(İSTANBUL) - CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, 'Hiç şüphesiz Fatma Nur'ların ölümlerinde canilerin parmak izleri var ama 20 yıllık iktidarları boyunca cezasızlık algılarıyla, kazanılmış hakları gasp etmeleriyle, kadınları sosyal hayattan yok etmeye çalışan bu iktidarın asıl parmak izi her bir öldürülen kadının bedeninin üzerinde. Korkuya karşı dayanışmayı, sessizliğe karşı bir arada olmayı ve karanlığa karşı aydınlık mücadelesi bizim mücadelemiz' dedi.
Bakırköy, Maltepe ve Üsküdar belediyelerince yürütülen ILO190 ile Kentte, İşte Güvence-Yerelde Uyum ve Kapasite Geliştirme Projesi'nin tanıtım toplantısı CHP İstanbul İl Başkanlığı organizasyonuyla bugün İstanbul'da gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan CHP CAO Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, şunları söyledi:
'Aslında bir kez daha bu ülkede kadın ve çocuk olmanın zor olduğu karanlık günler geçiyoruz. Hiç şüphesiz bu toplantının gündemi aslında uzun dönemdir yaşanan, her geçen gün artarak devam eden ve dün hepimizin yüreğini dağlayan, bugün belki kelimelerin bile anlamsız olduğu ama aynı zamanda bizleri öfkelendiren bir cinayetle denk geliyor olması da hiç şüphesiz tesadüf değil. İstanbul'un iki farklı kentinde, iki farklı yaşam tarzı, kültür, sosyoekonomik gelişmişliğin olmasına rağmen her iki ismi buluşturan bir cinayet oldu. Hiç şüphesiz bu ülkede kadın olmanın hayatın her alanında zorluğunu biliyoruz ama günün sonunda her birimizin bu gerçekle yüzleşiyor olması, bundan sonra yaşanmaması adına bir ders niteliğinde olmalı.
'Bu iktidar geldiği günden beri kadınların seslerine, çığlıklarına kör, sağır'
Kızıyla birlikte istismara maruz kaldığını defalarca dile getirmeye çalışan, adalet arayan, devlete sığınan, koruma talep eden, görülmek, duyulmak, korunmak isteyen Fatma Nur Çelik, maalesef bir cinayete çocuğuyla birlikte kurban gitti. Hiç şüphesiz bunun bir intiharı olmadığını çok kısa bir süre önce zaten kendisi de ifade etmişti. 'Eğer bir gün intihar ettiğimi duyarsanız kendi tercihim olmadığını' o gün aslında bizlere ifade etmişti. Biz biliyoruz ki bu iktidar geldiği günden beri kadınların seslerine, çığlıklarına kör, sağır. Ama işlerine geldiğinde bugün Silivri'de tutsak edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun kadınların özgürleşmesinde, kadınların sosyal hayatta var olabilmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan kreş hizmetiyle aslında 16 milyon İstanbullunun gönlüne taht kurarken orada asılsız iddialar olduğunda kameraların karşısında boy gösterenler, aileyi yanına alarak en yüksek perdeden ses yükseltenler ne yazık ki Fatma Nur'un çığlıklarına kulaklarını kapattılar.
'Kadınları sosyal hayattan yok etmeye çalışan iktidarın parmak izi her bir öldürülen kadının bedeninin üzerinde'
Hiç şüphesiz Fatma Nur'ların ölümlerinde canilerin parmak izleri var ama 20 yıllık iktidarları boyunca cezasızlık algılarıyla, kazanılmış hakları gasp etmeleriyle, kadınları sosyal hayattan yok etmeye çalışan bu iktidarın asıl parmak izi her bir öldürülen kadının bedeninin üzerinde. O nedenle aslında bizim mücadelemiz hani her fırsatta diyoruz ya 'Korkmuyoruz, susmuyoruz'; korkuya karşı dayanışmayı, sessizliğe karşı bir arada olmayı ve karanlığa karşı aydınlık mücadelesi bizim mücadelemiz. O nedenle de bugün yapılan bu toplantı aslında kadının hayatın her saniyesinde karşı karşıya olduğu şiddet eyleminden bağımsız değil. Çünkü çalışma hayatı dediğimiz aslında kadınların ekonomik özgürlüklerini almasıyla birlikte sosyal hayatta daha çok var olmaları, daha çok özgüvene sahip olmaları ve kendi ayaklarının üzerinde durması açısından hiç şüphesiz son derece önemli. Ama bugün ülkemizde çalışma hayatında kadınların varlığının az olması, eşit işe eşit ücret alamamaları, yaşadıkları mobbinglere, tacizlere, işlerini kaybetmemek adına göz yumuyor olmaları bu mücadelenin bireysel değil, toplumsal bir mücadeleyle ancak başarıya ulaşabileceğini bizlere gösteriyor.
'ILO 190, devlete 'önle, koru, gerekli önlemleri al' baskısı yapabilmesi anlamında, İstanbul Sözleşmesi gibi önemli'
O nedenle ILO190 önemli. Bu mücadelede hiçbir kadının yalnız olmadığını ispatlamak anlamında devlete, 'Önle, koru, gerekli önlemleri al' baskısı yapabilmesi anlamında tıpkı İstanbul Sözleşmesi'nde olduğu gibi bağlayıcılığı olduğu için ILO190'ın aslında bizler için de tıpkı İstanbul Sözleşmesi gibi önemli bir sözleşme olduğunu ifade ettirmem gerekiyor. Hiç şüphesiz evdeki şiddet, iş yerindeki şiddet hiçbirini birbirinden ayıramayız ama kadınların çalışma hayatında daha çok var olabilmeleri adına da bu adımın atılıyor olması hakikaten bizler için son derece önemli. Biz CHP olarak parti programımızı hazırlarken 'güçlü yurttaş, güvenceli gelecek' derken aslında kadınların geleceğe dair güvenceli bir iş hayatında olmasını ne kadar önemsediğimizi bir kez daha vurgulamak adına bundan yaklaşık iki buçuk yıl önce, yerel yönetimlerimizin önderliğinde ILO190'a atıf yaparak bazı politika belgesini aslında belediyelerimize gönderdik. Zaten belediye başkanlarımız eşit temsil noktasında, yönetim kademelerinin her alanında kadınların varlığını bilerek ve bunu güçlendirerek politikalarını oluşturuyorlardı ama şimdi daha ete kemiğe büründürerek bu projeyle İstanbul'dan başlayan, sonra CHP'li tüm sosyal demokrat belediyelerle hayata geçecek olan ve yapılacak ilk seçimde de iktidar olduğumuzda tüm bu başlıkları kapsayacak sözleşmeyi imzalayarak en önemli adımı hep birlikte atacağız.'




