Marmara Denizi’nde son 1-2 gündür gözlenen mikrodeprem hareketliliği yeniden dikkatleri bölgedeki faylara çevirdi. Deprem Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede özellikle Adalar Fayı ve Çınarcık Fayı çevresindeki hareketliliğe işaret etti.

Bektaş, mikrodepremlerin yaklaşık 10-13 kilometre derinlikte meydana geldiğini belirterek 2025 yılında yaşanan 6,2 büyüklüğündeki Silivri depremini de hatırlattı.

Adalar ve Çınarcık faylarına dikkat çekti

Prof. Dr. Osman Bektaş, Çınarcık Havzası’nın doğusunda bulunan Adalar Fayı ile batısındaki Çınarcık Fayı boyunca son günlerde mikrodeprem aktivitesinin öne çıktığını ifade etti.

Bektaş, “Son 1-2 günde Çınarcık Havzası’nın doğusundaki Adalar Fayı ve batısındaki Çınarcık Fayı boyunca 10-13 km derinlikte mikrodeprem aktivitesi dikkat çekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

1963 Çınarcık depremini hatırlattı

Bektaş, Baştürk ve arkadaşları tarafından 2016 yılında yapılan bir çalışmaya da dikkat çekti.

Adalet Bakanlığı: Mehmet Akif Ersoy'un şikayeti üzerine 'tahliye ve beraat' vaadiyle para isteyen 4 şüpheli yakalandı
Adalet Bakanlığı: Mehmet Akif Ersoy'un şikayeti üzerine 'tahliye ve beraat' vaadiyle para isteyen 4 şüpheli yakalandı
İçeriği Görüntüle

Söz konusu çalışmada 1963 yılında meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki Çınarcık depreminin, yaklaşık 12 kilometre derinlikte Adalar Fayı ile ilişkilendirildiğini belirtti.

Fayda “sürünme” ihtimalini gündeme getirdi

Osman Bektaş’a göre 10-13 kilometre derinlikte meydana gelen mikrodepremler, Adalar Fayı’nın daha derin kesimlerinde sürünme, yani “creep” hareketi yaşanabileceği ihtimalini destekleyebilir.

Bektaş, Ana Marmara Fayı’nın birçok bölümünde sürünme hareketinin bulunduğunun artık ortaya konulduğunu da ifade etti.

Bu değerlendirme, mikrodeprem hareketliliğinin tek başına büyük bir depremin habercisi olduğu anlamına gelmiyor.

Silivri depremi sonrası stres değişimine işaret etti

Bektaş, 2025 yılında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki Silivri depreminin ardından oluşan stres değişiminin, bugün gözlenen mikrodeprem hareketliliğini tetiklemiş olabileceğini değerlendirdi.

Bölgedeki hareketliliğin fayların derin kesimlerindeki gerilim aktarımıyla bağlantılı olabileceğini belirten Bektaş, gelişmelerin bilimsel verilerle takip edilmesi gerektiğine işaret etti.

“İstanbul yıkım yaşamıştır”

Prof. Dr. Bektaş, İstanbul’un deprem riskine ilişkin değerlendirmesinde ise zemin koşullarına dikkat çekti.

“İstanbul tarihsel olarak 7’den büyük deprem değil, yıkım yaşamıştır” diyen Bektaş, olası depremlerde yalnızca büyüklüğün değil, zemin büyütmesinin ve yapı güvenliğinin de yıkım üzerindeki etkisinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Marmara’daki mikrodeprem hareketliliğine ilişkin Bektaş’ın açıklamaları bilimsel bir değerlendirme niteliği taşırken, belirli bir tarihte büyük deprem yaşanacağına yönelik kesin bir öngörü içermiyor.