(ANKARA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB) , '7 Nisan Dünya Sağlık Günü' kapsamında Türkiye'deki sağlık sisteminin mevcut durumuna ilişkin rapor hazırladı. Raporda, 'Sağlık hizmetlerine yeterince bütçe ayırmadığı için yurttaşın cebine elini uzatan bu sağlık sisteminden vatandaşlar gibi bizler de memnun değiliz. Dünya Sağlık Günü'nde bir kez daha ifade ediyoruz ki, 'Başka bir sağlık sistemi ve başka bir hekimlik ortamı mümkün ve zorunludur' ifadelerine yer verildi. 

Türk Tabipleri Birliği, '7 Nisan Dünya Sağlık Günü' kapsamında 'Dünya Sağlık Günü'nde Türkiye'nin Sağlığı' başlıklı rapor hazırladı. Raporda şu değerlendirmeler yapıldı:

'OECD ülkeleri gayrisafi yurtiçi hasılanın ortalama yüzde 9,3'ünü sağlık hizmetlerine ayırırken, ülkemiz yüzde 4,7'sini ayırmaktadır. OECD ülkeleri sağlıkta kişi başına ortalama 5 bin 967 ABD dolar harcarken, ülke olarak 2 bin 309 dolar harcamaktayız. Oysa Dünya Sağlık Örgütü, ülkelerin sağlığa ayırdığı ekonomik kaynakların büyüklüğü ile yurttaşlarına sunduğu sağlık hizmetlerinin kalitesinin büyük oranda paralel seyrettiğini belirterek ülkelerin sağlığa daha çok bütçe ayırmasını istemektedir. Türkiye'de yapılan sağlık harcamasının yüzde 30'u merkezi bütçeden karşılanırken, merkezi bütçe payı OECD ortalaması yüzde 36'dır.  Öte yandan Türkiye'de yapılan sağlık harcamasının yüzde 19'u doğrudan yurttaşın cebinden karşılanmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun yayımladığı son rapor, 2025 yılı itibarıyla yapılan doktor muayene ve tedavi harcamaların hanelerin yüzde 56,3'üne yük getirdiğini, en yoksullarda ise yükü hisseden hane oranının muayene/tedavi harcamalarında yüzde 62,9'a, ilaç harcamalarında ise yüzde 65,5'ine ulaştığını göstermektedir. Sağlık hizmetinin, koruyucu olmak yerine tedavi edici sağlık hizmetleri bile sayılmaması gereken reçete yazımına indirgenmiş olması niteliksiz, pahalı ve hane halkı bütçesine yük oluşturan bir sonuca yol açmaktadır.'

'Toplumda hızla yayılan aşı kararsızlığı ile etkili şekilde mücadele edilmiyor'

Raporda, 2024 yılında ülke genelinde ortalama her bin canlı doğan bebekten 9'unun bir yaşını doldurmadan öldüğü belirtilerek, 'Bu yüksek bebek ölüm oranı ulusal sağlık hizmetlerinin yetkin olmadığını kanıtlamaktadır. Bununla birlikte Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde her bin canlı bebekten 14'ünün ilk yaşını tamamlamadan ölüyor olması, ülke genelinde sağlıkta ve hastalıkta yaşanan kabul edilmez eşitsizliğin bebeklerin ölümüne neden olduğunu ortaya koymaktadır' denildi. 

Koruyucu sağlık hizmetlerine yeterince önem verilmemesinden dolayı aşıyla önlenebilen hastalıklarda 'ciddi artışlar' görüldüğü öne sürülerek, 'Toplumda hızla yayılan aşı kararsızlığı ile etkili şekilde mücadele edilmiyor. Bağışıklama hizmetlerinde yaşanan aksama ve aşı tereddüdü nedeniyle ülkemizde 2023 yılında 3 bin 571'i yerli vaka olmak üzere toplam 5 bin 88 kızamık olgusu bildirildi ve en az 4 çocuk boğmacadan hayatını kaybetti' ifadeleri kaydedildi. 

'Hastalar doktora ulaşıyor ancak sağlığa ulaşamıyor' denilerek, şöyle devam edildi:

Ünlülere yönelik yeni operasyon düzenlendi: 9 isim gözaltında
Ünlülere yönelik yeni operasyon düzenlendi: 9 isim gözaltında
İçeriği Görüntüle

'Yılda 1 milyar kez sağlık hizmeti sunmak övünülecek bir durum değildir. Çünkü OECD ülkelerinde ortalama yıllık hekim başvurusu 6,5 iken, ülkemizde her bir yurttaş yılda 12,2 kez hekime başvurmaktadır. Bir ülkede hekime başvuru sayısının yüksek olması, o ülkedeki insanların hasta olduğu ya da kendilerini çokça hasta hissettikleri, sağlık hizmetini gereksiz yere kullandıkları ve tüketimin kışkırtıldığı anlamına gelmektedir. Bu bağlamda doğumda beklenen yaşam ümidi OECD ülkelerinde ortalama 81,1 yıl iken, Türkiye'de 77,3 yıldır. Öte yandan hekime yıllık başvuru sayısı sadece 2,4 olan İsveç'te ortalama ömür 83,1 yıldır. Benzer biçimde hastalıksız yaşam süresi de İsveç'te 71,1 yıl iken, Türkiye'de 65,2 yıldır.

OECD ülkelerinde ortalama her bin kişiye 4,2 hastane yatağı düşerken, ülkemizde her bin kişiye 3,1 hastane yatağı düşmektedir. Bu düşük orana rağmen Türkiye'de hastane yatak doluluk oranı OECD ülkelerine göre daha düşüktür (yüzde 58). Ancak bu düşük oranın asıl nedeni özel sektör yataklarının doluluk oranının yüzde 50'nin altında olmasıdır. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde yatak doluluk oranı 2024 yılı itibarıyla yüzde 62'dir. Ancak bu oran tüm bakanlık hastanelerinin ortalamasıdır. Türkiye'de kamu hastanelerinin kimisinin oldukça düşük yatak doluluk oranlarına sahip olduğu dikkate alınırsa, başta üçüncü basamak olmak üzere kimi kamu hastanelerinin yatak doluluk oranlarının her zaman yüzde 100'lere yakın olduğu görülmektedir.

Türk Tabipleri Birliği ve Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu olarak, sağlık hizmetlerine yeterince bütçe ayırmadığı için yurttaşın cebine elini uzatan, koruyucu hekimlik müdahaleleri ile önlenebilir ölümleri önlemeyen, birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeyen, yeterli kamu yatağı olmaması nedeniyle hastaneye yatan hastaları iyileşmeden eve gönderen, sağlıkta ve hastalıkta ülke genelindeki eşitsizlikleri gidermeyen bu sağlık sisteminden vatandaşlar gibi bizler de memnun değiliz. Dünya Sağlık Günü'nde bir kez daha ifade ediyoruz ki, başka bir sağlık sistemi ve başka bir hekimlik ortamı mümkün ve zorunludur.'

Kaynak: ANKA