İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun Zafer Partisi ve Anahtar Parti'yi İYİ Parti çatısı altında birleşmeye davet etmesi, milliyetçi partiler arasındaki siyasi birlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Çağrıya ilişkin değerlendirmede bulunan Zafer Partisi Çayırova İlçe Başkanı Hacı Filik, siyasi tercihlerin kişilerin kendi iradesiyle şekillendiğini belirterek Türk milliyetçiliğinin herhangi bir siyasi partinin tekelinde olmadığını söyledi.

Filik, yaptığı yazılı açıklamada İYİ Parti'de hiçbir dönem siyaset yapmadığını ve bu partiye oy vermediğini ifade ederek Zafer Partisi'nde görev alan herkesin İYİ Parti'den ayrılmış kişiler olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.

Dervişoğlu'nun birleşme çağrısına yanıt

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 16 Ekim'de İstanbul'da üniversite öğrencileriyle gerçekleştirdiği buluşmada Zafer Partisi ve Anahtar Parti'ye birlik çağrısında bulunmuştu.

Dervişoğlu, iki partiyle temel konularda fikir ayrılığı bulunmaması halinde İYİ Parti çatısı altında bir araya gelinebileceğini belirterek ortak siyasi mücadele önerisini dile getirmişti.

Bu açıklamanın ardından değerlendirmede bulunan Hacı Filik, birlik çağrılarında farklı siyasi yapıların kuruluş gerekçelerinin ve mensuplarının tercihlerinin dikkate alınması gerektiğini savundu.

“Ben İYİ Parti'den ayrılmadım”

Hacı Filik, siyasi geçmişinin İYİ Parti ile ilişkilendirilmesine karşı çıkarak daha önce bu partide görev almadığını belirtti.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın İYİ Parti'nin kurucuları arasında bulunmasının, Zafer Partisi'ndeki bütün isimlerin aynı siyasi geçmişi paylaştığı anlamına gelmediğini ifade etti.

Filik, İYİ Parti'nin siyasi çizgisini kendi milliyetçilik anlayışıyla bağdaştıramadığını belirterek Zafer Partisi'ndeki tercihinin bilinçli bir siyasi karar olduğunu vurguladı.

Milliyetçilerin farklı partilerde yer almasına dikkat çekti

Açıklamasında milliyetçi siyasetin geçmişine de değinen Filik, 2015 öncesinde MHP'nin milliyetçi seçmenin önemli siyasi adreslerinden biri olduğunu, sonraki süreçte yaşanan ayrışmalarla farklı partilerin ortaya çıktığını hatırlattı.

Bu ayrışmaların milliyetçi seçmenin düşünce ve tercihlerinin tek bir partiye bağlı olduğu anlamına gelmediğini belirten Filik, hiçbir siyasi yapının Türk milliyetçilerine zorunlu bir adres gösteremeyeceğini savundu.

“Birlik çağrısının zemini karşılıklı saygı olmalı”

Hacı Filik, siyasi birlik önerilerinin farklı partilerin kimliklerine ve kuruluş iradelerine saygı temelinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Zafer Partisi'nin yalnızca başka partilerden ayrılan isimlerin oluşturduğu bir yapı olarak görülmesine itiraz eden Filik, partisinin belirli siyasi ilkeleri hayata geçirmek amacıyla kurulduğunu belirtti.

Birlik çağrısının yalnızca bir partinin çatısı altında toplanma önerisine indirgenmemesi gerektiğini savunan Filik, siyasi partilerin seçmen desteğini kendi politikaları ve çalışmalarıyla kazanması gerektiğini dile getirdi.

“Türk milliyetçiliği hiçbir partinin tekelinde değildir”

Filik, açıklamasının sonunda siyasi partilerin ülke yönetiminde savundukları ilkeleri uygulamak için bir araç olduğunu belirtti.

Türk milliyetçilerinin kendi siyasi tercihlerini özgürce yapabileceklerini ifade eden Filik, hangi siyasi partinin ülkeyi yöneteceğine seçmenlerin karar vereceğini vurguladı.

Hacı Filik'in açıklamasının tamamı

“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ HİÇBİR PARTİNİN TEKELİNDE DEĞİLDİR

Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun Zafer Partisi ve Anahtar Parti’ye yönelik İYİ Parti çatısı altında buluşma çağrısını kendi siyasi geçmişim ve düşüncelerim açısından değerlendirmek istiyorum.

Önce şunu açıkça söyleyeyim: Ben İYİ Parti’den ayrılmadım. Çünkü İYİ Parti’de hiç siyaset yapmadım, İYİ Parti’ye oy da vermedim. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın kurucuları arasında bulunması bile benim o partinin siyasi çizgisini benimsemem için yeterli olmadı. İYİ Parti’nin izlediği siyaseti, kendi Türk milliyetçiliği anlayışımla bağdaştıramadım.

Dolayısıyla bugün Zafer Partisi’nde mücadele eden herkesi “İYİ Parti’den ayrılanlar” olarak görmek, bizlerin siyasi iradesini ve tercihlerini yok saymaktır. Bir genel başkanın siyasi geçmişi, partisindeki bütün insanların siyasi geçmişi değildir.

2015 öncesinde MHP, ülkücü hareketin ve milliyetçi tabanın başlıca siyasi adresiydi. Sonraki yıllarda yaşanan ayrışmalarla farklı siyasi yapılar ortaya çıktı. Ancak bu süreçte milliyetçilerin düşünceleri, itirazları ve tercihleri herhangi bir partinin mülkiyetine geçmedi.

Bahçeli'den flaş çıkışı: Koordinatörlük İmralı'daki kişinin de hakkıdır
Bahçeli'den flaş çıkışı: Koordinatörlük İmralı'daki kişinin de hakkıdır
İçeriği Görüntüle

Bugün hiç kimse Türk milliyetçilerine tek bir siyasi adresi mecburiyet olarak gösteremez.

Sayın Dervişoğlu, siz İYİ Parti’nin milliyetçiliğini yeterli bulabilirsiniz. Ben bulmak zorunda değilim. Sizin siyasi çatınızı benimsememem, benim milliyetçiliğimi tartışmaya açmaz. Başka bir partide mücadele etmem de kişisel hırsla açıklanamaz.

Ben siyasi partiyi, ülkeyi yönetmek ve inandığımız ilkeleri hayata geçirmek için bir araç olarak görüyorum. Asıl bağlılığımız Türk milletine, Türk devletine ve onların geleceğinedir. Partilerin değeri de bu sorumluluğu ne ölçüde yerine getirdikleriyle anlaşılır.

Bizim mücadelemiz bir dava meselesidir. Bu davayı ülke yönetiminde söz sahibi kılmak, düşüncelerimizi uygulanabilir politikalara dönüştürmek için siyasi mücadele yürütüyoruz. Makamlar da teşkilatlar da parti binaları da bu amaca hizmet ettikleri ölçüde anlam taşır.

MHP’den ayrılışlara yol açan itirazları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. İnsanların doğru bildikleri fikirlerden vazgeçerek bir parti çatısında kalmalarını bekleyemezsiniz. Mevcut siyasi yapılarda düşüncelerimize uygun bir mücadele zemini bulamadığımız için, davamızı siyasi bir harekete dönüştürme iradesiyle Zafer Partisi’nin kuruluşunda bir araya geldik.

Bu nedenle Zafer Partisi’ni yalnızca başka bir partiden ayrılanların oluşturduğu bir yapı olarak görmek, kuruluş irademizi ve ortaya koyduğumuz mücadeleyi anlamamaktır.

Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar ortadayken, farklı siyasi tercihleri yalnızca ayrılık ve geri dönüş meselesine indirgemeyi doğru bulmuyorum. Birlik çağrısı yapılacaksa bunun zemini, herkesin siyasi kimliğine, emeğine ve iradesine karşılıklı saygı olmalıdır. Sürekli kendi çatısını ortak adres olarak sunan yaklaşımın, birlik kadar kendi partisini büyütme hesabı taşıyıp taşımadığını da sorgularım.

Türk milleti, kendisini yönetecek kadroyu seçme iradesine sahiptir. Türk milletinin ve Türk devletinin geleceği için doğru adımları atacağına inandığı adaya ve siyasi partiye oy verir. Türk milliyetçileri de kendi ilkelerini, beklentilerini ve ülkenin ihtiyaçlarını değerlendirerek tercihlerini özgürce yapar.

Hiçbir parti, “Ne yaparsam yapayım bana oy vermek zorundasınız” diyemez. Hiçbir siyasi geçmiş, gelecekte verilecek oyların tapusu değildir. Milletin desteği, her gün yeniden hak edilmesi gereken bir sorumluluktur.

Ben siyasi tercihimi bilerek yaptım. Zafer Partisi’nde, inandığım ilkeler için mücadele ediyorum.

Türk milliyetçiliği hiçbir partinin tekelinde değildir. Kimin milleti temsil edeceğine ve ülkeyi yöneteceğine Türk milleti karar verir.

Türk devletini Türk milleti yönetecek!”