Haber: Mustafa USTA
(SİNOP) - Sinop'ta 60 yıldır yorgancılık yapan Alaaddin Karaahmetoğlu, artan maliyetler nedeniyle dükkanını kapatma kararı aldı. Karaahmetoğlu, 'Önceden mesleğimi severek yapıyordum. Bir hareket vardı, bir alım gücü vardı. Ama bu son dönemler tamamen bittik. Ben dükkanımın kirasını emekli memurum da maaşımdan karşılıyorum. Ben burada dükkan kirası çıkartamazsam burada benim durmamın anlamı kalmadı ki' dedi.
Sinop'ta 60 yıldır yorgancılık yapan, 71 yaşındaki Alaaddin Karaahmetoğlu, bugün dükkanını kapattı. Karaahmetoğlu, maliyetlerdeki artış nedeniyle bu kararı aldığını ifade etti.
Karaahmetoğlu, ANKA Haber Ajansı'na şunları söyledi:
'Şu an aslında konuşmakta zorlanıyorum. 60 yıllık mesleğimin bugün son günü. En üzüntülü günüm bugün. Ben bu sanatı özveriyle yaptım. Ama şartlar öyle bir duruma getirdi ki, yani vatandaşın alım gücü yok. Benim iş yerimde bulundurduğum ürünlerin hepsi birinci kalite. Polyester kumaş kullanmıyorum. Hakiki merinos kuzu yünü kullanıyorum. Hakiki koza pamuğu kullanıyorum. Bütün insanların sağlığını ilgilendiren ürünler bende. Ama ben bunu vatandaşa veremedikten sonra benim çalışma hevesim kırıldı. Yorgan dikesim gelmiyor ki. Önceden mesleğimi severek yapıyordum. Bir hareket vardı, bir alım gücü vardı. Ama bu son dönemler tamamen bittik. Ben dükkanımın kirasını emekli memurum da maaşımdan karşılıyorum. Ben burada dükkan kirası çıkartamazsam burada benim durmamın anlamı kalmadı ki.
Arka tarafı pazar yeri. Pazar yerine vatandaş geliyor. Ne geçerken ne giderken benim dükkana bakmıyor. Alamıyor ki. Bakacak, gözü kalacak. Gelecek bana soracak, 'Usta bunun fiyatı ne kadar?' Ben fiyatını söyleyeceğim. Hiç geriye bakmadan kaçıp gidecek. Ben bunları çok yaşadım. Bunlar genelde olan şeyler. Çünkü malum dükkan kirası, ev kirası, elektrik, su, doğal gaz, geçim şartları... Yani vatandaş artık benden yorganı alamaz duruma geldi. Hatta çoğu zaman vatandaşa ben kendiliğimden kardeşim al bu da benim hediyem olsun. Zaten bir tane hediye verdiğin zaman çok şükür arkası geliyor, verdikçe veriyoruz. Nevresim takımı ver bedava. Yorganı ver bedava. Yastığı ver bedava. O bedava, bu bedava; vatandaş da haklı. Yani bu duruma getiren büyüklerimiz sağ olsun.
'Bu meslek benim terapistimdi'
Mesleğimi bugün noktalıyorum. Hani derler ya bir bayram vardır; sevinirsin, eşinle, dostunla bir merhabalaşırsın. Ama şu an ben çok üzgünüm. Çünkü mesleğimi bugünden itibaren bırakıyorum. Buradaki ilgililer de ön ayak oldular. Bu mesleği birilerine öğretelim, öğretin dediler ama sisteme takıldık. Ben ustalık belgemi memuriyete girdiğim için almadım. Ustalık belgem olmadığı için ben bu mesleği kimseye öğretemedim. Ama aslında işi öğreten belge değildir. Sanatı öğreten ustadır. Ama bunu yetkililere anlatamadık. Buraya kadarmış. Bu meslek benim terapistimdi. Yani bu işi yaparken o ilmek ilmek attığım her düğümde ben dalıp gidiyordum. Hayal kuruyordum. İnsanların bir takım sıkıntıları vardır. Maddi ve manevi sorunları vardır. Ben yorgan dikerken ben onu tamamen unutup gidiyordum. Kafam rahattı.
Türkiye genelindeki yorgancı arkadaşlarla irtibat halindeyim. Görüşüyoruz. Çoğu şehirlerde arkadaşlarımın mesleği bıraktığını öğrendim. Herhalde biz de bırakacağız gibi sohbetimiz oluyordu ya. Satamıyor. Aldığını bir daha alamıyor. Ucuz verse yerine koyamıyor. Bizi bu duruma şartlar getirdi. Bugün 20 bin, 30 bin lira maaş alan 20 bin lira kira veriyor. Bunu yukarıdakiler bir duysun, artık yeter, canımıza tak etti.'




