Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve eski İhracatçılar Birliği Başkanı Zekeriya Mete, Haber500 YouTube kanalına verdiği özel röportajda ekonomi başta olmak üzere Türkiye’nin gündemindeki birçok konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Çalışan da kazanmalı, sanayici de ayakta kalmalı”
Asgari ücret tartışmalarına değinen Mete, çalışanların alım gücünün artırılması gerektiğini belirtirken, ihracat yapan sanayicinin de uluslararası rekabet gücünün korunmasının önemine dikkat çekti.
Mete, Türkiye’nin ağırlıklı olarak emek yoğun sektörlerde üretim yaptığını belirterek, asgari ücret ile döviz kuru arasında dengeli bir politika izlenmesi gerektiğini savundu. İşveren üzerindeki toplam işçilik maliyetinin maaşın çok üzerine çıktığını ifade eden Mete, uygun kur politikasıyla hem çalışanların gelirinin artırılabileceğini hem de ihracatçının rahatlayabileceğini dile getirdi.
“İhracatçı zor durumda”
İhracatçı firmaların artan maliyetler nedeniyle zorlandığını söyleyen Mete, birçok firmanın dış pazarlardaki müşterilerini kaybetmemek adına düşük kârla hatta zararına satış yaptığını öne sürdü.
Açıklanan ihracat rakamlarına da değinen Mete, mal ihracatı ile hizmet gelirlerinin birlikte değerlendirilmesinin kamuoyunda farklı bir algı oluşturduğunu savunarak, üretime dayalı ihracatın artırılması gerektiğini ifade etti.
Döviz rezervleri ve ekonomik denge vurgusu
Türkiye’nin döviz ihtiyacının yalnızca ihracattan kaynaklanmadığını belirten Mete, enerji ithalatı, döviz üzerinden yapılan sözleşmeler, dış borçlanma ve yap-işlet-devret modeli kapsamındaki yükümlülüklerin de ekonomi üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Mete, güçlü döviz rezervlerinin oluşturulmasının ve üretim odaklı ekonomi politikalarının hayata geçirilmesinin önem taşıdığını dile getirdi.
“Tek maaşla geçinmek zor”
Bugünkü ekonomik koşullarda tek maaşla bir ailenin geçinmesinin oldukça güç olduğunu ifade eden Mete, hayat pahalılığı ve kira artışlarının vatandaşın alım gücünü ciddi şekilde etkilediğini söyledi.
Göç politikalarının ekonomi üzerindeki etkilerine de değinen Mete, kontrolsüz nüfus artışının arz-talep dengesini bozduğunu savundu. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi gerektiğini belirten Mete, vergisini düzenli ödeyen işletmelerin haksız rekabetle karşı karşıya kaldığını ifade etti.
“Yabancı yatırım için önce güven”
Yabancı yatırımcıların öncelikle hukuk güvenliği ve öngörülebilir ekonomi politikalarına baktığını söyleyen Mete, geçmişte yabancı bir şirketle ortaklık görüşmesi yaptığını ancak yatırımcıların Türkiye’deki güven ortamına ilişkin endişeleri nedeniyle süreçten çekildiğini anlattı.
Türkiye’nin yeniden yabancı sermaye çekebilmesi için hukuk sisteminin güçlendirilmesi ve yatırım ortamında güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini savunan Mete, “Bir ülke hukuku kadar güçlü, hukuku kadar zengindir.” ifadelerini kullandı.
Turizm ve altyapı eleştirisi
Türkiye’nin sahip olduğu tarihi ve doğal zenginliklere rağmen turizm potansiyelini tam anlamıyla değerlendiremediğini söyleyen Mete, özellikle turizm bölgelerindeki altyapı eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini ifade etti.
Göç politikaları ve vatandaşlık tartışması
Göç politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Mete, Zafer Partisi’nin bu konuda uzun yıllardır uyarılarda bulunduğunu belirtti.
Mete, vatandaşlık uygulamaları ve göç yönetimine ilişkin eleştirilerini paylaşarak, Türkiye’nin göç politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savundu.
“Türkiye’de güven ve şeffaflık yeniden sağlanmalı”
Röportajın sonunda Türkiye’nin yeniden güçlü bir hukuk devleti anlayışıyla yönetilmesi gerektiğini ifade eden Mete, şeffaf yönetim anlayışının ekonomiye ve yatırım ortamına olumlu katkı sağlayacağını söyledi.
Zafer Partisi’nin ekonomi politikalarının üretim, ihracat, yatırım ve istihdamı birlikte desteklemeyi hedeflediğini belirten Mete, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin doğru politikalarla değerlendirilebileceğini dile getirdi.




