Haber: Berfin BAYIR
(TBMM) - TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda, Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülmeye devam ediyor. İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, Aile Sağlığı Merkezleri'nde (ASM) çalışanlar ve aile hekimlerinin bu doğum izninden yararlanamayacağına dikkat çekerek 'Bir haksızlığı buradan dile getirmek istiyorum. ASM'de çalışan doktor, ebe, hemşire gibi anne adayları bu yasadan faydalanamayacak. Normal yıllık izinlerinde dahi yerlerine vekil bir personel bulamadıkları takdirde maaşlarının ortalama yüzde 50 ile 60'ını kaybetmek zorunda kalıyorlar. Kaldı ki, doğum öncesi iki ay, doğum sonrası dört ay, toplam altı ay yerlerine bakacak bir vekil arkadaş bulmaları mümkün olmayacaktır. Bu da ASM'lerdeki anne adaylarının motivasyonunun düşmesine neden olacaktır. Bu durum aynı zamanda eşitlik anlayışına da uygun olmayacaktır' dedi.
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, AK Parti Ankara Milletvekili Vedat Bilgin başkanlığında toplandı. Toplantıda, kadınların doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması, sosyal medyanın 15 yaş altına yasaklanmasını da içeren 29 maddelik Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülüyor.
Geneli üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından teklifin maddelerine geçildi. Komisyon Başkanı Bilgin'in birbirleriyle alakalı maddeleri ardışık olarak oylanmasını önerisinin kabul edilmesi üzerine Darülaceze'ye ilişkin 1, 13, 20, 26, ve 27'nci maddeler görüşülerek kabul edildi.
'Bu ülkede yaşlı bakım hizmetini vermeye ve sosyal yardım vermeye Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetemiyor. Darülaceze bu işi çözecek. Öyle mi?' diye soran CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, konuya ilişkin, 'Bu Meclis bu kararı mı almaya çalışıyor. Yani burada temelde mantıkta bir hata var. Darülaceze'yi hizmet alanı içerisinde destekleyelim. Evet, İstanbul sınırları içerisinde faaliyetlerini etkin bir şekilde yapması için katkı sunalım. Ki eksiklikleri ve yetersizlikleri olduğu görüyoruz ama ve lakin Türkiye'ye yayılmaya, yurt dışında bağış toplamaya, sağlayacak bir yapıya dönüştürmek kafada soru işareti bırakıyor. Geçmişte Deniz Feneri hikayesini yaşamış bir ülke olarak ve onun dışında da biz devlet ciddiyetiyle bu hizmeti sağlıyor olmamız lazım. Yaşlı bakım hizmetini bir kuruma devredilecek devredilme çabası içerisinde olması doğru değil. Bakanlığımız o zaman bütün yetkilerini bu tarz vakıflara ve derneklere devretsin. Bakanlığı da fesheden yaşlı bakım hizmetini yapsın. Çocuk hizmetini başka bir kurum yapsın. Bu bu şekilde yürümez. Bunu bir siyasi bir tavır olarak yorumluyorum' diye konuştu.
Ceceli: Biz vakıf ve dernek olmadığımız için 'Gıda bankacılığı faaliyeti yapan vakıf ve dernekler...' maddesinden istifade edemiyoruz
Darülaceze Başkanı Esra Ceceli de kurum adına söz alarak kanun teklifinde konuyla ilgili yer alan maddeleri ilişkin şunları kaydetti:
'Darülacezeyle alakalı, kanun değişikliğiyle alakalı tenkitlere şu şekilde başlamak isterim: Bir nizamname kanun hükmündedir, bir vakıf senedi değildir, Darülaceze bir vakıf değildir, Darülaceze bir dernek de değildir. Darülacezeyi -istisna kelimesini kullandınız- istisna yapan şey işte bu müstesnalıktır, müstesna bir kurumdur, vakıf ve dernek olarak tescil edilmemiştir yüz otuz yıl önce. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ilişkili kuruluşudur. Nizamnameye baktığınızda kuruluşunda da Dahiliye Nezaretiyle ilişkilendirilmiş, özel bütçeli, kurulduğu günden, kuruluşu dahil olmak üzere, bugüne kadar kamu kaynağı ve devlet bütçesi kullanmamış bir kurumdur, hâlâ da bu şekilde devam etmektedir. Tek geliri bağışlardır, zaman içerisinde birikmiş, bağışlanmış gayrimenkullerin gelirleridir; bu, böyle devam etmektedir. Nizamnamenin bir maddesinde 'Kurum bir zorluğa düşerse -bu, Sultan Abdülhamit döneminde yazılan nizamname- devlet kuruma destek olabilir' denmiş ama tarihinde biz iki kez tespit ettik bu desteği, ikisi de iki cihan harbinde olmuş ve destek şu şekilde gerçekleşmiş, bir nakit aktarımı olarak değil 'Asker tayınından verilir.' şeklinde yani cihan harbi sırasında orada kalan garibana asker tayını paylaştırılmış aynı zamanda; Darülaceze bu şekilde bir kurum.
Darülaceze bahsettiğiniz derneklerden hiçbirisi değil. Sayıştay tarafından denetlenen bir kurum aynı zamanda. Aynı zamanda bir Bakanlığın ilişkili kurumu olarak devlet sistemi içerisinde de bir denetim içerisinde ama bütçe görüşmelerinin -ben de defalarca katıldım, Bakanlığımızın bütçesini de sorduk- hiçbir sayfasında Darülaceze bütçesi görmezsiniz çünkü genel bütçeden payı yoktur. Şimdi, bu değişiklik neden düşünüldü? Yüz otuz yıllık kurumumuzun nizamnamesine açıp baktığınızda bunun 1916 diliyle yazılı olduğunu, o günle alakalı birçok şeyin mülga olduğunu göreceksiniz. İşte yüz otuz yıl önceki bu kurumun aynı nizamnameyle devam etmesini istemek bizim de çok sevdiğimiz bir romantik düşünce ama işlevsel değil. Şu şekilde efendim: Değişimini istediğimiz maddelerin içerisinde istisna olarak sadece Darülacezeye verilen bir şey yoktur, madde şu şekilde geçiyor: 'Gıda bankacılığı faaliyeti yapan vakıf ve dernekler...' Biz vakıf ve dernek olmadığımız için bundan istifade edemiyoruz. Bu değişiklikle 'Gıda bankacılığı hizmeti veren Darülaceze, vakıf ve dernekler...' diye geçecek çünkü Darülacezenin bir emsali daha yok. Bu sebepten dolayı evet, istisna olarak burada geçecek. Gelen maddelerden bir tanesinde 'Darülaceze gıda bankacılığı yapar' diyor. Bu, halihazırda bizim yüz otuz senedir yaptığımız şey.'
Darülaceze'ye ilişkin maddelerin ardından doğum iznine yönelik 2, 15, 16, 18, 19 ve 25'nci maddeleri görüşülerek kabul edildi.
Fakıbaba: ASM'lerdeki anne adaylarının motivasyonunun düşmesine neden olacaktır
İkinci madde üzerine konuşan İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, Aile Sağlığı Merkezleri'nde çalışanlar ve aile hekimlerinin bu doğum izninden yararlanamayacağına dikkat çekerek 'Bir haksızlığı buradan dile getirmek istiyorum. ASM'de çalışan doktor, ebe, hemşire gibi anne adayları bu yasadan faydalanamayacak. Normal yıllık izinlerinde dahi yerlerine vekil bir personel bulamadıkları takdirde maaşlarının ortalama yüzde 50 ile 60'ını kaybetmek zorunda kalıyorlar. Kaldı ki, doğum öncesi iki ay, doğum sonrası dört ay, toplam altı ay yerlerine bakacak bir vekil arkadaş bulmaları mümkün olmayacaktır. Bu da ASM'lerdeki anne adaylarının motivasyonunun düşmesine neden olacaktır. Bu durum aynı zamanda eşitlik anlayışına da uygun olmayacaktır. Bu mağduriyetin önlenmesi amacıyla, ASM'de çalışan anne adaylarına yönelik yeni bir maddenin ihdas edilmesi hususunda değerlendirmeyi bilgilerinize arz ederim Sayın Başkanım' diye konuştu.
Silkin Ün: Doğumdan önceki iki hafta da özellikle kadınların istihdamında son anına kadar kalabilme baskısı yaratıyor
Kanun teklifindeki düzenlemenin de yeterli olmadığını belirterek artırılması gerektiğini söyleyen Gelecek Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, şunları kaydetti:
'Önergede de ifade ettiğimiz üzere biz bu doğum izinlerinin yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Yaklaşık bir yıldır doğum izinlerinin artırılmasına yönelik bir beklenti oluşturuldu. Aslında şu an zikrettiğimiz haftalar, ilave sekiz haftanın daha üzerinde bir beklenti vardı anne adaylarında diyelim. Bugün olmazsa yarın ben bu doğum izinlerinin tekrar artırılması için yeni çalışmanın başlayacağına inanıyorum çünkü bu, kaçınılmaz. Mevcut haliyle doğum oranlarını artırabilmenin imkanı olmadığı kanaatindeyiz. Doğumdan önceki iki hafta da özellikle kadınların istihdamında son anına kadar kalabilme baskısı yaratıyor. O nedenle, doğum öncesini daha da artırmak, altı haftaya kadar uzatmak yönünde bir talebimiz oldu. Burada, ikinci bir hususu aslında, tekrar, önergemizde göreceksiniz, bir yıldır bundan bahsediyoruz... Bir de bunun ötesinde, yılbaşında bu kanunun çıkması bekleniyordu. Şimdi, sizler de çok fazla sayıda anne adayı ve anneyle muhatap oldunuz muhtemelen. Birinci sorumluluk Bakanlığımızın, bu işi geciktirmesi... İkinci sorumluluk da tabii ki Meclisimizin, bu konuda daha baskın bir rol üstlenmesi gerekirdi, bizde de burada sorumluluk var. Biz yılbaşında çıkması gereken kanunu nisan ayının belki de sonuna kadar ancak çıkarabilmiş olacağız ve her geçen dakika da ciddi mağduriyetler oluşturuyor annelerin beklentilerinin karşılanamaması noktasında yani o mağdur olan kitleyi arttırıyor. Biz de burada özellikle diyoruz ki belki bunun bir yönetmelikle düzenlenmesi söz konusu olabilir ama yine de bunu burada zikretmek icap edecek. En azından bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, geriye dönük işlemesi de yine, yönetmelikle -hukukçularla istişarelerimizden aldığımız bilgi olabileceği yönündeydi- altı aylık bebeği olan annelerin ve bu izinden yirmi dört hafta olarak faydalanamamış olanların aradaki farkı kullanılabilmesi yönünde bir çalışmanın yapılması bizim bu kadınlara borcumuzdur diye düşünüyorum ve bunun gerekli olduğuna inanıyorum.'