Gündem

Özgür Özel'den gençlere: 'Az sıkın dişinizi. İktidar değişiyor, yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'Bütün Türkiye'deki gençlere söylüyorum; işine geldiğinde gençleri öven, işine geldiğinde söven, hedef gösteren, hapse atan, konserleri yasaklatan, her türlü kültürel aktivitede kimin ne içeceğine ne giyineceğine, ne yapacağına karışan bu anlayışa karşı, 'Az sıkın dişinizi' diyorum. Az sıkın dişinizi. İktidar değişiyor, yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor' dedi.

(İZMİR) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'Bütün Türkiye'deki gençlere söylüyorum; işine geldiğinde gençleri öven, işine geldiğinde söven, hedef gösteren, hapse atan, konserleri yasaklatan, her türlü kültürel aktivitede kimin ne içeceğine ne giyineceğine, ne yapacağına karışan bu anlayışa karşı, 'Az sıkın dişinizi' diyorum. Az sıkın dişinizi. İktidar değişiyor, yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor' dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Buca Belediyesi tarafından hizmete alınan Edip Akbayram Etüd Merkezi ve Naim Süleymanoğlu Spor Merkezi Açılışına ve ilçede tamamlanan çeşitli projelerin toplu açılış törenine katıldı. Programa ev sahibi Buca Belediye Başkanı Görkem Duman ve Özel'in yanı sıra, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP Genel Başkan Yardımcıları, CAO Politika Kurulu Başkanları, PM Üyeleri, Milletvekilleri, Naim Süleymanoğlu'nun ağabeyi Muharrem Süleymanoğlu, Edip Akbayram'ın kızı Türkü Akbayram ve çok sayıda vatandaş katıldı.

CHP lideri Özel, 15 Mayıs'ın Hasan Tahsin'in şehit edildiği gün olduğunu belirterek, 'Böyle bir günde işgale direnişin ve milli mücadeleye başlangıcın ilk kurşununun atıldığı günde İzmir'de sizlerle birlikte olmaktan büyük onur duyuyorum' dedi.

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra CHP'de yaşanan değişimin ardından yapılan ilk seçimlerde CHP'nin birinci parti olduğunu söyleyen Özel, 'O gün Cumhuriyet Halk Partisi, 47 yıl sonra birinci parti olmuştu. O gün Adalet ve Kalkınma Partisi, kurulduğu günden beri ilk defa seçim kaybetmişti ve o günden itibaren artık Türkiye'de bir şeylerin değiştiği, iktidarın değişmekte olduğu, bir dönemin kapanmakta ve yeni, yepyeni bir dönemin açıldığı belli olmuştu. Bunun için bize düşen; çalışmak, çok çalışmaktı. Aslında rakibimize düşen de seçim sonuçlarına saygı duymaktı. Çünkü herkes 'Demokratım' der. Ama sizin gerçekte demokrat olup olmadığınız seçimi kazandığınız gün - gece, ertesinde ne yaptığınızla değil; kaybettiğiniz gün - gece, ertesinde ne yaptığınızla ölçülür' ifadelerini kullandı.

'CHP GERİ ADIM ATANLARIN PARTİSİ DEĞİLDİR'

CHP'li belediyelere yönelik baskı ve operasyonların devam ettiğini, CHP'ye kapatma davası açıldığını ifade eden Özel, şunları kaydetti:

'Halen daha da Atatürk'ün iki büyük eserinden biri olan partimize bir yanda kapatma davası açma, onunla ilgili çalışmalar; bir yanda yıllar önce yapılmış, üstüne üç kurultay yapılmış kurultayı kendilerince tartıştırıp partiyi zayıflatmaya çalışmalar; diğer taraftan partinin kurumsal kimliğine, yöneticilerine her türlü kötülük ve iftirayla Cumhuriyet Halk Partisi'nin üzerine doğru geliyorlar. Bilmedikleri bir şey var, bilmedikleri tek şey şu: Biraz önceki konuşmalarda da vardı. Ben de şuradan söyleyeyim ki Cumhuriyet Halk Partisi geri adım atanların, susanların, eğilenlerin, teslim olanların değil; aksine süngüyü gördüğünde süngünün üzerine koşanların partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi gerekirse baş veren ama başını eğmeyenlerin, teslim olmayanların partisidir. O yüzden de bizler teslim olmadan, tehditlerden yılmadan, bir kelime eksik konuşmadan, bir santim eğilmeden, bir adım geriye gitmeden çalışırız. Belediye başkanlarımız da kendisine milletin verdiği yetkinin farkında olarak, kılı 40 yararak, taşın suyunu çıkararak, her imkansızlıkla hizmet etmek için çalışırlar. Onların görevleri o. Bugün İzmir'de her türlü engellemeye, her türlü hasretliğe, İzmir'den oy isterken 'İzmir'i seviyoruz, İzmir bizim sevdamız. Yaşam biçimine dokunmayız, sizi üzmeyiz' diyenlerin oy alamayınca nasıl kinlendiklerini, nasıl nefret duyduklarını, nasıl İzmir'deki hizmetleri aksatmak için her yola başvurduklarını biliyoruz. Bu kredi vermemeden, üstüne gitmeye; kredi borçları, faiz borçları için AK Partili belediyelere tanınan olanakları tanımamaya, imzaları atmamaya, elinizdeki hizmet binalarına çökmeye, aldığınız mahkeme kararlarını iptal ettirmeye kadar türlü kötülükleri, türlü hasetlikleri yaptıkları gibi İzmir'in huzurunu kaçırmak için ellerinden geleni yapan birileri var. Ama bir yandan da her kötülüğe rağmen Cemil Tugay gibi, Görkem Duman gibi elinden gelen her imkanla 24 saat, 26 saat, 28 saat uyumayan, koşturan, çalışan ve başaran arkadaşlarımız var.'

Buca Belediye Başkanı Görkem Duman'ın seçildiği günden bu yana yaptığı hizmetleri sayan Özel, sanatçı Edip Akbayram ile 1987'de Dikili Festivali'nde tanıştığını anlatarak, 'Biz Edip Akbayram'ın muhaliflere, ezilenlere, mağdurlara, mazlumlara her zaman hem sahip çıkan, mücadeleyi öven ama hiç enseyi karartmayan, her seferinde en zorlu günlerde 'Güzel günler göreceğiz, güneşli günler' diye gelecekteki güzel günleri müjdeleyen sesini ömrümüz boyunca kulağımızda duymaya devam edeceğiz' dedi.

'SOYDAŞLARIMIZA, 'NE İŞLERİ VAR BURADA' DEDİLER'

Özel, Bulgaristan'daki Türklerin yaşadıklarına ilişkin olarak, şunları kaydetti:

'Çirkin bir şey ama iki görüş vardı. Bir görüşün sahibi elbette o dönemin yöneticisi rahmetli Turgut Özal. O dönemin sosyal demokrat partisi, bu tip durumlarda hep soydaşlarından yana olan, misafirperverlikten yana olan partimiz. Bir de o dönemde Bulgaristan'dan gelmek isteyenlere karşı çıkan bir anlayış vardı. O anlayışın temsilcisi o dönemde Recep Tayyip Erdoğan'dı. Eline mikrofonu alır, meydan meydan gezer. O gün ülkenin zorluklarda olduğunu, hayat pahalılığı, işsizlik olduğunu, Özal'ın Bulgaristan'dan gelene kapıları açtığını, her imkanı seferber ettiğini, buyur ettiğini söyler. Kötü kelimelerle 'Millet burada açlıktan, yoksulluktan, karısını kızını satıyor' diyecek kadar ağza alınmayacak sözler söyleyip, 'Ne işi var onların burada?' derdi. Bunlar halen kayıtlarda varken, Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş soydaşlarımızı o günler hiç olmamış gibi unutturarak ki aklınca sahiplenerek, onları kendisi açısından oy deposu gibi gören bu anlayış, o günlerde yaptığını unuttu. Şimdi Suriyeli sığınmacılar konusunda Türkiye'deki işsizlik, yoksulluk anlatıldığında, 'Efendim onlar muhacir, biz ensarız, biz şuyuz, biz buyuz' derken, Bulgaristan'dan gelen soydaşlarımıza hem de katliamdan kaçan, hem de soyismi zorla değiştirilen, namazı kıldırılmayan, duası yaptırılmayan, müftüsü seçtirilmeyen soydaşlarımıza, o kutlu kapılar açıldığı gün onlara 'Ne işleri var burada?' diyenler, şimdi o günleri unutmuşlar, bambaşka bir yerlerden bambaşka bir şeyler söylüyorlar. Ben söyleyeyim. Biz o gün, mikrofon elde meydan meydan Bulgaristan Türklerini, Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen canlarımızı, soydaşlarımızı onlar kovarken, şuna ağlıyorduk. Naim Süleymanoğlu'nu salmıyordu Bulgarlar. Naim Süleymanoğlu buraya gelmek istiyordu. Onlar da Bulgar bayrağını dalgalandırsın istiyordu. Bir şekilde Türkiye Naim Süleymanoğlu'nu Türkiye'ye getirdi. Biz TRT'den hep beraber şunu izledik kardeşim. 'Naim Süleymanoğlu'nu taşıyan uçak Türk hava sahasına girmiştir. F-16'larımız ona eşlik ediyorlar. F-16'larımız onu selamlıyorlar' demiştir. Biz bu fikrin, bu duygunun insanlarıyız. Onun için Balkanlardaki tüm soydaşlarımızı saygı ile selamlıyorum. Bulgaristan'daki soydaşlarımızı ve buraya gelmiş, bu ülkenin gücüne güç katmış, canına can katmış, damarlarımızda aynı kanın aktığı canlarımızı, kardeşlerimizi ayrı ayrı selamlıyorum. İyi ki varsınız. Biz hep beraber güçlüyüz. Hep beraber başaracağız.'

ÖZEL'DEN, GENÇLERE ÇAĞRI

Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılan sergide açtıkları şahmaran tablosu nedeniyle tutuklanan Doğu Demirtaş ve Selahattin Can Oğuzeş'in yargılandıkları davadan beraat ettiklerini ve tazminata hak kazandıklarını açıklayan Özel, Demirtaş ve Oğuzeş'i hedef alan açıklamalara tepki göstererek, gençlere şu sözlerle seslendi:

'Almanya'daki büyük üniversiteler davette bulundu. Türkiye'de Silivri, Türkiye'de zulüm, okuldan uzaklaştırma, ailelerine her türlü kötü söz. Gittiler, şu anda ikisi de dünyanın en iyi üniversitelerinde öğretim görüyorlar. Biri doktora yapıyor. Birisi başlamak üzere. Maalesef Türkiye onları kaybetti. Ama orada bir şey yaşandı, mesela Doğu Demirtaş'ın annesi, doktor hanım. AK Parti'nin Sarıyer Kadın Kolları Başkanıydı, istifa etti. Babası çok iyi bir AK Partiliydi, Sertaç Bey istifa etti. O günden bugüne Sertaç Bey ve doktor hanım her hafta cuma günü Boğaziçi'ndeki direnişte oğulları adına direniyorlar. Çünkü AK Parti'nin ne olduğunu, nasıl vicdansız olduğunu gördüler. Bugün dava tamamen bitti. Birinci kademe bitti. İstinaf bitti. Yargıtay başvuru süreci geçti. Karar kesinleşti. Karar esastan ret. Hiçbir suç yoktur. Talepleri halinde öğrencilere Türkiye Cumhuriyeti tazminat ödeyecektir. Ey Tayyip Efendi, o gün grup konuşmasında 18 yaşında çocukları hedefe koyan, çocukları mafyalara, çetelere hedef gösteren, hayatlarını tehdit ettiren, Türkiye'den kaçmalarına sebebiyet veren, Boğaziçi fizikteki dehaları Alman üniversitelerine kaptıranlara söylüyorum. Her şey görüldü. Şu kadar bir suç bile bulunmadı. Buradan, Buca'dan öğrencilerin başkentinden bütün Türkiye'deki gençlere söylüyorum; işine geldiğinde gençleri öven, işine geldiğinde söven, hedef gösteren, hapse atan, konserleri yasaklatan, her türlü kültürel aktivitede kimin ne içeceğine ne giyineceğine, ne yapacağına karışan, gencecik kızların, 6 kız çocuğunun grubundan sakınca doğurtup onlara ev hapisleri veren bu anlayışa karşı, 'Az sıkın dişinizi' diyorum. Az sıkın dişinizi. İktidar değişiyor, yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor.'

SANDIK ÇAĞRISINI YİNELEDİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a erken seçim çağrısını yenileyen Özel, konuşmasını şu sözlerle bitirdi:

'Ne yaparlarsa yapsınlar. İçeri de atsalar, her türlü kötülüğü de yapsalar Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşü engellenemez. Karşımızda seçimden kaçan, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in en önemli kazanımı sandığa borçlu olduğu iktidarını şimdi sandıkta kaybedeceğini gördüğü için rakiplerini azaltan, rakiplerine saldıran, kendinden sonraki iktidar partisine, ülkenin kurucu partisine taarruz eden ve seçimden korkan bir iktidar var. Son kez söylüyorum, bir kez daha söylüyorum; Tayyip Bey, kendine güveniyorsan, korkak değilsen, millete güveniyorsan, 'milli irade' ediyorsan, sandığı koy, gel karşımızda aday ol. Hodri meydan, kazanırsan ben gidiyorum, kaybedersen bu ülkenin önünü açıyoruz. Korkmuyorsan, hodri meydan. Seni sandığa davet ediyorum. Ne sensin patron ne benim. Patron millettir, milletin dediği olacak. Milletten kaçamazsın.'