Haber: Melis YILDIRIM

(ANKARA) - Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB), Türkiye'de kurulan NATO ve NATO dışı çok uluslu Deniz Karargahları ile Adana'da kurulum aşaması süren Çok Uluslu Kolordu Karargahı'na ilişkin, 'Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi'nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır. Türkiye'nin Karadeniz'e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir' açıklaması yapıldı.

CHP'li Yazgan'dan iktidara çağrı: 'Çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV ve KDV yükünü derhal kaldırın'
CHP'li Yazgan'dan iktidara çağrı: 'Çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV ve KDV yükünü derhal kaldırın'
İçeriği Görüntüle

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Basın Bilgilendirme Salonu'nda haftalık basın toplantısı düzenledi.

Aktürk, 1 Mart'ta, 629 bin 129 adayın katılımıyla gerçekleştirilen Milli Savunma Üniversitesi sınavı sonuçlarının 24 Mart'ta açıklandığını, 25 Mart'ta başlayan tercih işlemleri kapsamında bir hafta içerisinde 55 bin aday Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları için tercihlerini tamamladığını belirtti.

'İki PKK'lı terörist daha teslim oldu'

Terörle mücadeleye ilişkin bilgi veren Aktürk, 'Geride bıraktığımız hafta içerisinde iki PKK'lı terörist daha teslim olmuş, operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmaları etkin şekilde icra edilmiştir' dedi.

Aktürk, İkinci İnöü Zaferi'nin 105'inci yıl dönümünü kutlayarak, 'Başta Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İnönü Muharebelerini zaferle sonuçlandıran İsmet İnönü ve Milli Mücadelemizin tüm kahramanlarını, 4 Nisan 1953'te elim bir kaza sonucu Çanakkale Boğazı'nda batan Dumlupınar Denizaltımızdaki 81 kahraman şehidimiz ile tüm aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Dumlupınar Denizaltısı Şehitlerini Anma Töreni 4 Nisan'da Çanakkale'de yapılacak ve Çanakkale Boğazı'nda denize çelenk bırakılacaktır' diye konuştu.

Sınır güvenliğine ilişkin Aktürk, 'Kademeli güvenlik sistemi ve teknoloji destekli tedbirlerle yasa dışı geçiş ve kaçakçılıkla mücadelenin aralıksız devam ettiği hudutlarımızda hafta boyunca ikisi terör örgütü mensubu olmak üzere 171 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 695 olmuş, engellenen bin 968 şahıs ile bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 18 bin 897'ye ulaşmıştır' bilgilerini paylaştı. 

'NATO'nun 77'nci kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz'

Aktürk, '1952 yılından bu yana üyesi olduğumuz ve etkin katkılar sunduğumuz NATO'nun 77'nci (4 Nisan 1949) kuruluş yıl dönümünü şimdiden kutluyoruz. Türkiye, İttifak içerisindeki sorumluluklarını bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla yerine getirmeye devam edecek; NATO'nun barış, güvenlik ve istikrara yönelik faaliyetlerine önemli katkılar sunmayı sürdürecektir' ifadesini kullandı. 

'Uluslararası toplumu, İsrail'in saldırganlıklarının önlenmesi için sorumluluk almaya davet ediyoruz'

İsrail ve ABD tarafından İran'a yapılan saldırılarla başlayan ve İran'ın üçüncü ülkeleri hedef almasıyla şiddetlenen savaşın, bölgeye daha da yayılma tehlikesinin devam ettiğine dikkati çeken Aktürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Tüm ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki kararlı tutumumuz ve bu yöndeki çabalarımız sürmektedir. Bölgemizin huzur ve istikrarına zarar veren çatışmaların en kısa zamanda sonlandırılması temennimizdir. Öte yandan İsrail'in Lübnan'daki uluslararası hukuk ve insancıl hukukun ihlali niteliğindeki saldırılarıyla üç Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü personeli hayatını kaybetmiştir. İsrail ayrıca, Suriye'nin güneyindeki saldırılarıyla ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeye, Batı Şeria'da yasa dışı yerleşim faaliyetlerine ve Gazze'yi hedef alan saldırılarına da devam etmektedir. Uluslararası sistemin meşruiyetinin ve uluslararası hukuka olan inancın daha fazla zedelenmemesi amacıyla, başta BM olmak üzere tüm uluslararası toplumu, İsrail'in bu saldırganlıklarının önlenmesi için sorumluluk almaya bir kez daha davet ediyoruz.'

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun temaslarına ilişkin bilgi veren Aktürk, Bayraktaroğlu'nun bugün, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel'ın resmi davetlisi olarak Ankara'ya gelen Libya Kara Kuvvetleri Komutanı'nı kabul edeceğini bildirdi. 

'Konuya ilişkin suç duyurusunda bulunuldu'

Bir siyasi parti Genel Başkanı'nın, Azerbaycan'dan dönüş yolunda olan bir C-130 uçağının Kasım 2025'te düşmesiyle ilgili iddialarına ilişkin MSB'den yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

'Bir siyasi parti genel başkanı tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan ve siyasi saiklerle yapılan açıklamalar, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir dezenformasyondur. Hiçbir somut veriye dayanmayan söz konusu ifadeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi kamuoyunda yıpratmaya yönelik asılsız iddialar içermekte, yapılan resmi açıklamalar kasten çarpıtılmaktadır. Özellikle Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen ve 20 kahraman silah arkadaşımızın şehit olduğu olayla ilgili, şehit sayımızın dahi yanlış ifade edildiği vahim ve dayanaktan yoksun ifadeler art niyetli bir yaklaşımın ürünüdür. Düşen C-130 uçağımız ile ilgili olarak derhal başlatılan teknik inceleme tüm boyutlarıyla ve titizlikle yürütülmektedir. Hazırlanacak nihai rapor, ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır. Konuya ilişkin suç duyurusunda bulunulmuş ve yasal işlem başlatılmıştır. Milli güvenliğimizi ilgilendiren konularda somut delillere dayanmayan mesnetsiz iddia ve ithamlara, spekülatif ve manipülatif açıklama ve yorumlara itibar edilmemesi, yapılacak resmi açıklamaların dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.'

'Son dönemde bazı kavramların karıştırıldığı anlaşılmaktadır'

Bakanlık, Türkiye'de kurulan NATO ve NATO dışı çok uluslu Deniz Karargahları ile Adana'da kurulum aşaması devam eden Çok Uluslu Kolordu Karargahı'na ilişkin kamuoyundaki tartışmalara ilişkin şu açıklamayı yaptı:

'Son dönemde bazı basın-yayın organları ile sosyal medya mecralarında, ülkemizin NATO'ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz'de yürütülen faaliyetlere ilişkin hususlarda eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığı ve bazı kavramların karıştırıldığı anlaşılmaktadır. Öncelikle Bakanlığımız tarafından, kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesi esas alınmakta, bu kapsamda her hafta düzenli olarak basın bilgilendirme toplantısı icra edilmekte ve basın mensuplarının soruları cevaplandırılmaktadır. Savunma ve güvenlik konularında yapılan çalışmalar, ilgili makamlarla koordineli olarak yürütülmekte, süreç tamamlandıktan sonra gerekli bilgiler milli güvenliğimizi zafiyete uğratmayacak şekilde kamuoyuyla şeffaf olarak paylaşılmaktadır.'

'Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö'yü uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önledi'

Açıklamada, Türkiye'nin Karadeniz'e yönelik temel stratejisi ve bu çerçevede inisiyatif alınarak kurulan karargahlara ilişkin şu bilgilere yer verildi:

'Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi'nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır. Türkiye'nin Karadeniz'e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir.

Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz'de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz'in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir.'

'Deniz Unsur Komutanlığı Karargahı tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edildi'

Bakanlık, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu Deniz Unsur Komutanlığı'na ilişkin şunları kaydetti:

'Rusya-Ukrayna Savaşı'nın anlaşmayla sona ermesi durumunda alınacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların yürütüldüğü ve halihazırda 33 ülkenin katılma isteğini beyan ettiği Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu, NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişimdir.

Bu girişim kapsamında oluşturulan Çok Uluslu Ukrayna Kuvveti'nin (MNF-U), Fransa'da (Paris) çekirdek personel ile teşkil edilen operatif karargah üzerinden yönetilmesi planlanmaktadır. Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevi güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla ülkemiz tarafından yürütülecektir. Bu doğrultuda, 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye'nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeyi sürdürmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin ortaya koyduğu hukuki çerçevenin planlamalarda esas alınması hususlarında mutabakata varılmıştır. 

Deniz Unsur Komutanlığı Karargahı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edilmiştir. Deniz Unsur Komutanlığı'na 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır.'

Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubu'na ilişkin MSB, 'Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulmuş, NATO kuvvet yapısı dışında kalan bir girişimdir. Söz konusu görev kuvveti, 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanan mutabakatla kurulmuş ve 1 Temmuz 2024'te ilk aktivasyonu ilan edilmiştir. Temel görevi Karadeniz'de mayın arama faaliyetleri icra etmek ve kritik sualtı altyapılarının güvenliğine katkı sağlamak olan bu yapı, katılımcı ülkelerin milli mayın arama gemileriyle faaliyet göstermekte; komuta ve karargah görevi altı aylık rotasyonlarla üç ülke arasında dönüşümlü olarak yürütülmektedir. Halihazırda görev kuvveti, ülkemiz tarafından komuta edilen dokuzuncu aktivasyon periyodunu icra etmektedir' açıklamasını yaptı.

'Planları uygulayacak karargahların tesis edilmesi öngörüldü'

Bakanlık açıklamasında, 1952'de NATO'ya üye olan Türkiye'nin, İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahip olduğu, NATO komuta ve kuvvet yapısında önemli görev ve sorumluluklar üstlendiği belirtilerek, 'NATO'nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti'ne uygun olarak 2020 yılından itibaren plan ile komuta kontrol sistemlerinde; tehdidi caydırmak ve savunmaya geçişi kolaylaştırmak, NATO topraklarına karşı icra edilecek bir saldırıya karşı savunmayı güçlendirmek maksadıyla değişikliğe gidilmiştir. Stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış ve bahse konu planları uygulayacak karargahların tesis edilmesi öngörülmüştür. Bu kapsamda, 2023 yılında Çokuluslu Kolordu Karargah-Türkiye (MNC-TÜR) ve 2024 yılında Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Karadeniz kurulması faaliyetlerine başlanmıştır' ifadelerine yer verildi.

ok uluslu karargah statüsü henüz onaylanmadı'

Açıklamada, 'NATO planlarında, bölgesel bir Türk Kolordu Karargahı tarafından ülkemizin savunmasının NATO kuvvetleri ile koordinesi ve gerektiğinde görevlendirilecek olan kuvvetlerin emir ve komutasının yürütülmesi planlanmıştır. Bahse konu karargâhın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesi milli makamlar tarafından uygun görülerek MNC-TÜR kurulumu 2024 yılında NATO makamlarına bildirilmiştir. Karargah kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır ve çokuluslu karargah statüsü henüz onaylanmamıştır' denildi.

'Her iki karargahta da halihazırda sadece Türk personel görevli'

Birleşik Görev Kuvveti'ne ilişkin bilgilere de yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

'Deniz harekat alanında planların uygulanabilmesi için 2024 yılında beş adet (Atlantik, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz) Birleşik Görev Kuvveti (CTF) kurulması planlanmıştır. Karadeniz'de kurulacak CTF-Black karargahının komutası ve ev sahipliği bölgesel sahiplik ilkemiz gereğince 2028 yılına kadar ülkemiz tarafından üstlenilmiştir. 2028 yılını müteakip Karadeniz'e kıyıdaş müttefiklerin (Romanya ve Bulgaristan) yapacağı tekliflere istinaden bahse konu karargaha ev sahipliği ve komuta edecek ülke belirlenecektir. Karargah kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır. Her iki karargahta da halihazırda sadece Türk personel görevlidir. Bilgilerini paylaştığımız üç adet deniz ve bir adet kara karargahı, ülkemizin güvenlik ihtiyaçları ve Karadeniz'e yönelik politik duruşumuz ile uyumlu olarak teşkil edilmektedir. Türkiye, NATO karar mekanizmasında aktif rol üstleniyor. Türkiye, bu rolüyle geçmişte NATO'ya kuvvet tahsis eden bir ülke olmanın ötesine geçerek, bugün karar alma ve yön verme süreçlerinde aktif rol üstlenmekte, oluşturulan yapıları kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda şekillendirmektedir. 

Sonuç olarak, savunma ve güvenlik konuları, eksik bilgi ve sığ bakış açısıyla yorumlanamayacak ve günlük tartışmalara konu edilmeyecek kadar önemlidir. Bu kapsamda Bakanlığımız tarafından yapılan resmi açıklamaların takip edilmesi ve dezenformasyon içeren haber ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir.'

 

Kaynak: ANKA