(İSTANBUL) - CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, 'Bu kadar orantısız zenginleşme olur mu? Bir belediye başkanının milyar dolar parası olur mu? Ya da bir bakanın, bir bakanın oğlunun yurt dışında, çeşitli offshore hesaplarında milyar dolarları olur mu? Olabilir tabii. Gidersiniz, katma değeri yüksek bir şey icat edersiniz. Ama hiçbir şey yapmadan devleti soyarak bir zenginleşme, Türkiye'yi büyük bir sıkıntıya soktu ve sokmaya da devam ediyor' dedi.
Tekin, Girişimci İş ve Fikir İnsanları Derneği (GİSİAD) Genel Başkanı Remzi Dursunkaya ve yönetim kurulu üyelerini ziyaret etti.
Tekin, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, 12 Eylül döneminde çıkarılan Siyasi Partiler Yasası'nın çöpe atılması gerektiğini belirtti.
Bu yapılmadığı sürece sorunların üstesinden gelinemeyeceğini ifade eden Tekin, '1980 öncesinde milletvekili seçimlerini, yerel başkanlık seçimlerini ve yerel yönetici seçimlerini tamamen milletin kendisi yapardı. O dönemin genel başkanlarının ve parti yöneticilerinin asla ve asla atama ya da tayin etme şansı yoktu. Çok yakın bir süreçte İngiltere'de bakanlar istifa etti, Başbakan istifa etti. Ekonomide milim bir oynama olmadı. Çünkü kurumsallaşmış bir devlet yapısına sahip. Bizim bir an önce bütün bu yaşadığımız, siyaseti kirleten ve lime lime hale getiren yapıyı değiştirmemiz gerekiyor' dedi.
'TÜRKİYE'DEKİ ZENGİNLERİMİZİN ÇOĞU İMAR ZENGİNİ'
Tekin, ülkenin çeşitli bölgelerinde, 'akla gelmeyecek kadar pahalı yapılar ve gayrimenkullerin ortaya çıktığını' söyleyerek, şöyle devam etti:
'Bu arsaların tamamı devletindi. Önce devleti organize işlerden, Türkiye'yi de bu anlayıştan kurtarmadığımız sürece bizim yoksulluktan kurtulmamız mümkün değil. O parti, bu parti diye ayırmıyorum. Ufak imar uygulamalarıyla, gerek Ankara'daki bakanlıklarda gerekse belediyelerde bir bakıyorsunuz değerleri artmış. Bizim Türkiye'deki zenginlerimizin çoğu imar zenginidir. Sizler gibi ihracat yaparak, ithalat yaparak değil, devletin taşıyla devletin kuşunu vurmak suretiyle zengin olmuşlardır. Hazine arazileri kalmadı. Ne oldu bunlar? Kime verdiniz? Kaça verdiniz?
Devlet, ihtiyaç duyduğu zaman imar uygulamasını yapar ve öyle satar. Hayır, siz imarsız satıyorsunuz. Sonra büyük rantlarla maalesef biz, orada konutları almak zorunda kalıyoruz. İkincisi, bir şehrin yüzde 70'i kaçak olur mu? Yasada kaçak yapı yapana da yaptırana da en az 5 yıl ceza öngörülüyor. Hiç duydunuz mu herhangi bir belediye başkanının kaçak yapı yaptırdığı için cezaevine girdiğini, yattığını? Bu tayinli ve atamalı sistemi ortadan kaldıracağız.
'ŞEHİRLERİN TEK ELDEN YÖNETİLMESİ LAZIM'
Şehirlerin mutlaka tek elden yönetilmesi lazım. Berlin nasıl yönetiliyorsa, Londra nasıl yönetiliyorsa, Paris nasıl yönetiliyorsa; İstanbul, Ankara ve İzmir'in de böyle yönetilmesi lazım. Bugün 7 farklı kurumun plan yapma yetkisi var. O şehirde bir bütünlük sağlayabilir misiniz? Bunun için bugün belediyelerde yapılan operasyonların hiçbirisi sağlıklı değil. Öncelikle bizim yapmamız gereken, bu seçim sistemimizi değiştirip milletimizin kendi kaderini, kendisinin tayin etmesini sağlamak.
Ranttan ve imardan büyük para kazananların çoğunun offshore hesaplarında ve dünyanın çeşitli ülkelerinde paralarının olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Unutmayın ki bir gün hepiniz paranızı alıp buraya getireceksiniz. Türkiye'den daha güvenli bir ülke yok.
'EKONOMİ DARALDIKÇA FAŞİZM YÜKSELİYOR'
Yine biraz önce arkadaşlarımız özellikle son dönemlerde Avrupa'daki seçimlerle ilgili ifade etti. Ekonomi daraldıkça, yoksulluk başladığı andan itibaren ilk tepki göçmenlere oldu. Biz de yaşadık bunu. Unutmayın, özellikle Orta Doğu'dan, Asya'dan ve başka bölgelerden gelen insanlarla ilgili sahada, sokakta vatandaşımıza mikrofon uzattığınızda ne diyordu? 'Suriyeliler var, o var, bu var' falan filan. Şimdi dünyada da yaşadığımız sıkıntı maalesef bu.
Ekonomi gittikçe daralacak. Ekonomi daraldıkça, yani yoksulluk başladığı andan itibaren faşizm her zaman yükselmiştir. Bundan kaçınamazsınız. Bugün özellikle soydaşlarımızın İngiltere'de, Almanya'da ve Fransa'da yaşamış olduğu hikayeler de bu. Şimdi Almanya'da hiç kimsenin beklemediği bir sonuca doğru gelindi. Bu temel nedenin de biraz önce anlatmış olduğum ekonomik nedenlerden kaynaklandığını ifade edeyim.
'SİYASETİN TİCARETİN HAYATINI KOLAYLAŞTIRMASI LAZIM'
Siyasetin ticaretin hayatını kolaylaştırması lazım. Ticaretle uğraşan herhangi bir sivil toplum örgütü başkanı, çok rahatlıkla bütün siyaseti eleştirebilmeli. İlk kez bu kadar kirlilikle karşı karşıyayız. Hiç fark etmiyor, yerelinden tutun genel siyasete kadar... Bu kadar orantısız zenginleşme olur mu? Bir belediye başkanının milyar dolar parası olur mu? Ya da bir bakanın, bir bakanın oğlunun yurt dışında, çeşitli offshore hesaplarında milyar dolarları olur mu? Olabilir tabii. Gidersiniz, katma değeri yüksek bir şey icat edersiniz. Ama hiçbir şey yapmadan devleti soyarak bir zenginleşme, Türkiye'yi büyük bir sıkıntıya soktu ve sokmaya da devam ediyor. Bunu ben söylemiyorum. Bankaların ve Merkez Bankası eski başkanının ifadesidir. 500 milyar dolar Türklerin parası yurt dışındaysa gerçekten çok acı verici bir şey.
Bir tarafta kendimizi vatansever, milliyetçi, muhafazakar olarak tanımlayacağız ama öbür tarafta paramızı alıp başka ülkelere götüreceğiz. Niye götürüyorsunuz kardeşim? Getirin. Burada en kazançlı ülke, şu anda Türkiye. Yani paranızla para kazanmak istiyorsanız Türkiye'nin ötesinde böyle bir para kazanamazsınız. Getirin paralarınızı, burada kazanalım. Ülkemizde yatırım yapın. Şehirlerinizde yatırım yapın.
'DOĞURGANLIK ORANI TÜRKİYE İÇİN CİDDİ BİR MESELE'
Şu anda 86 milyon nüfusumuz var. Doğurganlık oranı dip noktada şu anda. Başta Şanlıurfa olmak üzere, doğurganlık oranının yüksek olduğu 7-8 ilimiz olmasaydı, büyük olasılıkla bugün dünyanın doğurganlık oranı en düşük ülkelerinden biri durumuna gelmiş olacaktık. Öncelikle hiç gündemimizde olmayan bir uyuşturucu meselesi var ki bunun sayısının çok yüksek olduğunu bilmenizi istiyorum. 15 yıldır uğraşılıyor. Ortalama 7 milyon ile 9 milyon arasında bir kullanıcı var. Bu kaldırılabilir bir durum değil. Bu, Türkiye için aslında bir beka meselesi.
Sayın İçişleri Bakanı açıkladı; 13 ile 16 yaş arasında 196 bin çocuğumuz suça karışmış. 196 bin çocuğumuz okulda eğitimini yapması gerekirken hapishanede oturuyor. Son dört yılda 3 milyon çocuğumuz eğitimine ara vermek zorunda kalmış, ekonomik nedenlerden dolayı. Bütün bunların yeniden planlanması gerekiyor. 86 milyon olan nüfusumuz büyük olasılıkla 2063 yılında 61-63 milyon arasında düşecek. Bu, Türkiye açısından dehşet bir şey. Bütün bunlar yeniden planlanabilir. Ama bu yeniden planlamanın tek bir yolu var: Önce siyaseti arındırmamız lazım. Siyasette büyük bir sorun var.
Büyük şehirlerde büyük bir göç var. İstanbul'da da uzun süredir bu göç haritasını takip ediyoruz. İstanbul'un yoğunluğu, görüntüsü ve kirliliği nedeniyle ekonomik durumu iyi olan, zengin vatandaşlarımız yurt dışına gidiyorlar. Özellikle son beş yıla baktığımızda yurt dışına büyük bir göç var. Gerçekten çok zor durumda olan; kirasını ödeyemeyen, market parasını karşılayamayan ve çeşitli sıkıntıları bulunan vatandaşlarımızın tek çaresi var: Babasının, annesinin ya da ailesinin kaldığı köye gidiyorlar.
'GİRİŞİMCİLERİMİZE ZORLUK DEĞİL, KOLAYLIK SAĞLAYACAĞIZ'
Dördüncüsü de siyasette ranttan zenginleşenler. Ranttan zengin olunca çevrenizi, çocuğunuzu kontrol edemiyorsunuz. Doğal olarak da o konforlu yaşam göze batıyor. Onlar da bugün geldiğimiz gibi Yeşilköy'e, Bakırköy'e, Ortaköy'e, Kadıköy'e iniyorlar. Bu dengelerin düzelmesi için yapılması gereken çok basit şeyler var. Dünyanın uyguladığı yöntemi uygulayacağız ve Türk siyasetini arındıracağız. Girişimcilerimize, derneklerimize, iş dünyasına zorluk değil, kolaylık sağlayacağız.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde yatırımcı olarak gidiyorsanız her şeyi kolaylaştırıyorlar. Bizde ise her şeyi zorlaştırıyorlar. Minik bir ruhsattan başlayın, iskana kadar... Tüm bunları yeniden gözden geçirmemiz lazım ve başta siyaseti arındırmamız lazım. Devletin kurumlarını işlevsel hale getirmemiz lazım.'
'TÜRKİYE'NİN YATIRIMCILARA İHTİYACI VAR'
Gürsel Tekin, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yurt dışına giden yatırımcılara ilişkin soruyu yanıtlayan Tekin, Türkiye'nin yatırımcılara ihtiyacı olduğunu belirterek, 'Yurt dışında gerçekten çok girişimci yurttaşlarımız var. Öncelikle onları korumamız gerekiyor. Ama tabii Türkiye'yi de unutmamalıyız. Sonuç itibarıyla baba ocağı. Herkes dönecek. Türkiye'nin yatırımcılara ihtiyacı var' dedi. Türkiye'nin potansiyelinin ve dinamik yapısının yatırımlar için uygun olduğunu belirten Tekin, doğurganlık oranının da Türkiye açısından ciddi bir mesele olduğunu söyledi.




