Eğer siz gerçekten güzel bir iş yapıyorsanız, samimiyseniz, yaptığınız işten eminseniz; yaraları sarmak, birlik olmak, ilişkileri onarmak beyanının ardından niçin bunların teslimiyet ya da taviz olmadığını açıklama ihtiyacı hissediyorsunuz? Böyle bir izahata neden gereksinim duyuyorsunuz? Yoksa muğlak bir iş yapıp müphem bir süreç mi yürütüyorsunuz? İktidarın ve iktidar ortaklarının sürece dair yaptıkları konuşmalar, maalesef sürecin muğlaklığını ve müphemliğini gidermiyor. Hiç kimse bizden, bir elde tutulan gazlı bezle yara sarıyormuş gibi yapılırken diğer elde tutulan falçata ile faça atılan bir sürece ortak olmamızı beklemesin. Kimse bizden, bir mesele çözüme kavuşturuluyormuş gibi yapılırken diğer tüm sıkıntıları görmezden gelmemizi, konuşmamamızı ve yok saymamızı beklemesin.'
'Bahar yalnızca dağların doruklarına değil, tutuklu bulunan gazetecilere ve belediye başkanlarına da dokunsun'
Arıkan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında Hıdırellez'e ilişkin yaptığı konuşmaya da değinerek, şöyle devam etti:
'Sayın Devlet Bahçeli dün Hıdırellez'den bahsetti. Hıdırellez, tabiatın uyanışı, darlığın bitişi, duanın arşa yükselişi, umudun yeniden doğuşudur. Buradan iktidara ve iktidarın tüm ortaklarına sesleniyoruz: Hıdırellez sabahında bizim dileğimiz nettir, bahar yalnızca dağların doruklarına değil, mağduriyetlerin giderilmesini bekleyen KHK'lılara, Barış Akademisyenlerine, kayyum atanan belediyelere, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen cezaevinde tutulan Hatay milletvekili Can Atalay'a, yine Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hala cezaevinde tutulan Tayfun Kahraman'a, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş'a, işçi haklarını savunduğu için tutuklanan Mehmet Türkmen'e, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan gazetecilere ve belediye başkanlarına da dokunsun.
Şimdi tekrar söylüyoruz: Biz çözüme değil, çözümün kapalı kapılar ardında pazarlık konusu yapılmasına itiraz ediyoruz. Biz yaraların sarılmasına, ilişkilerin onarılmasına değil, sürecin muğlaklığına ve müphemliğine itiraz ediyoruz. Biz hukukun işletilmesine değil, kişiye özel formüllerle hukukun hiçe sayılmasına itiraz ediyoruz. Siz bu tavrınızla, bu yaklaşımınızla ne terörsüz bir Türkiye'yi kurabilir ne de yaşanabilir bir Türkiye'yi inşa edebilirsiniz.'
Kayyumla yönetilen şirket sayısının bin 314'e çıktığını söyleyen Arıkan, 'Sadece istisnai durumlarda başvurması gereken kayyum uygulaması Türkiye'nin yeni yönetim biçimi haline gelecek. O yüzden soruyorum, 'Bu kayyum uygulaması demokrasinin hangi statüsü içerisinde kalacak?' diye sordu.
'Türkiye'nin gündemi mutlak butlan değil, mutlak mutfaktır, mutlak yoksulluktur, mutlak adaletsizliktir'
CHP'ye yönelik mutlak butlan davasına ilişkin de konuşan Arıkan, 'Bir taraftan İmralı'ya statüyü konuşurken, ana muhalefete mutlak butlan konuşan bir iktidar tarafından ülke yönetiliyor. Adalet ve demokrasi, sizin siyasal hesaplarınıza göre şekillenecek bir aparat değildir. İktidar medyası tarafından sürekli bu mutlak butlan meselesi işleniyor. Türkiye'nin gündemi mutlak butlan değil, mutlak mutfaktır, mutlak yoksulluktur, mutlak adaletsizliktir. Siz süreci statüyle, enflasyonu TÜİK'le, aileyi RTÜK'le, siyaseti yargıyla dizayn etmeye çalışırsanız, bu millete en büyük kötülüğü yaparsınız' dedi.
Türkiyede ki doğurganlık hızının düşüşünü 'gerçek bir beka sorunu' olarak nitelendiren Arıkan, 'Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanı aile ve nüfus meselesine dair bir konuşma yaptı. Aileyi anlattı, doğum oranlarını anlattı; sebepleri, sonuçları, şikâyetleri uzun uzun anlattı. Ama onların da kabul etmesi gereken bir durum var: İkide bir çıkıp da ekonomik sıkıntıları kültürel sebeplerin arkasına saklamaktan vazgeçilmelidir. Bugün Türkiye'de aileyi tehdit eden şey; kiralar, faturalar, pazardaki fiyatlar, okul masrafları ve güvencesiz sokaklardır. Aileyi tehdit eden en büyük şey, sürekli uyaran, sürekli ikazlar yapan ama bir türlü çözüm üretmeyi beceremeyen vizyonsuz iktidardır' dedi.
'Sizlerden 'Ey' diye başlayan nutukları beklemiyoruz, 'Bu oyunu bozarız' diyerek atılacak cesur adımlar bekliyoruz'
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Küresel Sumud Filosu'nda yer alan aktivistleri selamladı. Dışişleri Bakanlığı'nın İsrail güçlerinin Küresel Sumud Filosu'na uluslararası sularda yaptığı saldırıyı 'korsanlık eylemi' olarak nitelemesini de tepki gösteren Arıkan, 'Hepimiz biliyoruz ki soykırımcı İsrail'in hukuku hiçe saymadaki cesareti, daha önceki haydutluklarının yanına kâr kalmış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu haydutluğu Dışişleri Bakanlığımızın sosyal medya hesaplarından 'korsanlık eylemi' olarak nitelendirmesi, uluslararası toplumu ortak bir tutum takınmaya davet etmesi, kolay üstünü örtbas etmekten başka bir şey değildir. Sadece olayı geçiştirmektir. Bugün burada bu son haydutluğu ciddi bir şekilde ifade etmemiz gerekir. Sizlerden 'Ey' diye başlayan nutukları beklemiyoruz, biz sizlerden, 'Bu oyunu bozarız' diyerek atılacak cesur adımlar bekliyoruz' diye konuştu.