(ANKARA) - Türkiye Belediyeler Birliği'nin (TBB) Başkan adayı AK Partili Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, 'Kendi şehrimizde ortaya koyduğumuz uyum ve dayanışma modelini Türkiye Belediyeler Birliği çatısı altında da daha ileriye taşımak istiyoruz. Birlikte yürürsek güçleniriz, birlikte üretirsek büyürüz, birlikte karar alırsak şehirlerimizdeki hemşehrilerimiz ve 86 milyon vatandaşımız için kalıcı işler yaparız' dedi.
TBB Mayıs Ayı Olağan Meclisi, yeni başkan, Meclis Başkanlık Divanı, ihtisas komisyonu üyeleri ile encümen üyelerinin seçimi için toplandı.
Vahap Seçer'in TBB Başkanı seçildiği seçimde aday olan AK Partili Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, seçim öncesinde yaptığı adaylık konuşmasında, salonda çıkan arbedeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Görgel, şöyle konuştu:
'Buraya gelirken çok daha farklı duygularla gelmiştik ama ne yazık ki burada karşılaştığımız tablo bizleri ziyadesiyle üzdü. Dün bu konuşma metnini kendim hazırladım, arkadaşlarımla bazı istişareler yaparak hazırladım ve sizleri temin ederim ki, tüm belediye başkanlarımı temin ederim ki, içerisinde bir tane siyasi kelime yok hepinize de verebilirim. Bizler çok zor görevler yapıyoruz. Gerçekten burada çok değerli, tecrübeli başkanlarımız var hepsi bizlerin ağabeyleri konumunda ama ne yazık ki siyaset yapmıyoruz belediye başkanlığı siyaset yeri değildir. Burada belediyelerin sorunlarını tartışmamız da lazım deyip sabahtan itibaren siyaset dinliyoruz. Hele hele divan başkanımızın tavrını şurada bulunan bütün hazirunun vicdanına bırakıyorum.
Kusura bakmayın, buna ben izin vermedim size yemin ediyorum burada bir tane siyasi kelime yok bunu okuyup ben buradan inecektim. Ama eğer sayın başkanım, divan başkanı bu tavrı yaparsa kimse kusura bakmasın. Bizde, 'Oldu, her şeyi konuşun, istediğiniz gibi yönetin, istediğiniz mesajını okuyun, istediğinizi burada ifade edin' bunu diyecek değiliz öyle mi?'
Divan Başkanı TBB İkinci Başkan Vekili ve Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu'nun araya girerek, 'Sayın Başkan Genel Kurul'a hitap ederseniz sevinirim' demesi üzerine Görgel, 'Genel Kurul'a hitap ediyorum Başkanım, siz merak etmeyin. Siz de burada, bir İl Başkanı gibi davranmasaydınız bunların hiçbiri olmazdı. Vallahi benim önümde biraz önce beş koruma vardı, kimin korumasıydı bilmiyorum' yanıtını verdi.
'Burada biraz önce yaşanan tablonun sorumlusu sizsiniz'
Görgel, şöyle devam etti:
'Burada benim seçimin güvenliği de, seçim namusu da divana aittir. Ne kadar Sayın Vahap Seçer Başkanı'nın bu güvenlik ve seçim namusu ile ilgili korunması gerekiyorsa divan tarafından benim de o kadar korunmam gerekir. Bunun aksi sizin farklı bir zihniyette olduğunuzu gösterir ve ilk andan itibaren siz ne yazık ki burada, bu divan başkanlığında zihniyetinizi belli ettiniz. Bizler de meclis yönetiyoruz, bakın ben çok zor bir yerde belediye başkanlığı yapıyorum tüm arkadaşlarımla, ilçe belediye başkanlarımla beraber. Ve meclisimizde muhalefetin çoğunluğu var, 25 meclis üyesi bizde, 34 tane de muhalefet partilerinde. İnanın ki her meclisimiz canlı yayınlanıyor, inanın ki 2 senedir hiçbir toplantıda en ufak bir şekilde orada kargaşa olmadı, kavga olmadı kargaşayı, kavgayı bırakın, kötü söz bile olmadı. Burada biraz önce yaşanan tablonun sorumlusu sizsiniz. O yüzden inşallah seçim güvenliği ile alakalı, seçimimizin burada namuslu bir şekilde yürütülmesi ile ilgili en azından o hassasiyeti gösterirsiniz.
'İnsani kalkınmayı geleceğe uyumlamak öncelikli görevimiz'
Türkiye Belediyeler Birliği'miz yerel yönetimler arasındaki istişareyi güçlendiren, dayanışmayı sürdürülebilir hale getiren, şehirlerimizde demokrasi kültürünü kurumsallaştırmayı hedefleyen bir yapıdır. Bu yapının en önemli işlevinin şehirlerimizin geleceğini ortak akılla şekillendirmek olduğunda ise şüphe yoktur. Peki şehirlerimizi nasıl şekillendireceğiz. Şehirlerimizi sürdürülebilir kılmak adına geleneksel yerel yönetimler hizmetlerini yenilikçi yaklaşımlarla yerine getirmek ancak bunu yaparken şehirlerimizin yeni gerçekleri olan 'sosyal uyumsuzluk, kültürel kurma, çevre alarmları, dijital kıyamet, yaşam için boşluk' gibi kavramları merkezileştirerek şehirlerimizi sosyal dirençli, yaşanabilir şehirler haline getirmek zorundayız.
Bu salondaki her bir üyemizin farklı siyasi geleneklerden gelip farklı düşüncelere sahip olmasını bir bereket, bir çoğulculuk olarak değerlendirip şehirlerimizde yaşayan her bir insanımıza doğrudan hizmet etmek ve insani kalkınmayı geleceğe uyumlamak öncelikli görevimizdir. Bence bugün burada bulunmamızın da aslında asıl amacı budur, birilerinin istikbal kavgası değildir.'
'Hep birlikte uyum içerisinde, ortak akılla hareket ettik'
6 Şubat depremlerinde yaşananlara değinen Görgel, şunları kaydetti:
'Merkez üstü şehrimiz olan 11 ilimizi de etkileyen depremlerde birçok ilimizde çok büyük yıkımlar yaşadık. O günlerde gösterilen bu dayanışma ve birliktelik, şehirlerimizin yeniden nasıl ayağa kalkabileceğinin en güçlü delili oldu. Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesi, bakanlarımız, yerel yönetimlerimiz ve milletimizin katkılarıyla hamdolsun Kahramanmaraş'ımız başta olmak üzere depremden depremden etkilenen 11 ilimiz bugün yeniden ayağa kalktı. Depremden bir yıl sonra Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve başladık. Gerçekten o gün iki hususu kabul ettik, 'Yaşadığımız şehir hepimizindir ve şehirde hizmetin rengi olmaz'. Hep birlikte uyum içerisinde, ortak akılla hareket ettik. Hiçbir ayrım gözetmedik, sadece vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını merkeze alarak çalıştık ve o şekilde çalışmaya devam ediyoruz.
Tüm çalışmalarımız meclisimizde temsil edilen siyasi partiler ve bağımsız üyelerimizin ortak fikirleri varsa tenkit ve ilaveleri ile nihayete erdirilmektedir. Kahramanmaraş'ta bu anlamda ne bir ayrışma ne de bir ayrıştırma vardır. İnşallah bu anlayışla da yolumuza devam edeceğiz. Net şekilde ifade etmek istiyorum ki hiçbir ayrıştırma olmadan ve geleceği planlayarak ortaya koyduğumuz yönetim vizyonunu Türkiye Belediyeler Birliği için de mümkün kılabiliriz, kılmalıyız.
'Biz bu birlikteliğin en güçlü zemini olarak da Türkiye Belediyeler Birliği'ni görüyoruz'
Keşke bütün bunlar olmasa diyoruz elbette ama dünyamızın geldiği son nokta, sınır komşularımızın içerisinde bulunduğu durum ortada. Hal böyle olunca şehirlerimizi güvenli, dirençli, huzurlu ve olağanüstü durumlara hazır tutma sorumluluğumuz katbekat artmış durumda. Bunun için de farklılıkları merkezileştirerek değil, hedefleri aynı paranteze alarak bir yürüme biçimi geliştirme zorunluluğumuz var. Biz bu birlikteliğin en güçlü zemini olarak da Türkiye Belediyeler Birliği'ni görüyoruz. Zemin burası ve geleceği planlamak için de güçlü işbirlikleri geliştirip ortak aklı hep beraber harekete geçirirsek bir başarıya ulaşabiliriz.
Bu kürsüden ben gerçekten bir yarışın değil, bir ortaklığın çağrısını yapıyorum, kazananın şehirlerimizin tamamı olmasını istiyoruz. Kendi şehrimizde ortaya koyduğumuz uyum ve dayanışma modelini Türkiye Belediyeler Birliği çatısı altında da daha ileriye taşımak istiyoruz. Birlikte yürürsek güçleniriz, birlikte üretirsek büyürüz, birlikte karar alırsak şehirlerimizdeki hemşehrilerimiz ve 86 milyon vatandaşımız için kalıcı işler yaparız.'