Gündem

Ümit Özdağ: 'Eli kanlı terörist başını 'kurucu önder' ilan edenlere karşı Atatürk'te birleşmeye davet ediyoruz'

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 'Sayın Özgür Özel'e ve bütün Atatürkçü, vatansever, Türk milliyetçisi liderlere; demokratik bir Kuvayımilliye anlayışıyla Atatürk'te birleşme çağrısı yapıyoruz.  Eli kanlı terörist başını 'kurucu önder' ilan edenlere karşı Türk milletinin ve cumhuriyetimizin ebedi ve büyük önderi Atatürk'te birleşmeye davet ediyoruz' dedi. 

(ANKARA)- Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 'Sayın Özgür Özel'e ve bütün Atatürkçü, vatansever, Türk milliyetçisi liderlere; demokratik bir Kuvayımilliye anlayışıyla Atatürk'te birleşme çağrısı yapıyoruz.  Eli kanlı terörist başını 'kurucu önder' ilan edenlere karşı Türk milletinin ve Cumhuriyetimizin ebedi ve büyük önderi Atatürk'te birleşmeye davet ediyoruz' dedi. 

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Partisi'nin Genel Merkezi'nde gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi. 

Özdağ, konuşmasında, basın toplantısı sonrası Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı ziyaret edeceğini bildirdi. CHP'li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin değerlendirmede bulunan Özdağ, şunları kaydetti:

'Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve belediye başkanlarına yönelik dava, itham ve operasyonlar, tutuklamalar görülmemiş bir hızla devam ediyor ve ağır boyutlara ulaştı. Biz Zafer Partisi olarak siyasi parti ayrımı gözetmeksizin yargının siyasallaştırılmasını, siyasi rakiplerin yargı marifetiyle baskı altına alınarak etkisizleştirilmesi çabalarını kabul etmiyoruz. Bize yönelik de böyle operasyonlar yapıldı, yapılıyor ve bir bütün olarak Zafer Partisi mensuplarıyla bu süreçlere direniyoruz. Bu tür uygulamalar akla, vicdana, evrensel hukuk ve demokratik toplum ilkelerine karşıdır, düşmandır. Toplumsal barışa büyük zarar vermektedir. Tekrar kınıyoruz. Unutulmamalıdır ki bir gün herkes bağımsız yargıya ihtiyaç duyacaktır.

'Bu düşman ceza hukuku uygulamasıdır'

Yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının araştırılmasına, soruşturmaların ve yargılamaların yapılmasına elbette karşı değiliz. Bu adalet mekanizmasının görevidir. Ancak milletin oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarını sabah baskınlarıyla evlerinden almak, tutuklama furyaları içerisine sokmak ve uzun tutukluluk süreçlerinin adeta mahkumiyete dönüşmesi bu düşman ceza hukuku uygulamasıdır.'

'Parti kongrelerinin iptal edilerek kayyum atama girişimleri baskı kurma çabasıdır'

CHP'nin bazı kongrelerinin karşı açılan iptal davalarına da değinen Özdağ, 'Cumhuriyet tarihi boyunca görülmemiş şekilde parti kongrelerinin iptal edilerek kayyum atama girişimleri de bir başka şekilde baskı kurma çabasıdır' dedi. 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in ara seçim için bazı milletvekillerini istifasına yönealik girişimini de değerlendiren Özdağ, 'Ara seçimin tek başına bir çözüm olmadığı ortada. İstifaların gerçekleşmesi ise iktidar bloğunun arzusuna bağlı' diye konuştu. 

'Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve onun Sayın Genel Başkanı'na bir çağrıda bulunmak istiyoruz: Zafer Partisi olarak hukuk devleti ve demokrasiye inanan, Atatürk'e ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerine gönülden bağlı olan tüm siyasi parti ve oluşumların geniş bir milli ittifak paydasında birlik ve beraberlik içinde bir araya gelmesinin çok önemli, çok etkili ve çok değerli olduğunu görüyor ve düşünüyoruz' diyen Özdağ, şöyle devam etti:

'Sayın Özgür Özel'e ve bütün Atatürkçü, vatansever, Türk milliyetçisi liderlere; demokratik bir Kuvayımilliye anlayışıyla Atatürk'te birleşme çağrısı yapıyoruz. Eli kanlı terörist başını 'kurucu önder' ilan edenlere karşı Türk milletinin ve Cumhuriyetimizin ebedi ve Büyük Önder Atatürk'te birleşmeye davet ediyoruz.

Sayın Özel ve CHP yönetimini 'Terörsüz Türkiye' laflarıyla DEM, PKK ve BOP'un silahla, terörle gerçekleştiremediği ihanetlerini 'açılım' adı altında ve anayasa değişikliğiyle yapma gayretlerini boşa çıkarmaya. Bu şer ittifakına dolaylı ve mahcup bir destek olarak görülen o masaya oturmamaya ve masayı terk etmeye davet ediyoruz. CHP'nin o masada oturuyor olması bütün keyfiliklere, hukuksuzluklara, baskılara ve antidemokratik uygulamalara rağmen iktidara meşruiyet vermekten öte bir anlam ifade etmemektedir.

'Emperyalist oyunları birlikte bozalım'

Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu devleti kurarken Şeyh Said ve Seyit Rıza'yla aynı masaya oturmadı. Onlar için gerekeni yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi gerçekten Atatürk'ün partisiyse bölücülerle, Şeyh Said'in, Seyit Rıza'nın izinden gidenlerle aynı masaya oturmamalıdır. CHP'den bunu beklemek milletimizin büyük çoğunluğunda açık şekilde ortaya koyduğu talebidir. Gelin, bölücü terörün eli kanlı ağababasını 'kurucu önder' ilan edenlerle aynı masada oturarak onlara meşruluk sağlamak yerine Cumhuriyetimizin kurucu ve ebedi Önderi Büyük Atatürk'te birleşelim, emperyalist oyunları birlikte bozalım.'

'Türk ekonomisi 10 yıldan bu yana derinleşen bir ekonomik buhranın içinde'

Ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, şunları kaydetti:

'Türkiye'nin içinden geçtiği ağır ekonomik kriz değil artık, buhranın da her geçen gün halkımızın omuzlarında nasıl baskıcı ve yıkıcı hale geldiğini görüyoruz. AK Parti iktidarının günü kurtarmaya yönelik, halkı fakirleştirirken küçük bir grubu, rantiye grubunu zenginleştiren ekonomik politikaları, Türk ekonomisini ağır buhranın pençesine teslim etmiş durumda. İktidar bugün yaşanan ekonomik buhranı ABD ve İsrail'in İran'a saldırması neticesinde dünya petrol fiyatlarında ortaya çıkan artışa bağlıyor. Tabii bu nedenlerden sadece birisi ama gerçek neden değil. Türk ekonomisi 10 yıldan bu yana derinleşen bir ekonomik buhranın içinde.'

'İran'a karşı sürdürülen bu savaş meşru değildir'

ABD ve İsrail'in İran'a karşı sürdürdüğü savaşın meşru olmadığını vurgulayan Özdağ, 'ABD-İran-İsrail Savaşının birinci ayını geride bırakalı birkaç gün oldu. BM kararı olmadan başlatılan saldırgan bir savaş sürdürülüyor ve saldıran taraflar ABD, İran ve İsrail siyasi ve stratejik hedeflerine ulaşamadılar ve yeni bir çıkış arayışı içerisindeler. ABD Başkanı Trump'ın son açıklaması, 'İran'ı Taş Devrine yollayacağız' şeklinde oldu dün akşam. İran'a karşı sürdürülen bu savaş meşru olmadığı gibi bir ülkeyi 'Taş Devrine yollayacağız' demek de savaş suçudur' diye konuştu.

'İnsanın midesi bulanıyor bu düşmanlık karşısında'

İsrail Parlementosu'nun Filistinli esirleriin idam edilmesini öngeren yasaya da tepki gösteren Özdağ, 'Gazze'de bir soykırım gerçekleştiren, son saldırılarla öldürülen insan sayısının 75 binin üzerine çıktığını biliyoruz. İsrail şimdi de Filistinliler için ölüm cezasını getiren bir yasa değişikliği yaptı. Bir İsrailli Bakanın ölümleri içki içerek kutladığını görüyoruz. Bunlar inanılmaz sahneler. İnsanın midesi bulanıyor bu düşmanlık karşısında' dedi. 

'Bunlar bir temas çerçevesi değil, bir anlayış çerçevesini oluşturmak için yapılan çağrılardır'

Ümit Özdağ, bir gazetecinin 'Bir ittifak mesajı verdiniz, bu konuda somut bir temasınız var mı' sorusuna, şöyle yanıt verdi:

'Hayır. Bunlar bir temas çerçevesi değil, bir anlayış çerçevesini oluşturmak için yapılan çağrılardır. 'Türkiye demokratikleşecek' diyorlar. Demokratikleşmeyi de Abdullah Öcalan ve PKK ile yapılan görüşmelere bağlıyorlar. 'Türkiye demokratikleşecek' derken muhalefete düşman cezası uygulanarak her gün bir başka baskı politikası gerçekleştiriyorlar. Böyle bir demokratikleşme sahte bir demokratikleşmedir. Hiçbir terör örgütüyle bir ülkenin pazarlık yaparak demokratikleştiği görülmemiştir.

'Bugün yürüyen süreç, Türk halkına rağmen yürüyen bir süreçtir'

Biz Cumhuriyet Halk Partisi'nin Zafer Partisi olarak o masada oturmaması ve bu sürecin parçası olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninin değil, Türk halkının büyük bir çoğunluğu da PKK terör örgütüyle ve Öcalan'la yürütülen müzakerelerden olağanüstü rahatsız ve bu rahatsızlığını ifade ediyor. Vatansever AK Partililer, milliyetçi Milliyetçi Hareket Partililer ve diğer partilerdeki vatanseverler, Atatürkçüler:  Özetle bugün yürüyen süreç, Türk halkına rağmen yürüyen bir süreçtir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin böyle bir sürecin içerisinde olmaması gerekir diyoruz ve bir anlayış zeminini, demokrasiyi, hukuk devletini ama milli, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak için gerekli görüyoruz.'