Gündem

İkizköylüler, Akbelen için Danıştay önünde... Tutuklu Esra Işık'ın annesi ve İkizköy Muhtarı Nejla Işık: Ben bir muhtar olarak hiçbir köylümün mağdur olmasını istemiyorum

Tutuklu Esra Işık'ın annesi ve İkizköy Muhtarı Nejla Işık, 'Ben bir muhtar olarak hiçbir köylümün mağdur olmasını istemiyorum. Kendimi bir kenara geçtim. Bu kadar mücadele verdik, 7 yıldır varımızı yoğumuzu ortaya koyduk. Kaybedemeyiz. Kaybetmememiz lazım. O yüzden bugün buradayız. Danıştay önündeyiz. İkizköy'de çok büyük katliam var onu söyleyeyim. Dinamitler patlıyor. Evlerimizde yarıklar çatlakları oluştu. Biz her gün cehennemi yaşıyoruz. Biz her gün gerçekten cehennemi yaşıyoruz' dedi.

(ANKARA) - Tutuklu Esra Işık'ın annesi ve İkizköy Muhtarı Nejla Işık, 'Ben bir muhtar olarak hiçbir köylümün mağdur olmasını istemiyorum. Kendimi bir kenara geçtim. Bu kadar mücadele verdik 7 yıldır. Varımızı yoğumuzu ortaya koyduk. Kaybedemeyiz. Kaybetmememiz lazım. O yüzden bugün buradayız. Danıştay önündeyiz. İkizköy'de çok büyük katliam var onu söyleyeyim. Dinamitler patlıyor. Evlerimizde yarıklar çatlakları oluştu. Biz her gün cehennemi yaşıyoruz. Biz her gün gerçekten cehennemi yaşıyoruz' dedi. 

Muğla'nın Milas İlçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırma kararına tepki gösteren İkizköylüler, protestolarını büyütmek amacıyla Ankara'ya gelerek Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde eylem yaptı. Ardından 'yürütmeyi durdurması' için dilekçe vermek üzere Danıştay'a gelen köylüler burada da kısa bir açıklama yaptı. Tutuklu Esra Işık'ın annesi ve İkizköy Muhtarı Nejla Işık şunları kaydetti: 

'Köyümüzdeki her şeyi bırakıp buraya derdimizi anlatmaya geldik'

'Anayasa Mahkemesi önündeki basın açıklamamızın ardından şu an Danıştay'ın önündeyiz. Neden bu iki yer özellikle seçildi? Hem Danıştay'da açılmış davalarımızdan dolayı hem de Anayasa Mahkemesi'ndeki davalarımızdan dolayı yürütmeyi durdurma talepli ve acele kamulaştırma iptal davalarımızda henüz dosyalarımıza bakılmadığı için ve köyde işler alelacele işlediği için köyümüzdeki her şeyi bırakıp buraya derdimizi anlatmaya geldik. Oradaki yıkım devam ediyor.

'Köylünün sesini duyun demek için geldik'

Topraklarımız talan edilmeyle karşı karşıya bir yandan üzerimizde açılan davaların keşifleri devam ediyor. Jandarma kolluk gözetiminde devam ediyor.  Hiçbirimize bilgi verilmeden davacılar olarak avukatlarımıza bizlere bilgi verilmeden karşımızda bir muhatap bulamadık ne yazık ki bu yüzden buradayız. Bu karardan acilen dönülsün diyoruz ve geri dönüşü tahribatı mümkün olmayan şeyler yaşanmadan acele yürütmeyi durdurma verilsin. Hiçbir köylümüz, hiçbirimiz mağdur edilmesin diye bir kez daha buradayız. Aslında talebimiz net. Anayasa Mahkemesi önünde söylediğimiz gibi öncelikle Esra Işık tutuklandı, gözaltına aldı ve tutuklanarak Muğla cezaevine gönderildi. Dün İzmir kapalı cezaevine gönderildi ve benim çocuğum 8 gündür hepimizden köyünden, ailesinden, sevdiği köylülerinden ayrı. İnandığımız tek bir dava var, 'Köyümüzü, topraklarımızı, zeytinlerimizi, mezarlarımızı, geçmişimizi ve geleceğimizi madene vermek istemiyoruz' dedik 7 yıldır, 'Limak, İÇTAŞ sana bir karış toprak da yok, bir dal zeytin de yok, bir dal çam da yok' dedik ve bu yüzden yargılanıyoruz ve bu yüzden çok ağır bedeller ödüyoruz. Köylünün sesini duyun demek için köylünün yanında olun demek için bir kez daha Ankara yollarını teptik geldik.

'Ekmek gibi, su gibi onurlu bir yaşam mücadelesi veriyoruz'

Talebimiz net. Biz bu kararlara karşıyız. Biz yerimizi yurdumuzu bırakıp gitmek istemiyoruz. Kızım sürgün edildim, demiş. Biz de topraklarımızdan sürgün edilmeye çalışılıyoruz. Biz buna karşı direniyoruz. Ekmek gibi, su gibi onurlu bir yaşam mücadelesi veriyoruz. Herkesi köylülerin yanında olmasına ve bu mücadeleyi büyütmesine, büyütmemize ihtiyacımız var. Biz bu devlete bütün yurttaşlık görevimizi yerine getiriyoruz. Bizi duyun, bizi görün demek için buradayız. Yani daha nasıl bağıralım, nasıl haykıralım? Haklıyız. O toprakları bizler var ettik. Yoktan var ettik. Bir kuru çorak topraktı. Atalarımızdan miras kaldı. İçine envai çeşit meyvemizi, zeytinimizi, evimizi, barkımızı, yuvamızı kurduk. 

'Biz üretiyoruz, biz üretmek istiyoruz'

Hiç kimsenin hayal edemeyeceği kadar güzel bir köye sahibiz biz. Ve herkesin parayla satın alıp isteyip de alamayacağı bir köye sahibiz. İnsan eksen insan biter bizim topraklarımızda diyoruz. O yüzden üstümüze yatan bedel ne olursa olsun biz o düzeni bir daha bir yerde kuramayacağız. Biz üretiyoruz, biz üretmek istiyoruz. Biz Türkiye köylüsüyüz, çiftçisiyiz. Bizi mağdur etmeyin. Bu şirketlerin yanında değil, köylülerin yanında olun diyoruz yıllardır. Ve bu davaları inanarak açtık. 200 parsel adına 96 vatandaş bir araya geldik. Acele kamulaştırma kararı iptal davaları açtık. İnsanlarımız inanıyor. Bu karardan dönülecek deniyor. Devletimiz bizi mağdur etmez diye bakıyor. O yüzden bu kararları verenler tekrar bir gözden geçirsin.

'Bizim karnımız enerji doyurmuyor'

Burada hepimiz mağdur olacağız. Köylü teyzelerim ne diyor? Ben köyde üretmezsem sen şehirde bulup yiyemezsin diyor. Toprağın üzerinden enerji üretimine karşıyız diyor. Toprak gittikten sonra su kaynakları gittikten sonra ne eyleyeyim enerjiyi biz? Bizim karnımız enerji doyurmuyor. O yüzden bizim hayatlarımız üzerinden hiç kimse yorum da yapmasın, enerji de üretmesin. Enerjiye karşı değiliz. Ama bizim hayatlarımızı yok eden enerjiye karşıyız artık. Talebimiz net. Hepimiz inandığımız davamızın peşindeyiz.

'Ben bir muhtar olarak hiçbir köylümün mağdur olmasını istemiyorum'

Denizli Avdan'dan Hatice teyzemiz yanımızda. Bu yaşında. Niye burada? Bu insanların hiç köyde işi gücü yok mu? Niye biz defalarca Ankara yoluna düşmek zorundayız? Halimizi anlatmak için, derdimizi anlatmak için bir muhatap bulmak için bizim topraklarımız madene teslim edilemeyecek kadar kıymetli. Sözün özü bu. Köylülerimiz biz o köyden sürgün edilmek istemiyoruz. Nasıl yapılacaksa yapılacak. Bir masa kurulsun. Köylülerin mağduriyeti görülsün ve bu karardan acilen geri dönülsün. O karar değerlendirilirken de yürütmeyi durdurma verilsin ki köyümüzde kepçeler, kamyonlar, jandarmalar, kolluk güçleri gelip bizi köyümüzden sokağa atmadan önce bu karar uygulansın. Hiçbir köylümüz, hiçbir vatandaşımız mağdur olmasın. Ben bir muhtar olarak hiçbir köylümün mağdur olmasını istemiyorum. Kendimi bir kenara geçtim. Kendimi bir kenara geçtim. Bu kadar mücadele verdik 7 yıldır. Varımızı yoğumuzu ortaya koyduk. Kaybedemeyiz. Kaybetmememiz lazım. O yüzden bugün buradayız. Danıştay önündeyiz. Birazdan da avukatlarımız ve davacı olan arkadaşlarımız da bir heyet halinde içeriye gelip görüşme yapacağız.

'Biz her gün cehennemi yaşıyoruz'

İkizköy'de çok büyük katliam var onu söyleyeyim. Dinamitler patlıyor. Evlerimizde yarıklar çatlakları oluştu. Biz her gün cehennemi yaşıyoruz. Biz her gün gerçekten cehennemi yaşıyoruz. Ama benim çocuğumun ağzından çıkan şirkete söylenen söz sanki devlet kamu personeliyle söylenmiş gibi hakaret sayılıyor. Ve sekiz gündür bizden ayrı tutuklu. Bu çocuk sadece toprağını korudu. Bu çocuk sadece vatanını, yurdunu, zeytinini korudu. O yüzden bizi hiç kimse suçlu ilan etmesin. Benim çocuğum suçlu değil. Çok onurlu bir mücadele veriyor ve dimdik ayakta biz de dimdik ailesi köylülere olarak onun arkasındayız. Bu davada biriz, beraberiz ve ya kazanacağız ya kazanacağız diyoruz.'

Simge isimlerden Denizlili Hatice Teyze, 'Eğitim görmedim, kimseye eğilmedim. Şov yapmaya gelmedik, Danıştay'a Danışmaya geldik. Esra için, toprak için toplandık.' derken, Karacahisar köyünden bir vatandaş da 'Topraklarımız elimizden alınmak isteniyor, su kaynaklarının açılması yanlıştır, vatana ihanettir' ifadelerini kullandı. Şirketlere seslenen bir başka yurttaş da 'Benim toprağım sizin babanızın malı değil, sordunuz mu bize, herşey para mı?' acele kamulaştırmaya tepkisini gösterdi. 

'Yürütmeyi durdurma kararı verilmezse daha sonra verilecek olan kararın hiçbir anlamı kalmayacak'

İkizköylülerin avukatı Arif Ali Cangı da şunları kaydetti: 

'Bugün yarın yürütmeyi durdurma kararı çıkacakken 1 Nisan'da  Danıştay dairesi bir kez daha ara kararı kurdu. Ara kararı en az 15 gün, 20 gün, bir ay geciktiriyor yürütmeyi durdurma kararının verilmesini ve o kararın şu anda biz geri alınmasını istemek için geldik. Dilekçe vereceğiz içeride ve yapabilirsek görüşme yapacağız ve bir an önce yürütmeyi durdurma kararı verilmesini isteyeceğiz. Zira yürütmeyi durdurma kararı verilmezse daha sonra verilecek olan kararın hiçbir anlamı kalmayacak.

'33 yıldır ben avukatlık yapıyorum ve bu kadar zor bir dönem yaşamadık'

Ben buradan Danıştay üyelerine sesleniyorum: Hepimiz hukukçuyuz. 33 yıldır ben avukatlık yapıyorum ve bu kadar zor bir dönem yaşamadık. Bu kadar zor kararlar çıkan bir dönem yaşamadık. Siyasi iktidarın amacı politikası ne olursa olsun yasama organından hukuka aykırı yasayı çıkardılar. O zaman o yasayı denetleyecek olan anayasa mahkemesidir. O yasaya dayanarak acele kamulaştırma yaptılar. Acele kamulaştırma denetleyecek olan Danıştay'dır. Yani artık buradadır görev.Yasama organından çıkmıştır. Yargı Anayasa Mahkemesi Danıştay eğer gerçekten gereğini yaparsa bu sorunlar çözülür. Bunu dile getirmek, bunu haykırmak için geldik. 

'Biz her iki davayla kazanacağız'

Hepinizin desteği için teşekkürler ediyoruz. Hepiniz sağ olun, var olun, destek ve dayanışmanızın devam etmenin. Ayrıca şunu söylemek istiyorum. Sevgili Esra'nın tutuklanması ile bölgedeki acele kamulaştırma aynı düzeyde. Esra'yı hürriyetinden yoksun bıraktılar. Diğer taraftan hızla bölgedeki zeytin ağaçlarını diğer ağaçları, narları, bütün ağaçları yerine sökmek için insanları yurdundan sökmek için çaba devam ediyor. Biz her iki davayla kazanacağız. Esra'yı cezaevinde alacağız. Ve bu davayı da kazanacağız.'

'15 gün sonrasından itibaren her an yürütmeyi durdurma kararını bekliyoruz'

Danıştay'a 'Yürütmeyi durdurma' kararı verilmesi için dilekçelerini verdikten sonra çıkışta kısa bir açıklama yapan İkizköylülerin avukatı Arif Ali Cangı, 'Düşmesinin ertelenmesine ilişkin 1 Nisan 2026'da ara kararına dönülmesine ilişkin dilekçemizi verdik. Talebimizi söyledik. Danıştay'dan karar çıkmasını bekliyoruz. 15 gün sonrasından itibaren her an yürütmeyi durdurma kararını bekliyoruz' dedi.

'Hukuka aykırı yasanın önüne geçecek olan Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'

'Tekrar bir Ankara yolculuğu olacak mı' sorusuna Cangı şöyle yanıt verdi:

'Şimdi umarım öyle bir şey olmaz. Yürütmeyi durdurma talebi reddedilirse ona itiraz yolu yok. O zaman hiçbir şey durduramayız. Yani buradaki bütün ikiz köylüler o zaman evlerinden. Evet o zaman Meclis'in yaptığı hatadan dönmesi gerekiyor. O yasayı değiştirmesi gerekiyor. Ya da Anayasa Mahkemesi'nin iptal karar vermesi gerekiyor...

Arkadaşlar olumsuz şeyler düşünmüyoruz. Sonuçta yürüyen bir dava var. Bu davanın sonunda yürütmeyi durdurma kararı ve iptal kararı çıkmasını bekliyoruz. Çünkü yasama organı hukuka aykırı bir yasa çıkardı. Hukuka aykırı yasanın önüne geçecek olan Anayasa Mahkemesi ve Danıştay. Biz de onlardan bunu bekliyoruz.'