(TBMM) - CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaklaşan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'ne ilişkin iktidar partisine seslenerek, 'Taksim, 1 Mayıs'ta işçiler için önemli bir merkezdir. Her yıl kutlamalar engellenerek emekçilere yapılan eziyet ve baskı kabul edilemez. İşçi ve emekçilerin 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamasına izin verilmelidir ve bu bağlamda yaratılan olumsuz görüntülerden ülkemiz arındırılmalıdır. Taksim tüm işçilerin, çalışanların kardeşçe, dostça, duygularını, düşüncelerini bir arada yaşadıkları yer olmalıdır' dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, yaklaşan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, asgari ücret ve 2026 yılı Ocak ayı işçi ve sendika üye sayılarını değerlendirdi.

Gürer, 137 yıl önce 1 Mayıs'ın kutlanmaya başladığını belirterek, 'Cumhuriyet döneminde de 103 yıl önce ilk kez 1 Mayıs Bayramı kutlandı. Bu geçen sürede dönem dönem yasaklamalara rağmen 103 yıl sonra hala 1 Mayıs'ın nerede yapılacağı tartışılıyor. Özellikle Taksim gibi sembolik anlam olan yerde 1 Mayıs'ın yapılmasının önü kesiliyor. 1 Mayıs Taksim'de yapıldığında bir bayram havasında gerçekleştiği bu siyasi iktidar döneminde sağlanan olanakla da görüldü ama buna rağmen her 1 Mayıs bir gerginliğin de yaşandığı sürece evriliyor' dedi.

'Yasaklar ve engelleyici tavırdan siyasi iktidar vazgeçmelidir'

Sembolik anlamı nedeniyle 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması gerektiğini söyleyen Gürer, şunları kaydetti:

Bakan Gürlek'den, avukat Hatice Kocaefe'nin öldürülmesine tepki: 'Bu alçak saldırının failleri hukuk önünde mutlaka hesap verecektir'
Bakan Gürlek'den, avukat Hatice Kocaefe'nin öldürülmesine tepki: 'Bu alçak saldırının failleri hukuk önünde mutlaka hesap verecektir'
İçeriği Görüntüle

'Bu anlamdaki yasaklar ve engelleyici tavırdan siyasi iktidar vazgeçmelidir. Çünkü 1 Mayıs'ın emekçiler, işçiler için ayrı bir önemi vardır. Öncelikle 1 Mayıs emeğin, özgürlüğün, dayanışmanın bayramı kutlu olsun. 1 Mayıs Amerika Birleşik Devletleri'nde işçi sendikalarının çalışma süreleri ile ilgili 1886 yılında başlattığı eylemin 1889 yılında tüm dünyada birlik, mücadele ve dayanışma günü ilan edilmesiyle başlamıştır. İşçilerin hak alma mücadelesinin adı aynı zamanda 1 Mayıs'tır. 1923 yılında ülkemizde işçi bayramı olarak ilan edilmiştir. Kamu ve özel sektörde oluşan fabrikalaşma ve sanayinin gelişmesiyle 1970-1980 aralığında büyük katılımlı 1 Mayıs Bayramı kutlamaları gerçekleşmiştir.

12 Eylül darbesi ile yasaklanan 1 Mayıs uzun mücadele sonucu 2009 yılından itibaren yeniden bayram olarak tanımlanmış ve kutlanmaya başlanmış ve etkinlikler de o süreçten sonrası farklı illerde verilen izin bölgelerinde devam ettirilmiştir. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü veya İşçi Bayramı olarak dünyada ve ülkemizde kutlanan resmi bir bayramdır. Taksim, 1 Mayıs'ta işçiler için önemli bir merkezdir. Her yıl kutlamalar engellenerek emekçilere yapılan eziyet ve baskı kabul edilemez. İşçi ve emekçilerin 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamasına izin verilmelidir ve bu bağlamda yaratılan olumsuz görüntülerden ülkemiz arındırılmalıdır. Taksim tüm işçilerin, çalışanların kardeşçe, dostça, duygularını, düşüncelerini bir arada yaşadıkları yer olmalıdır.'

'Asgari ücret en düşük ücret olmaktan temel ücret noktasına evrilmiştir'

'AK Parti iktidarını, işçi, emekçi, memur haklarının kısıtlandığı, emekliliğin zorlaştırıcı ve yasakçı bir zihniyet olarak tanımlayabiliriz' diyen Gürer, örgütlü topluma karşı mücadelenin artırıldığını, hakların budandığını ve her kesimde mağduriyet yaratıldığını söyledi. 

İşçinin, memurun, emeklinin, sendikalaşmasının önündeki tüm engellerinin kaldırılmasının önemine işaret eden Gürer, 'AKP iktidar döneminde çalışma yaşamı emekçi açısından modern bir kölelik sürecine evrilmiştir. Kamuda taşeron uygulaması ve düşük ücret getirilerek sendikalaşmanın önü kesilirken yaratılan mağduriyetin yanında işçilerin sendikalaşması ve hak mücadelesi farklı engellemelerle karşılaşmıştır. Sendikaların işlevi daraltılmış, grevler ertelenirken toplu iş sözleşmesi, grevli haktan yararlanan işçi sayısı sınırlı kalmıştır. Asgari ücret en düşük ücret olmaktan temel ücret noktasına evrilmiştir.

2002 yılında sigortalı işçi sayısı 5 milyon 223 bin iken sendikalara üye işçi sayısı 2 milyon 680 bin işçidir. Nüfusumuz 30 milyona yakın arttı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'yla hazırlanan 2026 yılı Ocak ayı işçi ve sendika üye sayılarına ilişkin istatistiklerde sendikal işçi sayısı 2 milyon 400 bin kişi civarındadır. Türkiye genelinde toplam 16 milyon 699 bin 84 işçi vardır. Bu işçi kişilerin 2 milyon 413 bin 790'nın bir sendikaya üyeliği bulunurken ülke genelinde toplam sendikalaşma sayısı ne acı ki yüzde 14,45 civarındadır. 12 Eylül'den önce daha fazla sendikalı işçi sayısı vardır. Oradaki tartışmada, 5 milyon civarında sendikalı işçinin varlığı birden çok sendikaya üye olma olarak tanımlanmaktadır ama en azından bugünkünden daha çok sendikalı işçinin o dönemde olduğu da bir gerçektir.'

Kaynak: ANKA