(ANKARA) - Türkiye Resmi Taahhüt Müteahhitleri İşveren Sendikası (TÜRK-İNŞA) Genel Başkanı Servet Arslan, ticaret ve sanayi odaları sistemine yönelik yapısal reform çağrısında bulunarak, zorunlu üyelik ve aidat sisteminin kaldırılarak gönüllülük esasına dayalı bir modele geçilmesi gerektiğini vurguladı. Arslan, 'Türkiye'nin daha fazla bürokrasiye değil, daha fazla üretime, zorunlu üyeliğe değil, gönüllü ve güçlü mesleki örgütlenmeye ihtiyacı vardır. Değişim artık ertelenmemelidir' ifadelerini kullandı.
TÜRK-İNŞA Genel Başkanı Servet Arslan, yaptığı yazılı açıklamada, ticaret ve sanayi odaları sistemine yönelik yapısal reform çağrısı yaptı. Arslan, Türkiye'nin hantal, yüksek maliyetli ve üyeliği zorunlu bir oda sisteminin değil, gönüllülük esasına dayanan, etkin, şeffaf ve rekabetçi meslek kuruluşlarına ihtiyacı olduğunu vurguladı. Arslan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
'Bugün bir işletme ticari faaliyetini sürdürebilmek için odaya üye olmak, aidat ve çeşitli ödemeler yapmak zorundadır. Ancak işletmelerin önemli bir bölümü ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken, doğal olarak şu soruyu sormaktadır: 'Zorunlu üyeyim, zorunlu aidat ödüyorum, karşılığında aldığım somut hizmet nedir?' Biz bu sorunun artık ertelenemeyeceğini düşünüyoruz.
'SORUN SADECE AİDAT DEĞİL, SİSTEMİN KENDİSİDİR'
Bizim eleştirimiz yalnızca aidatların yüksekliğine veya belirli oda yönetimlerine yönelik değildir. Asıl tartışılması gereken, zorunlu üyelik üzerine kurulmuş mevcut sistemin kendisidir. Çünkü zorunlu üyelik, kuruluşları üyelerine hizmet sunma konusunda yeterince rekabetçi olmaktan uzaklaştırabilmektedir. Üye, aldığı hizmetten memnun olmasa dahi sistemin dışına çıkamamakta; aidat ödemeye devam etmektedir. Oysa gönüllülük esasına dayanan bir yapıda kuruluşun varlığını sürdürebilmesi, üyelerine gerçekten değer üretmesine bağlı olacaktır. Üye memnunsa kalır, fayda görüyorsa aidatını gönüllü olarak öder, hizmet yetersizse başka bir kuruluşu tercih eder. Bizim savunduğumuz anlayış budur.
'ODALAR KAPATILMALI, İŞLEVLERİ YENİDEN DÜZENLENMELİDİR'
Ticaret ve sanayi odalarının bugünkü zorunlu üyelik ve aidat sistemiyle faaliyet gösteren mevcut yapısı sona erdirilmeli; gerekli kamu niteliğindeki işlemler merkezi ve dijital kamu kurumlarına devredilmeli, mesleki temsil, danışmanlık, eğitim, sektör buluşmaları ve üyelik hizmetleri ise gönüllü meslek kuruluşları tarafından yürütülmelidir. Bu dönüşüm yalnızca işletmelerin üzerindeki aidat yükünü azaltmayacaktır. Aynı zamanda yıllar içerisinde büyüyen hantal idari yapıların, yüksek personel giderlerinin, büyük hizmet binalarının, taşınmaz ve işletme maliyetlerinin ve gereksiz bürokrasinin de azaltılmasının önünü açacaktır. Devletin veya üyelerin parasını büyük binalara, yüksek işletme giderlerine ve sürekli büyüyen kurumsal yapılara harcamak yerine; doğrudan ekonomiye, üretime, istihdama ve işletmelerin ihtiyaçlarına yönlendirmek mümkündür.
'DEVLETİN GÖREVİ ODA BİNASI İŞLETMEK DEĞİL'
Bugün teknoloji sayesinde birçok işlem birkaç dakika içerisinde merkezi ve dijital kamu sistemleri üzerinden gerçekleştirilebilmektedir. Ticaret sicili, belge düzenleme ve benzeri işlemlerin önemli bir bölümü Ticaret Bakanlığı bünyesinde merkezi, dijital, standartları belirlenmiş ve denetlenebilir bir sistem üzerinden yürütülebilir. Böylece her şehirde aynı işlemler için büyük fiziki yapılara, çok sayıda personele ve yüksek işletme bütçelerine ihtiyaç azalacaktır. Devletin görevi oda binası işletmek değil, ticaretin önünü açmak, işletmelerin işini kolaylaştırmak ve ekonominin sağlıklı işlemesini sağlamaktır. Mesleki örgütlerin görevi ise üyelerine gerçek anlamda fayda üretmektir. Bunu da zorunlulukla değil, gönüllülük ve hizmet rekabetiyle yapmak çok daha güçlü bir sonuç doğuracaktır.
Gönüllü kuruluş modeli, ticaret ve sanayi hayatında yeni bir rekabet alanı yaratacaktır. Üyeler, kendilerine finansman sağlayan, yeni iş bağlantıları kuran, ihale ve pazar imkanları oluşturan, ihracatı destekleyen, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunan kuruluşları tercih edecektir. Böylece kuruluşlar 'nasıl olsa üye olmak zorunda' anlayışıyla değil, 'üyemizi nasıl memnun ederiz' anlayışıyla çalışmak zorunda kalacaktır. Biz bunun Türkiye ekonomisi açısından çok daha sağlıklı ve demokratik bir model olduğuna inanıyoruz.
'ODALARIN KAYNAKLARI ÜYELERE HESAP VERİLMEDEN KULLANILMAMALIDIR'
Mevcut yapı devam ettiği sürece de tüm oda yönetimlerinden açık ve şeffaf bir yönetim anlayışı bekliyoruz. Toplanan aidatlar, personel giderleri, yönetim ve temsil harcamaları, araçlar, seyahatler, danışmanlık hizmetleri, satın almalar, ihaleler ve taşınmazlara ilişkin gelir ve giderler üyelerin bilgisine açık olmalıdır. Bir kuruluşun başarısı sahip olduğu bina sayısıyla, personel sayısıyla veya bütçesinin büyüklüğüyle değil, üyelerine sağladığı ekonomik faydayla ölçülmelidir. Kaç işletmenin finansmana erişimi sağlandı? Kaç üyeye yeni iş imkanı oluşturuldu? Kaç ihale ve ticari bağlantı kuruldu? Kaç işletmenin kamu kurumlarıyla yaşadığı sorun çözüldü? Kaç genç ve kadın girişimci desteklendi? Bunların cevabı ortaya konulmalıdır.
ASLAN'DAN ÜYELERE ÇAĞRI
Bütün oda üyelerine çağrımız açıktır: Seyirci olmayın. Sorun, araştırın, belgeleri inceleyin ve hesap sorun. Sizi gerçekten temsil edeceğine, işletmenizin önünü açacağına ve üyelerin hakkını savunacağına inandığınız kişileri ve yapıları destekleyin. Oda seçimleri birer koltuk yarışı olmaktan çıkarılmalı, Türkiye'nin ticaret ve sanayi hayatının nasıl yönetileceğinin tartışıldığı demokratik süreçlere dönüşmelidir. Bizim mücadelemiz bir koltuk mücadelesi değildir. Bizim mücadelemiz, işletmelerin üzerindeki gereksiz yüklerin azaltılması, üyelerin haklarının korunması, kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve Türkiye'nin daha etkin, daha şeffaf ve daha rekabetçi bir ticaret sistemi kurması mücadelesidir.
TÜRK-İNŞA olarak önerimiz açıktır: Zorunlu oda üyeliği sona erdirilmeli, zorunlu aidat sistemi kaldırılmalı, ticaret ve sanayi odalarının mevcut hantal yapısı tasfiye edilmeli, kamu niteliğindeki işlemler merkezi ve dijital kamu kurumlarına devredilirken mesleki temsil ve üyelik hizmetleri gönüllü kuruluşlar eliyle yürütülmelidir. Bu dönüşümle, işletmelerin zorunlu aidat yükü azalacak, bürokrasi sadeleşecek, personel ve işletme maliyetleri düşecek, büyük taşınmaz ve bina yükleri azaltılabilecek, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması sağlanabilecek, meslek kuruluşları gerçek anlamda hizmet üretmek zorunda kalacak, üyeler kuruluşlarını hizmet kalitesine göre seçebilecek, daha demokratik, şeffaf ve rekabetçi bir temsil sistemi ortaya çıkacaktır. Türkiye'nin daha fazla bürokrasiye değil, daha fazla üretime ihtiyacı vardır. Daha büyük yapılara değil, daha etkin kurumlara ihtiyacı vardır. Zorunlu üyeliğe değil, gönüllü ve güçlü mesleki örgütlenmeye ihtiyacı vardır. TÜRK-İNŞA olarak bu tartışmanın başlatılması ve Türkiye'nin ticaret ve sanayi odaları sisteminin köklü biçimde yeniden ele alınması çağrısında bulunuyoruz. Değişim artık ertelenmemelidir.'





