Haber: Serra TAYLAN

(ELAZIĞ) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 'Terörün yol açtığı güvenlik maliyetleri ve belirsizlikler ortadan kalktıkça başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yatırım, üretim, istihdam ve girişimcilik daha güçlü biçimde gelişecektir. Uzun süredir kullanılmayan potansiyel harekete geçecektir' dedi. 

Yılmaz, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (FIRATSİFED) ev sahipliğinde düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi'nde konuştu. Yılmaz, 'Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık' temalı zirvede küresel ekonomideki gelişmeleri ve Türkiye'nin ekonomi politikalarını değerlendirdi.

Küresel ekonomide belirsizliğin kalıcı hale geldiğini belirten Yılmaz, ekonomik dayanıklılığın önemine dikkati çekti. Yılmaz, şöyle konuştu:

'Günümüzde küresel ekonomide temel soru, belirsizliğin ne zaman sona ereceğinden ziyade, ülkelerin belirsizlik altında sürdürülebilir büyümeyi nasıl sağlayacağıdır. Belirsizlik yeni normal haline geldi. İstikrarlı şekilde istikrarsızlık üreten ortamdayız. Bu nedenle ekonomik dayanıklılığı savunmacı bir yaklaşım olarak değil, dönüşümü yönetebilme, fırsatları değerlendirebilme ve uzun vadeli refah üretebilme kapasitesi olarak görüyoruz. Son yıllarda küresel ekonomi jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki değişimler, tedarik zincirlerindeki kırılmalar, enerji ve gıda arz güvenliği, iklim değişikliği ve afetler, hızlı teknolojik dönüşüm ve küresel finansal koşullardaki dalgalanmalar gibi çok sayıda riskle aynı anda karşı karşıya kalmaktadır.'

BÜYÜME VE ENFLASYON HEDEFLERİ

Türkiye ekonomisinin zorlu şartlara rağmen dayanıklılığını koruduğunu belirten Yılmaz, 'Bu çerçevede, 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılında yüzde 3,3 büyümesi beklenirken, büyümenin önümüzdeki üç yıla dair açıkladığımız Orta Vadeli Program döneminde kademeli olarak güçlenerek 2029 yılında yüzde 5 seviyesine ulaşmasını öngörüyoruz. Enflasyonun zirve 2024'teki seviyelerinden belirgin şekilde gerileyerek Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 31,5 düzeyinde olması dezenflasyon sürecindeki ilerlemeyi ortaya koymaktadır' diye konuştu.

Enflasyonun, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hedefledikleri oranın üzerinde kalsa da eşgüdüm içerisinde yürütülen para, maliye ve gelirler politikalarıyla daha önce başarıldığı gibi tek haneli seviyelere indirileceğini söyleyen Yılmaz, 'Program döneminde cari işlemler açığının milli gelire oranını yüzde 2,6'dan yüzde 1,6'ya düşürmeyi, işsizlik oranını yüzde 8,1'den yüzde 7,6'ya geriletmeyi ve yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturmayı öngörüyoruz. 2026 yılında milli gelirimizin 1,8 trilyon doları, kişi başına gelirimizin ise 20 bin doları aşmasını bekliyoruz' dedi.

OVP'DE EKONOMİK GÜVENLİK

Yılmaz, ekonomik güvenlik yaklaşımının yeni OVP'de önemli bir yer tuttuğunu belirterek, şunları kaydetti:

'Önümüzdeki dönemin en önemli kavramları arasında ekonomik güvenlik ve dayanıklılık yer almaktadır. Ekonomik dayanıklılığın üretimden ihracata, enerji ve gıdadan teknoloji ve finansa kadar ekonominin bütün alanlarında güçlenmekle mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, 2027-2029 Orta Vadeli Programı'na dâhil ettiğimiz ekonomik güvenlik yaklaşımıyla, Türkiye ekonomisini küresel risklere karşı koruyacak stratejik dönüşümü başlatıyoruz. Buradaki temel önceliğimiz, kritik alanlarda dışa bağımlılığımızı azaltmak, ekonomimizin stratejik kapasitesini güçlendirmek ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığımızı daha da tahkim etmektir.'

YEŞİL DÖNÜŞÜM VE GIDA ARZ GÜVENLİĞİ

Enerji ve yeşil dönüşümün ekonomik rekabet açısından da önem taşıdığını belirten Yılmaz, şöyle konuştu:

'Enerji dönüşümünü çevre politikasının yanı sıra bir rekabetçilik politikası olarak görüyoruz. Yeşil dönüşüm aynı zamanda cari açığımızı da azaltacak ve makro-ekonomik istikrarımızı güçlendirecektir. Düşük karbonlu üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımları önümüzdeki dönemde ülkelerin küresel değer zincirlerindeki konumunu belirleyen temel unsurlar arasında yer alacaktır. Bu yıl ülkemizde yapılacak COP31 toplantısı bu perspektifimizi ortaya koymak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Önümüzdeki dönemde de kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik girdilerin yerlileştirilmesine kadar stratejik ve öncelikli alanlarda Ar-Ge kapasitemizi ve yurt içi üretim kabiliyetimizi daha da geliştireceğiz.

Bir başka önemli atılım alanımız ise gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılık olacaktır. Tarımı ve gıda sektörünü stratejik ve modası hiç geçmeyecek bir alan olarak görüyoruz. Gıda arz güvenliğimizi önceliklendirecek ve stratejik girdilerde yerli kapasitemizi küresel şoklardan etkilenmeyecek düzeye çıkaracağız. Gıda arzını artırmayı dezenflasyon ve sosyal refah politikalarımızın da önemli bir parçası olarak görüyoruz' dedi.

İHRACATTA ÇEŞİTLİLİK

Stratejik sektörlerde üretim ve yenilik kapasitesinin artırılacağını ifade eden Yılmaz, 'Savunma sanayii, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerini artıracak, üretim ve yenilik kabiliyetimizi ülkemizin refahını daha da artıracak seviyelere taşıyacağız. Burada temel hedefimiz yalnızca daha fazla üretmek değil; daha verimli, daha yenilikçi, daha yüksek katma değerli ve daha rekabetçi üretmektir' diye konuştu.

YENİ Parti ilçe başkanlıkları ön seçimi... Çağatay Güç: iktidar hedefiyle yeni bir siyasi yürüyüş başlamıştır
YENİ Parti ilçe başkanlıkları ön seçimi... Çağatay Güç: iktidar hedefiyle yeni bir siyasi yürüyüş başlamıştır
İçeriği Görüntüle

Yılmaz, dış ticarette ürün ve pazar çeşitliliğinin artırılacağını belirterek, 'Tek bir pazara, ürüne veya tedarikçiye aşırı bağımlılığın oluşturabileceği riskleri azaltmak, ihracatımızda ürün ve pazar çeşitliliğini artırmak önümüzdeki dönemin önemli öncelikleri arasında olacaktır. Geleneksel ihracat kalemlerimizi ve mevcut pazarlarımızı güçlendirirken yeni ürünlere ve yeni pazarlara da yöneleceğiz. Ulaşımın yanı sıra enerji, dijitalleşme ve ticaret dahil çok boyutlu bir bağlantısallık perspektifi ile hareket ediyoruz. Zengezur/Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Tarihi Hicaz Demiryolu güzergahları kritik' ifadelerini kullandı.

'TERÖRSÜZ TÜRKİYE EKONOMİK POTANSİYELİ HAREKETE GEÇİRECEK'

Yılmaz, Terörsüz Türkiye hedefini yalnızca toplumsal huzur açısından değil, aynı zamanda Türkiye'nin ekonomik potansiyelini daha güçlü şekilde harekete geçirecek stratejik bir fırsat olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Yılmaz, şunları kaydetti:

'Son 40 yılda terörün ekonomimize doğrudan ve dolaylı maliyetini en az 2,3 trilyon dolar olarak hesaplıyoruz. Terörün yol açtığı güvenlik maliyetleri ve belirsizlikler ortadan kalktıkça başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yatırım, üretim, istihdam ve girişimcilik daha güçlü biçimde gelişecektir. Uzun süredir kullanılmayan potansiyel harekete geçecektir. Özellikle tarım, sanayi, turizm ve hizmetler sektörlerinde bölgelerimizin sahip olduğu potansiyelleri daha etkin şekilde değerlendirerek yerel işletmelerimizin ulusal ve küresel değer zincirlerine daha güçlü bir şekilde entegre olmasını sağlayacağız.

Yüksek katma değerli alanlara yönelik dönüşümlerin sağladığı kazanımların toplumun geniş kesimlerine yansıması, ekonomik refah artışının yanında toplumsal refah ve huzurun da güçlenmesi en temel önceliğimizdir. Bu çerçevede aile yapımızın güçlendirilmesi, demografik yapımızın korunması ve şehirlerimizin afetlere karşı daha dirençli hâle getirilmesi, en az dijital ve yeşil dönüşüm kadar önem verdiğimiz alanlar arasında yer almaktadır. Kapsamlı sosyal konut ve kiralık sosyal konut hamlemiz de bu perspektifimizi güçlendirmektedir. Türkiye, bugünün belirsizliklerini aşacak tecrübeye ve önümüzdeki dönemin fırsatlarını değerlendirecek güce sahiptir. Bu hedeflere ulaşırken iş dünyamızın sahadaki birikimini dinlemeye ve istişare içinde çalışmaya devam edeceğiz.'

Kaynak: ANKA