(ANKARA) - CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, 'Otizmli bireylerin ve ailelerinin sağlık hizmetlerine erişimlerini sağlayarak yaşamlarını kolaylaştırmak bir 'iyilik' değil, kamunun asli sorumluluğudur. Otizmli bireyler için erişilebilir ve bütüncül sağlık hizmeti bir ayrıcalık değil, temel bir haktır ve bu hak kamusal olarak güvence altına alınmalıdır. Otizmli bireyler ve aileleri için de kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemi kurulmalıdır' dedi.

İBB Davası'nda, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen 5 sanığın ifadesini, aynı avukatla verdiği ortaya çıktı
İBB Davası'nda, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen 5 sanığın ifadesini, aynı avukatla verdiği ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, '2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü' dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti:

'Dünya Otizm Farkındalık Günü, Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireyler için küresel farkındalığı, kabulü ve desteği teşvik etmek amacıyla her yıl 2 Nisan'da düzenlenmektedir. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), diğer adıyla otizm, dünya çapında yaşam boyu bireyleri etkileyen karmaşık bir nörogelişimsel durumdur ve dünya çapında en az 78 milyon kişide otizm bulunduğu tahmin edilmektedir. Bir meta-analize göre, dünya genelinde çocukların yüzde 0,77'sine OSB teşhisi konulmaktadır.

Türkiye'de erken çocukluk dönemindeki otizm spektrum bozukluğu görülme sıklığı, birinci basamak sağlık hizmetlerinden yönlendirilen 18-48 aylık çocukları kapsayan bir araştırmada yüzde 0,56 olarak tahmin edilmiştir. Erken tanı, ebeveynler arasında farkındalığın artırılması ve hızlı müdahale, çocuklarda yaşamın ilerleyen dönemlerinde gelişimsel sorunları azaltmak için büyük önem taşımaktadır. Otizm spektrum bozukluğu, sadece tanı konulan kişiyi değil, tüm aileyi etkiler ve ailenin yaşamını çeşitli şekillerde değiştirir. Otizmin yaygınlığının doğru bir şekilde tahmin edilmesi, sağlık sistemine etkisini değerlendirmenin yanı sıra otizmli bireyler ve aileleri için yeterli kaynak ve hizmet sağlamak açısından çok önemlidir.

Türkiye'de otizmli bireyler ve aileleri, en temel sağlık hizmetlerine erişimde bile ciddi engellerle karşı karşıyadır. Sorun otizm değil, sağlık hizmetlerinin yetersizliği ve piyasacı politikaların yarattığı eşitsizliktir. Tanı süreçleri gecikmektedir. Çocuk psikiyatrisi ve nöroloji gibi kritik alanlarda randevular aylar sonrasına verilebilmektedir. Oysa otizmde erken tanı ve erken müdahale, yaşam boyu gelişimi belirleyen en kritik unsurlardan biridir.

Sağlık çalışanlarının bir bölümü, otizmli bireylerle iletişim ve yaklaşım konusunda yeterli eğitimden ve tutumdan yoksundur. Bu durum, hastanelerde travmatik deneyimlere, yanlış değerlendirmelere ve erken tanı konulamamasına yol açmaktadır. Hastane ortamları, otizmli bireylerin hizmete erişimi açısından bazı engeller içermektedir. Gürültü, yoğunluk, parlak ışıklar ve belirsiz bekleme süreleri, sağlık hizmetini adeta ulaşılamaz hale getirmektedir.

'Sağlık bir haktır, ayrıcalık değil'

Otizm, çok boyutlu bir nörogelişimsel durumdur; ancak sağlık sistemi parçalıdır. Psikiyatri, nöroloji, gastroenteroloji ve diğer alanlar arasında eşgüdüm yetersizdir. Aileler sistem içinde yalnız bırakılmakta, bir 'olgu yönetimi' mekanizmasının yokluğunda, yük tamamen otizmli bireylerin ve ailelerinin omzuna yıkılmaktadır. Ekonomik yük ise giderek ağırlaşmaktadır. Kamu tarafından karşılanmayan terapiler, özel eğitimler ve destek hizmetleri aileleri ciddi bir maddi çıkmaza sürüklemektedir. Sosyal devletin geri çekildiği her alanda, yoksulluk ve eşitsizlik derinleşmektedir. Üstelik sağlık sistemi, yalnızca bireyi değil, aileyi de görmezden gelmekte; ebeveyn tükenmişliği bir halk sağlığı sorununa dönüşmektedir.

En büyük kopuşlardan biri, çocukluktan yetişkinliğe geçişte yaşanmaktadır. 18 yaş sonrasında desteklerin kesilmesi, yetişkin psikiyatrisi hizmetlerinin yetersizliği ve sağlık hizmetlerine erişim engelleri, otizmli bireyleri sistemin dışına itmektedir. Acil durumlarda ise tablo daha da ağırdır. Kriz anlarında aileler çoğunlukla yalnızdır. 112 ekipleri ve kolluk kuvvetlerinin otizm konusunda donanımlı olmadığı durumlarda, müdahaleler çoğu zaman durumu daha da kötüleştirebilmektedir. Benzer biçimde, genel anestezi altında diş tedavisi gibi temel bir sağlık hizmetine erişim bile sınırlıdır. Aylarca beklemek zorunda bırakılan otizmli bireyler, en temel sağlık gereksinimlerini bile karşılamakta zorlanmaktadır.

Sağlık bir haktır, ayrıcalık değil. Otizmli bireylerin ve ailelerinin sağlık hizmetlerine erişimlerini sağlayarak yaşamlarını kolaylaştırmak bir 'iyilik' değil, kamunun asli sorumluluğudur. Otizmli bireyler için erişilebilir ve bütüncül sağlık hizmeti bir ayrıcalık değil, temel bir haktır ve bu hak kamusal olarak güvence altına alınmalıdır. Otizmli bireyler ve aileleri için de kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemi kurulmalıdır.'

Kaynak: ANKA