Gündem

İBB Davası'nda 34. gün... Tutuklu Mustafa Keleş: 'Baba-oğul olmak örgüt için yeterli gözüküyorsa o zaman Allah beni örgüt üyesi olarak mı yarattı?'

İBB'ye yönelik davada, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, Cebeci Maden Sahası'na yönelik iddialar nedeniyle tutuklu yargılanan Mustafa Keleş, savunmasında kendisiyle ilgili ne tek bir beyan ne de tek bir delil bulunmadığını belirterek, 'Babam bana hangi emir ve talimatı vermiş? Ben hangi emir ve talimatı yerine getirmişim veya ben kime emir ve talimat vermişim? Bu soruların cevabı aranmadan, safi baba-oğul olmak örgüt ilişkisi için yeterli gözüküyorsa o zaman Allah beni örgüt üyesi olarak mı yarattı, ben örgüt üyesi olarak mı dünyaya gelmiş oluyorum' diye sordu.

Haber: Mehmet OFLAZ

(İSTANBUL) - İBB'ye yönelik davada savunması alınan, Cebeci Maden Sahası'ndaki iddialar nedeniyle tutuklu yargılanan Mustafa Keleş, kendisiyle ilgili tek bir beyan, delil bulunmadığını belirterek, 'Babam bana hangi emir ve talimatı vermiş? Ben hangi emir ve talimatı yerine getirmişim veya ben kime emir ve talimat vermişim? Bu soruların cevabı aranmadan, safi baba-oğul olmak örgüt ilişkisi için yeterli gözüküyorsa o zaman Allah beni örgüt üyesi olarak mı yarattı, ben örgüt üyesi olarak mı dünyaya gelmiş oluyorum' diye sordu.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 77'si tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının 34. günü, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

Duruşmada, firari iş insanı Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, 'Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret A.Ş.'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne, İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu' iddiasıyla tutuklu yargılanan Mustafa Keleş savunma yaptı.

Tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş, savunmasında, 20 Haziran 2025'te tutuklandığını, 11 aydır cezaevinde bulunduğunu, iddianameyi okuduğunu ancak hakkındaki 'rüşvet alma' suçuna dair istinada rastlamadığını belirterek, 'Ben 11 aydır olmayan, hayali bir rüşvet alma eylemi sebebiyle tutukluyum; tutukluluğum bu sebeple mi devam ediyor acaba?' diye sordu.

'Savcılık babamın benim örgüt yöneticim olduğunu iddia ediyor'

Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde, Kuzey İstanbul Gayrimenkul firmasında satın almacı olarak işe başladığını belirten Keleş, 59. eylem kapsamında pek çok suçtan cezalandırılmasının talep edildiğini, ancak savcılıkta bu suçlarla ilgili kendisine tek bir soru sorulmadığını aktardı.

Mustafa Keleş, babasının 13 aydır, amcası Zafer Keleş'in 12 aydır tutuklu olduğunu, kuzeni Murat Keleş'in ise 11 ay tutuklu kaldıktan sonra geçen hafta tahliye edildiğini belirtti. 

Keleş, 'Avukatım bana 'seni torba eyleme atmışlar' dedi. Yani ben pazardan aldıkları domates miyim, biber miyim? Niye benim bu suçlamaları yaptığıma dair, işlediğime dair bir delil olmadan, bir beyan da olmadan bunlara dair, bir etkin pişmanlık ifadesi olmadan bu suçlamaları yöneltiyorlar? Ben insanım. Savcılık babamın benim örgüt yöneticim olduğunu iddia ediyor ama aramızda baba-oğul ilişkisi dışında herhangi bir örgütsel bağ vesaire bulunduğunu gösteren tek bir somut delil veya bir beyan dahi yok. Babam bana hangi emir ve talimatı vermiş? Ben hangi emir ve talimatı yerine getirmişim veya ben kime emir ve talimat vermişim? Bu soruların cevabı aranmadan, safi baba-oğul olmak örgüt ilişkisi için yeterli gözüküyorsa o zaman Allah beni örgüt üyesi olarak mı yarattı, ben örgüt üyesi olarak mı dünyaya gelmiş oluyorum?' diye sordu.

'Cebeci Maden Bölgesi'nde yetkim ve dahlim bulunmamaktadır'

Cebeci Maden Bölgesi'nde yetkisi ve dahili bulunmadığını, bu bölgede yürütülen çalışmalara ilişkin bir görevi olmadığı için konuşulan faaliyetler hakkında da bilgisinin olmadığını söyleyen Mustafa Keleş, 'Maden bölgesiyle gerçekleştirilen döküm faaliyetiyle, çıkarılan madenle, bu sahaların yönetimi veya dizaynıyla vesaire alakalı herhangi bir yetkim ya da dahilim bulunmamakta. Herhalde HTS kayıtlarına da bakılınca Cebeci maden bölgesinde çalışmadığım gözükür. Bu sahalarla ilgili hiçbir yetkim yok, hiç kimseye bir iş buyurmuşluğum veya emir vermişliğim yok. Madencilik faaliyetleriyle ilgili bir iş yapmışlığım da yok. Çok fazla kişinin yalan yanlış da olsa ifade verdiği bir dosyada adımın bu sahalarla ilgili bir beyan içinde bile geçmemesi zaten bu gerçeği göstermektedir' dedi.

'Annemin gözünün içindeki acıya bakmaya dayanamıyorum'

Keleş, muhasebe programlarına erişimi olmadığını ve hiç fatura kesmediğini belirterek, şu savunmayı yaptı:

'11 aydır, bir delil, beyan, bir etkin pişmanlık ifadesi olmaksızın kapalı ceza infaz kurumunda tutukluyum. Annemin, kız kardeşimin, babamın ve benim bir yıldır içinde bulunduğumuz bu süreç dolayısıyla duygusal halde paramparça olduklarını ben biliyorum. Annem, kız kardeşim her gün bu duruşmaya geliyorlar. Ben başta birkaç saniye el sallayıp şu merdivenden aşağı iniyordum. Çünkü artık annemin gözünün içindeki acıya bakmaya dayanamıyorum. Çünkü daha önce öyle bir acıyı onun gözünde görmedim ben. Ne anneannem vefat ettiğinde ne dedem vefat ettiğinde... Öyle yapınca da annem bana kızıyor, ben de artık sağına soluna bakıyorum, öyle el sallıyorum kendisine, gözünün içine bakamıyorum. Aileme yaşatılanların takdirini sizin vicdanınıza bırakıyorum.

'Cinayet koğuşundayım. Yerde vardiyalı bir şekilde yatılır'

11 aydır, kapasitesinin 21 kişi olması gereken yerde 60 kişinin kaldığı, insanların sıkış tıkış yaşadığı bir cinayet koğuşundayım. Yerde vardiyalı bir şekilde yatılır. Küçük masada 10 kişi yemek yiyoruz. Koğuşumda, evine, arabasına, ayağına sıkan, öz kardeşini bıçaklayan, tanımadığı birini sırf uyuşturucunun etkisiyle bıçaklayan insanlar bile tahliye oldu. Ben hala tutukluyum; ne yaptığımı, neden hâlâ buradayım anlamıyorum. Üstelik koğuşumdaki televizyondan, gazeteden, babam hakkındaki ahlaksız iftiraların çirkinliğini ben biliyorum. Ben koğuşumdaki insanlarla bu haberler yayınlanırken kaç kere tartışmak durumunda bırakıldım. Başıma bir şey gelse beni buraya atanlar mı, yoksa 'arada bir yalan da söylenir canım' diyen gazeteciler mi hesabını verecekti bilmiyorum. TCK'nın vesaire olduğu şu küçük kitapçıklardan var koğuşta, okuyorum.

Tutuklular ve hükümlüler işledikleri suçlara göre, suça bakış açılarına göre, eğitim durumlarına göre, sanat ve müzik zevklerine göre ayrılır diye bir ifade var. Ben buna bakıyorum, etrafıma bakıyorum, gülebiliyorum sadece bu ifadeye. Bütün bu iftiralar atılırken annemin, kız kardeşimin başına bir şey gelir mi korkusuyla yaşamanın ne demek olduğunu ben biliyorum. Babama baskı kurmak isteyenler kadar, babamın adını verip tahliye olan iftiracılar da bugün benim burada bulunma sebebim olduğunu düşünüyorum. Hiçbirine hakkımı helal etmiyorum.'

Duruşma, Keleş'in avukatı Nergis İnce'nin beyanıyla devam ediyor.