(İSTANBUL) Tatil için geldikleri İstanbul'da zehirlenerek ölen anne Çiğdem Böcek, baba Servet Böcek ve çocukları Kadir Muhammet ile Masal'ın ölümüyle davanın ilk duruşması görüldü. 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçundan tutuklu otel sahibi Hakan Oğlak 'İlaçlama için bu şirketi (DSS) seçmemizin sebebi sertifikalarının Google yorumlarının ve referanslarının bilinir olması' dedi. Ayrıca 'Ben bu şirketin sertifikasının olup olmadığını nereden sorgulayabilirim?' ve 'Bu sorgulamayı yapmadığım için suçlanmam şart mı?' sözleriyle kendisini savundu. Duruşmaya SEGBİS'le bağlanan Servet Böcek'in annesi Cemile Yılmaz, 'Sanıklardan şikayetçiyim, sonuna kadar herkesin en ağır cezaya çarptırılmasını istiyorum. İki tane yavrunun, iki tane torunumun günahı neydi?' diye sordu. Duruşma tutuklu sanıklardan Muhammed Moeen Ud Dın Chıstı'nın tahliye edilmesi yönündeki kararın ardından ertelendi.
9 Kasım 2025'te Almanya'dan tatil için geldikleri İstanbul'da zehirlenerek ölen anne Çiğdem Böcek, baba Servet Böcek ve çocukları Kadir Muhammet ile Masal'ın ölümüyle ilk önce gıda zehirlenmesi üzerinde durulmuş ve midyeci, kokoreççi, lokumcu ve kafe işletmecisi tutuklanmıştı. Ancak daha sonra ölümün oteldeki böcek ilaçlaması sonucu gerçekleştiği Adli Tıp Raporu ile belirlenmişti. Bunun üzerine Laleli'deki Harbour Suites Old City Hotel sorumluları ile ilaçlamayı yapan ve ilaçlama şirketi sorumluları tutuklanmıştı. Adli Tıp tespiti üzerine midyeci, kokoreççi, lokumcu ve kafe işletmecisi tahliye edilirken, diğer 6 şüphelinin tutukluluğunun devamına karar verilmişti. Hazırlanan iddianamede Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak, Muhammed Moeen Ud Dın Chıstı hakkında 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' ve Rustemsha Batyrov hakkında ise 'taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçundan hapis cezaları istenmişti.
'İlaçlama için bu şirketi seçmemizin sebebi sertifikalarının Google yorumlarının ve referanslarının bilinir olması'
İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada söz alan otel sahibi Hakan Oğlak, yaşanan olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirerek, 'Hayatını kaybeden aileye baş sağlığı diliyorum. Benim canım feda olsaydı da saçlarının bir teline zarar gelmeseydi: Gerçekten çok üzgünüm' dedi. Hakkında yapılan yorumlara değinen, 'Şahsım ve ailem hakkında bir sürü şey yazıldı huzurunuzda yaşananları anlatmak istiyorum' diyerek olayla ilgili süreci anlatan Oğlak, 'Bana 101 numaralı odadan şikayet var dedi. Ben de ilaçlama şirketini arattım' dedi. İlaçlama sürecine ilişkin ise 'DSS İlaclama şirketini aradık, birkaç gün sonrasında ilaçlamaya gelindi ve ilaç şirketi tarafından birkaç gün bekleyin ardından kiralamaya verin denildi' ifadelerini kullandı. Şirketi tercih nedenine ilişkin olarak da 'İlaçlama için bu şirketi seçmemizin sebebi sertifikalarının Google yorumlarının ve referanslarının bilinir olması' dedi.
'DSS ilaçlama şirketinin sertifikasız olduğunu nereden bilebilirdim?'
Oğlak, odalar arasında etkileşim iddialarını reddederek '101 numaralı odaya yapılan ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesi mümkün değildir odalar arası hava geçişi yok' şeklinde konuştu. Sorumluluğu kabul etmediğini belirten Oğlak, 'Ben ilaçlamadan dolayı ailenin etkilendiğini düşünüyorum benim olayda herhangi bir ihmalim veya kusurum yok, ilaçlamayı ben veya çalışanlarım yapmadı: DSS ilaçlama şirketinin sertifikasız olduğunu nereden bilebilirdim?' dedi. Ayrıca 'Ben bu şirketin sertifikasının olup olmadığını nereden sorgulayabilirim?' ve 'Bu sorgulamayı yapmadığım için suçlanmam şart mı?' sözleriyle kendisini savundu.
Tutukluluğuna da değinen Oğlak, '5 aydır işlemediğim bir suçtan tutukluyım ailem ve sevdiklerimden uzağım bacağımdaki yara cezaevi koşullarında çok arttı' dedi. Sağlık durumunu anlatan Oğlak, 'bacağımdaki yaranın basit yöntemlerle iyileşmesi mümkün değil lavra(?) tedavisine devam etmem gerek. aksi taktirde bacağım kesilecek' ve 'sağlık problemim yükseldi: tedavilerime devam edebilmem için tahliye edilmem gerekiyor.' ifadelerini kullandı. Ekonomik durumuna ilişkin ise 'Çocuklarım ve eşim benim desteğime muhtaç. kirada oturuyoruz: beş aydır hiçbir gelirim yok' diyerek 'adli kontrol şartıyla tahliye edilmeyi talep ediyorum' dedi.
Avukatlardan ihmal vurgusu
Böcek ailesinin avukatı ise ilaçlamanın kapsamına dikkat çekerek, 'Bu ilaçlama yapılırken sadece tuvalet ilaçlandı: Ben bizzat odaları gördüm' dedi. Otel işletmesindeki eksiklikler de gündeme geldi. Oğlak, 'İş güvenliği uzmanınız var mı?' sorusuna 'yok' yanıtı verildi. Resepsiyonla ilgili olarak 'Senin resepsiyonunda çalışan insan 2-3 saat kapıyı kitleyip gidiyor, sen bunu biliyor musun?' sorusuna 'yok' cevabını verdi.
Personel durumuna ilişkin sorularda ise 'Senin kaç tane elemanın var' sorusuna '5' yanıtı verilirken, 'Hepsinin sigortası var mı' sorusuna 'Yok 2 tanesinin yok' denildi. Gerekçe olarak 'Yabancı oldukları ve part time çalıştıkları için' ifadesi kullanıldı.
Otelin fiziki yapısına ilişkin sorularda, 'Isıtma borularının geçtiği noktada orada bir açıklık görünüyor, orada bir hava boşluğunun olduğundan haberiniz var mı?' sorusuna 'yok' yanıtı verildi. Daha önceki ilaçlamalara ilişkin olarak ise 'Ağustos ayında ilaçlama yaptığımuzda üst odada misafir var mıydı' sorusuna 'evet' denilirken, 'Peki bir zehirlenme vakası oldu mu' sorusuna 'yok' yanıtı verildi.
Sanığın önceki ifadeleriyle duruşmadaki beyanları arasındaki fark da gündeme geldi. Avukatın 'Önceki beyanında ilaçlama firmasının sertifikasının olup olmadığına bakamdığını söylemişti ama burada googledan yorumlara bakıldığını söylüyor bu durumda bir beyanda çeşişki mevcut' sözleri üzerine Oğlak, 'O anki psikolojimle zaten hüzünlüydüm ağzımdan öyle çıktı' dedi.
Duruşmada dinlenen otel çalışanlarından Rustemsha Batyrov, 'Ben öğrenciyim geçimimi sağlamak için part time çalışıyorum işe gitmemek için hastayım diye mazeret uydurdum ama arkadaşımla vakit geçirecektim, asıl nedenim buydu' dedi.
İlaçlama şirketine ilişkin ifadelerde ise dikkat çeken iddialar gündeme geldi. İlaçlama şirket sahibi Zeki Kışı ile ilgili beyanlarda, geçmişte 'Kuran kursu ilaçlanmış çocuk zehirlendi' ve 'Başka bir yerde de 2 çocuk ölmüş' iddiaları dile getirilirken, bu olaylardan 'haberi yokmuş' denildi. Ayrıca 'Serkan'ı ifadeye çağırdılar mı bilmiyor haberi yok' ifadesi kullanıldı.
Serkan Kışı: 'Benim kimyasal seçme gibi bir yetkim yok'
İlaçlama şirketi yöneticisi Serkan Kışı ise '2013-2025 yılına kadar İGDAŞ'ta çalıştım. 2025 yılının 6-8. ayları arasında babamla çalıştım' diyerek 'Benim kimyasal seçme gibi bir yetkim yok' savunmasını yaptı.
Duruşma verilen aranın ardından ilaçlama uygulamasını yapan tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu, ilaçlamayı pandemi döneminde takılan tek kullanımlık cerrahi koruyucu maske ve plastik eldivenle yaptığını, uygulama sırasında kendisinin hiçbir şekilde etkilenmediğini söyledi. Ayrıca hava geçişi olan bölgenin tahta bir kapakla kapatıldığını, önüne ise koltuk benzeri bir mobilya ile kamufle edildiğini bu sebeple orayı görmediğini söyledi. Cağferoğlu, işsiz kadığı dönemde geçiçi süreliğine bu işi bulduğunu da belirtti. Uygulama yöntemini kendinden önceki çalışandan uygulamalı şekilde öğrendiğini ve bir sertifikasının bulunmadığını ekledi.
'İki yavrunun günahı neydi?'
SEGBİS'le bağlanan Servet Böcek'in annesi Cemile Yılmaz, 'Şikayetçiyim, sonuna kadar herkesin en ağır cezaya çarptırılmasını istiyorum. İki tane yavrunun, iki tane torunumun günahı neydi? Bunlar yaptı, bunlar öldürdü' derken, Çiğdem Böcek'in babası Mustafa Çelik, 'Beş aydır ailemizden ayrıyız diyorlar ya biz onu ömür boyu yaşayacağız. Sonuna kadar şikayetçiyim.', annesi Aysu Çelik, 'Şikayetçiyim, en ağır cezaya çarptırılsın istiyorum. Ben bayramda gittim çocuklarımın toprağına sarıldım. 6 yaşını toprağın altında doldurdu... Sonuna kadar takipçisi olacağız' diye konuştu.
Duruşmada dinlenen tanıklardan Umut Baran Dündar, 'Tarafları tanımıyorum. Olay sırasında oradan geçiyordum, babayı gördüm kucağında bebekle kilitli cam kapıyı kırmaya çalıştık ama kırılmadı ardından resepsiyon diye bağırmaya başladık, sonra çalışan geldi kapıyı açtı... Kapıda yapıştırılmış telefon numarası hatırlamıyorum ne desem yalan olur' dedi. Halil Duran da 'Olayla ilgili ben işletme resepsiyonunda çalışıyorum. Şikayet gelince firmadan randevu oluşturduk ilaçlama için. Benim haberim, gece yarısı ailenin iyice rahatsızlanıp ambulans gelmesiyle oldu. Çevreden bir arkadaş haber verdi. Çalışanlarım arayıp haber veremediler o kargaşada'
Bir sanığın tahliyesine karar verildi
Duruşma savcısı müştekilerin davaya katılma taleplerinin kabulünü, eksik hususların giderilmesini, tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını, maktullerin ölüm nedenlerinin araştırılması için Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) gelecek raporun beklenmesini talep etti. Tanık Halil Duran hakkında da olayla ilgisi olduğunu düşünerek suç duyurusunda bulunacaklarını ifade etti. Mahkeme sanıklardan Muhammed Moeen Ud Dın Chıstı'nın tahliyesine, diğer tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar vererek duruşmayı erteledi.





