(TBMM) - TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu'nda Milli Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı yetkilileri, okul saldırılarına karşı alınan önlemleri ve bu konuda neler yapılabileceğine dair açıklamalarda bulundu. Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Hüseyin Kurtoğlu, 'Bu hadiselerden sonra bir şey ortaya çıktı ki, okul içi risk değerlendirmeleri de yapılması gerekiyor. Önümüzdeki öğretim yılına yeni risk değerlendirmelerini yapmış olarak gireceğiz. Suçun mutlak olarak engellenmesi ütopik. Biz önleyici tedbirleri alıyoruz' dedi.
TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı.
Komisyon toplantısının açılışında konuşan Beyazıt, sözlerine 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nü anarak başladı. Beyazıt, komisyona ilişkin ise şunları söyledi:
'Bir önceki toplantımızda komisyonumuz hepimizin derinden yaralayan ve tüm Türkiye'nin ortak acısı olan okul olaylarının tüm yönleriyle araştırılması, benzer olayların tekrar yaşanmaması için alınması gereken tedbirler ve özellikle çocuklarımızı dijital çağın risklerine karşı koruyacak öneriler oluşturulması amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir. Komisyonumuzda bu zamana kadar ki çalışmaları kapsamında akademisyenleri, psikologları, siber güvenlik uzmanlarını ve konfederasyon, federasyon, dernek, sendika ve benzeri STK temsilcilerini oyun ve bilişim dernekleri temsilcilerini dinledik.
'ŞİDDETİ ÖZENDİREN İÇERİKLER GÖZ ARDI EDİLEMEYECEK BOYUTTA'
Komisyon çalışmalarımızda gördük ki hepimizi derinden yaralayan bu olaylar çocuklarımızın psikolojik gelişimi, aile yapısı, sosyal çevresi ve dijital dünyanın etkileri bakımından da kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gereken önemli bir uyarıdır. Şiddeti özendiren içerikler, akran zorbalığı, siber zorbalığı, dijital bağımlılığı, kişisel verilerin istismarı ve algoritmaların çocuklar üzerindeki etkisi artık göz ardı edilmeyecek boyuta ulaşmıştır. Komisyonumuzun temel yaklaşımı herhangi bir ön yargıyla değil, bilimsel veriler, uzman görüşleri ve sahadan elde edilecek bilgiler ışığında gerçekçi, uygulanabilir ve kalıcı çözümler üretmektir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Şanlıurfa Kahramanmaraş olaylarını dijital boyutuyla araştırma komisyonunda hedefimiz çocuklarımızın özgürce öğrenebildiği, güvenle gelişebildiği ve dijital ortamda haklarının en iyi şekilde korunduğu bir gelecek için gerekli politikaları ve önerileri ortaya koymaktır.
'23 BİN 81 KOLLUK PERSONELİ VE EKİP GÖREVLENDİRİLDİ'
Milli Eğitim Bakanlığı ile gerçekleştirilen koordinasyon ve değerlendirme toplantıları sonucunda, 24 Nisan 2026 tarihinde Bakanlığımız İller İdaresi Genel Müdürlüğü koordinesinde tüm okullarda risk değerlendirmelerinin yeniden yapılması ve mevcut güvenlik tedbirlerinin artırılması amacıyla bir genelge yayımlanmıştır. Genelge doğrultusunda ülke genelinde polis sorumluluk bölgesinde bulunan tüm okullarda mevcut güvenlik tedbirleri güçlendirilmiş, ilave olarak 23 bin 81 kolluk personeli ve ekip görevlendirilmiştir.'
Asayiş Daire Başkanı Tuğgeneral Murat Evren, komisyon toplantısında yaptığı sunumda, 'Çocuklarımızın bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki yönden nitelikli eğitim almış sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi amacıyla hazırlanan 'Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü' 20 Haziran 2022 tarihinde imzalanarak yürürlüğe konulmuştur. Okulların öncelik durumlarına göre belirlenen periyotlarda güvenli eğitim koordinasyon görevlileri tarafından okul yönetimleri ile düzenli olarak görüşülmekte, bildirilen sorunlar Jandarma birimlerimizce takip edilerek çözümler sağlanmaktadır' açıklamalarında bulundu.
'NEDEN TEDBİR ALINMADI'
Sunumların ardından söz alan CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, 'Siz bize faaliyetlerinizi ancak suç işlenmeden önce önleyici tedbir alınmalı. Kanunda bu konuda görev ve sorumluluklar var. Siverek ve Kahramanmaraş'taki okul saldırısında önleyici tedbirlerle ilgili neler alındı? Neden tedbirler alınmadı' diye sordu.
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Çorumlu, Tanal'a 'Burada ihmal varsa zaten bununla ilgili soruşturma devam ediyor. O yüzden bununla ilgili cevap vermek çok doğru değil' diye cevap verdi. Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Hüseyin Kurtoğlu ise 'Plastik cerrahiye gitme yaşı 13-14'e kadar düşmüş. Çocuklar yalnızlık hissine girebiliyor. Özel öğrenme güçlüğünden dolayı çevresinden ötelenen, zorbalık gören çocukların okuldan uzaklaşmaya başladıklarını görüyoruz. İngiltere'de yapılan çalışmada, okuldan uzaklaşmayla suça bulaşma arasında bir ilişki var. Bazı yalnızlık duygusu içinde olan çocukları tespit edemiyoruz. Bu çocukların hepsi bizim çocuklarımız. Hem ailenin özel hayata saygı sınırını hem de güvenlik çerçevesinde tedbir almaya çalışıyoruz' yanıtını verdi.
'BU OKULLARA KOLLUK GÖREVLİLERİ ATANMIŞ MIYDI'
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, okullarda meydana gelen her olayın çok ağır bir sorumluluk olarak geri döndüğüne dikkat çekerek, komisyon yetkililerine şu soruları yöneltti:
'Öncelikle olayların meydana geldiği okulların hangi risk grubunda olduğunu sormak istiyorum. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nın birlikte uyguladığı okul güvenliği programları ve okul durum değerlendirme ölçeği kapsamında Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki ilgili okullar olaylardan önce hangi risk derecesinde sınıflandırılmıştı? Bu okullara okul kolluk görevlisi atanmış mıydı? Atanmışsa görevli personel olay günü hangi saatlerde okulda veya okul çevresinde bulunmaktaydı? Atanmamışsa hangi değerlendirmeyle bu okullar düşük riskli kabul edilmişti? Olaylardan sonra yapılan değerlendirmeyle olay öncesindeki risk değeri değerlendirmesi arasında hangi farklılıkları ortaya çıkardınız? Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıklamasına göre '2025-2026 döneminde bin 136 okulda kolluk görevlisi, 24 bin 214 güvenli eğitim koordinasyon görevlisi görevlendirilmiş' diyor. Ben özellikle bu okullarımızı sizlere soruyorum. Son 5 yılda okul içinde veya okul çevresinde çocukların üzerinde ele geçirilen ateşli silah, kesici, delici alet ve benzeri araçların sayısı kaçtır? Okullarda yapılan rutin aramalar vesaire var mesela. Bunlarla ilgili kolluk kuvvetlerine bilgi veriliyor mu? Verildikten sonra gerekli önlemler alınıyor mu? Çocukların aile bireylerine ait silahlara erişimini önlemek amacıyla, bu kısmı ben çok önemli buluyorum, güvenli muhafaza, denetim ve yaptırım bakımından yeni bir düzenlenme, bir düzenleme planlanmakta mıdır?'
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç ise, 'Emniyet mensuplarında, askerlerde, silahlı kuvvetler mensuplarında, üst düzey bürokratlarda, biz milletvekillerinde bu kadar çok silah ruhsatı olabilir mi? Emniyet mensupları, üst düzey emniyet görevlileri olarak sizler bunun sınırlandırılmasına katılıyor musunuz? Ayrıca okullardaki güvenlik bu olaydan sonra sağlandı. Bundan sonraki senelerde nasıl düzenlenecek? Nasıl planlanıyor' sorularını yöneltti.
'DİJİTAL PAYLAŞIMLAR KONUSU KARANLIK BİR DEHLİZ'
Soruları yanıtlayan Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Hüseyin Kurtoğlu, 'Bu hadiselerden sonra bir şey ortaya çıktı ki, okul içi risk değerlendirmeleri de yapılması gerekiyor. Önümüzdeki öğretim yılına yeni risk değerlendirmelerini yapmış olarak gireceğiz. Suçun mutlak olarak engellenmesi ütopik. Biz önleyici tedbirleri alıyoruz. Silahlar konusunda ise farklı kurumların farklı silah edinme durumları var. Bu konuyla ilgili bir çalışma içerisindeyiz. Önceliğimiz değildi fakat silah sayısının sınırlandırılması uzun uzun tartışılması gereken konu. Biz Jandarma Genel Komutanlığı olarak kendi personelimize en fazla 3 silah veriyoruz. Dijital paylaşımlar konusu da karanlık bir dehliz. Bu konuda yeni oluşumlar içerisine girdik' dedi.
Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar, yaptığı sunumda şunları kaydetti:
'Söz konusu şiddet ve suç olduğunda, öncelikle tek nedene ve tek sonuca indirgenmesi mümkün olmayan bir durumdan bahsediyoruz. Bu da elimizi zorlaştırıyor. Ben birkaç örnek vereyim. Akademik alanda baktığımız zaman, 'Bir insan niye şiddet uygular, şiddet davranışları sergiler' diye sorduğumuzda; ekiştirilmiş davranışlar, öğretilmiş davranışlar etkili olabilir. Başkalarından model alarak gözlemlediği davranışlar etkili olabilir. Daha önce şiddet görmüş ya da şiddete tanıklık etmiş olması, bunun ardından şiddet davranışlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu önemlidir. Hatta o kadar ki hormonlar bile etkili olabilir. Örneğin tiroksin hormonunun fazla salgılanması, bir insanın kolay alevlenmesine ve kolay şiddet içeren davranışlar sergilemesine sebep olarak gösterilebilir. Bunların dışında psikolojik bazı problemlerin ve kişilik bozukluklarının da, görece düşük yoğunluklu etkenler olduğunu söyleyebiliriz.
'EN GÜVENLİ KURUMLARIMIZIN BAŞINDA OKULLAR GELİYOR'
Bütün bu koşullara rağmen, karşılaştığımız hususlara rağmen, şunu içtenlikle söylemek isterim: Ülkemizin, geçmişten beri de böyle olduğunu düşündüğüm, en güvenli kurumlarının başında okullarımız geliyor. Burada konu edilen ve maalesef hepimizi üzen, acı verici tablolarla karşılaştık. Ancak karşılaştığımız bu tabloda problem olarak zikrettiğimiz hususların hiçbiri okul kaynaklı değil. Mesela silah okul kaynaklı değil. Okulda silahla ilgili bir şey öğretilmiyor.'
'TOPLUMSAL ŞİDDET DÜZEYİ GİDEREK ARTIYOR'
Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali, okullarda manevi değerlerle ilgili eğitimin yeterli olduğunu ifade etti. Küçükali'nin bu sözlerine bazı muhalefet milletvekilleri tepki gösterdi. CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Küçükali'nin sözleri üzerine şunları söyledi:
'Aslında şu soruyu sormalıyız: Bugün diyoruz ya, 'Öğretmen ile veli arasında böyle bir sorun var. Veli okula geliyor, çocuklar şöyle oluyor.' Peki biz eğitimde neyi kaybettik? Bu soruyu sormazsak aslında bu sorunlara gerçek bir çözüm üretme ve sorunun köküne inme ihtimalimizi de yitiririz. Biz eğitimde neyi kaybettik? Toplumsal olarak şiddet neden arttı? Bugün sağlıkta da aynı durumu görüyoruz; hekime yönelik şiddette de bunu görüyoruz. Keza suça sürüklenen çocuk sayısındaki artışta da aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Toplumsal şiddet düzeyinin giderek arttığını veriler bize gösteriyor. Her alanda şiddeti görür hâle geldik. Dolayısıyla burada eğitim sisteminin niteliğiyle ilgili de ciddi bir sorun var. Demek ki ÇED projesi kapsamında çocuklara sadece bunları göstermek yeterli olmuyor. Oraya gittiğinizde o manevi değeri bu şekilde vermiş olmuyorsunuz.'
'MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI'NIN BÜROKRATLARININ SUNUMU BENİ HİÇ TATMİN ETMEDİ'
Öztunç ise, 'Biz bu komisyonda 'Nasıl olur da benzer olaylar engellenebilir, ne yapabiliriz?' diye siyaset üstü bir anlayışla çalışıyoruz. Başından beri de böyle çalıştık. Ama Milli Eğitim Bakanlığı'nın değerli bürokratlarının sunumu, açık söyleyeyim, beni hiçbir şekilde tatmin etmedi. Sizleri de etmediğini biliyorum. Daha önceki sunumlar çok daha doluydu. Çok daha fazla şey öğreniyorduk. Şimdi ise arkadaşlar adeta savunma yapmaya gelmişler. Anlaşıldığı kadarıyla Milli Eğitim'in hiçbir suçu yok. Ankara İl Milli Eğitim Müdürümüzün de dediği gibi; genetik sebepler, aile yetiştirme tarzı ve medya suçlu. Milli Eğitim'in hiçbir kabahati, yanlışı, kusuru ya da eksiği yok' açıklamalarında bulundu.




