(TBMM) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla milletvekillerine iftar verdi. İftara CHP ve İYİ Partililer katılmazken DEM Partililer ve bakanlar, eski Meclis başkanları ile siyasiler ve milletvekilleri katıldı. Kurtulmuş, iftar sonrası yaptığı konuşmada, 'Türkiye güçlü olmak zorundadır. Düne göre daha da güçlü olmak zorundadır. Bu güçten kasıt sadece askeri ve savunma sanayi alanındaki güç değil. Aynı zamanda ekonomik güç, siyasi güç ve toplumsal güçtür. İnşallah başlanmış olan bu yol tamamına erdirilecek ve Türkiye'de artık kıyamete kadar silahlar susacak, sadece kardeşlik dili konuşacaktır' dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip katılımıyla milletvekillerine iftar verdi. İftara CHP ve İYİ Partililer katılmazken DEM Partililer, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Başkan Vekili Efkan Ala, bazı bakanlar, eski Meclis başkanları Bülent Arınç, Mustafa Şentop, Binali Yıldırım, Ömer İzgi, Cemil Çiçek ile siyasiler ve milletvekilleri katıldı.
Yemek menüsünde Lebeniye Çorbası, iftar tabağı, karamelize soğanlı avokado favalı enginar, içli köfte ile sebzeli çıtır börek, çilekli file bademli narlı yeşil salata, keşkek yatağında dana antrikot, fındıklı narlı güllaç, zencefilli sumak şerbeti yer aldı.
'Fevkalade zor günler geçirdiğini iftar sofralarında kan ve gözyaşının insanları umutsuz halde bırakan nice acıların yaşandığını biliyoruz'
İftarın ardından konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Ramazanın yarısını geride bırakıldığını belirterek 'İnşallah kalan kısmını da gönül huzuru içerisinde kalp gözü uyanıklığıyla ramazanın bereketinden en iyi şekilde istifade edenlerden olmayı Cenab-ı Allah bizlere nasip etsin. Öncelikle bu Ramazan'da da maalesef önceki Ramazan'larda olduğu gibi dünyanın birçok yerinde mazlum ve mağdur Müslümanların fevkalade zor günler geçirdiğini iftar sofralarında kan ve gözyaşının insanları umutsuz halde bırakan nice acıların yaşandığını biliyoruz' dedi.
Bölgenin dünyadaki bütün altüst oluşların merkezinde yer aldığına dikkat çeken Kurtulmuş, 'Türkiye olarak bizler de bölgemizde yaşanan bütün bu gelişmelerden ister istemez birinci derecede etkileniyoruz. Bunlardan bunların tesiri altında kalıyoruz. Ümit ederim ki Türkiye'nin barış ve istikrar vizyonu bölge ülkelerimiz başta olmak üzere dünyada egemen olur ve Türkiye'nin ısrarla takip ettiği bu vizyon bölgemizde de esenliğin sağlanmasına yardımcı olur. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki yaşadığımız dönem olağandışı bir dönemdir. Olağanüstü dönem demiyorum. Uluslararası terminolojinin artık ifade edemediği, tanımlayamadığı, ne olduğunu anlatamadığı, şimdiye kadar alıştığımız bütün terminolojinin de neredeyse hakikat ile yeksan olduğu bir dönemdir. Kural bazlı bir dünya sistemi yerine artık kuralın tamamen ortadan kalktığı, sadece güçlülerin kural koyduğu ve güçlülerin dilediklerini diledikleri gibi yaptıkları bir döneme girmiş oluyoruz' diye konuştu.
Kurtulmuş, yeni dönemin adını 'orman kanunlarının geçerli olduğu bir dönem' olarak nitelendirerek 'Onun için bu süre içerisinde bu bölge Türkiye olarak çok uyanık, çok ciddi şekilde tedbirli olmak mecburiyetindeyiz. Ayaklarımızı sağlam basmak zorundayız ve inşallah Türkiye olarak yaşanan bütün bu sıkıntılardan etkilenmeden yolumuza devam etmek durumundayız' dedi.
'Türkiye güçlü olmak zorundadır'
Güçlü ve büyük Türkiye hedefinin tam da böylesine günlere hazırlıklı olmak için var olması gereken bir hedef olduğunu söyleyen Kurtulmuş, şöyle konuştu:
'Türkiye güçlü olmak zorundadır. Düne göre daha da güçlü olmak zorundadır. Bu güçten kasıt sadece askeri ve savunma sanayi alanındaki güç değil. Aynı zamanda ekonomik güç, siyasi güç ve toplumsal güçtür. İnşallah bütün bunları hep birlikte Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde hep birlikte Türkiye olarak gerçekleştireceğiz. Huzur ve güvenlik iklimimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu çerçevede Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Cumhurbaşkanımızın başlattığı 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda da fevkalade önemli bir adım attık. Bu masanın etrafında bir kısmının yer aldığı siyasi partilerimiz bir araya gelerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunu oluşturdu. Yaklaşık 6,5 ayı aşkın bir süre son derece titiz, son derece açık ve şeffaf bir tartışma sürecinin sonunda ortak bir raporu hazırlayarak Türkiye kamuoyuna ve dünya kamuoyuna sundu.
'Rapor yol haritasıdır'
Bu rapor tabii ki her şey değildir. Ancak bu komisyonun çalışmaları ve ortaya koyduğu rapor Türkiye demokrasisi bakımından, Türkiye'de birlik, beraberlik ve kardeşlik ikliminin oluşması bakımından fevkalade ümitvar olmamızı gerektiren mühim bir adımdır. Bu kadar farklı siyasi parti bir araya gelmiş, kendi fikirlerini Bir tarafa bırakmadan ortak bir vizyon etrafında birleşmiş ve Türkiye'nin milli dayanışmayla kardeşlikle ve demokrasi standartları yükselerek yol alabil Bileceğini ortaya koymuştur. Tabii ki bu rapor nihayet değildir. Bu rapor yol haritasıdır. Bu rapor sadece Türkiye'de terörün şiddetin sona ermesi ve Türkiye'de tam manasıyla barışın sağlanması için neler yapılabileceğine ilişkin yol haritasıdır. İpuçlarıdır ve bizim önümüzde rehberlik eden bir metindir. Ancak bu komisyonun ortaya koyduğu bu rapor sonuçları kadar Başka bir önemli konuyu da ortaya çıkarmaktadır. Siyaset farklı fikirlere sahip olabilir. Ancak siyaset diyalog kanallarını açık tutabilirse ortak bir noktada buluşabilir ve Türkiye'nin en zor sorunlarını bile çözebilecek bir iradeyi ortaya koyabilir. Herhalde burada bulunan herkes ittifak eder ki ilk asrımızın cumhuriyetimizin ilk asrının en zor sorunu bu sorundu. Bu sorun etrafında bir araya gelip ortak bir karar almayı başarabilmiş olan siyaset diyalog zeminini açık tutarak, müzakere ederek, tartışarak Türkiye'nin daha nice zor sorunlarını Allah'ın izniyle çözecektir.
'Meclis çalışmıyor, eski fonksiyonları yerine getiremiyor zannedenlere de aslında bu rapor fevkalade açık bir yol göstermiş'
Bu kararlılık içerisinde önümüzdeki dönemde birlik ve beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı artırarak düşmanların Türkiye üzerinde hesap kurmalarına bırakın bir hesap kurmayı, akıllarından ucundan bile geçirmelerine fırsat vermeyecek kadar iç kalemizi tahkim edecek, milli birliğimizi pekiştirecek ve aramızdaki dostluğu, kardeşliği kıyamete kadar sürdüreceğiz. Bu çerçevede inşallah Meclis yapabilir olduğunu ortaya koymuştur. Meclis çalışmıyor, eski fonksiyonları yerine getiremiyor zannedenlere de aslında bu rapor fevkalade açık bir yol göstermiş. Cevap vermiştir demiyorum. Yol göstermiş ve Meclis'in iradesinin yani milli iradenin her konuda çözüm üretebileceğini ortaya koymuştur. Şimdi Türkiye'nin gerçekten fevkalade zor ve önemli sorunlarının bir kısmı daha önümüzde duruyor. Hiç şüphesiz bunun en başında gelen Türkiye'nin yeni bir Anayasa'ya kavuşturulmasıdır. Böylesine önemli bir konuda adım atabilen Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni çağdaş, kapsayıcı, kuşatıcı, demokrat, insan haklarına saygılı ve demokratik standartları yüksek yeni bir Anayasa'yı yapabilir, yapmalıdır ve bunun için de Türkiye Büyük Millet Meclisi görevlidir. Aynı bu şekilde Meclis iç tüzüğü, siyasi partiler yasası ve seçim yasalarının yeni iyileştirilmesi, demokratikleştirilmesi gibi önemli ödevlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önünde durmaktadır. Ümit ve temenni ediyorum ki inşallah kısa bir süre içerisinde bu konularda da olumlu adımlar atılarak 28. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihi sorumluluklarını yerine getirmiş olacaktır.'
Kurtulmuş, Sırrı Süreyya Önder'i andı: Hayatı boyunca hep mücadele etti
Kurtulmuş, geçen sene yaşamını yitiren TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder'i de anarak 'Allah rahmet eylesin. Türkiye'nin bu terör meselesini halletmesi, barış ve kardeşliğin sağlanması için tanıdığımız Sırrı Süreyya hayatı boyunca hep mücadele etti, hep destek oldu. O günlerde bu konuyla ilgili de ilk konuşmalar, ilk görüşmeler yapılıyordu. Kendisinin bu sürece yapmış olduğu fevkalade olumlu katkıyı saygıyla anıyorum. Allah'tan rahmet diliyorum. İnşallah başlanmış olan bu yol tamamına erdirilecek ve Türkiye'de artık kıyamete kadar silahlar susacak, sadece kardeşlik dili konuşacaktır' dedi.





