Haber: ZUHAL ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) - İBB Davası'nın 51'inci gününde savunma yapan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, göreve geldiklerinde İstanbul genelinde çok sayıda kamu alanının çeşitli vakıflar, dernekler ve kurumlar tarafından işgal edildiğini, rant amaçlı imar planlarına karşı mücadele yürüttüklerini belirterek, 'Bu davada yargılanan birçok arkadaşım bu alanların kamuya geri kazandırılması mücadele yürüttü. Bu ekip, İstanbul'un muhafızlığı görevini üstlenmiştir' şeklinde konuştu. 

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 68'i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 51'inci gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda görülmeye devam ediyor. 

Duruşmada savunması alınan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, göreve geldiklerinde İstanbul genelinde çok sayıda kamu alanının çeşitli vakıflar, dernekler ve kurumlar tarafından uzun süreli tahsislerle veya fiili işgaller yoluyla kullanıldığını, bu alanların önemli bölümünün amacı dışında işletildiğini söyledi.

'Kamudan neredeyse bedelsiz sayılabilecek şartlarla alınan alanlarda rant tesisleri, ticarethaneler, marketler kurulmuştu' diyen Gökce, kamunun elde etmesi gereken gelirlerin, bazı ayrıcalıklı çevrelerin kullanımına bırakıldığını ifade etti. Bu alanların yeniden kamuya kazandırılması için yürütülen mücadelede bugün sanık sıralarında bulunan çok sayıda bürokratın görev aldığını belirten Gökce, 'Bu davada yargılanan birçok arkadaşım işte bu alanların kamuya geri kazandırılması mücadelesini yürütmüştür' dedi.

Dosyada tutuklu bulunan bürokratlardan Yusuf Yadoğlu'na atıfta bulunan Gökce, 'Kamusal alanları kamuya geri kazandırmak için amansız bir hukuki ve idari mücadele yürüten Yusuf arkadaşımız bugün bu salonda 'kamu yönetimini dolandırmakla' suçlanmaktadır. Bu garip durumu sadece sizlerin değil, iddia makamının da dikkatine sunmak isterim' ifadelerini kullandı.

'İSTANBUL'UN SAHİLLERİ İŞGAL ALTINDAYDI'

Göreve geldikleri dönemde İstanbul kıyılarının büyük bölümünün özel işletmeler tarafından işgal edildiğini kaydeden Gökce, Anayasa ve Kıyı Kanunu gereği herkesin kullanımına açık olması gereken alanların ticari işletmeler tarafından kapatıldığını söyledi. Bu alanların halkın kullanımına açılması için yürütülen çalışmaları anlatan Gökce, bugün sanık sıralarında bulunan ekibin sahilleri işgallerden kurtaran ekip olduğunu vurguladı.

'BİZE SİLAH ÇEKTİLER, GERİ ADIM ATMADIK'

Kıyı işgallerine karşı yürütülen mücadelede yaşananları dile getiren Gökce, 'Bizlere kamuya ait alanları işgal edenler silah çekti' dedi. Gökce, yaşanan baskılara rağmen geri adım atmadıklarını belirterek, 'Kıyıları talan edenler yumruk salladı. Bu ekip vazgeçmedi' diye konuştu. Buğra Gökce, bugün kamu yararını savunan bürokratların ve kendisinin kamuyu dolandırmakla suçlanmasının, üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir durum olduğunu söyledi.

'YASA DIŞI İŞGALİ POLİS KORUDU'

Üsküdar Sahili'ndeki kaçak bir işletmeye ilişkin yaşananları anlatan Gökce, yıkım için gittikleri bölgede polis müdahalesiyle karşılaştıklarını söyledi. 'Benim başkanlık ettiğim heyet, bu işgali sonlandırmak için bölgeye gittiğinde polisler, yıkılması gereken yasa dışı yapıyı bizden korudu' diyen Gökce, 'Bize silah çekildi. Yumruk atıldı. Bütün bunlar yasa dışı bir işgali sonlandırmak istediğimiz için yaşandı. Devlet kurumlarının değil, işgalcilerin yanında durulduğunu gördük' ifadesini kullandı. Bugün söz konusu alanın tamamen halkın kullanımına açık olduğunu belirten Gökce, 'Artık bir kişinin ticari işletmesi değil, tüm İstanbulluların ortak alanıdır' dedi.

Rant amaçlı imar planlarına karşı kişiye özel plan değişikliklerine karşı çıktıklarını, çok sayıda projeyi yargıya taşıdıklarını anlatan Gökce, İBB bürokratlarının İstanbul'un su havzalarını, ormanlarını ve tarım alanlarını korumak için çalıştığını belirtti. Gökce, 'Bu ekip İstanbul'un muhafızlığı görevini üstlenmiştir' şeklinde konuştu.

'BU ÇALIŞMALAR EKREM İMAMOĞLU'NUN SİYASİ İRADESİYLE MÜMKÜN OLDU'

Buğra Gökçe, İstanbul'u rant projeleriyle şekillendirmek isteyen çevrelere karşı yoğun mücadele verdiklerini, bu çalışmaların yalnızca teknik kadroların çabasıyla değil, güçlü bir siyasi iradeyle mümkün olduğunu söyledi. Kamusal alanların geri kazanılması ve ayrıcalıklı tahsislerin kaldırılmasının, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu sayesinde mümkün olduğunu ifade eden Buğra Gökce, 'Ekrem İmamoğlu, kamusal alanların işgalden kurtarılması ve ayrıcalıklı kişi, vakıf ve derneklere tahsis edilen alanların kamuya geri kazandırılması konusunda teknik kadroların arkasında durmuş ve siyasi irade göstermiştir. Sayın İmamoğlu ranttan değil, halktan yana durduğu için bu projeler hayata geçirilebilmiştir' ifadelerini kullandı.

Gökce, Türkiye'de belediyelerin çoğu zaman rant tartışmalarının merkezinde yer aldığını belirterek, İstanbul'da ise bunun tersine bir yönetim anlayışı ortaya konulmaya çalışıldığını söyledi.

Hakkındaki suçlamaların 30 yıllık mesleki ve akademik geçmişiyle bağdaşmadığını belirterek, 'Bu ekip, hızlı rant üretecek işlere tevessül etmemiş, tam tersine rantla mücadele etmiştir. Bu iddianame benim suyuma toz bulaştıramaz' dedi.

'RANTLA MÜCADELE ETTİM, RANTIN PARÇASI OLMAKLA SUÇLANIYORUM'

Meslek hayatı boyunca rant baskısına karşı mücadele verdiğini, oda başkanlığı yaptığını, akademisyen olarak çalıştığını ve şehircilik alanında çok sayıda hukuki mücadele yürüttüğünü anlatan Gökce, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde görev yaptığı dönemde de bazı rant projelerine karşı çıktığı için sürgün edildiğini belirtti. Buğra Gökce, 'Yazılar yazdım, dersler anlattım, rant baskısıyla mücadele ettim. Otuz yıllık mesleki ve akademik birikimimi çöpe atıp rantın bir parçası olmak ve bunu bir örgüt kurarak yapmak iddiası, hem mesleki hem akademik kariyerim açısından bana yapılmış ağır bir hakaret' diye konuştu.

'17 AY ÇALIŞTIM, 17 AYDIR SUÇLAMALARLA MÜCADELE EDİYORUM'

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yalnızca 17 ay görev yaptığını hatırlatan Gökce, iddianamede neredeyse attığı her imzanın suçlama konusu yapıldığını söyledi. 'Ben 17 ay görev yaptım, neredeyse görev yaptığım süre kadar zamandır da suç isnadıyla karşı karşıyayım' diyen Gökce, kamu hizmeti kariyerinin yalnızca İBB'den ibaret olmadığını vurguladı, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde 13 yıl, Çankaya Belediyesi'nde 5 yıl, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde ise 8 yıl görev yaptığını belirtti.

'ÖĞRENCİLERİMİN 'HOCAM' DEMESİ EN BÜYÜK ONURUMDUR'

2004-2014 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştığını anlatan Gökce, yüzlerce öğrencinin yetişmesine katkı sunduğunu ifade etti. Meslek hayatındaki en büyük gururlardan birinin öğrencilerinden aldığı saygı olduğunu belirten Gökce, 'Bugün çeşitli kamu kurumlarında görev yapan şehir plancılarının yıllar sonra bana yazdıklarında 'Hocam' diye hitap etmeleri, hayatım boyunca üstlendiğim görevler içerisinde belki de en özel ve en onurlu olanıdır' dedi.

'32 YAŞINDA ODA BAŞKANI, 35 YAŞINDA ANITLAR KURULU BAŞKANI OLDUM'

Mesleki kariyerindeki dönüm noktalarını anlatan Gökce, 32 yaşında oda başkanlığına, 35 yaşında Anıtlar Kurulu Başkanlığına ve 42 yaşında genel sekreterlik görevine getirildiğini söyledi, bu görevlerin uzun yıllara dayanan mesleki birikimin sonucu olduğunu belirtti. 

İBB Davasında 51'inci gün... Tutuklu Buğra Gökce: 'AK Partiliyseniz bakan, CHP'liyseniz Silivri'de yatan ve sevdiğinize uzaktan bakan oluyorsunuz'
İBB Davasında 51'inci gün... Tutuklu Buğra Gökce: 'AK Partiliyseniz bakan, CHP'liyseniz Silivri'de yatan ve sevdiğinize uzaktan bakan oluyorsunuz'
İçeriği Görüntüle

2024 yerel seçimlerinde aday olmak amacıyla kamu görevinden ayrıldığını belirten Gökce, mevzuat gereği istifa tarihinin son günü olan 30 Kasım 2023'te görevinden ayrıldığını anlattı. Sekiz yılı aşkın süre görev yaptığı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için CHP'den aday adaylığı başvurusunda bulunduğunu belirten Gökce, aday gösterilmediğini ifade etti. 

'7 PROFESÖRÜN OY BİRLİĞİYLE DOÇENT OLDUM'

Aday adaylığı sürecinin ardından İstanbul Planlama Ajansı'nda görev almaya başladığını anlatan Gökce, bu dönemde akademik çalışmalarına yoğunlaştığını söyledi. Doçentlik başvurusunda bulunduğunu belirten Gökce, Yükseköğretim Kurulu tarafından görevlendirilen 7 profesörden oluşan jürinin oy birliğiyle kendisini başarılı bulduğunu anlattı. Buğra Gökce, 2025 yılı Ocak ayı itibarıyla Doçent Doktor unvanına sahip olduğunu ancak mart ayında tutuklandığı için doçent unvanıyla vereceği ilk dersine giremediğini söyledi.

'İSTANBUL PLANLAMA AJANSI'NDAKİ ÇALIŞMALARIMLA İLGİLİ TEK BİR SUÇLAMA YOK'

Yerel seçimlerin ardından yeniden kamu görevine dönme hakkı bulunmasına rağmen bunu tercih etmediğini, İstanbul Planlama Ajansı Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendiğini aktaran Gökce, bu dönemde İstanbul'un geleceğine ilişkin üst ölçekli plan çalışmalarını yürüttüğünü, kentin plansız büyümesi, nüfus baskısı, ulaşım sorunları ve afet risklerine ilişkin bilimsel çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

İstanbul Kent Bölgesi için hazırlanan 1/100 bin ve 1/25 bin ölçekli plan çalışmalarının koordinasyonunu yürüttüğünü belirten Gökce, yoksulluk, gelir adaletsizliği ve kentleşme sorunlarına ilişkin çok sayıda araştırmayı kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi.

19 Mart 2025 operasyonunun ardından hakkında sistematik bir karalama kampanyası yürütüldüğünü savunan Gökce, 'Çok sayıda medya organı tarafından mesnetsiz iddialar ortaya atıldı ve bir itibar suikastına maruz bırakılmak istendiğimizi düşünüyorum' dedi.

Gökce, İstanbul Planlama Ajansı'ndaki faaliyetleriyle ilgili iddianamede tek bir suçlama bulunmadığına işaret ederek, yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptığı 17 aylık döneme ilişkin bazı işlemler nedeniyle suçlandığını aktardı.

'CUMHURİYET'İN FIRSAT EŞİTLİĞİYLE YETİŞTİM'

Eğitim hayatını memur ve asker bir babanın maaşıyla, devlet okullarında tamamladığını söyleyen Gökce, 'Kolejlere, özel kurslara ya da ayrıcalıklara sahip olmadan üniversite okudum, yüksek lisans ve doktora yaptım, yabancı dil öğrendim' dedi. Japonya'da devlet bursuyla eğitim aldığını, Ankara, İzmir ve İstanbul gibi Türkiye'nin üç büyük kentinde üst düzey yöneticilik yaptığını anlatan Gökce, 'Belki de bu ülkede çok az kişiye nasip olacak şekilde üç büyükşehir belediyesinde yöneticilik yapma imkanına eriştim' diye konuştu. Gökce, tüm bu geçmişine rağmen bugün suç örgütü üyeliği ve kamu zararına neden olmakla suçlanmasını kabul etmediğini belirtti.

'KENDİM TESLİM OLDUM, YAKALANMIŞ GİBİ GÖRÜNTÜ VERİLDİ'

Gözaltı sürecine ilişkin ayrıntıları da paylaşan Gökce, sürecin nişanlısının evinde yapılan aramayla başladığını söyledi. Arama sırasında ne kendisinin ne de nişanlısının evde bulunduğunu belirten Gökce, buna rağmen eve çilingir yardımıyla girildiğini ifade etti. Aramaya ilişkin tutanağa bugüne kadar ulaşamadıklarını kaydeden Gökce, evde ne bulunduğunu, hangi eşyaların tutanak altına alındığını ya da herhangi bir şeye el konulup konulmadığını bilmediklerini söyledi. Arandığını öğrendikten sonra kendi iradesiyle Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne giderek teslim olduğunu anlatan Gökce, emniyete giriş anında arkadaşları tarafından bilgisi dışında çekilmiş bir fotoğrafın bulunduğunu belirtti. Gökce, kontrolünün ardından emniyete giriş görüntülerinin yeniden çekildiğini öne sürerek, polislerin kendisine bir 'yakalama görüntüsüne' ihtiyaç duyduklarını söylediklerini ifade etti. İlk olarak emniyete normal şekilde giriş yaptığını, daha sonra fotoğraf çekimi için yeniden dışarı çıkarıldığını anlatan Gökce, çekimin ardından tekrar nezarethaneye götürüldüğünü söyledi. Bir süre sonra yeniden dışarı çıkarıldığını belirten Gökce, bu kez de ilk görüntülerin uygun bulunmadığının kendisine söylendiğini ifade ederek, 'Bana ilk fotoğrafın olmadığını, dikey çekildiğini ve yatay görüntü alınması gerektiğini söylediler. Bunun üzerine üçüncü kez dışarı çıkarıldım ve yeniden emniyete giriş yaptırıldım' dedi.

Sonuç olarak görüntülerin oluşturulabilmesi için üç kez polis eşliğinde emniyete sokulduğunu öne süren Gökce, gerçekte ise kendi isteğiyle teslim olduğunu anlattı. Kamuoyuna servis edilen görüntülerde polis tarafından yakalanarak getirildiği yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını iddia eden Gökce, söz konusu görüntülerin hangi koşullarda çekildiğini mahkeme heyetinin bilgisine sunmak istediğini söyledi.

(SÜRECEK) 

Kaynak: ANKA