(ANKARA) - CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde cansız bedenleri bulunan Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler'e ilişkin, 'Devletin koruma sağlamadığı, feryatlarına kulak tıkadığı anne ve kızı, tarikat kuşatması ve sistematik ihmal sonucu hayatını kaybetti. Anne Fatma Nur'un ve 8 yaşındaki kızının kanı, gerekli tedbirleri almayan iktidarın elindedir. Meclis'teki isyanımı duymayan Bakan Özdemir, Fatma Nur ve kızının ölümünden bizzat sorumludur' ifadesini kullandı.
CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, çocuk yaşta istismar edilen ve daha sonra istismarcısıyla evlendirildiği belirtilen Fatmanur Çelik ile üç yaşından itibaren istismara uğradığı iddia edilen kızı Hifa İkra'nın hayatını kaybetmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
'Bundan yaklaşık iki ay önce 21 Ocak günü burada TBMM Genel Kurulu'nda kan donduran istismar olayını açıklamıştım. Selefi bir yapılanma olan Kuran'a Hizmet Vakfı'nın sorumlusu Ayhan Şengüler'in tecavüzüne uğrayan Fatma Nur Çelik, tecavüzcüsüyle evlenmek zorunda bırakılmıştı. Evlendikten sonra da hayatı işkence gibi geçti. Cinsel istismar sırası bu kez küçük kızı Hifa İkra'ya gelmişti. Kızının da sözde babası tarafından taciz edildiğini öğrenen Fatma Nur, isyan etmiş ve hukuk mücadelesine girişmişti. Sesini duyurmak için İstanbul Anadolu Adliyesi önünde aylar önce adalet nöbetine başladı. Bu süreçte kendisiyle ve avukatıyla defalarca görüştüm. Fatma Nur'un sesini TBMM'ye de taşıyarak hem Adalet Bakanlığı'na hem de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir'e aileye sahip çıkılması çağrısında bulundum. Tehdit aldıklarını söyledim. Ancak kulaklarını tıkadılar. Sanık elini kolunu sallayarak dolaşmaya devam etti.
'Bakanlığın avukatları, yargılama sürecindeki çarpıklıklara neden seyirci kalmıştır?'
Sonunda korktuğumuz oldu. Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra'nın cansız bedenleri önceki gün Zeytinburnu sahilinde bulundu. Fatma Nur, 'başıma bir şey gelirse intihar demeyin' demişti. Başına gelecekleri adeta bekliyordu. Devletin koruma sağlamadığı, feryatlarına kulak tıkadığı anne ve kızı, tarikat kuşatması ve sistematik ihmal sonucu hayatını kaybetti. Anne Fatma Nur'un ve 8 yaşındaki kızının kanı, gerekli tedbirleri almayan iktidarın elindedir. Meclis'teki isyanımı duymayan Bakan Özdemir, Fatma Nur ve kızının ölümünden bizzat sorumludur.'
Bugün yaşanan rezaleti tekrar TBMM gündemine taşıdım ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir'e sorular yönelttim. Tüm kamuoyunun Bakan Özdemir'den beklediği sorularım şunlardır:
Duruşmaları takip eden Bakanlığın avukatları, yargılama sürecindeki çarpıklıklara neden seyirci kalmıştır? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerinin anneyi arayarak, eyleme devam etmesi halinde çocuğunun elinden alınacağı yönünde tehditlerde bulunduğu iddiası doğru mudur? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, neden anneyi ve kızını ziyarete gitmemiştir? Çocuğun sağlık durumun uzun zamandır risk altında bulunmasına rağmen, neden cinayetlerin gerçekleştiği gün acil koruma kararı çıkartılmış ve konu adli makamlara intikal ettirilmiştir? Anne Fatmanur Çelik, basına verdiği demeçte, kızının ağırlaşan sağlık durumu için istikrarlı sağlık hizmeti, eşit şartlarda eğitim hakkı ve güvenli bir yaşam kurabilmek için iş ve yaşam imkânını talep etmişti. Annenin talepleri için bir girişiminiz oldu mu? Anne Fatmanur Çelik'in yalnız bırakılmasında, şüpheli sanığın bir dini vakıfta çalışmasının etkisi var mıdır? Bakanlık, anne ve çocuğun istismar edildiği 'Kuran'a Hizmet Vakfı' adı altında faaliyet gösteren yapılanma ilgili adli süreçlerin takipçisi olacak mıdır?'