Haber: Beril KALELİ/Kamera: Hakan KAYA
(İSTANBUL) Covid-19 pandemisi döneminde kısa sürede yapıldığı için iktidarın övünç kaynağı olan ve açılışı bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi Yenidoğan bölümünde iki yıl önce yaşanan sıcak su borusu patlaması ve tavan çökmesi sonrası 2 bebeğin ölmesiyle ilgili soruşturmada takipsizlik kararı verilmesi Şentürk ailesini isyan ettirdi. ANKA'ya konuşan baba Turgut Şentürk, '1 hafta önce uyarı gelmiş aynı yerden, hiçbir şey yapılmamış. Sonrasında buradan 80 derece sıcak su borusu yerinden çıkıyor, 25 dakika kimse suyu kesemiyor, teknik personelden kimse yok, içeriye kimse giremiyor, 25 dakika sonra gelip itfaiye kesiyor suyu, sonra da burada hiçbir problem olmadığını, burayla ilgili bir sorun olmadığını, orayı kontrol eden personelin, yapan firmanın sorumlu olmadığını söylüyorsunuz. Neresine inanacağız ki biz bunun?' Yenidoğan ünitesinde o gece çekilmiş görüntüleri görmek istediğini belirten anne Büşra Şentürk de, bebeklerinin ölüm raporunu düzenlerken kendisinin de ölü gösterilerek bir başka skandala yol açıldığını belirterek, 'Ölü olmadığımı ipsatlamak için bir ay uğraştık' dedi.
Pandemi döneminde 45 gün içinde yapılıp bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılan Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi Yenidoğan bölümünde 4 Ağustos 2024 gece yarısı yaşanan sıcak su borusu patlaması ve tavan çökmesi sonrası tahliye sürecinde yaşamını yitiren Karan Şentürk ve olaydan birkaç gün sonra hayatını kaybeden Uras Ege Çetin bebekle ilgili soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ortaya çıkmıştı. Avukatları aracılığıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasını', etkili bir soruşturma yürütülmesini, multidisipliner bilirkişi heyeti incelemesi yaptırılmasını ve sorumlular hakkında kamu davası açılmasına karar verilmesini talebiyle karara itiraz eden Şentürk ailesi ANKA'ya konuştu.
Dosyada yer alan bilirkişi raporunda, tesisatın hatalı yapıldığı, hastanenin ise gerekli kontrollerin yapmadığı ve daha önce de su sızıntısı olmasına karşın tesisatı onarmadığı tespitine yer verilmişti. Bilirkişi raporunda yer alan tespitlere rağmen takipsizlik kararı verilmesine tepki gösteren baba Turgut Şentürk, kararı 'Her şeyin farkında olduklarının ve bu konunun üzerinin kapandığının' açıklaması olarak gördüklerini ifade etti.
'Siz tedbiri alacaksınız, takdiri Allah'a bırakacaksınız, ama siz tedbir almamışsınız'
'Aynı durum kendilerinin başına gelse, bu şekilde mi yaparlardı, kabul mu ederlerdi?' diye soran Turgut Şentürk şöyle konuştu:
'Takipsizlik kararı herhangi bir sorunun, suçlunun olmadığını söylüyor. Siz beni itiyorsunuz, ben düşüyorum ayağım kırılıyor, sorumlu yok burada. Böyle bir şey olabilir mi?... Biz güvenilir olarak bildiğimiz bir devlet hastanesine gittik. Böyle bir şeyin olmasını kimse istemez ama siz tedbiri alacaksınız, takdiri Allah'a bırakacaksınız. Ama siz tedbir almamışsınız. 1 hafta önce uyarı gelmiş aynı yerden, hiçbir şey yapılmamış. Sonrasında buradan 80 derece sıcak su borusu yerinden çıkıyor, 25 dakika kimse suyu kesemiyor, teknik personelden kimse yok, içeriye kimse giremiyor, 25 dakika sonra gelip itfaiye kesiyor suyu, sonra da burada hiçbir problem olmadığını, burayla ilgili bir sorun olmadığını, orayı kontrol eden personelin, yapan firmanın sorumlu olmadığını söylüyorsunuz. Neresine inanacağız ki biz bunun?'
'Bir açıklama bile yapılmadı. Bizi o günden sonra 1 kişi bile arayıp da, 'Bir şeye ihtiyacınız var mı, ne durumdasınız?' demedi. Sesimizi duyuramadık. Görevlilerden bir tanesi de çıkıp 'Biz sizin yanınızdayız, bu şekilde bir duruma kesinlikle göz yummayacağız' demedi. Aynı durum kendilerinin başına gelse, bu şekilde mi yaparlardı, kabul mu ederlerdi?' diye soran Şentürk şöyle devam etti:
'Başhekim madem oradaydı, gelip açıklama yapsaydı'
'Başhekim, 'ben de oradaydım o saatte' diye açıklama yapmış. Kimse yoktu orada. Ben oradaydım sabaha kadar. Madem oradaydın senin gelip açıklama yapman lazım. Bu normal bir ölüm mü değil ki; hastanenin tavanı çökmüş, sıcak su borusu patlamış. Buranın ana sorumlusu sizsiniz.
Bu konu başından sonuna üstü kapatılması istenen bir konu. Üstünün kapatılmasını kesinlikle istemiyoruz, bu konuyla ilgilenilmesini istiyoruz. Bu konunun peşini bırakmasınlar, bize yardımcı olsunlar.
'Bu göz yumulabilecek bir ihmal değil; imse sorumlusu, suçlusu bulunup ortaya çıkmasını istiyoruz'
Bilirkişi raporunun niye hiçe sayıldığının açıklamasını istiyoruz. (Olaya ilişkin) gerekli açıklamanın yapılmasını, kamera görüntülerinin izletilmesini istiyoruz. Savcının da bu konuyu tekrardan ele almasını, gerekirse dosyanın yeniden incelenmesini istiyoruz. Bu kadar ihmal göz yumulabilecek bir ihmal değil. Kimse sorumlusu, suçlusu bulunup ortaya çıkmasını istiyoruz.'
'Onların bahsettiği gibi öldüyse bile, delillerle, dosyalarla, görüntülerle bize bunu ispatlamalarını istiyoruz'
Anne Büşra Şentürk de, 'Onların bahsettiği gibi eğer kendiliğinden öldüyse bile bu çocuk, delillerle, dosyalarla, görüntülerle bize bunu ispatlamalarını istiyoruz. Çünkü biz anne babası olarak bunu kabul etmiyoruz. Benim çocuğum evet küçüktü ama 3 gün yaşayıp da olay sırasında mı öleceği tuttu onların bahsettiği gibi' diye konuştu.
'Çocuğumuzu hastanenin sorumsuzluğu yüzünden kaybettik' diyen anne Büşra Şentürk, takipsizlik kararında yer alan, olayın bebeğin ölümü arasında bağlantı bulunmadığı tespitini kabul etmediklerini belirtti. Şentürk, 'Bize haber verdiklerinde bile aslında suçlarını kabul ediyorlar bize verdikleri bilgide; olaydan sonra Karan'ı tahliye ettiklerini ve fenalaştığını söylüyorlar' dedi.
'Bizim acımız dinmedi'
Tüp bebek tedavisiyle ve uğraşlar sonucu dünyaya getirdiği Karan'ın yaşamını yitirdiği gün yaşadıklarını, 'Aklımı kaybettim. Süt sağmıştım, gittiğimde verecektim. Bana haberi verdiler hastane odasında; tek hatırladığım, dolaptan sütlerini aldım bahçeye çıktım, sonrasını hatırlamıyorum' şeklinde anlatan Büşra Şentürk, 'Psikolojik olarak çökmüş durumdayız. Hayat bir şekilde devam ediyor evet ama bizim acımız dinmedi. Hala içimde yıkıntılarla uğraşıyorum' şeklinde konuştu.
'Bu görüntüleri görmek benim hakkım'
Soruşturmanın sorularını yanıtsız bıraktığını, yapılan açıklamaların çelişkiler barındırdığını söyleyen eden Büşra Şentürk şöyle konuştu:
'Görüntüleri talep ediyoruz verilmiyor. Her odanın içerisinde kamera vardı. Kayıtları talep ettik ama savcı bey soruşturmayı yürüttüğü için bunlara el koymuştu, talebimize red almıştık. Şu an takipsizlik kararı aldı, tekrardan avukatımız aracılığıyla ilettik görüntüleri istediğimizi. Hala bir ses yok. Bu görüntüleri görmek benim hakkım. O çocuğu oradan kim çıkardı, nasıl çıkardı, bunları görmek istiyorum. Raporlarda çocuğa müdahale edildiği yazıyor ama kimin müdahale ettiği, odadan kimin çıkarttığı yazmıyor.
Borunun patlama noktası Karan'ın odasının ilerisindeydi. Ve tam olayların olduğu sırada Karan'ın odasında zaten bir hemşire varmış bunu görüntülerden görebiliyoruz. Karan'ı oradan kim tahliye etti bilmiyoruz.
İtfaiye raporuna göre camı kırıktı Karan'ın odasının. Camını kırmışlar ama camdan mı tahliye ettiler, içerden mi tahliye ettiler? İçeriden tahliye ettilerse neden camını kırdılar? Diyorlar ki, 'Buharı dışarıya vermek için', ama hastanenin yaptığı açıklamada Karan'ın odasında buhar olmadığı söyleniyor. Madem odasında buhar yoktu, hangi buharı dışarı vermek için camını kırdınız? Bunların hepsi bir muamma bizim için.
Hastanenin yaptığı açıklamalarda çocukları küvezlerle tahliye ettikleri söyleniyor. Ama ben olay sonrasında araştırmalar yaptığımda orada yatan başka bir hastaya ulaştım. Ondan aldığım görüntülerde küvezlerin boş götürüldüğü, eşiklerden takır tukur taşındığı görebiliyorum videolarda.'
'Karan'ın ölüm raporunu düzenlerken beni de ölü göstermişler'
Bebeğinin ölümünün ardından veri girişinde yapılan hata nedeniyle 1 ay boyunca kendisinin yaşadığını ispatlamak için uğraştığını da söyleyen anne Şentürk yaşadığı durumu şöyle anlattı:
'Karan'ın kimliği daha çıkmadığı için, filmleri vesair çekildiği zaman benim e-nabız'ıma kaydediyorlardı. Karan'ın ölüm raporunu düzenlerken beni de ölü göstermişler. Hastalığım devam ediyordu; bir hafta sonrasında doktora gittiğimde doktor sistemimi açamadı, ölü gözüktüğüm yazıyordu ekranda. Bununla ilgili 1 ay uğraştık. Hastaneyle iletişime geçmeye çalıştım, Sağlık Bakanlığı'yla iletişime geçmeye çalıştım, doktorlarla iletişime geçmeye çalıştım. Bir ayın sonunda hastanenin veri giriş personeli iletişime geçti benimle ve 'Bunu düzenleyebilmemiz için sizin gidip ölen bebeğinize kimlik numarası çıkartmanız lazım' dediler. Onlar zaten benim nüfusuma bebek Şentürk diye işlemişler. Onlar benden önce işledikleri için Karan Şentürk diye çıkartamadım, Bebek Şentürk olarak bir TC numarası çıkarttım.'
////////////
arşiv haber linkleri: https://abone.ankahaber.net/haber/74717155-027e-4e38-9fbe-9a505c4f9b37/
https://abone.ankahaber.net/haber/8bbd8964-e548-4610-9909-5b608f293ac9/