Haber: Fatih ÖZKILINÇ Kamera: Kerim UĞUR

(İZMİR) -
İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, kendisi ve yönetim kurulu üyeleri hakkında başlatılan soruşturmanın, cezaevlerinde hak ihlallerine ilişkin hazırlanan raporlar ve 19 Mart protestoları sürecindeki faaliyetlerinden kaynaklandığını belirterek, 'Bu fezlekenin amacı, yalnızca İzmir Barosu'nun hak mücadelesi kapsamında ortaya koyduğu tavrı sorguya çekmek anlamında değil; bizim nezdimizde bütün barolara, hak mücadelesi veren tüm kurumlara, kuruluşlara ve kişilere bir nevi gözdağı vermektir' dedi.

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, 19 Mart 2025'te Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından başlayan protesto süreçleriyle kendisi ve yönetim kurulu üyeleri hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu.

Soruşturmanın baronun cezaevlerinde yaşandığını öne sürdüğü hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporlar ile 19 Mart protestoları sürecindeki faaliyetlerinden kaynaklandığını belirten Yılmaz, şunları söyledi:

'Bugün ülkemizde her gün yeni bir hukuksuzluğun yaşandığını, yeni bir hukuksuzluğun hayata geçirilmeye çalışıldığını görüyoruz. İzmir Barosu hakkında da bir soruşturma başlatıldı ve fezleke düzenlendi. Bu fezlekenin düzenlenme şekli ya da bu soruşturmanın başlaması, İzmir Barosu'nun hak mücadelesi tarihinin bir sonucu. Bütün barolar için bunu söylemek mümkün, sadece İzmir Barosu için değil. İzmir Barosu yönetimine ya da başkanına yönelik olarak düzenlenen bu fezlekenin amacı, yalnızca İzmir Barosu'nun hak mücadelesi kapsamında ortaya koyduğu tavrı sorguya çekmek anlamında değil; bizim nezdimizde bütün barolara, hak mücadelesi veren tüm kurumlara, kuruluşlara ve kişilere bir nevi gözdağı vermektir.'

CEZAEVİ RAPORLARI

Kırıklar ve Menemen cezaevlerine ilişkin hazırlanan raporların soruşturma konusu yapıldığını belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

'İzmir Barosu, Menemen'deki Hatundere Cezaevi ve Kırıklar Cezaevi'nde yaşanan hak ihlalleri ve adaletsizliklerle ilgili iki farklı rapor hazırladı. Bu raporların hazırlanması aşamasında bizzat ben, Baro Başkanı olarak kötü muameleye ve işkenceye maruz kalan çocuklarla görüştüm. Süreç, 19 Mart 2025 ve sonrasında gözaltına alınıp tutuklanan gençlerle ilgiliydi. Bizatihi görüp tanımladığımız ve raporladığımız, tutanaklarla belirlediğimiz bir kötü muameleydi. Baroların görevidir; kötü muameleyi, işkenceyi raporlamak ve bunlarla ilgili yurttaşları bilgiledirmek. Bu görev bize Anayasa'nın ve Avukatlık Kanunu'nun verdiği bir görev. Biz görevimizi yaptığımız için hakkımızda fezleke düzenlendi. İki suçlama bununla ilgili. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak. Hem Buca Kırıklar Cezaevi'nde hem de Menemen Hatundere Cezaevi'nde yaşanan adaletsizlikleri ve hukuksuzlukları raporladığımız, dillendirdiğimiz için. O raporlamalar doğrudur. Bizatihi tarafımızdan görülmüştür. Hatta daha sonra Hatundere'yi ziyaret eden belediye başkanları ve siyasi kimliği bulunan kişilerin de gördüğü ve tanımladığı haksız, kötü muamelelerdir. İki suçlama bununla ilgili.'

ANAYASAL HAK SAVUNMASI

Soruşturmadaki diğer suçlamanın 19 Mart protestolarına ilişkin olduğunu ifade eden Yılmaz, şu değerlendirmeyi yaptı:

'Diğer suçlama ise 19 Mart'ta başlayan bir protesto süreci yaşandı. Bu protesto sürecine İzmir'in birçok yerinden binlerce yurttaş katıldı. Bu protesto eylemleri, Anayasa'nın bize vermiş olduğu çok önemli bir hakkın kullanılmasından ibarettir. Anayasamız der ki; herkes, silahsız ve saldırısız olmak koşuluyla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Bizler de baro olarak, avukatlar olarak o alanlarda bulunduk. O alanlarda bulunmak bizim açımızdan bir görevdir. Çünkü Avukatlık Kanunu da Anayasa da bize bu hakkı veriyor. Bu hakkı kullanmamış olursak o takdirde suç işleriz. Bugün neden yargılanıyoruz? Bugün hukuk istediğimiz için, adalet istediğimiz için, özgürlük istediğimiz için; laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti istediğimiz için; insan haklarını, kadın haklarını, doğayı, havamızı ve suyumuzu savunduğumuz için yargılanıyoruz.'

Dışişleri Bakanlığı: 'Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez'
Dışişleri Bakanlığı: 'Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez'
İçeriği Görüntüle

DAVA AÇILABİLİR

Soruşturmanın devam ettiğini belirten Yılmaz, dosyanın mahkemeye taşınabileceğini belirterek şunları kaydetti:

'Bu ülkede muhalif olmak, muhalif bir kimliği benimsemek yargılanmanız için yeterlidir. Hakkınızda ne yazık ki düşman ceza hukuku uygulanır. Bugün en ufak bir sosyal medya paylaşımınız karşınıza soruşturma olarak gelir. Sonrasında kovuşturma olur. Hatta kovuşturma aşamasına geçmeden, yargılama başlamadan bir şafak operasyonuyla alınabilirsiniz. Bizimle ilgili, İzmir Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleriyle ilgili soruşturma devam edecek. Bazı usul işlemleri var. Onlar tamamlandıktan sonra büyük ihtimalle ağır ceza mahkemesinde bir dava açılacak ve bizler de yargılanacağız diye düşünüyorum. Ama umarım ülkemizin gerçekten özgürlükten, adaletten, vicdandan, insan haklarından ve hukukun üstünlüğünden yana olan hâkimleri ve savcıları bu soruşturmanın devamında bizler hakkında kovuşturma açılmasını düşünmezler. Ya da bu dosyada kovuşturma açılmış olsa bile yaptıklarımızın suç olmadığı yönünde bir kanaat ve vicdan ortaya koyarlar. Geldiğimiz süreç belki bunu biraz zorlaştırıyor ama umudumuzu hiçbir zaman yitirmedik. Çünkü biz suç işlemedik. Çünkü biz herhangi bir suça karışmadık. Karıştığımız iddia edilen eylemler zaten suç değildi. Bize yasaların verdiği görevi yerine getirmekti. Eğer işinizi yaptığınız için suç işlediğinizi, hukuka uygun davrandığınız için suç işlediğinizi, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı sesinizi yükseltmenin suç olduğunu söylüyorlarsa, biz bu 'suçu' işlemeye devam edeceğiz.'

İSTANBUL ÖRNEĞİ

Yılmaz, açıklamasında İstanbul Barosu'na yönelik süreçleri de anımsatarak şu ifadeleri kullandı:

'Birkaç yıl önce aynı şeyi İstanbul Barosu'na yaptılar. İfade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken bir konuyu yargıya taşıdılar. İstanbul'da Ağır Ceza Mahkemesi bu konuda beraat kararları verdi ama Asliye Hukuk Mahkemesi aynı bakış açısında olmadığı için İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu'nu görevden aldı. Yargılama hâlâ istinaf mahkemelerinde devam ediyor. İzmir Barosu nezdinde hak mücadelesi veren herkese, yalnızca barolara değil, muhalif kimliği olan ve muhalif bir bakış açısını benimseyen herkese ne yazık ki hukuk üzerinden, yine hukukçular tarafından toplumun dizayn edilme çabası. Bu sadece bize yapılan bir şey değil. 'Bakın İzmir Barosuna bunu yapıyoruz daha önce İstanbul Barosu'na da yaptık. Onları da yargıladık. İzmir Barosu'nun yönetimini ve başkanını da yargılayacağız. Dikkat edin, yoksa sizin de başınıza bunlar gelecektir' demektir bu. 'Muhalif olmayın, sesinizi çıkarmayın, sessiz kalın, haksızlıklara, usulsüzlüklere ve adaletsizliklere karşı bir şey söylemeyin, üç maymunu oynayın' derseniz İzmir Barosu bunu yapmayacaktır. Çünkü İzmir Barosu'nun yüz yılı aşkın bir tarihi vardır ve İzmir Barosu o söylediklerinizi yapmayacaktır.'

MÜCADELE SÜRECEK

İzmir Barosu'nun hak mücadelesinden vazgeçmeyeceğini belirten Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

'İzmir Barosu'nun 100 yıldan uzun bir tarihi var. İzmir Barosu hak mücadelesi tarihiyle bugüne kadar gelmiştir. Bütün yönetimlerde böyledir. Bundan sonra da böyle olacaktır. Bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz bu ülkeyi çok seviyoruz. Bu ülkeyi yarınlara taşımak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bu ülkede herkesin hukuk güvenliği olsun istiyoruz. Yasalar önünde herkes eşit yurttaş olarak görülsün istiyoruz. Kimliği, kişiliği, cinsiyeti, dini, inancı, etnik kökeni, rengi ya da dili ne olursa olsun herkes bu ülkede özgürce ve barış içinde yaşayasın istiyoruz. Bizim başka bir isteğimiz yok. Ötekileştirilmeden yaşayalım istiyoruz. Başkalaştırılmadan yaşayalım ve bir arada, barış içinde yaşayalım istiyoruz. Bütün temennimiz bu. Demokratik teamüllerin ve kuralların işlediği bir ülke istiyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 103 yıl önce söylediği gibi, bu cumhuriyeti bütün kurum ve kurallarıyla yaşatmak istiyoruz. Bütün isteğimiz bu.'

Kaynak: ANKA