(TBMM) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, NATO Zirvesi'nden önce çok sayıda kişinin tutuklandığını anımsatarak, 'Cümle alem biliyor ki hiçbir suçları yok. Cümle alem biliyor ki Trump gittikten sonra, Ankara boşaldıktan sonra hepsine pardon diyip bırakacaklar. Cümle alem biliyor ki bu tutuklamanın haksız olduğuna ileride hükmedilecek. Haklı olduğuna hükmedilse cümle alem biliyor ki Anayasa Mahkemesi'ne gidildiğinde hak ihlali kararı verilecek, o vermezse AİHM verecek. Bu kadar açık ve net bir hukuksuzluk var ve gürültünün içinde kaynayıp gitmeye çalışılıyor' ifadesini kullandı.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin Grup Toplantısı'nda 'Biz Ankara'da binalardan çıkıp gidince, gittiğimiz yerlerdeki heyecanı, desteği, enerjiyi görünce, daha önce görmediğimiz bir öfkenin bir enerjiye, o enerjinin bir kararlılığa dönüştüğünü görünce zaman zaman diyoruz ki bir şeyler oluyor' dedi.
Yaklaşan NATO Zirvesi kapsamında alınan güvenlik tedbirlerine değinen Özel, yabancı liderlerin gelişi nedeniyle uygulanan önlemleri eleştirerek, 'Meclis'i, bakanlıkları, kamu kurumlarını ve sokakları kapatan bir acayip olağanüstü hal var. Bu işin bir boyutu, bir de NATO Zirvesi sırasında protesto gösterileri olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar, gözaltına alınan 225 kişi ve bunların 178'inin tutuklanması vakası var. Bunu kimse cümlede kullanıp, tweet atıp sonra da sakın normalleştirmesin' ifadelerini kullandı.
Özel, 2014 yılında TBMM'ye sunulan iç güvenlik paketini hatırlatarak, 'İki kritik başlık bulunuyordu: Bunlardan bir tanesi önleyici gözaltı, diğeri ise koruyucu gözaltıydı. Kasımda sevk edilen bu tasarı, 2015'in mart ayında kanunlaşana kadar Meclis'te günlerce tartışıldı. Komisyonda savunurlarken 'Alman hukukunda var' dediler. Açtık, Alman hukukundaki kısmı okuduk; bir kanun nasıl uygulanmalı diye Alman hukukunda kanun çıkmış ama uygulamacıya yön gösteren katalogları okuduk, tercüme ettik, getirdik. Alman hukuku diyor ki, kişi elinde bir benzin bidonu, bir çakmakla kendini yakmak üzereyken yapılabilecek gözaltıya koruyucu gözaltı denir. Süresi sınırlıdır; derhal ilk psikologların ve hakimin karşısına gidilip, somut ve haklı gerekçeler izah edilir, aksi durumda derhal sonlandırılır. Önleyici gözaltı, elinde bir silahla birlikte suç işlemeye gittiği görülen kişinin, suçu işlediğinde ortaya çıkabilecek toplumsal zarar görüldüğünde, kısa süreliğine hakime derhal izah edilene kadar yapılacak gözaltıdır. Tartışdıldı, kötü ellerde ne olabileceği konuşuldu ve ardından kanun tasarısından çıkarıldı. yasalaşmadı. Yasalaşmayan işte, geçirselerdi süre 48 saatti. Yani birinin suç işleyeceği, NATO Zirvesi'nde protesto gösterisi yapmak neyin suçudur ayrı tartışma, velev ki Türk Ceza Kanunu'nda tanımlı bir suçu işleyeceğine kesine yakın kanaat varsa, bu suçun önlenmesi için yapılacak gözaltıya önleyici gözaltı diyeceğiz ve süre maksimum 48 saat' ifadesini kullandı.
'75 YAŞINDAKİ EMEKLİ ÖĞRETMEN VE AKADEMİSYEN TUTUKLANDI'
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Bundan 10 yıl sonra buradayız, bu kanunun geçtiği değil geçmediği meclisin çatısı altındayız. Beyler gidiyorlar NATO Zirvesi'nden önce pikniğe giden TEMA gönüllülerini, gazetecileri, akademisyenleri, sivil toplum temsilcilerini tutukluyorlar. NATO Zirvesi'nde eylem yapacaklar diyor. 30-40 yıl öncesinde kalmış örgütlerin isimlerini söyleyip, bu örgütlere üyelikle suçluyorlar ve diyorlar ki 'Bunlar gelip burada eylem yapacaklar' diyorlar. Konuşulan iki isim, 75 yaşındaki emekli öğretmen Ayten Yakut'tur. Emine Hanım'ın sıfır atık projesinde yer almış. Bu sıfır atık projesinde yer alması şaşılacak büyük bir şey olarak anlatılıyor. Velev ki AK Parti'nin kadın kollarında görev almış olsun, ne fark eder? Meselenin büyüklüğü bundan çok daha vahimdir.
'CÜMLE ALEM BİLİYOR TUTUKLAMALARIN HAKSIZ OLDUĞUNA İLERİDE HÜKMEDİLECEK'
Diğer tarafta Emel Memiş, eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Alaattin Parmaksız'ın gelini, Mülkiye'de akademisyen. Büyük utanç, hocaya ayıp, öğrencilerine ayıp, aileye ayıp. Yapılan kim olursa olsun, 10 yıl önce önleyici gözaltıyı 'yanlış uygulanır' diye reddeden Meclis'te on yıl sonra bırakın önleyici gözaltıyı, önleyici tutuklama yapıyor. Cümle alem biliyor ki hiçbir suçları yok. Cümle alem biliyor ki Trump gittikten sonra, Ankara boşaldıktan sonra hepsine pardon deyip bırakacaklar. Cümle alem biliyor ki bu tutuklamanın haksız olduğuna ileride hükmedilecek. Haklı olduğuna hükmedilse cümle alem biliyor ki Anayasa Mahkemesi'ne gidildiğinde hak ihlali kararı verilecek, o vermezse AİHM verecek. Bu kadar açık ve net bir hukuksuzluk var ve gürültünün içinde kaynayıp gitmeye çalışılıyor.'
'ÖNLEYİCİ TUTUKLAMA MANTIĞI KABUL EDİLEMEZ'
Özel, 'Buradan soruyorum, Erdemliler Hareketi diye AK Parti kurulduğunda, 'yasaklarla mücadele edeceğiz' diye AK Parti kurulduğunda onu köpürtenlere soruyorum. Demokrasi diyince, vesayet diyince köşe köşe yazıp, kalıp kalıp maaşları alanlara soruyorum: Ne yapıyorsunuz? Türkiye'de böyle bir önleyici tutuklama mantığı kabul edilemez. Geldiğimiz yerde dünya liderleri gelecek diye bu kadar utanç verici bir işi yapıp, sonra da çıkıp AK Parti'nin sözcüsü konuşuyor. Ne kadar ağır hukuksuzlukların, saldırıların altında olursak olalım, kanunda olmayan işleri yapmalarına asla ve asla müsamaha göstermediğimiz gibi, hak ettiği boyutta itiraz etmek, bu işi yapan utanmazları utandırmak boynumuzun borcudur' ifadesini kullandı.
'DENİZ GÖKTAŞ, UZUN ZAMAN SONRA SİYASİ MİZAH YAPAN GENÇ BİR KARDEŞİMİZ'
Özel, şunları kaydetti:
'Kendi insanından korkan bir rejimiz. Düşünceye, fikre, espriye, şakaya tahammül edemeyen aciz bir haldeki bir rejimin tükeniş dönemini hep beraber yaşıyoruz. Komedyen Deniz Göktaş ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan, buna cesaret eden genç bir kardeşimiz. Çıkmış bir gösteri yapmış. Ben de üzerine konuşulmaya başlayınca açtım, tamamını izledim. İktidarı da eleştiriyor. Bizi de eleştiriyor. Saraçhane ile ilgili bizim mitinglerle ilgili bir kısımla da dalga geçiyor. Ekrem Başkan'ı eleştiriyor, okuduğu kitaplara dönüp gelip eleştiriyor. Şaka yapıyor. Güzel de reaksiyon alıyor. Hepimiz de güldük. O sırada Erdoğan'ı da eleştiriyor ama 'Ben onun terapistliğine talibim' diyor. 'Ama beni tutmazlar' diyor. 'Aileden para içeride kalsın diye aileden tutarlar' falan diyor. Bu kadar Erdoğan'a.
'SANATA, İFADE ÖZGÜRLÜĞNE TAHAMMÜL EDEMEYEN BİR ANLAYIŞ VAR'
Efendim, Kur'an-ı Kerim'e, inanca bilmem ne, bilmeyene söyleyeyim. Diyor ki, 'Ya 600'lü yıllarda 4'üncü kitaba son kitap' demişler. 'Çok iddialı değil mi?' diyor. Ama sonra da dönüyor diyor ki: 'Ben olsam korkarım. Daha sonra yenisi çıkar'. diyor. Sonra 'Çıkmadı' diyor. Başka da bir şey yok. Bunun üzerinden iktidara yakın kalemler hedef tahtasına aldılar gencecik bir insanı. Sonra gösteri videosunu bir gece içinde engelleyip hakkında soruşturma açtılar. Şimdi efendim yurt dışına kaçtı mı, orada mı, dönecek mi, gelecek mi, alınacak mı? Sanata saygısı olmayan, şakadan, espriden anlamayan, ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir anlayış var karşımızda. Zaman zaman yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa deyince ilgi gösteren gençlere sesleniyorum. Bir yandan da öyle bir şey var ki Tayyip Erdoğan'ı, onun rejimini, onun sertliğini, onun nobranlığını, onun yasaklarını kutsayan ve halen daha onun partisinde işte AK Gençlik. Ya gençlikle bunların bir ilgisi olabilir mi?
'NE OLDU DA MİLLETE EFENDİ, CEBERRUT OLDUNUZ'
Halen daha milleti konsere diye götürüp Tayyip Erdoğan'ı gençlere dayatan, sonra bu işi savunmaya çalışanlara söylüyorum. Ya siz bunu kendinize, kardeşinize, ailenize izah edebiliyor musunuz? Ekrem İmamoğlu'na beş katını söylemiş. Dönmüş Erdoğan'a da iki satır bir şey demiş. İki değil, 20 dese ne olur? 200 satır eleştirse bunu hoş karşılayan siyasetçinin madalyası olur bu. 1968 yılında bu memlekette İnönü'yü, Demirel'i, Türkeş'i güzellik yarışmasında gösteren karikatür yayınlanabiliyor. Bundan 65-70 yıl önce. Ya bu olana kadar Özal'ın Çankaya Köşkü'nün merdivenlerinde kendinle en çok alay eden, en ağır karikatürleri çerçeveletip sergilemişliği var. Her gün merdivenden çıkarken konutuna onlara bakarak çıkıyor. Demirel, Plastip Şov'un yılbaşı eğlencesine katılıyordu. Kendi kuklasıyla konuşuyordu. Neler neler söyleniyordu. Değil ki Erdal İnönü'nün mizaha tahammülünü ya da hakkında başbakanken bu kadar kitap yazılan, hakkında fıkralar üretilen başbakanların o kıymetli tahammülünü. Şimdi ne oluyor? Onlar da milletten oy alıp geliyordu. Siz de milletten oy aldınız, geldiniz. Ne oluyor da bu millete efendi oldunuz, ceberrut oldunuz, cellat oldunuz, başlarına bela oldunuz ya. Böyle bir şey olabilir mi?
'GÜÇLÜ LİDERİN KARİKATÜRDEN DİZİ TİTREMEZ'
Bütün gençlere sesleniyorum. Sanmayın ki böyledir. Sanmayın ki Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan ya da parti genel başkanları böyle bir dokunulmazlığı vardır. Mizah ve eleştiri karşısında kimsenin böyle bir dokunulmazlığı yoktur. Bu öz güvensizliktir. Bunlardan öncekiler bunların 50 katına tahammül ettiler. Tahammül etmeyi bırakın, takdir ettiler. Bir ülkede mizah varsa yönetende özgüven vardır. Bir ülkede eleştiri varsa o hükümette kendine güven vardır. Bugün yaşananlar acziyettir. Bugün yaşananlar bir şakadan korkmaktır. Öyle güçlü lider falan değildir. Güçlü liderin karikatürden dizi titremez. Güçlü liderin şakadan, espriden, fıkradan ödü kopmaz. Güçlü lider bunlarla güçlenir. Bunun için buradan söz veriyorum. Hani diyor ya 30 yıllık yolculuğum var benim Erdoğan'la diyor. Ben Deniz Göktaş'ın Erdoğan'la olan o 30 yıllık yolculuğunu hep birlikte sonlandıracağımıza Deniz kardeşime söz veriyorum.'
(SÜRECEK)