Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) - İBB Davası'nın 61'inci gününde savunma yapan tutuklu sanık Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, hakkındaki suçlamaların somut delile dayanmadığını belirterek, tahliye ve beraat talep etti. Güney, iddianamede kendisine yöneltilen suçlamaların 'varsayım' üzerine kurulduğunu savundu. Mahkeme Başkanı, ortak tavır alan diğer sanıklar ve avukatlarından bağımsız hareket ederek savunmasını yapan İnan Güney'e mahkeme heyeti adına teşekkür etti. 

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 61'inci gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediyor.

Savunma sırası gelen tutuklu sanık Tuncay Yılmaz, tansiyonunun yükselmesi nedeniyle hastanaye kaldırıldı. Duruşma, tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in savunmasıyla devam etti.

'KAMU GÖREVLERİMDE EN UFAK BİR KUSUR BULUNAMADI'

Güney, kamu görevleri boyunca hukuka aykırı bir işlem tespit edilmediğini belirterek, 'Hayatımda gururla yaptığım görevler vardır. Cumhuriyet Halk Partisi Beyoğlu İlçe Başkanlığı bunlardan birisidir. Beltaş Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Beyoğlu Belediye Başkanlığı; onurla, gururla yaptığım, kamu bütçesinin tüyü bitmemiş yetimin hakkı olduğunun bilinciyle yürüttüğüm görevlerimdendir' dedi.

Güney, yargılamanın Beltaş ve Beyoğlu Belediye Başkanlığı dönemindeki işlemlerinden kaynaklanmadığını ifade ederek, 'Ne mutlu bana ki kamu görevlerim boyunca en ufak bir kusura, hukuka aykırı davranışa rastlanmadı. Evraklar üzerinden arandı, incelendi. Ancak çok şükür en ufak bir kusur bulunamadı' diye konuştu.

'HER HAFTA AİLE GÖRÜŞÜMÜZ BİR MASKELİ BALOYA DÖNÜŞÜYOR'

Cezaevi sürecini anlatan Güney, aile görüşlerinde yaşadıklarını, 'Her hafta aile görüşümüz bir maskeli baloya dönüşmekte. Herkes mutlu maskesini takıp, birbirimizi kandırdığımızı bilerek 'iyiyiz' diyerek görüşmeyi geçirmekte' diye anlattı.

Güney, 9 yaşındaki kızının cezaevi ziyaretinde yaşadıklarını aktararak, şunları söyledi:

'9 yaşındaki kızım, ışıklı botuyla babasını görmek için büyük bir keyifle geldiği cezaevinde, maalesef ışıklı botu ayağından çıkarılıp bir terlikle yanıma yollandı. Görüş odasına girdiğimde, Zeynep'imin gözlerinden yaş akarken ağzıyla zorla gülmeye çalıştığını gördüm. Babası üzülmesin diye. Sırtımızı dayadığımız babamız, dağımız, ulu çınarımız cezaevine girdiğimizde dimdik ayaktaydı. Birinci aydaki aile görüşüne tekerlekli sandalyeyle, kanser tedavisine başlamış olarak geldi.'

'240 GÜN İDDİANAMESİZ YATTIK'

Güney, 8 ay boyunca iddianamesiz tutuklu kaldığını hatırlatarak, 'Dile kolay, 240 gün. 'Artık iddianame çıksın da ne yazılırsa yazılsın' diyorduk. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdim, yüksek lisans yaptım, mali müşavirim. İddianameyi okudum, sonra iki defa daha okudum; ancak okuduğumda değil bir suç, suç başlangıcının şüphesini dahi görmedim' diye konuştu.

'DOSYADA DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY BENİM TUTUKLULUĞUM OLDU'

Güney, dosya sürecinde 'suç unsurunun, konunun ve tarafların' sürekli değiştiğini dosyada değişmeyen tek şeyin tutukluğu olduğunu söyledi.

Gözaltı ve tutukluluk sürecine ilişkin de Güney, 'Rüşvetten gözaltına alındım. 4 gün emniyet sürecinde rüşvet kalktı ve İBB'den tutuklandım. Önce 'örgüte üyelik' dendi, iddianame çıkınca üyelik düştü, 'yardım' dendi' dedi.

'TEK BİR SOMUT DELİL YOK'

Güney, iddianamede kendisine ilişkin somut delil bulunmadığını savunarak şöyle konuştu:

'İddianame hakkımda somut, bireyselleştirilmiş, maddi delillerle desteklenmiş mesaj, mail, para hareketi, kamera görüntüsü, yer, zaman, kişi, bedel içeren hiçbir ama hiçbir delil içermiyor.

Benim göremediğim bir delil var ise savunmamın sonunda Sayın Başkan'dan ve Sayın Savcı'dan bol bol soru olarak sormanızı rica ederim. Veremeyeceğimiz cevabımız yoktur.

'BEN ŞÜPHE DAHİ OLMADAN YARGILANIYORUM'

Ben hukukçu değilim ancak ceza yargılamasının ABC'si gibi bir söz vardır: 'Şüpheden sanık yararlanır.' Oysa ki ben burada şüphe dahi olmadan yargılanıyorum.'

Dosyasının önce ana dosyadan ayrıldığını, ardından yeniden birleştirildiğini hatırlatan Güney, bu süreci, 'Tefrik kararı verilen tarih ile tekrar birleştirme verilen tarih arasında ekstra bir gelişme oldu mu? Hayır. Ekstra bir ifade oldu mu? Hayır' diye anlattı.

Dosyaya giren HTS baz raporuna da değinen Güney, 'İddianamemiz çıkmadan 5 gün önce HTS baz analiz raporu dosyaya girdi. 8 ay boyunca yapılan tutukluluk değerlendirmelerinde tutukluluğun devamına gerekçe yapılan HTS baz raporunun dosyada olmadığını görmüş olduk' dedi.

'BU İFADELERDEN HANGİSİ BENİM GİZLİ ORTAK OLDUĞUMU SÖYLÜYOR?'

Güney, iddianamede yer verilen ifadelerin kendisiyle somut bağ kurmadığını belirterek, mahkeme heyetine şu soruları yöneltti:

'Bu ifadelerden hangisi benim gizli ortak olduğumu söylüyor? Hangisi benim eylem 70, 72, 117 kapsamında hile teşkil edecek bir işlem yaptığımı söylüyor? Hangisi benim kamu zararına yol açan hileli bir davranışta bulunduğumu söylüyor? Hangisi benim örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi somut olarak anlatıyor?'

Ümit Özdağ'dan öğrencilere vaat: "Her öğrenci tek kişilik yurtta kalacak"
Ümit Özdağ'dan öğrencilere vaat: "Her öğrenci tek kişilik yurtta kalacak"
İçeriği Görüntüle

Güney, bu sorulara kendisi 'Cevap açıktır Sayın Başkanım: Hiçbiri' diye yanıt verdi.

'RAUF CEM ISTRANCA İLE 6 YILDA SIFIR TELEFON GÖRÜŞMEMİZ VAR'

HTS kayıtlarına ilişkin konuşan Güney, gizli ortak olduğu iddia edilen Rauf Cem Istranca ile hiç telefon görüşmesi bulunmadığını belirterek, 'Rauf Cem Istranca ile benim, gizli ortağı olduğum şirketin tek sahibi ve yetkilisi Rauf Cem Istranca. 6 yılda Rauf Cem Istranca'yla görüşme sayımız sıfır. Bu nasıl bir gizli ortaklıktır' diye sordu.

'GİZLİ ORTAKLIK İTHAMI MESNETSİZ VE DELİLSİZDİR'

Güney, 3K şirketinin gizli ortağı olduğu iddiasını reddetit ve 'Gizli ortaklığa dair ne bir ifade, ne bir somut delil, ne bir para hareketi olduğunu hep birlikte gördük' ifadesini kullandı.

'HİLE YOK, ALDATMA YOK, MENFAAT YOK'

Kamu zararına dolandırıcılık suçlamasına yanıt veren Güney, suçun unsurlarının oluşmadığını ifade ederek, şöyle devam etti:

'Ben kimi aldattım? Hangi kamu görevlisini aldattım? Hangi tarihte aldattım? Hangi sözümle, hangi işlemimle, hangi belgemle aldattım? Bana ne menfaat geçti? Kamu zararı benim hangi eylemimden doğmuştur? Hile yok, aldatma yok, menfaat yok, para hareketi yok, kamu zararı ile benim aramda kurulmuş bir illiyet bağı yok.

'BENİM HAYATIM BOYUNCA TEK ÖRGÜTLÜLÜĞÜM CHP ÖRGÜTLÜLÜĞÜDÜR'

Olduğuna inanmadığım, olmayan bir örgüte yardım etmekle suçlanıyorum. Ben hayatım boyunca siyasi kimliğini açık yaşamış bir insanım. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir üyesiyim, bir neferiyim. Benim hayatım boyunca tek örgütlülüğüm Cumhuriyet Halk Partisi örgütlülüğüdür.

Belediye başkanlığını kaybetmiş birisi olsaydım, siyasi görevi olmayan birisi olsaydım bu iddianame yazılır mıydı? Böyle bir konuda şafak operasyonu yapılıp evlatlarımın gözü önünde gözaltına alınmaz, yargılanmaz, 11 ay cezaevinde kalmazdım.

Bu; Beyoğlu Belediyesi'ni kazanmış olmamızdan, 30 yıl sonra halkın belediyesi yapmış olmamızdan kaynaklı yazılmış bir iddianame, kesinlikle siyasi bir davadır.

Beyoğlu benim çocukluğumdur. Beyoğlu gençliğim, eşimle bir ömre 'Evet' dediğim, işimi aşımı kazandığım rızık kapım, benim sevdamdır. Beyoğlu'nun en güzel halini sevmedim, ben Beyoğlu'nu en güzel haline getirme ihtimalimi sevdim.

'BEYOĞLU'NDA PARTİZANLIĞI BİTİRDİK'

Biz Beyoğlu'nda 30 yıl süren bir devri kapattık, partizanlığı bitirdik. Seçildiğim günden itibaren asla parti ayrımı yapmadım, kimsenin ideolojisine, inancına, yaşam tarzına bakmadım. Parti rozetimi çıkarıp Türk bayrağı rozetimle komşularıma hizmet ettim. Beyoğlu'nun 45 mahallesi de eşit hizmet alsın diye gecemi gündüzüme kattım.'

'BAŞKANLIK KONUTUNDAKİ MASAJ KOLTUĞUNU İŞÇİ KARDEŞLERİMİN EMEKÇİ EVİNE KOYDUM'

Güney, göreve geldikten sonra temizlik işçilerinin koşullarını gördüğünde 'insanlığımdan utandım' diyerek, savunmasına şöyle devam etti:

'300 işçi, 30 metrekare barakadan dönme bir yerde yemeklerini yiyordu. O gün söz verdim: Size burada güzel bir emekçi evi yapmazsam o koltuklar, o makamlar bize haram olsun.

İçerisinde 300 bin liralık masaj koltuğu vardı. Bir yanda işçi güneşin altında, kışın karın altında; biz burada bu koltukta masaj mı yapacağız? Başkanlık konutundaki o masaj koltuğunu işçi kardeşlerimin olduğu emekçi evine koydum.

'2096 ÇOCUĞUMUZA HER GÜN BESLENME ÇANTASI BIRAKTIK'

42 devlet okulumuzun tadilatlarını yaptırdık. Bizim görevimiz mi? Değil. Ancak bizim çocuklarımız da özel okul standartlarında okumayı hak ediyordu. 2096 çocuğumuza her gün evlerine beslenme çantasını bıraktık. Logo yok, isim yok, rencide edilecek bir durum yok. Sağ elin verdiğini sol el görmesin dedik.'

'14 AĞUSTOS AKŞAMI MAHALLEDEYDİM, SABAH 06.00'DA KAPIM ÇALINDI'

Güney, gözaltına alındığı sabahı da şöyle anlattı:

'14 Ağustos akşamı Keçeci Piri Mahallemizde, bir gecekondu bahçesinde 50'ye yakın komşumla akşam çayı içip sorunlarını dinledim. Gece 23.00 gibi eve döndük. Sabah 06.00'da kapımız çalındı.

Büyük kızım Elam, 05.50'de bağıra bağıra, elleri titreyerek, iki gözü iki çeşme geldi: 'Baba, kapının önü polis dolu. Seni çok seviyorum baba' diyordu.'

'BEN DELİLLE DEĞİL, KANAATLE SUÇLANIYORUM'

Güney, hakkındaki suçlamaların üç ayak üzerine kurulduğunu belirterek, şöyle konuştu:

'3K şirketinin gizli ortağı olmak, bu şirkete İBB işleri konusunda yardımcı olmak ve bu yolla örgüte yardım etmek. Bana bir belge gösterin, açıklayayım. Bana bir para hareketi gösterin, izah edeyim. Bana bir mesaj gösterin, cevap vereyim. Bana bir talimat gösterin, açıklayayım. Bana bir imza gösterin, hukuki karşılığını konuşalım. Ama dosyada bunların hiçbiri yok.

Ben delille değil, kanaatle suçlanıyorum. Ben somut fiille değil, siyasi ve sosyal ilişkilerimle suçlanıyorum. Ben yaptığım bir işlemle değil, tanıdığım insanlar üzerinden yargılanıyorum. Tüm bunları reddediyorum.'

'MEMLEKETİN YÜREKTEN BİR GÜNAYDINA İHTİYACI VAR'

Savunmasını Maide Suresi'nden bir ayet okuyarak sürdüren Güney, adalet vurgusu yaptı. 'Artık memleket 'of' diyor. Demokrasi 'of' diyor, eşitlik 'of' diyor, adalet 'of' diyor. Gelecek umudu kalmayan gençler 'of' diyor' diyen İnan Güneay, savunmasını, 'Memleketin, kadınların, gençlerin, çocukların, siyasetin, hepimizin yürekten bir günaydına ihtiyacı var. Sizin adaletle vereceğiniz karar, memleket için yepyeni bir günaydın olacaktır. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum' diye tamamladı.

MAHKEME BAŞKANI'NDAN GÜNEY'E TEŞEKKÜR

Mahkeme Başkanı, ortak tavır alan diğer sanıklar ve avukatlarından bağımsız hareket ederek savunmasını yapan Güney'e mahkeme heyeti adına teşekkür etti.

Sorgu kısmında kimse İnan Güney'e soru yöneltmedi. Duraşmada, Güney'in avukatı savunma yapıyor.

Kaynak: ANKA