvekkilim aleyhine değerlendirdiniz. Şüpheden ne zamandan beri savcılık yararlanıyor?' diye sordu.

'Aykut Erdoğdu, yemekler konusunda yalan söyledi' diye haber yaptılar. Dün Sayın Başsavcı geldi, yemek verildi'

Bu arada söz alan Aykut Erdoğdu ile Mahkeme Başkanı arasında 'yemek' meselesi üzerine şu diyalog yaşandı:

Aykut Erdoğdu: 'Duruşma tutanakları çok önemli. Mesela burada ifade verdiğimde, Savcı Bey'in veya sizin: Cevap veremediğim bir soru oldu mu? Olmadı. Ama manşetlerden şunu gördük: 'Aykut Erdoğdu sorulara cevap veremedi!' Oysa ki duruşma tutanağı olsaydı, bu yanlış anlaşılma olmayacaktı.'

Mahkeme Başkanı: 'Aykut Bey, o SEGBİS kısmını sanırım yükledik, herhalde sistemde olması lazım.'

Aykut Erdoğdu: 'Şunu söylemek istiyorum: Günübirlik yükleme önemli:'

Mahkeme Başkanı: 'O şimdi zabıttan alınan bir husus değil, basınla ilgili.'

Aykut Erdoğdu: 'Anladım. Sadece şunu anlatmak istiyorum Sayın Başkan, bizi korumak için, bu Türkiye'nin en önemli davası, gerekli zabıt kâtibi sayısı hemen arttırılarak, günübirlik yüklerseniz, bizi bu iftiralara karşı korumuş olursunuz. Bu sadece benim sorunum değil, bir sürü arkadaşımız da aynı durumda. Ayrıca, basınla ilgili bir husus daha var: Bütün televizyon kanallarının birçoğu, Sabah gibi gazeteler 'Aykut Erdoğdu, yemekler konusunda yalan söyledi. Yemek veriliyordu' diye haber yaptılar. Günah, bize günah. Peki, bugüne kadar yemek veriliyor muydu? Dün Sayın Başsavcı geldi, yemek verildi.'

Mahkeme Başkanı: 'Evet. Teşekkür ederiz.'

Duruşma, Reklam İstanbul çalışanı Yusuf Utku Şahin'in savunmasıyla devam ediyor.

Kaynak: ANKA