(ANKARA) - Türkiye İşçi Partisi (TİP), 'Kurtuluş Bildirgesi' başlığıyla yayımladığı açıklamada, yurttaşları ekonomik ve toplumsal sorunlara karşı bir araya gelmeye, ülkenin geleceği için ortak bir mücadele yürütmeye çağırdı. Açıklamada, 'Derdimiz bu rejimle pazarlık değil mücadele diyorsanız, biz varız' ifadelerine yer verildi. TİP, halkın ortak ihtiyaçları doğrultusunda bir kurtuluş programı oluşturmak için il il, mahalle mahalle buluşma çağrısı yaptı.
TİP, 'Kurtuluş Bildirgesi' başlığıyla yayımladığı açıklamayla yurttaşları ekonomik ve toplumsal sorunlara karşı ortak mücadele yürütmeye çağırdı. TİP'in açıklaması şu şekilde:
'Sevgili yurttaşımız, her kim olursan ol, bu mektubu okuyorsan ya dertlisindir ya da öfkeli. Geçmişi, bugünü ve geleceği, kendini ve ülkeni düşünüp 'Bunları hak etmedik' diyorsundur. Evet, sen bunu hak etmedin. Annen baban, varsa eşin, çocuğun bunları hak etmedi. Ülken, ülkemiz bu yaşadıklarımızı hak etmedi. Aslında çok şey de istememiştin. Düzgün bir iş, belki bir ev, evladına ücretsiz ve nitelikli eğitim, güvenli bir gelecek: Emekliysen onca yılda hak ettiğin, seni kimseye muhtaç etmeyecek bir ikramiye, bir maaş, sağlık hizmeti: Öğrenciysen çalışmaya mecbur olmadan okumak: Kimseye zarar vermeden, kimseye muhtaç olmadan, boyun eğmeden kendin gibi olabilmek: Belki senede iki kere de olsa konsere gidebilmek, fiyatını düşünmeden kitap alabilmek, sosyal medyada özgürce dolaşabilmek, bir parkta kafanı dinlemek: İstediğin partiye, adaya oy verebilmek. Oy verdiğin parti, aday kazandığında yönettiğini görebilmek: Sen milyonlarsın. Sen bu ülkeyi var edensin, onun temel direğisin. Emeğinle var ettiğin bu ülkede kimseye muhtaç olmadan, onurunla, kardeşçe yaşamayı sonuna kadar hak ediyorsun. Sen emeğinin karşılığını, hakkın olanı istedin. Gelgelelim, bir avuç tuzu kuruya hiçbir şey yetmedi. Torpilli işlere, ballı ihalelere, beşer onar evlere, arazilere, tapulara doyamadılar. Hesaplarındaki, sülalelerini doyuracak milyonlara rağmen emekçi çocukları için sunulan burslara bile çöktüler. Yetmedi; bankalardaki milyonlarını onlarca katına çıkarmak için yurttaşları fon tuzağına çekip resmen kazık attılar, insanların yılların emeğiyle biriktirdiklerini iç ettiler. Topraklar, en değerli işletmeler, okuduğun gazete, izlediğin kanal: Hepsi onların oldu. Doymadılar.
'HİÇBİRİ SENİN DERTLERİNİ UMURSAMIYOR'
Tüm bunları yaparken 'vatan, millet, din, bayrak' edebiyatına sarılmaktan da vazgeçmediler. Bu ülke açgözlülüğün, riyakârlığın, halk düşmanlığının bu derecesini görmedi. Bu bir avuç arsız yüzünden burada, kendi yurdunda güvende hissetmeyi unuttun; biliyoruz. 'Koruyup kollar', 'herkes için var', 'bu halka aittir' dedikleri devletin kapılarını sana tamamen kapattılar; farkındayız. Vatandaşlarının bütün birikimlerini hortumlayan, vurgunlarla, tarikatlarla, çetelerle, gazla copla ayakta duran bu kara düzen bir tarafta. Bu ülkeyi emeğiyle, onuruyla var eden sen ise bir taraftasın. O halde kara düzenin karşı tarafında olmanın hakkını verelim, gereğini yapalım. 'Siyaset yapacaksan paran olacak, patronlarla aran iyi olacak, tarikatları karşına almayacak, Sarayın sınırlarını da fazla zorlamayacaksın' diyenlere kulak asmayalım. 'Bu işler halkla olmaz; güçlülerin, zenginlerin, dışarıdaki büyük devletlerin onayı olmadan hiçbir şey değişmez' diyenlere inanmayalım. Halkı birbirine düşürüp sonra buna siyaset diyenlerin, hamaseti muhalefet diye sunanların peşinden gitmeyelim. Hiçbiri senin kira derdini, yakıt derdini, işten çıkarılmanı, maaşını, çocuğunun beslenmesini ve eğitimini, emekliliğini, toprağını, ormanını, geleceğini, dertlerini, hayallerini umursamıyor.
'KURTULUŞ ELLERİMİZDE'
Sen de artık bunun farkındasın: Önüne konan seçeneklerin hiçbiri sana gerçek bir çıkış sunmuyor. Tek adamdan da onun beslemelerinden de, muhalefet diye önüne konan sağcılıktan da kurtulmak istiyorsun. Çaresiz değilsin. Ülkeni, bugününü, geleceğini, haysiyetini kurtarmak senin elinde. Harekete geçmek için isminin ne olduğu önemli değil; yeter ki emeğini koy. Gel, bu Kurtuluş hareketinin, bu isimsizler hareketinin binlerce emekçisinden biri ol. Kurtuluş ellerimizde. Biz bu ülkenin emeğiyle geçinen yurttaşlarıyız. Kurtuluşun yolunu açmak için bir araya geliyoruz. Ülkemizi, bütün birikimimizi gasp eden bir avuç arsızdan kurtaracağız. Doğayı, topraklarımızı, fabrikalarımızı, köprülerimizi satan, halkı satan ve sonunda kendini de satılığa çıkaran bu çürümüş siyasetten ülkemizi kurtaracağız.
'MEMLEKETİN SOLA SU GİBİ İHTİYAÇ DUYDUĞUNU GÖRÜYORUZ'
Saray'ın güdümündekileri, rejimin ufkundan ötesini göremeyenleri, memleket namına bir davası olmayanları, paraya ve menfaate tapanları reddediyoruz. Her daim düzenin ve gücün yanında olan ama iş hamasete gelince mangalda kül bırakmayan, rejimle sağcılık yarıştıran, sağa teslim olmuş siyaseti reddediyoruz. En ağır koşullarda üç kuruşa çalıştırılan emekçilerin, ısınmak için tren istasyonlarına sığınan emeklilerin, okuldan çıkarılıp patrona teslim edilen çocuk işçilerin, her gün bir kız kardeşi daha şiddete uğrayan kadınların, toprağı, doğası vahşi madenciliğe peşkeş çekilen çiftçinin, kiraya parası yetmeyen, ay sonunu getiremeyen, sürekli borçlanan, azıcık birikimi de çalınan tüm emekçilerin yani içinde yaşadığı ülke her gün biraz daha ellerinden kaymakta olan bu halkın artık bu siyasete 'yeter' dediğini, memleketin sola, onun erdemine ve cesaretine su gibi ihtiyaç duyduğunu görüyoruz.
'HERKESE İŞ, SENDİKA GÜVENCESİ' DİYEN BİRİLERİ VAR'
Biz birbirimize güveniyoruz. Kurtuluşun ellerimizde olduğunu biliyoruz. Bu ülkede, 'özel okul mu olur, tüm çocuklarımız ücretsiz, nitelikli, bilimsel eğitim alacak' diyen birileri var. 'Ücretsiz, nitelikli, yollarda ve sıralarda sürünmeden sağlık hizmeti sağlayacağız' diyen birileri var. 'Batsın sizin çocuk sömürünüz; MESEM'inizi kapatıp çocukları karınlarının doyduğu, güvenli okullara göndereceğiz' diyen birileri var. 'Her yere kreş açacağız, yaşlılar için bakım hizmeti sağlayacağız' diyen birileri var. '10 tane, 100 tane eviniz olamaz, barınmayı servet biriktirme aracına çeviremezsiniz' diyen birileri var. 'Herkese iş güvencesi, herkese sendika güvencesi' diyen birileri var.
'DERDİMİZ BU REJİMLE PAZARLIK DEĞİL, MÜCADELE DİYORSANIZ...'
'Yeter Türk-Kürt-Alevi-Sünni ayrımcılığınız. Yeter insanların kime âşık olacağına karışmanız. Hepimiz eşit yurttaşlarız' diyen birileri var. 'Kadın katillerini, çocuk katillerini, işçi katillerini affetmeyeceğiz' diyen birileri var. 'Dünyayı kana bulayan zorba ABD dostumuz filan değil' diyen birileri var. 'Yeter savaş ve düşmanlık sattığınız, biz barış istiyoruz' diyen birileri var. Onlar ise ne zaman hakkımızı istesek 'kaynağımız yok' diyorlar. Var. Üreten, çalışan insanımız var. Bilgimiz, birikimimiz, yaratıcı gençlerimiz var. Bu ülkeye sahip çıkacak milyonlarımız var. Eksik olan, bütün bunları halkın ortak ihtiyaçları için seferber edecek cesaret, irade ve siyasal ufuk. Mesele, elimizde olanı kimin için ve ne için kullanacağımıza karar verme gücünü, yani egemenliğimizi geri almak. Bizi kendimizden başkası kurtarmayacak. Artık kaybedecek bir günümüz dahi olmadığını bildiğimiz için, kimseyi arkamızda bırakmadan, kapı kapı gezip birbirimizi bularak, birliğimizi sağlamak için toplanıyoruz. Saraya direnen herkesle yol yürümeye hazırız. Derdimiz bu rejimle pazarlık değil mücadele diyorsanız, biz varız. Kentlerde, kasabalarda, mahallelerde, iş yerlerinde, okullarda nerede yaşamı var ediyorsak orada buluşuyoruz.
'KURTULUŞ PROGRAMIMIZI HEP BİRLİKTE YAZMAK İÇİN BİR ARAYA GELİYORUZ'
Bulunduğumuz yerde dertlerimizi, ama mutlaka çözümlerimizi de konuşmak, temsilcilerimizi belirlemek, kurtuluş programımızı hep birlikte yazmak için bir araya geliyoruz. Birimiz diğerine üstün sayılmadan, eşitler olarak halkımız ve ülkemiz için bütünleşiyoruz. Çağrımız bu kara düzenden kurtulmak isteyen tüm yurttaşlarımızadır. Önceliği kendi siyasi ikbali değil, halk için bu rejimle mücadele etmek olan herkesi yan yana yürümeye çağırıyoruz. Gelin il il, mahalle mahalle buluşalım. Kurtuluşun yolunu birlikte açalım. Kurtuluş ellerimizde. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.'




