(İSTANBUL) - Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden gazeteci ve yazar, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın ilk kadın Genel Başkanı Şükran Soner için Cumhuriyet Gazetesi'nin İstanbul'daki merkezinde tören düzenlendi. Törende, meslektaşları ve sevenleri Soner'i anarken, oğlu Devrim Soner, 'Annem demokratik bir ülkede ölemedi. Bu ülkede daha özgür, daha demokratik bir ülkede yaşamayı becerirsek onu ve onun gibi insanların emekleri de anlam kazanacak' dedi.
Tedavi gördüğü hastanede vefat eden gazeteci, yazar, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın ilk kadın genel başkanı Şükran Soner için ilk tören Cumhuriyet Gazetesi'nin İstanbul'da bulunan merkezinde yapıldı.
Törende Şükran Soner için meslektaşları ve sevenleri tarafından taziye dilekleri iletildi. Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Alev Coşkun da törende yaptığı konuşmada, Soner'in Cumhuriyet Gazetesi açısından taşıdığı öneme ve gazetecilik yaşamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
'SADECE YAZILARIYLA DEĞİL, AKTİF OLARAK OLAYLARIN İÇERİSİNDEYDİ'
Coşkun, Soner'in gazetenin hafızası olduğunu belirterek, 'Gazetenin adeta hafızasıydı. Şükran Soner bir göçmen çocuğuydu, yazılarında bunu daima aksettirdi. Yugoslavya'nın emperyalistler tarafından parçalanmasını bir tarihsel gerçek olarak anlattı, ortaya koydu' dedi. Şükran Soner'in gazeteciliğinin yanı sıra emekçilerin ve işçilerin yanında yer aldığını vurgulayan Coşkun, 'İki önemli görevi Şükran'ın emekçilerin, işçilerin yanında yer almasıydı. O sadece yazılarıyla değil, aktif olarak olayların içerisindeydi' ifadelerini kullandı.
'ONU CUMHURİYET GAZETESİ İLKELERİNİN KARŞISINDA GÖREMEZSİNİZ'
Coşkun, Soner'in yaklaşık 60 yıllık gazetecilik yaşamında toplumsal gelişmeleri ve siyasi çalkantıları Cumhuriyet Gazetesi'nin ilkeleri doğrultusunda takip ettiğini belirterek, 'Şükran Soner 60 yılda toplumsal gelişmeleri, siyasi çalkantıların içerisinde Cumhuriyet Gazetesi'nin yanında yer alıyor ve daima Cumhuriyet Gazetesi'nin amaçlarını ve davasını gösteriyordu. Onu hiçbir zaman Cumhuriyet Gazetesi'nin temel ilkelerinin karşısında göremezsiniz' dedi.
Coşkun, Soner'in vefatının Cumhuriyet Gazetesi camiasında büyük üzüntü yarattığını belirterek, 'İçimiz yanıyor' dedi.
'HABERCİLİK TUTKUSUNDAN HİÇ BAHSETMEDİ'
Gazeteci Mine Esen de törende yaptığı konuşmada, Şükran Soner'in gazetecilik yaşamına ve Cumhuriyet Gazetesi'ne katkılarına değindi. Esen, Soner'in emek, insan hakları ve demokrasi mücadelesinin simge isimlerinden biri olduğunu belirterek, 'Hayat iyisi kötüsü, yaşanmışlıkları ile geride bıraktıklarımızla dolu bir hikaye. 102 yıllık Cumhuriyet Gazetesi'nin çınarlarından, emek ve insan hakları, demokrasi mücadelesinin simge ismi' dedi.
Soner'in 1950'lerden itibaren bölgesel ve ülke tarihinin yakın tanığı olduğunu ifade eden Esen, 'Balkanlardan göçen bir ailenin çocuğu olarak Türkiye'nin çalkantılı toplumsal gelişmelerinin tam göbeğinde bir eğitim hayatı oldu. Ardından gazeteciliğe ilgi duydu. 1960'ların ortalarında Cumhuriyet ile yolu kesişmişti. Cağaloğlu'ndaki binaya ayak atışından bugüne Şükran abla gerçeğin, adaletin peşinde koşmaktan, habercilik tutkusundan hiç vazgeçmedi' diye konuştu.
'GAZETEMİZİN BELLEĞİ, VİCDANI OLDU'
Soner'in meslek hayatı boyunca sahada, eylemlerde ve mahkeme salonlarında olduğunu belirten Esen, 'Sahadaydı, eylemlerdeydi, mahkeme salonlarındaydı, işçilerleydi, emekçilerin haklarının peşindeydi. Dönemin erkek ağırlıklı basın sektöründe kadın gazeteciler için örnek oldu, nice gence gazetecilik yolunu açtı' ifadelerini kullandı. Esen, Soner'in umut, direnç ve mücadeleyi hiçbir zaman yitirmediğini belirterek, 'Onun ruhuna işlemişti. Gazetemizin belleği, vicdanı oldu. Nadirlerden, İlhanlar'a, Mumculara pek çok döneme tanıklık etti' dedi.
Şükran Soner'in Cumhuriyet Gazetesi'ne bağlılığı ve sevgisinin tartışılmaz olduğunu vurgulayan Esen, 'Siyasetten ekonomiye, emek örgütlenme haklarından kadın haklarına, eğitime uzanan pek çok konuda araştırma, köşe yazıları, diziler kaleme aldı, pek çok önemli konuda haberlere imza attı. Ödüller aldı. Elbette okuyucu ile kurduğu bağ inanılmaz güçlüydü' diye konuştu.
Soner'in gazetecilik ve habercilik tutkusundan, meslek ilkelerinden taviz vermeden yaşamını sürdürdüğünü ifade eden Esen, 'Gazetecilik, habercilik tutkusuyla meslek ilkelerinden taviz vermeden onurlu yaşamını sürdürdü, eğilip bükülmedi. Bilirdi ki ne zaman ihtiyaç duysak Şükran abla yanımızdaydı. Cumhuriyet'in koruyucusuydu. Aydınlanmadan yana, Atatürk Cumhuriyeti ilkelerinin savunucusu Cumhuriyet kadını Şükran ablam... Şükran ablam, seni çok özleyeceğim' dedi.
'İŞÇİ SINIFI ŞÜKRAN ABLASINI KAYBETTİ'
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, törende yaptığı konuşmada, Şükran Soner için 'İşçi sınıfı Şükran ablasını kaybetti. Bizim için Şükran ablam her zaman umuttu, her zaman mücadeleydi, direnişti' dedi.
Çerkezoğlu, 'Şükran ablanın yaşamını burada olan olmayan herkes çok iyi bilir. Biraz önce Mine Hanım'ın da söylediği gibi hepimizin hayatında iyi ki dediğimiz insanlardandı. Yakın zamana kadar hep sık sık görüşürdük ama görüşmesek de Şükran ablanın burada olduğunu bilmek bizim için çok büyük bir güç' ifadelerini kullandı.
Şükran Soner'in eylemlerde ve mücadelelerde işçilerin yanında olduğunu belirten Çerkezoğlu, 'Şükran abla her zaman gazetesindeki köşesinden tüm eylemlerimize, mücadelelerimizde hep yanımızda oldu. Türkiye işçi sınıfının Şükran ablasıydı. Bütün yaşamı boyunca dünyayı ve ülkemizi hep emeğin penceresinden gördü ve öyle anlattı' dedi.
Çerkezoğlu, Soner'in köşesinin kendileri için önemli olduğunu belirterek, 'O efsane köşesi her zaman bize ışık tuttu. Her sabah gazeteyi elimize aldığımızda ilk okuduğumuz, ilk baktığımız satırlarda Şükran abla bu ülkenin, Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin en önemli, kritik dönemeçlerini Türkiye toplumunun hafızasına kazımış insandır' diye konuştu.
'BİZE OMUZ VERDİ, YANIMIZDA OLDU'
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar, törende yaptığı konuşmada, 'Mesleğe ilk başladığım ilk günden itibaren Şükran ablayı sendika muhabiri, emekçinin yanında olan muhabir olarak tanıdım. Ondan çok şey öğrendim' dedi. Munyar, 'En önemlisi Şükran abla mesleki tecrübesini yeni başlayanlara tepeden bir kişi olarak sergilemedi hiçbir zaman. Hep yanımızda oldu, hep destekledi. Meslek örgütleriyle çok yakın çalıştı. Son dönemleri ne kadar bizim yanımızda oldu, bize omuz verdi. Önünde saygıyla eğiliyorum' ifadelerini kullandı.
'İYİ Kİ BU DÜNYADAN ŞÜKRAN SONER GEÇTİ'
Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş, törende yaptığı konuşmada, 'Şükran Soner, Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın 74 yıllık tarihinin 60 yılına tanıklık etmiş, eğitim sekreterliği görevinde bulunmuş, başkan vekilliği yapmış, tarihimizin ilk kadın Genel Başkanı olmuş birisi. Ablamız, başkanımız olduğu kadar da ablamız, yaşayan arşivimizdi' dedi. Durmuş, 'Ne zaman sendikanın tarihine dair bir şeyi merak etsen onun kapısını çalardım. Çünkü o bilirdi. 1960 yılından günümüze kadar her zaman bilgi alabileceğimiz, her konuyu ayrıntısına kadar hatırlayan birisiydi' ifadelerini kullandı. Şükran Soner'in bütün gazetecilik hayatını işçi sınıfını takip etmekle ve onların hak ve menfaatlerini ileri taşımak için kalemini bu yönde kullanmakla geçirdiğini belirten Durmuş, 'O yüzden minnetle anıyoruz. İyi ki bu dünyadan bir Şükran Soner geçti' diye konuştu.
'ANNEM DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE ÖLEMEDİ'
Aile adına konuşan Şükran Soner'in oğlu Devrim Soner, annesinin meslektaşları ve sendikacılar tarafından anlatıldığını belirterek, şunları söyledi:
'Annemin değerli meslektaşları ve sendikacılar, annemle anısı olan insanlar az önce annemi zaten tarif etti, neler yaptığını söyledi. Biz tabii ailesi olarak onunla hep gurur duyduk. Biz de aynı ilkelerle yetiştirdi.
Tabii üzüldüğüm bir şey var: Annem demokratik bir ülkede ölemedi. Bu ülkede daha özgür daha demokratik bir ülkede yaşamayı becerirsek onu ve onun gibi insanların emekleri de anlam kazanacak.'
Şükran Soner'in cenazesi, Şişli Camisi'nde öğle namazını takiben kılınacak cenaze namazı sonrasında Eyüpsultan Mezarlığı'nda toprağa verilecek.




