Haber: İshak KARA
(VAN) - İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Van Şube Başkanı Yakup Ebiri, 'Bir an önce yapı stoku envanterinin oluşturulması gerekiyor. Mahallelerimizin, ilçelerimizin ve kentimizin tamamının deprem direnç durumunun ortaya konulması gerekiyor. Öncelikle mühendislerle birlikte bu değerlendirmelerin yapılması gerekiyor. Gözle görülebilecek durumda olan ve yıkılma riski taşıyan çok sayıda yapı bulunuyor' dedi.
23 Ekim 2011'de Van-Erciş ve 9 Kasım 2011'de Van-Edremit merkezli depremler bölgedeki yapı stoku nedeniyle ciddi hasara yol açmış ve çok sayıda can kaybına neden olmuş, her iki depremde toplam 644 kişi hayatını kaybetmişti. AFAD verilerine göre 4 Nisan'da 2026'da Van'ın Tuşba ilçesinde saat 08.52'de meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen 5.2 büyüklüğündeki deprem sonrası gözler bir kez daha Van'ın yapı stokuna çevrildi.
İnşaat Mühendisleri Odası Van Şubesi Genel Sekreteri Mazlum Pala, konuyla ilgili yaptığı açıklamada Van'ın yapı stokuna dikkat çekerek şöyle konuştu:
'Van aslında yapılaşma olarak eski bir şehir. 2011 depreminden sonra Van'da ciddi bir yapı stoku yenilemesi olmadı. 2011 depreminden sonraki yapılarımızın iyi olduğunu düşünüyoruz. Fakat net bir yapı stoku envanterimiz olmadığı için herhangi bir yorum yapmamız doğru değil. Elimizde sayısal bir veri yok. Ama biz şunu biliyoruz: Van'ın yüzde 85'i aslında kaçak ve 2011 öncesi yapılardan oluşuyor. Bu yapılar, 2023 depreminde gördüğümüz senaryoya göre değerlendirecek olursak çoğu yıkılmayı bekleyen yapılar. Çünkü kaçak yapılar hiçbir şekilde mühendislik hizmeti almamış, bir mühendisin elinin değmediği, hiçbir kural ve kaidenin gözetilmediği binalar. 2011'deki, 2000 yılına ait yönetmeliğe göre yapılan binalar da aslında bu binalardan çok farklı değil. Kaçak yapılardan çok bir farkı yok. Çünkü o zamanki yönetmelik şartlarımız, o zamanki kıstaslarımız da kötüydü. Onları zamanla, süreç içerisinde geliştirdik. Dolayısıyla biz Van'ın yapı stoku açısından sorunlu bir şehir olduğunu düşünüyoruz.
'Deprem konusunda bütün ülke olarak sınıfta kalmış durumdayız'
Bir mikro bölgeleme çalışması da yapılmıştı. Biz bir yapı stoku çalışması yapacaktık ama bu kayıp süreçlerinden sonra tabii o da rafa kalktı. Aslında burada siyasi olarak bakmamak gerekiyor. Bu konu hepimizi ilgilendiren, deprem hepimizi ilgilendiren esas konulardan biri. Çünkü beton altında ölmek, boğularak ölmek çok kötü bir şey. Biz bir gecede 50 bin insanı kaybedebiliyoruz. Bu, dünya istatistiklerine göre çok kötü bir rakam. Deprem konusunda bütün ülke olarak sınıfta kalmış durumdayız. Derhal bu yapı stoku envanteri analizinin yapılması gerekiyor. Bu şehrin sayısal, fiziksel ve yapısal anlamda sistematik bir şekilde analiz edilmesi gerekiyor. Bu çalışmalar halkımızın değerlerine, tarihine ve ileriki yaşamına yönelik çalışmalardır. Biz bunu yaparsak geleceğimiz daha parlak gibi görünüyor.
'Her şey güncelleniyor fakat bizim yapı stokumuz güncellenmiyor'
2011'deki deprem aslında yapılarımızı çok etkileyen bir deprem değildi. 2023 depremi ise etkili bir depremdi. Ama bakınız, bugün Şili'de, Japonya'da bu tür ülkelerde deprem olduğu zaman 3-4 insan vefat ediyor. Üstelik çok şiddetli depremler oluyor; okyanusal kıtalarda çok şiddetli depremler görüyoruz. Van'daki ya da Türkiye'deki depremler çoğunlukla aslında o kadar şiddetli depremler olmuyor. Biz daha çok karasal bir bölgede yer almamıza ve çok şiddetli depremler görmememize rağmen çok sayıda insanı kaybediyoruz. Depremlerde çok insan kaybetmemizin tek bir anlamı var: Yapı stokumuz kötü. Eğer depremde insanlar ölüyorsa, insanları kaybediyorsak, yapı stokumuz kötüdür. Bu binaların normalde yönetmeliklere göre bu depremlere karşılık vermesi gerekiyor. Yönetmelikler güncelleniyor, fikirler güncelleniyor, her şey güncelleniyor fakat bizim yapı stokumuz güncellenmiyor bu şehirde.
'Bir an önce yapı stoku envanterinin oluşturulması gerekiyor'
İMO Van Şube Başkanı Yakup Ebiri ise depremlerin kronolojisine dikkat çekerek şunları kaydetti:
'2011 yılında büyük bir Van depremi yaşadık. 70'li yıllarda yine bir Çaldıran depremi yaşadık. Ondan 80-90 yıl önce de yine büyük bir deprem yaşandı. Şimdi Van'ın deprem periyodu şöyle düşünülüyor: Kimi uzmanlar 70-80 yılda bir deprem olduğunu söylüyor, kimi uzmanlar ise bunun 35-40 yılda bir olduğunu ifade ediyor. Fay hatlarımızın bu şekilde çalıştığını söylüyorlar. Anadolu levhası ile İran levhasının birbirini sıkıştırması sonucu sürekli depremler yaşıyoruz. 2011 depreminden itibaren 35-40 yıl olduğunu varsayarsak, yaklaşık 2045 civarında bir deprem bekleniyor. Ancak geçen günlerde bazı uzmanlar ve jeoloji mühendisleri Van'da yeni bir fay hattının bulunduğunu ve bunun da yüklü bir fay hattı olduğunu ifade etti. Bu durum, 2045 civarında beklenen depremin 2035 civarına çekilmiş olabileceğini düşündürüyor. 2035'e yaklaşık 9 yılımız var. Bu süre, şehri güçlendirmek ve dirençli bir kent haline getirmek için bile yetersiz bir zamandır. Bu nedenle bir an önce yapı stoku envanterinin oluşturulması gerekiyor. Mahallelerimizin, ilçelerimizin ve kentimizin tamamının deprem direnç durumunun ortaya konulması gerekiyor. Öncelikle mühendislerle birlikte bu değerlendirmelerin yapılması gerekiyor. Gözle görülebilecek durumda olan ve yıkılma riski taşıyan çok sayıda yapı bulunuyor.
'Şehrimizin geneli depreme dirençli değil'
2011 depreminden kalma yaklaşık 8 bin bina var. Biz adeta tabutlarda yaşamaya devam ediyoruz. Bunun yanında yeni tabutlar inşa etmeye de devam ediyoruz. İpekyolu Caddesi'nin alt tarafındaki mahallelerde alüvyon zeminler üzerine 8 katlı yapılar inşa ediliyor. Bu yapılar, zemin güçlendirmesi olmadan yapılmaması gereken, statiği kaldırmayacak yapılardır. 3-4 katı kaldırabilecek zeminlere 7-8 katlı yapılar yapılmaya devam edilirse, kendi tabutlarımızı inşa etmiş oluruz. Bu konuda belediyelerin sorumluluk alması gerekiyor. Şehri büyütmek istiyorsunuz, Hatuniye ve Terzioğlu taraflarında yeni yapılar inşa etmek istiyorsunuz; bunu anlıyoruz. Ancak bu bölgelerde zemin güçlendirmesi yapılmadan, fore kazık gibi uygulamalar kullanılmadan yapılan binaların ayakta kalması mümkün değil. 3-4 katı taşıyabilecek zeminlere 7 katlı binalar yapılmaya devam ediliyor, zemin güçlendirmesi yapılmıyor. Bu yapılar depreme dayanıklı değil. Şehrimizin geneli zaten depreme dirençli değil.




