(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in AK Parti'ye katılmadığı için gözaltına alındığını ileri sürerek, 'Ya millete söylüyorum: amcalara, teyzelere, kardeşlere, evlatlara: Görüyor musunuz ne yapıyorlar? Mafya mısınız? 31 Mart'ın tam yıl dönümünde Bursa'ya operasyon. Çünkü Belediye Meclis çoğunluğunun AK Parti'de olduğu tek büyükşehir orası. Başkanı içeriye atacak, Bursa'yı geri alacak. 31 Mart günü yapıyor bunu ya. Mafya mısınız siz? Bu millete böyle bir diklenme nedir?' dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in gözaltına alınmasının ardından partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada, iktidarın CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu düşman bellediğini belirterek, 'Millet birinden soğursa, millet birini istemezse o kişinin başına gelenden kendi sorumludur. Ama millet bir şey istiyor da sen devleti milletin karşısına dikiyorsan, millet o kişiye yaptıklarından dolayı millete karşı sen sorumlusun. Artık o milletin adamı, milletin adayı, milletin başkanı. Yahu kendine gel, kendine. Beyoğlu'nu, Eyüpsultan'ı vermiş adam CHP'ye. Sen daha milliyetçi muhafazakâr partisin değil mi?Oralarda neler yaptıysan, Kasımpaşa'yı almış senden, vermiş başkasına. Bilmiyor mu neler olduğunu?' ifadelerini kullandı.
'Bakın, partinin genel başkanıyım. Bugüne kadar bu partide 'sistem' diye bir laf duymadım'
Özel, şunları kaydetti:
''AK Parti belediyeciliği kirlendi' lafı bana mı ait? Biz 'rant belediyeciliği' falan diyoruz. 'Kirlendik biz' lafı. Arınmayı bulmuşlar kendileri. 'Kirlendik' lafı kime ait arkadaşlar? AK Parti belediyeciliği kime ait? Nereleri millet sizden aldı da bize verdi? Bir bakın önce. Bunun muhasebesini yaptın mı sen? Millete bunun hesabını verdin mi? Yok. Ne yaptın? 'Hadi bakalım git.' Orada bir sistem var. Bakın, partinin genel başkanıyım. Bugüne kadar bu partide 'sistem' diye bir laf duymadım. Duyan varsa, söyleyen varsa söylesin, ben öğreneyim. Sistem var orada. Git bul. Kasa var orada. Git bul. Para var orada. Git bul. Nereden biliyorsun sen bunları? Kişi kendinden bilir işi.
Bakarsan Erdoğan yargılanırken iddianamede bir sistem yazıyor. Albayrakların kurduğu bir sistemle oradan geçmeden buraya gelinmez. Herkes parayı verecek, ondan sonra iş olacak. Bizde yok, ben 'sistem' diye bir laf duymadım. Ama var. Kimse kasa görmedi. Arayın, bulun. Bir vakit bir kuyuda kasası varmış bunların. Bizim hepsinin babalarının kuyularında kasa aradılar yaz boyu. Para gömmüşler bir yere. Köstebek gibi kazdılar her tarafı, bir şey bulamadılar. Yaz boyunca kendilerinde geçmişte ne varsa onu söylediler. Bulunacak, fotoğrafı olacak, olacak, iddianameyi bir ayda yazılacak, üç ayda yazılacak; iddianameyi bir yılda zor yazdılar. İçine hiçbir şey koyamadılar.
Peki ne oldu biliyor musunuz? Yüzde 60 memnuniyet vardı. Yüzde 59 memnuniyet vardı ölçtürdüğümüzde CHP'li belediyelerden o operasyonlar başlayana kadar. AK Parti de 61 ölçtürmüştü. Bugün itibariyle, daha dün sunumunu aldık, yüzde 60 'CHP'ye yapılanlar siyasi operasyondur, yolsuzlukla ilgisi yoktur' diyor anketler. Aç bak, şirketin adı AREA. Nerede yapmış, nasıl yapmış, kontrolünü nasıl yapmış, bilmem ne, hepsini döküyor ortaya. Bir yıl boyunca her türlü haysiyet cellatlığı, her türlü saldırı karşısında o zaman dedim, iki buçuk kanal var, birinden birini hep kapıyorlar diye. Sonra biri kapandı, bir buçuk kanal var, hep birisi kapalı diye. Onu bile çarpıttılar, kanalın birine laf mı ediyor bilmem ne mi diye. Birinden biri kapalı, iki kanalla sözümüzle, örgütümüzle, meydanla, kalabalıkla, milletle kafa kafaya çarpışıyoruz. Karşıda Atatürk'ün kurduğu Anadolu Ajansı'nın bütün imkânları. Koskoca TRT ve merkez medya, havuz medya.
Nereden çıktı bu 'havuz' lafı? Binali Yıldırım Ulaştırma Bakanı'yken, çalıştığınız televizyonlar, gazeteler TMSF'deyken, onlar alınsın diye devlete en çok iş yapan müteahhitlerden para toplanıp da havuz oluşturuldu mu, oluşturulmadı mı? 'Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim' diyen kişiyi Başbakanın kafasını kesip yerine Binali getirilirken, buradaki maharetleri övgüyle anlatılmıyor muydu? Bir tarafta siyasi etik yasası çıkarayım diyen Başbakanı parti içi darbeyle gönderip, yerine havuz işini bilen Binali Bey'i bindirmediniz mi? Günü gelince de 'İnali' deyip başbakanlığı lağvetmediniz mi? Bütün yetkileri partili bir Cumhurbaşkanı'na vermediniz mi? Şüzde 60. Onlara inanan yüzde 25, 15 de 'fikrim yok' diyor.
'Ne bugüne kadar yapılan ahlaksız tekliflerle teslim oldu bu parti, ne bundan sonrası için ortaya koyacağınız tehdide'
Çıkmış, yapmadığı tehdit kalmamış, şantaj kalmamış, bilmem ne kalmamış. Bugün yazdırtıyor. 'Butlan meselesi ciddi olabilir. Özgür Özel'in dokunulmazlığı kalkabilir. Yok bilmem ne olabilir.' Kardeşim, daha ne şantaj yapacaksınız? Daha ne tehdit edeceksiniz? Biz bunlara kanacak, sinecek, duracak olsak Atatürk'ün koltuğuna mı talip olurdum? Kendim için siyaset yapıyor olsam doğru yer burası olabilir mi ya? Burası millet için siyasetin kalesidir. İdam fermanı boynunda yola çıkanların yeri, burası. İşgal kuvvetlerine halı serenlerin değil; bunu anlayın önce. Dokunulmazlığı kaldırılmış da bilmem ne. Kimse dokunulmaz değil. Okudum, aldım mesajı. Ne bugüne kadar yapılan ahlaksız tekliflerle teslim oldu bu parti, ne bundan sonrası için ortaya koyacağınız tehdide, şantaja... Ona teslim olunca zaten parti otomatikman ortadan kalkmış oluyor. Bu direnişin partisi, işgale karşı kuruluşun partisi bu. Ne bahsediyorsunuz siz? 'Dokunulmazlıkla korkutacağım seni, kayyumla korkutacağım seni, butlanla korkutacağım seni.' Görünen o ki biz korkutuyoruz seni. Bunlara yelteniyorsan, düşünüyorsan, yazdırıyorsan, çizdiriyorsan: Aha da teslim olursam ne olsun? Aha da teslim edersek ne olsun? Bu kadar açığız, bu kadar netiz, bu kadar kararlıyız. Ama bak, daha neler olacak. 377 gün oldu. Bin 377 gün olsun... 101 eylem yapmışız. Ölene kadar, gücümüzün son damlasına kadar devam edeceğiz. İlk günden başlamış: Akıl üstüne akıl veriyorlar: 'Ankara'ya dön, partinin başında otur.' Ankara'ya dönerek, mücadeleyi bırakarak, arkadaşı çevirerek parti başında oturuluyorsa o parti olsa olsa sizinkilerin şeker partisi olur, pudra partisi olur. Cumhuriyet Halk Partisi olmaz o. Bu partinin başına geçtiğin gün, bu partinin başında durduğun gün, bir daha bu partiye seçim kaybettirmemek üzere çocuğunun üstüne yemin ediyorsun sen. Bu parti öyle bir parti. O yemini edemiyorsan kazanamıyorsun zaten. Onu göze almazsan olmuyor. Herkes aklını başına alacak.
'31 Mart'ın tam yıl dönümünde Bursa'ya operasyon'
Benim kedimin adı Zafer. İki sene önce bugün doğmuş. Ve ben bugünü 'Zafer, bu sefer de millî zafer olsun' diye dua edip yatmışım. Sabahleyin kalkmışım. Tam 31 Mart günü, zaferin yıl dönümünde, 47 yıl sonra kazandığımız Bursa'yı seçimle kaybettikleri günün yıl dönümünde, 30 Mart torbaya girdi, 1 Nisan şaka olurdu çünkü. 31 Mart günü yargı operasyonuyla almaya çalışıyor adam ya. Ya millete söylüyorum: amcalara, teyzelere, kardeşlere, evlatlara: Görüyor musunuz ne yapıyorlar? Mafya mısınız lan siz? Mafya mısınız? 31 Mart'ın tam yıl dönümünde Bursa'ya operasyon. Çünkü Belediye Meclis çoğunluğunun AK Parti'de olduğu tek büyükşehir orası. Başkan içeriye atacak, Bursa'yı geri alacak. 31 Mart günü yapıyor bunu ya. Mafya mısınız siz? Bu millete böyle bir diklenme nedir? Bu millet askere ister, evladını yollar; tabutta gelir, 'vatan sağ olsun' der. Ne istiyorsan yapar, devletini sever. Ama devleti milletin karşısına diktin mi, o karşısına diktiğin devleti perişan eder. Aha FETÖ'cüler denedi. O gece beraberdik. Sıraya giriyordunuz önümde. 'Tutumunuzdan dolayı teşekkür ederiz Özgür Bey.' Ne yapacaktım ya, kurduğum parlamentoyu FETÖ'cülere mi bırakacaktım? Sana saldırıyorlar diye seçilmişi mi yalnız mı bırakacaktım?
Ben, saldırılan Tayyip Erdoğan da olsa, millet seçtiyse sahip çıkarım kardeşim. Şimdi yaptığım da ondan ibarettir. Saldıran Tayyip Erdoğan da olsa, milletin seçtiğine sahip çıkıyoruz biz. Ne konuşuyorsunuz? Ne anlatıyorsunuz siz bize? Bu millete ne anlatabilirsin sen? Kazanamadığın Bursa'yı sabahın köründe gidip, sandıkta alamadığın şeyi hâkim tokmağıyla, savcı cübbesiyle alacağım diye yola çıkana yol verir mi bu millet? Meselenin özü burada, bunu anlayın önce. Önce bunu anlayın. O yüzden diyorum 'ölmeyi göze aldık' diye. O yüzden diyorum. Bu mesele bir belediyeden fazlası, bu mesele. İçeride dimdik yatıyor benim arkadaşlarım. Eğilmeden, bükülmeden. Eğileni büküleni toplayıp 'bana layıksın' deyip götürüyorsun zaten. Sana layık onlar.
Bugün yedi yıl önce görevi yapmış, o dönemde suçlanmış, gelmiş, araştırılmış, 'soruşturma izni yok' denmiş, sonra soruşturma izni verilmiş, aklanmış; üstüne beş yıl boş durmuş, kazanmış, iki yıl büyükşehir yapmış. Bir tane bu dönemle ilgili iftira bile yok burada. Yedi yıl önce yaşanan bir süreç, bir vakıf, bir bilmem neyle ilgili icat çıkarıp bugün gelip belediyeyi elimizden almaya çalışan mesele. Suçu ne biliyor musunuz? Suçu şu: aylardır, yıllardır yazdırıyorlar, çizdiriyorlar, 'AK Parti'ye katılacak.' 'Katılmam' diyor. 'Ya AK Parti'ye katıl ya hapse atıl' diyorlar, 'vallahi hapse girmeyi göze alırım ama Bursa'dan aldığım emaneti vermem' diyor. Arkadaşlar, Mustafa Bozbey Bursa gibi yerde iki kişiden birinin oyunu almış. AK Parti'nin görevdeki belediye başkanına 'yeşil Bursa, yeşil Bursa' diyorlar. O yeşil Bursa'nın yeşilliği, dağlarının yeşilliği, Uludağ'ın yeşilliği: Bir de kendilerine mal ediyorlar mübarek yeşili. Yönetmenizi gördüler, nasıl yönettiğinizi gördüler, neler yaptığınızı gördüler, neler fışkırıyor gördüler. Belediyenin parasıyla bütün ittifak ortaklarınıza 0,4 puanlık oyu olan adamın kongresinden bilmem neyine karşıladığınızı gördüler. Bursa nasıl bir çarçur içinde olduğunu, nasıl yolsuzluklar olduğunu gördü, duydu, bildi. Bozbey'i de gördü, biliyor, bildiği adam. Rekor üstüne rekorlar kırdığı Nilüfer'den Büyükşehir adayı oldu, kaybetti. Beş yıl bekledi, iki kişiden biri seçti. 12 puan fark attı size.
Şimdi bugün yapmaya çalıştıkları iş, AK Partili milletvekillerinin 'hırsız' dediği 'Topuklu Efe'yi' 'topuklayan Efe' olarak yanlarına koymak. CHP'ye oy veren yerlerdeki hizmeti durdurup, AK Parti'ye oy veren yerlere hizmet ettirmek. Faturayı ödettirmiş kadın suç örgütü liderine. Dışarıda gezdiriyorsunuz ya bizimkilere iftira attı diye; bizde bir fatura koyamıyorsun ortaya. Faturaları ödettirmiş Aziz İhsan Aktaş'a, rozeti taktılar, kol kola girdiler. İsmail Güler, Gaziantep Şehitkamil AK Parti ilçe başkanı. CHP'den seçilen Umut Yılmaz hakkında sayısız suç duyurusu, o bu; 'belediyeyi soydu, soğana çevirdi' diye yolsuzluğun önde gidenin ağzına geleni söyledi. Geçen gün birlikte esnaf geziyorlar. Bu lafın sahibiyle muhatabı. Dava açılmıştı, AK Parti'ye kaçtı. AK Parti'ye gidince davayı ayırdılar; gidenler iki kişi, geri kalan burada. Burada dava edemem, bunlara takipsizlik. Sebep? AK Parti'ye intikah. Görmüyor mu bunu Gaziantep? Görmüyor mu bunu Türkiye? Görmüyor mu bunu millet?
'Sayın Bahçeli, satır arasından söylemiyorum, açık söylüyorum'
Sayın Bahçeli, satır arasından söylemiyorum, açık söylüyorum. Sayın Bahçeli: Bayrampaşa'da belediye başkanı bana verdi, ben size verdim isimleri. 'Bayrampaşa Belediye Başkanı'na bir milyon verdim de serbest kal' dediler, 'yalandan korkarım' diye oğlumla beni Silivri'ye getirdiler diyordu. Oğlu MHP ilçe yöneticisiydi. İçeride yattılar. Size ben duyurdum, 'bir ilgilenin yahu' dedim. Gittiniz, bir tek kendinizle ilgilenip onu bıraktırdınız, bizimkini içeride bıraktınız. Sayın Bahçeli, adam diyor ki 'iftira atsam girmeyecektim, Devlet Bey sesimi duysun.' Sen gittin, onu bir tek kurtardın oradan. Bizimki duruyor. Çünkü iftira atanlar oldu. Atmam diyeni MHP'li de olsa içeri attılar; bir şekilde onu sen çıkardın. İftirayı yiyen orada. Bayrampaşa Belediyesi'nde al takke ver külah, belediye bir farkla oyla AK Parti'ye geçti. Gaziosmanpaşa sırf çoğunluk sizde diye geldiniz, belediye başkanı koydunuz. Aylardır iddianame yok. Kasadan TRT paraları gösteriyordu, mühür çıktı, paralar stok görüntü çıktı, yalan görüntüymüş.
Kardeşim, nasıl oluyor da oruç tutarken, namaz kılarken, secdeye varınca, başını koyunca Gaziosmanpaşa'da bunu yapıp da hâlâ bu duaların kabulünü istiyorsun ya, bu ibadetinin nasıl oluyor bu? Bunu soruyoruz sana. O çocuğun günahı sadece sevilen bir Gaziosmanpaşalı figür olması. Senin adayını yendi. Belediye meclisi sende. Daha iddianame yok, iddianame yok; yalan çıktı bütün söyledikleriniz. Şimdi milletin içine geçeceksiniz, konuşacaksınız, konuşacaksınız.
Bugün Türkiye'de 30 belediye milletin seçmedikleri tarafından yönetiliyor. Bu 12 belediye kayyumla yönetiliyor, 18 belediye de AK Parti yargı kolları tarafından esir alınmış durumda. 30 belediye milletin seçmedikleri tarafından yönetiliyor. Nasıl olacak bu iş? Yargıya güven yüzde 18'e düşmüş. O 30 belediyenin toplam nüfusu 28 milyon. 28 milyon insanın son sandık iradesini sakatladınız. Dış dünyada demokrasinin olmadığı, adaletin olmadığı, muhaliflerin içeri tıkıldığı bir ülke olarak algılanıyorsunuz. Bunu Avrupa da görüyor, eleştiren kanatları eleştiriyor, öbürünün mecali yok. Trump da görüyor. Trump'ın adamı şöyle diyor, hatırlayın: 'Üçüncü dünya ülkeleri böyledir.' Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğu üzerine sorulan soruya: 'Üçüncü dünya ülkeleri böyledir, muhalifleri içeri tıkarsın, ondan kurtulur, yoluna bakarsın. Erdoğan da öyle yaptı' diyor. Türkiye'ye üçüncü dünya ülkesi diyor.
'CHP'ye kapatma davası, tehdit gördüğümüz herkese açılan davadır'
Yapılan işlemi muhalefeti içeri tıkma ve ondan kurtulma olarak görüyor. Çünkü diyor ki: 'Suriye'de rejimi değiştiririm, kimi koyarsam o yönetir.' Dedi ya: 'Sevdim onu, beni hiç mahcup etmedi.' 'İran'ı vururum, deviririm; benim uygun gördüğüm biri yönetir.' 'Venezuela'yı kimi diyorsam o yönetir.' Türkiye'de de rejimi değiştiririm, Cumhuriyet rejimini; kimi diyorsam o yönetir. Recep Tayyip Erdoğan. Buraya geldik şimdi. Aktörün 30 sene önce demokrat rolü oynaması, sahnenin sonunda otokrata dönüşme gerçeğini ortadan kaldırmıyor işte. Türkiye'de demokrasiyi kaldıracaksın, rakipleri içeri atacaksın, seni yenecek partiye, geleceğin iktidar partisine darbe yapacaksın. Sonra da her şey normalmiş gibi buradaki kravata göre medeniyet nutukları atacaksın. Medeni adam seçimi kazandığı gece değil, kaybettiği gece belli olur. Kazandığı gece demokrasi nutku atandan bir şey olmaz; kaybettiği gece atacak onu, İsmet Paşa gibi.
Bugün yapılan, buradan açıkça söylüyorum, yaşadıklarımız bir CHP meselesi değildir. Bu darbe, milletin seçme ve seçilme hakkına indirilmiş bir darbedir. Çok partili demokratik sistem, hukukun üstünlüğü ve Atatürk'ten emanet olan Cumhuriyet'in en önemli kazanımı olan sandık tehlikededir. Yerel seçimde zapt edilmiştir. Genel seçimle ilgili uygun atmosfer olursa konulacaktır, olmazsa belki de ondan da cayılacaktır. Türkiye'de Trump desteğiyle Cumhuriyet rejimi ortadan kaldırılmaya, yerine Trump kimi istiyorsa onun yönettiği bir rejim dayatılmaya çalışılmaktadır. Mevzu Venezuela kadar net, Suriye kadar berrak ama Trump açısından İran kadar da pabucun pahalı olduğu bir yerdedir.
Hedef bugün CHP. Çünkü müesses nizama itirazın cisimleştiği yer burası. O yüzden hiç beklenmedik bir şekilde meydanlar dolmaya, taşmaya; millet doludan, kardan yılmamaya; bayılmadan önce meydanı terk etmemeye kararlıdır. CHP'ye kapatma davası, tehdit gördüğümüz herkese açılan davadır. Rejimin dili budur: 'Cumhurbaşkanı adayı olursan yerin Silivri'yi boylamaktır.' Kazanacak değil, kaybedecek adaylar aranmaktadır. Majestelerinin kaybedecek Cumhurbaşkanı adayına itirazı yoktur, hatta özlemi vardır. Kazanacağını görürse içeri atmaktadır. Mevzu bundan ibarettir. Başka bir şeyden ibaret değildir.'
(SÜRECEK)