(ANKARA) - Eğitim-İş tarafından yapılan açıklamada, MEB'in 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yayımladığı genelgeyle öğretmen önlüğü uygulamasının zorunlu hale getirilmesine tepki gösterildi. Açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e seslenilerek, 'Öğretmenin önlüğünün cebini, yakasını, kumaşını ve boyunu belirlemeye ayırdığınız zamanı öğretmenin ve öğrencinin gerçek sorunlarına ne zaman ayıracaksınız?' diye soruldu. Ayrıca, 'Öğretmenin yakasından, cebinden, önlüğünden elinizi çekin, eğitimin gerçek sorunlarına bakın' ifadeleri kullanıldı.
Eğitim-İş Genel Merkezi, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yayımladığı genelgeyle öğretmen önlüğü uygulamasının zorunlu hale getirilmesine tepki gösterdi.
Eğitim-İş Genel Merkezi tarafından, 'Önlük dayatmasını kabul etmiyoruz, yargıya taşıyoruz' başlığıyla yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
'Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminin ağır sorunlarının ortasında öğretmenin ne giyeceğini belirlemekle meşgul. 2023 yılında 'tercih' ve 'teşvik' söylemiyle başlatılan öğretmen önlüğü uygulaması, 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yayımlanan genelgeyle artık açıkça bir zorunluluğa dönüştürülmüştür. Türkiye'de eğitimin ve eğitim emekçilerinin bunca yakıcı sorunu varken Bakanlığın önlüğün santimetresine kadar gösterdiği bu 'özen' ibretliktir. Keşke aynı titizlik öğretmen açığının kapatılmasında, kalabalık sınıfların azaltılmasında, okulların temizlik ve güvenlik sorunlarının çözülmesinde gösterilseydi. Keşke öğretmenlerin geçim sıkıntısı, barınma ve ulaşım sorunları, norm kadro mağduriyetleri, resen atamalar ve yıllardır çözülemeyen yer değiştirme sorunları için bu kadar mesai harcansaydı. Keşke öğretmenin okulda uğradığı şiddeti önlemek için önlüğün cebinin santimetresi kadar ayrıntılı bir çalışma yapılsaydı.
Öğretmen ne giyeceğini bilir; siz önce ne söylediğinizi, ne yaptığınızı bilin. Anayasa'ya, hukuka ve eğitim bilimine uyun. Önlüğün boyunu santim santim hesaplayacağınıza, elli kişilik sınıfta bir çocuğa kaç santimetrekare düştüğünü hesaplayın. 'Toplumsal hassasiyet' diyerek başta kadın öğretmenlerin kıyafetini ölçmeye kalkmayın. Öğretmenin itibarı önlükle sağlanmaz; sizin eğitime verdiğiniz zarar da önlükle örtülmez.
Üstelik Bakanlık, öğretmenlerin kılık ve kıyafetine ilişkin mevcut hukuki düzenlemelerin üzerine genelge ve kılavuzla yeni bir zorunluluk inşa etmeye çalışmaktadır. Bir idari düzenlemeyle öğretmenin tercih alanının daraltılmasını, bunun il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri eliyle takip edilmesini ve giderek bir denetim mekanizmasına dönüştürülmesini kabul etmiyoruz.
'EĞİTİM-İŞ OLARAK BU HUKUKSUZ DAYATMAYI YARGIYA TAŞIYACAĞIZ'
Eğitim-İş olarak bu hukuksuz dayatmayı yargıya taşıyacağız. Öğretmenlere önlük giyme zorunluluğu getiren düzenlemeye karşı gerekli hukuki süreci başlatacağız. Öğretmenlerimizin de açıkça bilmesini isteriz: Önümüzdeki süreçte bu uygulamanın baskıya, tutanağa, soruşturmaya ya da herhangi bir yaptırıma dönüştürülmesi hâlinde üyelerimizin yanında olacak, hukuki haklarını sonuna kadar savunacağız.'
Açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e seslenilerek, 'Öğretmenin önlüğünün cebini, yakasını, kumaşını ve boyunu belirlemeye ayırdığınız zamanı öğretmenin ve öğrencinin gerçek sorunlarına ne zaman ayıracaksınız? Öğretmenler sizden kıyafet standardı beklemiyor. Atama bekliyor, emeğinin karşılığını alacağı bir ücret bekliyor, güvenli okul bekliyor, mesleğine saygı bekliyor. Asli görevi olan eğitim öğretime yoğunlaşabileceği çalışma koşulları bekliyor. Öğretmenin yakasından, cebinden, önlüğünden elinizi çekin; eğitimin gerçek sorunlarına bakın' denildi.





