(ANKARA) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Güvenpark'ta eşit özlük hakları talebiyle oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve gazileri ziyaret etti. Meclis'te bekleyen düzenlemenin bu yasama dönemi sona ermeden çıkarılması çağrısında bulunan Özel, 'Teklifi getirsinler, söz hakkı bile kullanmayacağız. İki elimizi birden kaldırıp oy vereceğiz' dedi.
Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelen er şehit yakınları ve gaziler, rütbe ayrımı olmaksızın eşit özlük hakları için dün Güvenpark'ta oturma eylemi başlattı. CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eylemin ikinci gününde şehit yakınları ve gazileri, Güvenpark'ta ziyaret etti.
Ziyarette konuşan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, 'Bizim kendimizi hakıl gördüğümüz, haklı mücadelemize destek vermek için buradasızın, hoş geldiniz. 32 yıllık, süregelen, sürekli ertelenen bir süreçte dört yıldır etkin bir mücadele sürdürmeye çalıştık. Bugün burada er şehit aileleri ve er gazilerle bir aradasınız. Er şehit aileleri ve er gazilerin emsal statü hakkı var, biz onu istiyoruz. Eğitimde eşitlik istiyoruz, sağlıkta eşitlik istiyoruz, sosyal yaşantıda eşitlik istiyoruz' ifadelerini kullandı.
'MSB BİZİ YOK SAYIYOR'
Kardeş dahi olsa gazi olduklarında teğmenlerin emsal hakkı aldığı için albaylığa kadar yükseldiğini, erlerin ise devlet memuru emeklisi olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlandığını anlatan Çerçioğlu, şöyle devam etti:
'Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bizi er olarak askere aldıktan sonra hiçbir şekilde arkamızda durmadı ve bizi sahiplenmiyor, bizi yok sayıyor. Biz MSB'ye bağlı bir kurumda asker olarak, yani hiçbir karşılık beklemeden bu vatan müdafaasına gittik, 'Asker ocağı peygamber ocağı' dedik, herkesin anlatırken 'Ellerine kına yakılarak bu ülkeye kurbanı edilen insanlar' dedikleri biziz. Lütfen rütbeli abilerimiz de yanlış anlamasın ama onlar değiller, biz de hiçbir karşılık beklemeden gittik. Sosyal statüde çok eksiklerimiz var. Hiçbir şekilde sesimizi duyuramadık. Dört senedir böyle bir mücadele veriyoruz. Kime gittiysek söz veriyorlar, 'Sizin için MSB komisyonu çalışıyor, taslak haline getirdik, son aşamasına getirdik' diye dört senedir Sayın Cumhurbaşkanı'nın bize söylediği şey; 'Şehit de bizim gazi de bizim. Böyle bir haksızlık olamaz' diye Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkan'a, 'Vedat Bey bu işi çözün' diye talimat vermesine rağmen hiçbir şey çözülmedi. Sonra bir başka 15 Temmuz etkinliğinde tekrar Cumhurbaşkanımızı gördüğümüzde, orada tekrar aynı sözü aldık. Dört sene içerisinde iki sefer Cumhurbaşkanıı'ndan bu problemin çözülmesiyle ilgili söz aldık. En son bir buçuk sene önce Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın önünde eylem yaptık. O eylemde, eylemi sonlandırmamız için Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz Bey'den gelindi ve 'Bu problem çözülecek, tamam eylemi sonlandırın' denildi. Tekrar bir şey alamadık.
Biz yaptığımız hiçbir şeyden sonuç alamıyoruz. Biz kullanıp atılmış mendil gibi hissediyoruz. 600 tane milletvekili, genel başkanlar -siz de dahil-, hepiniz koltuklarınızda rahat, huzur içerisinde oturuyorsanız bu insanlar sayesinde oturuyorsunuz. Bu insanlara bu layık görülmemeli, bu olmamalı. 20 yaşında hayatının baharında, hepsini görüyorsunuz protez kullanıyorlar. 20 yaşında çocuğu toprağa düşmüş. Biz artık bıktık. Bu şekilde olmamalı. Utanç verici bir şey. Toplasanız korucular da dahil 7 bin 500 kişi sayımız. 86 milyonluk ülkede 7 bin 500 kişi denizde kum tanesi değil.'
'SONUÇ ALMADAN AYRILMAYACAĞIZ'
Çerçioğlu, dün saat 11.00'de eyleme başladıklarını ve geceyi parkta geçirdiklerini, sonuç alana kadar da eylemi sonlandırmayacaklarını belireterek, şunları söyledi:
'Yarın 15 Temmuz. Burayı boşaltma konusunda ne yaşarız, onu da bilmiyoruz. Ama biz burada kararlı bir şekilde duruyoruz. Siz buraya geldiniz, bizim sesimiz oldunuz, çok teşekkür ederiz. Biz kamuoyu oluşturamıyoruz. Sağ olsun, basından gelen arkadaşlarımız var ama sayılı mikrofon uzatılıyor. Şu an biz bu kadar mikrofonu görünce konuşmada şaşırıyoruz. Ama lütfen sesimiz olursanız, bu problemimizin çözülmesinde gerekli yerlerde bizim için çalışmalar yaparsanız çok mutlu oluruz. Bu aşamada er şehit ailelerinin ve er gazilerin problemiyle ilgili siz, genel başkan olduktan sonra bir çalışma yürüttününüz. Sağ olsun hiç yanımızdan ayrılmayan, derneklerle ve sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışan Yankı Paşamız var. Onun hazırladığı yasa çalışmaları var. Ama maalesef muhalefet partisinden bir şey gittiği zaman karşı taraf hiç bunu göz önünde bulundurmuyor. Halbuki aynı şeyleri talep ediyoruz ve yapılmasında herhangi bir sıkıntı olmayan kanun teklifleri bunlar. Bu konularda bize yardımcı olursanız çok mutlu oluruz.'
ÖZGÜR ÖZEL: '18 KANUNLUK TEKLİFİMİZ KOMİSYONDA BEKLİYOR'
Özgür Özel de nerede bir hak arayan olursa yanına durmanın görevleri olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
'İşin içine şehitlerimiz, aileleri, gazilerimiz girdiğinde sorumluluğumuz bunun misliyle üzerine çıkıyor. Biraz önce ifade ettiğiniz gibi, biz göreve geldiğimiz günden itibaren milli savunma konularında emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu Paşamızı ben çok eski tanırım, Balyoz döneminin mağdurlarındandır, Askeri Casusluk Davası'nın mağdurlarındandır. Hep askeri konularda ve askeri personelin ailelerinin sorunları konusunda, şehit ve gaziler konusunda bana bilgi notları yollar, beni bilgilendirir. Ben Genel Başkan olduğum kurultayda kendisini Genel Başkan Yardımcısı olarak görevlendirdim. O günden bugüne 250 ziyaretle sizin derneklerinizi ayrı ayrı ziyaret etti. Sonra bir ortak önerinizi bize iletti. Bir çalıştay yaptık İstanbul'da, sonuna ben de katıldım ve orada bütün sorunları çözecek 18 kanunluk bir çalışma geldi. Biz bunu Meclis'e bütün milletvekillerimizle imzalayıp verdik. İki yıldır Milli Savunma Komisyonu'nda ve diğer komisyonlarda bekliyor. Bugün grup konuşmam normalde 15.00'e doğru bitiyor, bir 20 dakika, yarım saat erken bıraktık ve buraya geldik. Bu sorunu, yerinden basına canlı yayınla veriyor birçok arkadaş, ifade edelim diye.
'MECLİS KAPANMADAN TEKLİF GETİRİLSİN'
Yarın 15 Temmuz. Ayrıca da Meclis'in kapanacağı haftaların içindeyiz. Meclis'in bir geleneği vardır. Özellikle daha önce örnekleri de var. Şehit aileleri ve gaziler için bir düzenleme, toplumda genel destek gören bir düzenleme, partiler üstü ele alınıp Meclis'in kapanış haftasında, Meclis'in şanından, şerifindendir, ona duyulan güvendendir; böyle kanunlar üzerine konuşmadan, zaman kaybetmeden oy birliğiyle geçirilebilir. Bu geçmişte bizim görev yaptığımız dönemlerde birkaç kez yapıldı. Ancak er şehit aileleri ve er gazilerin sorunları konusunda kamuoyunda yeterli bir bilgilenme yok. Buradan bir kez de ben tekrar edeyim: Sayıları korucular da dahil edildiğinde 7 bin 500 olan, terörle mücadele sırasında gazi olmuş, uzvunu kaybetmiş, sağlığını kaybetmiş, kimi kör olmuş, kimi sağır olmuş, kimi kolunu, bacağını kaybetmiş, kimi ağır yaralanmalar sonucunda sağlığını kaybetmiş gazilerimizle şehit olanların aileleri var. Normalde rütbeli personel bir yerde şehit olduğunda ya da gazi olduğunda onun orduda görev almadığı sürede, emsali personel nasıl yükseliyorsa; yüzbaşı oluyor, binbaşı oluyor, yarbay oluyor, albaylığa kadar onların da hakları ve maaşları yükseliyor. Ancak erin başına aynı şey geldiğinde MSB sanki onu askere almamış gibi, arada bir fark yok. İkisini de askere alıyor, birini sınavla alıyor birini 'vatan borcu' diye alıyor. Birine maaş veriyor, öbürüne 'vatan borcu' diyor; sadece karnını doyuruyor. Birinin başına bir şey gelirse ömür boyu emsal maaş yükselerek en iyi şekilde ailesine sahip çıkıyor. Bu tarafa diyor ki 'Sen MSB'nin konusu değilsin. Sana Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı baksın.'
'TEKLİFİ GETİRSİNLER, SÖZ HAKKI BİLE KULLANMAYACAĞIZ'
Böyle olunca bir tarafta rütbeli personelin gazisinin sahibi ya da şehidinin ailesinin sahibi devlet, öbür tarafta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Yani iki şehit arasında, iki şehit ailesi arasında, iki gazi arasında hiçbir fark yokken, belki aynı çatışmada yaralanmışken, aynı çatışmada gazi olmuşken, aynı çatışmada şehit düşmüşken birine başka muamele, birine başka muamele. Kimse demiyor ki 'Rütbeli personele yapılan fazla.' 'Bize yapılan eksik' diyor. Şunu şuracığında 7 bin 500 kişi için yapılacak düzenleme komisyonda yarım saat, Meclis'te yedi buçuk dakika sürmez. Ben biraz önce Meclis'te de grup kürsüsünden çağrıda bulundum. Tüm siyasi partilerden beklentimiz şu: Kanun teklifi hazır. Haklarını teslim edelim, yapmamaları yanlış ama: MHP'den bir milletvekilinin kanun teklifi hazır. Geçmişte MHP Genel Başkan Yardımcılarının sözleri var. Biz demiyoruz 'Bizim kanunumuz.' AK Parti kendisi isterse 15 dakikada aynısını yazar. Sizin üzerinde mutabık kaldığınız kanun metni ortada. Getirsinler, biz söz hakkı bile kullanmayacağız. Diyeceğiz ki 'Konuşmak isteyen var mı?' 'Yok. Hayırlısı olsun.' İki elimizi birden kaldıracağız, oy vereceğiz. Bu işi bu şekilde halledebiliriz.
'EN ÇOK İKTİDARA YARAR, YARASIN'
Bunun yapılması da -açık söyleyeyim- en çok yine iktidar partisine yarar. Muhalefete yaramaz, iktidara yarar. Yarasın varsın. Milletin içi ferahlar. Bizde şöyle bir orantısızlık var, çok üzülerek ifade edeyim: Amerika'da bir gazi general gibi geziyor. Amerika'da emekli generalin forsu yok ama gazinin forsu var. Amerika'da devlet, şehit aileleri ve gaziler için her şeyi yapıyor ama Türkiye'ye gelince iş şöyle değişiyor: Milletin nezdinde en üst mertebedesiniz. Yani hepimiz cuma günü dua okurken kendi anneannesine ve aile büyüklerine okumadan önce şehitlerimize okuyoruz, gazilerimiz için dua ediyoruz. 'Milletin gönlünde en üst mertebe şehidin yeri, peygamber katı, peygamberin yanı' diyoruz. Referandum yap, sizin hakkınızı yüzde 99 da değil, yüzde 100 de verir bu millet. Ama iş yönetenlere geldiğinde şehitler arasında ayrımcılık, gaziler arasında ayrımcılık, haklarda ayrımcılık... Bunların tamamının son bulması gerekir.
Ben teker teker dile getirmeyeceğim ama sağlıkçı olduğum için özellikle bu ortez-protez meselelerindeki sorunları da çok yakından biliyorum. O yüzden bunların tamamını kapsayacak bu kanun teklifinin oy birliğiyle, el birliğiyle geçirilmesi lazım. Gelmeden önce Grup Başkanvekillerimize canlı yayında talimat verdim. Onlar yarın Meclis kapalı ama perşembe günü tekliflerimizi iletecekler. Gelecek hafta bu iş çözülürse memnun oluruz. Buradaki mücadeleniz, burada sesinizi duyurmanız önemli. Türkiye'de bu tip çabaların son dönemde sonuç aldığını da memnuniyetle gördük. Yani Ankara'ya gelen, oturan, hakkını alan madenci kardeşlerimize bütün millet sevindi. Ümit ederim, sizi buradan memleketlerinize, ailelerinizin yanına önemli kazanımları elde etmiş demeyeyim, hakkınızı almış olarak buradan ayrılırsınız.'