(ANKARA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Milletimiz de 'Terörsüz Türkiye'ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz' dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şangay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'ten yurda dönüşte uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan, bir gazetecinin Türkiye'nin Sanhgay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimali olup olmadığı sorusu üzerine, teşkilat ile ilişkilerde çok yönlü dış politika anlayışının yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini bildirdi. Erdoğan, 'Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye'nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan kopuş, Batı'ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır' ifadelerini kullandı. 

'ÇOK ÇOK SAMİMİ BİR HAVADA GEÇTİ'

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeye ilişkin sorunun ardından Erdoğan, görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanlarının olduğunu ve çok verimli geçtiğini kaydetti. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye'ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı.

Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin'in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız.'

'YOLUMUZA KARDEŞLERİMİZLE BİRLİKTE DEVAM EDECEĞİZ'

Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamındaki ilk toplantının İstanbul'da yapıldığı hatırlatılarak, 'Bölgedeki bazı ülkeler bu ittifaktan fevkalade rahatsız. Geniş bir coğrafyada barışı inşa etme amacı olan bir savunma iş birliğinden neden bu kadar rahatsızlar?' sorusu üzerine, toplantının çok önemli olduğunu vurguladı. Bu ittifakın ve ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi'nin toplandığını dile getiren Erdoğan, üç ülkeden dışişleri bakanları, milli savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarının bir araya geldiğini söyledi.

Erdoğan, Türkiye'nin bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımına binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduklarını belirterek, bunların başında sekretaryanın kurulması ve işlerlik kazandırılmasının geldiğine dikkati çekti. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması gerektiğini söyleyen Erdoğan, 'Savunma sanayi, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz' dedi. 

'SÜREÇ ADIM ADIM İLERLİYOR'

Terörsüz Türkiye'nin ne kadar bir zamanda tamamlanmasının gerektiğiyle ilgili soruya yanıtında Erdoğan, 'Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. 'Terörsüz Türkiye' sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor' diye konuştu. Erdoğan, şunları kaydetti:

'Bugün geldiğimiz noktada Meclis'imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de 'Terörsüz Türkiye'ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz.'

'TERÖRÜN OLUŞTURDUĞU FAY HATLARINI YENİDEN HAREKETE GEÇİRME RİSKİ OLAN YAKLAŞIMLARI HOŞ GÖRMEYİZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Siz iç cephenin güçlendirilmesine çok önem veren bir lidersiniz. Siz önem verirken DEM Parti'den zaman zaman aykırı seslerin gelmesi 'Toplumsal bütünleşmeye hizmet etmiyor' yorumlarına yol açıyor. Bunu aşacak yeni dil nasıl inşa edilecek? Tavsiye ve çağrınız ne olabilir?' sorusu üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

'Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız, kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki, toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz.

Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz.'

'ENTEGRASYONUN SAĞLANMASINI OLUMLU DEĞERLENDİRİYORUZ'

YPG'nin fesih kararıyla ilgili değerlendirmesi sorulan Erdoğan, açıklanan karardan Suriye halkı adına memnuniyet duyduğunu kaydetti. Erdoğan, şöyle konuştu:

'Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı.'

'SURİYE'NİN İSTİKRARINA GİDEN YOL, FİTNE TOHUMLARINI TEMİZLEMEKTEN GEÇER'

Erdoğan, Washington ile Türkiye'nin yıllardır savunduğu Suriye politikası arasında bir yakınlaşma görüp görmediği sorusu üzerine, Türkiye olarak kendilerinin Suriye konusunda dün ne söyledilerse bugün de aynısını söylediklerini vurguladı. Suriye'nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söylediklerini ve neticede haklı çıktıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Gazeteci Şükran Soner için Cumhuriyet Gazetesi'nde tören düzenlendi
Gazeteci Şükran Soner için Cumhuriyet Gazetesi'nde tören düzenlendi
İçeriği Görüntüle

'Demek ki Amerika da artık Suriye'nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye'yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye'ye dost ülkeleri Suriye'nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye'deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye'nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye'nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer.'

'TÜRKİYE'NİN F-35 PROGRAMINA TEKRAR DAHİL OLMASI KONUSUNDA GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR'

'Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400'lerin üçüncü bir ülkeye devri konusunda adım atılabileceği ifade ediliyor. Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu masaya geldi mi?' sorusunu Erdoğan şu ifadelerle yanıtladı:

'Sayın Putin'le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye'nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika'daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN'dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye'nin yol haritası budur.'

'BU SORUNU ÇÖZMEMİZ LAZIM'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz'de hedef haline gelen gemiler arasında bulunan Türk gemileri hatırlatılarak, 'Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi? Ortak bir çözüm geliştirilecek mi?' soruları üzerine, yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemilerin değil, Karadeniz'deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin kendileri açısından önemli olduğunu belirtti. Erdoğan, 'Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var' ifadelerini kullandı. 

'YUNANİSTAN GİRDİĞİ BU YANLIŞ YOLDAN DÖNMELİ'

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Türkiye'nin itirazlarına rağmen bölgede planlarının değişmeyeceği yönündeki açıklaması hatırlatılan Erdoğan, eğer Yunanistan gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam ederse bundan sonraki süreçte Türkiye'nin yaklaşımının nasıl olacağı sorusuna şu yanıtı verdi:

'Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan'la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş'tan Yunanistan'a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü yoktur, ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz.'

 

 

Kaynak: ANKA